Akron Sanat Müzesi

2 Dakika Okuma Süresi

Mimar: COOP HIMMELB(L)AU

Coop Himmelblau, bir sanat merkezinin binasından da sanat akıp gittikçe, kent sakinleri de bu binanın içine doğru akar. Ziyaretçiler, binaya, yalnızca kimi sanat eserlerini görebilmenin yanı sıra, çeşitli sanat sohbetlerinin içerisinde bulunmak, müzik ve sanat festivallerine katılmak, ya da yalnızca vakit geçirmek için gelmeliler. Bu inanç, Himmelblau’nun Akron Sanat Müzesini “Kristal”, “Galeri Kutusu”, “Çatı Bulutu” isimli üç parçaya ayırmasını sağlamış.

Kristal isimli bölüm, binanın asıl girişini oluşturmasının yanında, eski ve yeni bina arasındaki bağlantıyı kuruyor. Bu bölüm, oldukça geniş ve esnek olması açısından, sanat festivallerinde, çeşitli davet organizasyonlarında kullanılabilecek bir yapıya sahip. Kristal galerinin büyüklüğü ve yerleştiği yer, müzenin direk güneş ışığı almasını engelliyor.

Bununla beraber, binanın cephe kaplaması, doğal ışığın diğer katlara doğru yansıtılmasını sağlıyor.Kristal içerisinde, mühendis ve mimarlar, ısıtmanın ve soğutmanın mümkün kılındığı mikroklimatik bölgeler yaratmışlar. Bu farklı bölgeler, yapılan analizler ve hangi alanın ne kadar yoğun olabileceğinin tahmini, aktiflik – pasiflik durumu düşünülerek belirlenmiş. Bunlarla beraber, bölgelerin enerji ihtiyaçları hesaplanmış ve kullanımlar buna göre düzenlenmiş, böylelikle enerji kullanımı en aza indirilmiş.

Galeri Kutusu ise, içerisinde büyük birkaç kolon bulunan, her çeşit serginin düzenlenebileceği bir mekân. Mekânda, büyük sergi parçalarının yukarı katlara çıkarılabilmesini sağlayan bir de geniş asansör bulunuyor.

Günışığının içeri girmesi sağlanırken, sanat eserlerinin bu ışığı direk alabilmesi de engellenerek, bozulmamaları sağlanmış. Hem Galeri Kutusu, hem de Kristal mekânları yerden ısıtmalı ve aynı zamanda soğutmalı olarak düşünülmüş.

Çatı Bulutu ismi verilen alan, çarpıcı tasarımıyla, kentte yatay bir simge olarak yerini almış durumda.

Kaynak: Archrecord
Çeviri: mimdap

4 Yorum

  1. irfan sarısoy

    hımm unutmamişken tarihi eserin yanına farklı bir yapıda mimarinin gereği değil.Lütfen bilinçli bir kişi olarak sizler bâri böyle konuşmayın.

  2. irfan sarısoy

    azmi kardeşim atılan taşın ürkütülen kuşa değip değmediği oradaki toplumlan alakalı oranın sosyal -kültürel ve fiziksel yapısıylan alakalıdır.Bunu zaman gösterir; bu gereksinimde epeybi çaba sarfedilmiş saygı duymak gerekir.Yoksa sallama bir proje olsa uygulanamaz olur.Yalnız buradan fotoğraflara bakarak eleştirmek abesiyetlik içerir.Yayınlamaya gelince hep iyi projeler yayınlanmamalı her proje yayınlanmaya değer doğru yanlışta bir mimara fikir verir.Estetik kaygısı duyuyorsan o görecelidir.Önemli olan kompozisyondur.Uyumdur.

  3. azmi açıkdil

    Atılan taş ürkütülen kuşa deymemiş.Yani farklı olsun diye çok uğraşılmış.Müzelerde tabii ışık istenmez,önce güneşi içeri almış sonra dışarı çıkarmak için uğraşmış.Ama olmamış yayınlanacak tarafı yok.Hele bulut, güneşi kırsa ,oda şeffaf.Tarihi eserin yanına farklı yapı zaten mimarinin gereği.Aksi takdirde taklit yapı olurdu.

  4. Serap İçöz

    Tarihi yapının yanında ondan çok farklı bir dil konuşan başka bir yapı. İstanbul’da yapmaya kalksan adın çıkar dokuza inmez sekize. Cesaret falan bile değil. Anında mimarlık kadir kıymet bilmez olursun. Birde eski eserci tayfanın eline düşsen “hıyanet-i vatan” durumu bile çıkarabilirler.

    Fakat Coop Himmelblau yapmış. Yapıldığı yerde bu eserleri toplum kaldırabiliyor, olumlayabiliyor demek ki.

    Darısı bizim başımıza.

    Saygılarımla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir