Yeni Yüzyıl Üniversitesinde 1.Sınıflarda Tasarım Stüdyosu çalışmaları

8 Dakika Okuma Süresi

 Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mimarlık Bölümü 1. Sınıf Tasarım Stüdyosu Çalışmaları  Ali Dur

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mimarlık Bölümü birinci sınıf öğrencilerinin Tasarım Stüdyosu çalışmaları okul mekanına yayılan bir sergi ile sonlandı. Dersin yürütücüleri olan Mimar Defne Önen, Eylem Erdinç ve Ali Dur tarafından güz dönemi daha çok ‘mimarlık dışı’ konu ve alanlar üzerinden mimarlıkla tanışma ve dolaylı olarak mimarlık ve de dünya hakkında bir tartışma ortamı olarak planlamıştır.

Mimarlık, bir üretim disiplini olmasından önce düşünsel bir metot ve merak modeli olarak, dünyada veya öğrencinin kendi ilgi daracığında var olan kavramlar ve durumlar hakkında bir ‘anlama/araştırma’ pratiği olarak tanıtılmıştır. Lise eğitimi sonrasında yabancı topraklara ayak basan taze bir zihinde kişisel bir mimarlık ilgisi oluşturmak için herkesin ilgi alanları üzerinden her hafta tazelenen  ve yuvarlak masada paylaşılan konulardan oluşan bir kişisel bir araştırma ajandası oluşturulmuştur. Aynı ajandadan oluşan klasörün içinde yer alan, öğrencinin kendi araştırdığı ve derste bahsettiği kavramlar, bulduğu örnekler, üretilen çizimler, kolajlar, maket fotoğrafları ile tüm dönem çalışmaların da dokümantasyonu yapılmış ve bir albüm formatında süreç ilişkilendirilmiştir.

 

Bunun haricinde ise mimarlığı, mekanı ve ilişkili kavramları tartışmak ve anlamak için kullanılan tema ise “Su” olarak seçilmiş, öğrencilerin su hakkındaki kendi okumaları, su ile çalışan mühendislik sistemlerinden su ile çalışan sanatçılara, su yapılarından suyun edebiyattaki yerine kadar genişletilmiş araştırmalar, yazılan metinler ve fiziksel maket üretimleri (su-kara kesitleri) ile süreç devam etmiştir. Burada bir yöntem olarak, kavramların ortaya atılarak değil de durumların ve örneklerin üzerinden çıkarılıp, en etkin anlama metotlarından olan ‘aynı şeyin başka yerde aranması’ ile potansiyellerinin kullanıldığı  bir model izlemiştir. Dönem sonu ise halihazır su (deniz) ile kesitte değişken ancak problemli ilişkiler kuran Samatya bölgesinde küçük metrekareli  ve karma programlı  yapı çalışmaları ile tamamlanmıştır.

 

İkinci dönem stüdyosunun ilk kısmında, öğrenciler için özetle bir ‘mekan merakı ve mekan araştırması’ çalışması öngörülmüştür. Dönemin yürütücüleri olan Önen ve Dur’a göre de mimarlar bir anlamda (yeni) mekana ‘açtır’ ve dolayısı ile bunun araştırması için fena halde iştahlıdır; bu araştırma için yanıp tutuşur. Velhasıl mekanı oluşturan ve oluşturacak ögeleri anlamanın en iyi yolunun gözlem ve ardından şahsi bir kullanım olduğunu öngören “Mekan/Mekanizma” projesi, kendine yer olarak üniversite yerleşkesinin komşu olduğu ve İstanbul’daki en eski örneklerden olan Cevizlibağ Oto Sanayii bölgesini seçmiştir. Zihinlerdeki alışılmış mekan çözümleri ve ölçek ilişkilerinden farklı durumların geziler ile bireysel olarak belgelendiği süreç, belgelenenlerin hiç soğutulmadan direkt kullanıldığı, adeta taze bir rüyayı tüm olası deformasyona rağmen hatırlamaya çalışırcasına yapılan kolaj mekan maketleri ile devam etmiştir. Burada önerilen metot, ödünç alınan ve incelenen mekansal ögeleri anlamanın en iyi yolunun onları kendi başına dönüştürücü bir potansiyeli olan maketler içerisinde kullanmaktır.

 

Sanayiinin diğer bir aktörü olan sistemler, aletler ve makinalar da (mekanizmalar) benzer şekilde hareket paternlerini anlamak üzere belgelenmiş, öğrencinin zihninden tekrar çizilmiş ve daha sonradan çalışma prensipleri ise sıfırdan icat edilen ‘mekanik maketler’ ve animasyonlar ile yeniden üretilerek içselleştirilmiştir. Proje, bu iki yeniden üretilen ürünlerin (mekan ve mekanizma)  bir araya getirilmesi, teorik ve tasarım mecralarında ‘çakıştırılması’ ile (superpose asetat çıktı ve çizimler, fotomontajlar, superpose animasyonlar, plan/kesit montajları) daha da yeni mekanların keşfedildiği ve daha da önemlisi yeni mekan üretme yollarının araştırıldığı final maketleri ile sonlanmıştır. Metot olarak kullanılanlar tasarım ile öğrenme/anlama (research by design), içerik ve mecrada çakıştırma (superpose) ve kontrast (sabit mekan ile hareketli mekanizma, cizim ile animasyon vb.) ve de farklı mecralar arası ‘sürüklenen’ üretimdir (maket, maket fotoğrafı, çizim, çizimden animasyon, animasyon superpose’si vb.).

 

Bahar dönemi ise geçtiğimiz senenin Tasarım Stüdyosunda da yer verilen 1/1 ölçekte parametrik strüktür çalışması ile tamamlanmıştır. Geçen seneden farklı olarak, sistematik vücut hareketlerinin incelendiği otonom formlardan ziyade üretilen strüktürlerin olası duyusal performansları ve bulundukları mekanla ilişkileri de bir tasarım girdisi olarak dikkate alınmıştır. Bu çalışmanın başlangıcı ise gene ‘mekan yapmaya’ (making of space) ait bir araştırma ve genel anlamda bir ‘anlama’ egzersizi olarak planlanmıştır. Bir önceki Mekan/Mekanizma çalışmasından farklı olarak, sabit ve hareketli arkitektonik (döşeme, duvar, boşluk, rampa, makina vb.) ve nazaran ‘katı’ malzemelerin aksine bu sefer mekanı oluşturan ve mevcut mekanlarla ilişkimizi düzenleyen ‘duyusal ve zihinsel’ malzemelere dikkat çekilmiştir.

 

Genel anlamda algı ve duyuların mekan deneyiminde ve olası üretiminde malzeme olarak kullanılması ile ilgili olarak, bu konuda çalışmalar yapan performans ve yerleştirme sanatçılarının işleri, mekanın duyusal boyutları ve hafıza ile ilgili yazılan kısa metinler, mekana ait ‘arada’ ve psikolojik bir katmandan bahseden Durumcular ve sübjektif haritalama çalışmaları gibi örnekler irdelenmiştir. Daha sonra Eminönü – Karaköy – Şişhane hattı üzerinde dağınık bir rota ve kaybolma bölgelerinde yapılan geziler ile farklı duyusal (optik, ses, doku, koku) ve psikolojik katmanların (sürpriz, merak, oyun, tekrar, derinlik vb.) bizzat yerinde, çizerek, hakkında konuşarak ve sürekli hareket ile değişen durumlar üzerinden anlaşılmasına çalışılmıştır. Asıl olarak incelenen bu bölgelerin kendisi ve karakteri değil, bölgenin kendi içerisinde çok duyulu, çok katmanlı ve değişken yapısı üzerinden bu duyusal ve psikolojik katmanların kendisidir; Karaköy – Eminönü üzerinden sözü edilen durumlar öğrenilmeye çalışılmıştır. Bu süreç grupların kendi inceledikleri organlar (zihin/kalp, göz, burun, ten, kulak) hakkında topladıkları üzerinden yapılan 2 ve 3 boyutlu haritalamalar ile sonlanmış; örnek olarak optik veya psikolojik etmenler, ilgili mekânsal durumlar üzerinden tartışılmış ve mekan yapmak için malzeme olarak ortaya konmuştur.

Toplanan ve bizzat kişisel deneyim ve de yorumlama (haritalamalar, tartışmalar) ile öğrenilen bu malzemeler ve durumlar üzerinden, nazaran dokusuz, renksiz, hissiz ve ‘steril’ diyebileceğimiz bir mekansal duruma sahip olan üniversite yapısına yönelik bir takım öneriler geliştirilmiştir. Optik, ses, doku, algı-mekan, koku grupları öğrendikleri malzemeleri ve durumları okulun farklı bölgelerine birer müdahale yapmak ve okul mekanı kurulan ilişkilerde yeni durumlar oluşturmak için kullanmıştır. Bu süreçte öncelikle seçilen mekanın ölçekli maketleri üzerinde daha soyut görüntüler oluşturan yerleştirme önerileri ve bir yandan da eşzamanlı olarak süren parametrik birimlerin bilgisinin maketler ile oluşturulması denenmiştir. Bu bilgiler oluşturulurken otonom bir form araştırmasının yanına, bir anlamda işlev araştırması diyebileceğimiz bir girdi, arzulanan performans/duyu durumunun oluşturulması amacıyla eklenmiştir. Süreç sonunda 1/1 ölçekli birimlerin ve bağlantı detaylarının denenmesi ile tüm öneriler yerine yerleştirilmiştir. Öngörülen genel sistemin çözümünden parça tasarımına giden surece alternatif olarak gruplar bazı örneklerde daha hibrit, sistematik ile manuel olanın iç içe geçtiği, parçadan bütüne gidilen ve yerinde inşa edilip oluşan adapte strüktürler üretmişlerdir. Bu durum, sürecin alternatif hallerinin görülmesi ve oluşan sürpriz çeşitlilik haricinde tüm gruplar için farklı üretim süreçlerinin sonuçlarının değerlendirilmesi açısından son derece olumlu olmuştur.

Üretilen strüktürler bizzat yerinde yarattıkları mekânsal durum ile deneyimlenebilir halde sergilenmektedir. Bunun haricinde sürece ait haritalamalar, ölçekli maketler ve erken denemeler de, ders yürütücülerinin daveti ile gerçeklesen ve İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri  Doç. Dr. Fatma Erkök ve Doç. Dr. Pelin Dursun, Ressam Antonio Cosentino, Mimarlık tarihçisi Gökhan Karakuş, İstanbul Teknik Üniversitesi mimarlık bölümü öğrencileri Egemen Nardereli, Mert Kocaman ve Yeni Yuzyil Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fikret Evci’den oluşan bir jüri ile değerlendirilmiştir. Strüktürler Yeni Yüzyıl Üniversitesi Azmi Ofluoğlu Yerleşkesi içerisinde farklı kat ve mekanlarda görülebilir.

Yayına hazırlayan: Ali Dur

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir