Antilla Kulesi

2 Dakika Okuma Süresi

Mimar: Perkins + Will

Binaların, diğer tekil kaynaklara kıyasla çok daha fazla karbondioksit salınımına yol açtığı öğrenildiğinden beri, pek çok “yeşil” gökdelen projesi hayata geçirildi. Aynı zamanda, şirketler yeşil binaların pazardaki değerinin yükseldiğini de gördü ve gerçekte çevreye duyarlı olmasa da, öyleymiş gibi gösterilen projeler cirit atmaya başladı. Hindistan’ın Maharaştra eyaletinin başkenti, 13 milyon kişinin yaşadığı megakent Mumbai’de bir gökdelenin, “tasarlanmış en yeşil bina” olacağı iddia ediliyor.

Binanın dört bir tarafı yeşillikle kaplı, içinde bahçeler var ve çatısı da tamamen yeşil. Ancak yeşil cephesinin ardına baktığımızda, kullanılan malzemenin ya da inşaatın “sürdürülebilir” özellikler taşıdığını söylemek zor. Perkins + Will Mimarlık projeyi henüz sitesinde yayınlamış değil, ancak bahçe dışında herhangi bir yeşil öğenin bulunmadığını söyleyebiliriz.

Antilla, başında Ambani ailesinin bulunduğu Reliance Industries Ltd. için yapılıyor. Yıllık 25 milyar dolar geliri olan şirket, petrol ve gaz arama, üretme, rafine etme ve satma işleri yapıyor. Polyester elyaf üretiminde dünyanın en büyük firması aynı zamanda.

Bina, Mumbai’deki Altamount Road’da olacak. Burası, Mumbai’nin en pahalı bölgesi, emlâk fiyatları metrekare başına 170 $’a kadar çıkıyor. Mumbai’de kilometrekare başına 30 bin nüfus düşüyor. Ancak bu bina sadece 27 katlı olacak, ki normalde bu tip bir gökdelenin en az 60 katlı olması beklenirdi. Kat sayısı düşürülerek her katın yüksek tavanlarının olması sağlanmış. 3250 metrekarelik alan ise Ambani ailesine tahsis edildi.

Sürdürülebilirlik, bugünün ihtiyaçlarını, gelecekteki nesillerin ihtiyaçlarını da düşünerek sağlamak olarak ifade ediliyor. Ancak bu fikir herkese aşılanmadığı sürece, küresel çapta sürdürülebilir bir toplum yaratmak söz konusu gibi görünmüyor. Yeşil duvarlar çok hoş görünüyor olabilir, ancak çevresel bütünlüğün sağlanması açısından daha fazlasını yapmak gerekiyor.

[youtube:https://www.youtube.com/watch?v=xP-ASxlu1eE]

Kaynak: Inhabitat
Çeviri: mimdap

5 Yorum

  1. Gürol Akın

    Arayışlar sürmeli kanaatindeyim. Gökdelen olmalı mı olmamalı mı başka bir akıl yürütme yolu. Ama varsa eğer, bir yerde kaçınılmazsa tasarımcılar da yorumlarını getirmeli.

  2. Mehmet Serçe

    Bahçelerden oluşan bir gökdelen fikri hoş bana kalırsa. Ama bu çok maliyetli birşey değil mi? Bina ekonomisi diye birşey var sonuçta. Bir tane iddia uğruna yapılır belki ama bu denli boş alanı havada taşımaya kalkışmanın hem maliyeti yüksek hem de o seviyedeki bahçelerin bakımı çok zor. Ben fikri destekliyorum ama zorluklarını da görmeliyiz.

  3. Asuman Yeşilırmak

    Kulelerin tepesinde yaşil alanlar yaratılarak sürdürüleblirlik iddiası taşıyan bu ve benzeri yapılar iki karşıt duyguyu ortaya çıkarıyor. Bir yandan binaların yalnızca cam, çelik ve betondan ibaret olmayıp, yeşil unsurları da barındırma kaygısı olumlanabilir. Ama doğanın giderek büyük oranda tüketildiği kentlerde, böyle kulelerin tepesine sıkıştırılmış sürdürülebilirlik arayışı trajik değil mi?

  4. Bekir Emel

    Evet, dünyada yeni konseptler ortaya çıktı. Sanayi devriminin çılgınlığı ve onun üretimdeki gücünü ifade eden biraz da soğuk mimari gökdelenler alanında bile değişti. Artık bir tane dünya olduğunun herkes farkında ve bu gerçeğe kendini adapte etmeye çalışıyor. Bu proje bence böyle bir arayışın gittiği yerlerden bir.

  5. Selim Bingel

    Artrık gökdelenlerde bile tek bir kutu ve cam giydirilmiş kübik geometrilerle sonuca varılmıyor. Arayış sürüyor ve hem form olarak hem de doğayla bütünleşme kaygılarıyla ilginç yapılar ortaya çıkıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir