Yeni Yüzyıl Üniversitesinde bir Proje III atölyesi: Fonksiyonel çözümler mimarinin neresinde?

6 Dakika Okuma Süresi

Fonksiyonel çözümler mimarinin neresinde?

Günümüz mimarlığında, yeni arayışlar artarak sürerken, zaman zaman “fonksiyon”, geçmişte kalmış, demode, “ancak formun oluşmasından sonra bir miktar ele alınabilecek” bir girdi gibi görülmekte.

Bu durum çok da yeni değil. Fonksiyonalist mimarlığa tepki duyan tüm eleştiriler bunu ortaya koydular. “Fonksiyon”, mimarlık tarihinin belki de en fazla çelişkili açıklamalarının konusu. Zaman zaman işlevsel kurgu, bazen maliyet, kimi zaman temel geometrik biçimlere uygunluk ve bu sayede uygulama kolaylığı anlamında kullanılmış. Savaş sonrasının hızlı ve çok üretim gerektiren dönemlerinde son tanımlama ile ön plana çıkmış. “Yaşam makinesi”,  “Bir fabrika gibi çalışan barınak” (Le Corbusier) gibi tanımlamalarla geçen yüzyılın uç noktalarına ulaşmış.

Günümüzde ise tersine formel arayışlar ön plana çıkıyor ve bu arayışlar bir heykel gibi tasarlanan mimarilere kadar uzanıyor. Form bir mimari meşruiyet aracı olarak fonksiyonun yerine geçmekte. Üretim modellerine endeksli mimariden günümüzün “heykellerine” kadar ulaşıyoruz. Halbuki kullanım güzelliklerinden, kolaylıklarından, yapı fiziğinin sağladığı konfor koşullarından sağlanan bir şiirselliğin varlığı da inkar edilmemeli.Bunların estetik ve anlam ile birleşmesi ile ideal bir mimariye ulaşmak mümkün.

Formel çalışmaların günümüzde en büyük destekçisi kuşkusuz bilgisayarlar.

Yakın zamanlara kadar sadece sunumda kullanılan bilgisayarlar ve teknikler artık tasarımda da etkin olmaya başladı. Formel çalışmalar, sürekli biçim değiştirerek ve büyük ölçüde bilgisayardan destek alarak gerçekleştirilmekte.


Form bir diğer taraftan sadece yeni mimari yöntemlerle tasarım alanını genişletmekle kalmamakta bilgisayar programlarının her geçen gün aşılan görselleştirme gücü ile de yeni açılımlar kazanmakta.
Böyle bir ortamda üçüncü sınıflarda proje eğitimi neleri içermelidir? Kuşkusuz bu kolay cevap verilebilecek bir soru değildir.


Biçimle ilgili sorunları bir kenara bırakarak planları çalışmak mümkün müdür? Biçim hangi aşamada ön plana çıkmalıdır? Fonksiyonel çözümler sonuçlarda benzerliklere neden olabilir mi? Tüm bu soruların cevapları 301 atölyesi kapsamında yoğun bir şekilde yıllardır irdelenmekte.

 

Bizim bu çalışmadaki hedeflerimiz:


1.Öğrencilerimize karmaşık bir programı, eğimli bir araziye yerleştirme konusunu vererek:
a.Çevre ve fonksiyonlardan yola çıkan bir tasarım metodolojisi kazanmalarını sağlamak.
b.Alan kullanım kararları vermeyi öğrenmelerini sağlamak.
c.Taşıyıcı sistemlerle ilgili temel sorunları çözmeyi denemelerini sağlamak.
d.Bir mimari eleman olarak cephenin nasıl çalışılması gerektiğini göstermek.
e.Farklı eğimleri projenin çözümlenmesinde kullanmayı öğretmek.
f.Mimari çizime yönelik bilgisayar programlarını kullanarak büyük çaplı bir projeye hakim olmalarını sağlamak.
g.Topoğrafya ve çevreye uyumdan yola çıkarak proje yapmayı göstermek.

 

Bu atölyede, bu aşamadan sonra ağırlık daha güncel bir alana taşınmakta, biçimsel kurgu yöntemleri ön plana çıkartılmaktadır.

Tüm bu aşamalardan sonra kalan eğitimin son iki projesinde öncelik öğrencilerin bilgilerinin, becerilerinin, görgülerinin, metotlarının bir sentez içinde pekiştirilmesine ayrılmakta. Böylece birinci sınıflardan sonuncu sınıfa kadar, konuşulmuş tartışılmış kararlaştırılmış bir eğitim programını koordoneli olarak uygulamak mümkün olmaktadır. (Öğrencilerimiz, birinci sınıftan sonuncu sınıfa kadar 8 mimari proje, 2 temel tasarım (parametrik yöntemlerle) projesi, 2 yapı projesi, 2 şehircilik projesi, 2 rölöve projesi yapmaktadır.) Bilgisayar programlarının okulun temel eğitim politikası içinde yer aldıklarını da söylemeye bile gerek yok.

Bu atölyeye özgü olan ise öğrencilerden çeşitli olasılıkları kil gibi plastik bir malzeme ile irdelemelerini istemektı. Her öğrenci yirmişer farklı alternatiften oluşan bir albüm hazırladı ve nihai önerisini onların arasından seçti. Bir başka özgünlük ise öğrencilerden cephe etüdleri yapmalarını istememizdi. Ülkemizde, mimarlar tarafından alüminyum cephe firmalarına bırakılan bu alanı tanımalarını istedik. Tabi ki yine yirmişer alternatifle.

Burada yer alan projeler sınıfımızda farklı notlarla değerlendirilen projelerdir.

Eleştirisel görüşleriniz çalışmalarımızı zenginleştirecektir.

Doç.Dr. Fikret Evci

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı.

Öğrenci Çalışmaları

 

Şeyma Şimşek

Projenin videosu için tıklayınız.

 

 

 

 

 

 

Kübra Serdaroğlu

Projenin videosu için tıklayınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cihan Şakar

 

 

 

 

 

 

 

 

Ceren Poyraz

 Projenin videosu için tıklayınız

 

 

 

 

 

Beyza Gökgül

Projenin videosu için tıklayınız

 

 

 

Aydan Çelebi

 

 

Aybüke Fazlıoğlu

 

 

 

 

Ali Çavuş

Projenin videosu için tıklayınız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çağrı Parlak

Projenin videosu için tıklayınız

 

Engin Köçek

 

 

Faruk Ay

 

 

 

 

Hacı Baylan

 

 

 

 

 

 

 

Hazal Korkmaz

 Projenin videosu için tıklayınız

 

 

 

 

 

 

 

İbrahim Özteker

 

 

 

 

 

 

İhsan Ediz Öncül

Projenin videosu için tıklayınız

 

 

 

 

 

Mahmut Kaldırım

Projenin videosu için tıklayınız

 

 

 

 

Melis Tuştaş

Projenin videosu için tıklayınız

Projenin diğer videosu için tıklayınız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mert Ziya Kadıoğlu

Projenin videosu için tıklayınız

 

 

Merve Korkut

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sefa Aral

 

Projenin videosu için tıklayınız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevcan Sabancı

 

 Projenin videosu için tıklayınız

 

 

 

 

Umut Hizmetçi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

7 Yorum

  1. Ali uzun

    fonksiyon küçümsenemez estetik de, estetik fonksiyonun da kalitesidir…

  2. Ali Kurtulmuş.

    Ayrıca meydana, geçide, kent merdivenlerine, sokaklara da hasret kalmışız. Bizim Ataşehir’de dairemin altında spor salnou var ama sokak, yaya kaldırımı bile yok doğru dürüst, karşımızdaki Migrosa bile arabayla gidilebililyor ancak.

  3. Anonim

    60’lı yıllarda araziye yayılan yapıları çokça yaptık. Özellikle biz DGSA’lılar, rahmetlilerin de etkisiyle spekülasyonu olmayan bir mimari üretimin -bu söz şimdi bana şu şarkıyı hatırlattı: “sevmek içimde bir ok her şey bana yabancı. Hayat öyle bir han ki acı içimde hancı. Sevmek korkulu rüya yalnızlık büyük acı. Hangi kapıyı çalsam karşımda buruk acı”durumlarındayız- ürünüydü. Bunu kaybettik. Bir düşünün İMÇ şimdi yapılsa, Sedat Hakkı’nın SSK’sı şimdi tasarlansa kimbilir nasıl bir heyüla olurdu. Onun için hem bu sayfalardakileri spekülasyonsuz, derin kazısız, istinat duvarsız, m2 hesapsız bir mimarinin ürünleri olarak sempati ile karşılıyorum. Sağolun.

  4. Anonim

    Yine de tebrikler çünkü gözümün önüne …. oğlu inşaat geldi vicdan azabı duydum. Onlardan çok daha ölçekli, akıllı uslular. Heyecanlarını biraz fazla saklanmış gizlenmiş buldum.

  5. Anonim

    Çok katılar biraz esneklik ama şimdi yapılanlar gibi cıvık olmasın.

  6. Nalih İbrahim Özüpek

    Anladığım kadarıyla siz bu projeleri tamamen fonksiyon, arazi kotlarının kullanımı, az katlı yaygın yapılar olarak tasarlatmışsınız. Benim neslim bu tür projelerle yetişti. Rahmetli Sadat Hakkı “kuzum derdi, bu binayı alt meydana yerleştirin, üst meydandan da sokağa kapı açın, şunu az kenara çekin ortada avlu olsun.” derdi. RAhmetliden tek anladığımız her yere cumba yapmak oldu Türk evi yapıyoruz diye. Mimarinin orta yer e bina dikmek olmadığını anlamışsınız. O üstümüze üstümüze gelen binalardan sonra en kötü hatanızı bile hoş görebilirim. Ama yine de bana çok güvenmeyin. Günümüz üstümüze üstümezi gelen heyülalar dönemi.
    Çabalarınıza elelrinize sağlık.

  7. Aziz Köylüoğlu

    Yere yakın binalara hasret kalmışız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir