Prof.Dr. Şengül Öymen Gür, Öğr.Gör. Yılmaz Kuyumcu Atölyesi Beykent Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Proje 301 – 2013

6 Dakika Okuma Süresi

DİSİPLİNSİZ LİSE

Prof. Dr. Şengül Öymen Gür, Beykent Üniversitesi

Öğr. Gör. Yılmaz Kuyumcu, Beykent Üniversitesi

 

 

 

GİRİŞ

Gençliğimizin Habraken’i (Questions That Will Not Go Away: Some Remarks On Long-Term Trends in Architecture And Their Impact on Architectural Education, 2006) şöyle demiş:

 “İyi mimarlık… akan suyun ortasında bir kaya gibidir. Bildiğimiz çevre işte bu akan sudur ve zaman içinde uyum yoluyla değişmesi, varlığını sürdürmesi için şarttır.”

 Taş ile su arasında kurulan mecazda “uyum yoluyla değişimin” şart olduğu anlaşılıyor, ama Habraken’e eklemeliyiz ki bu denge iki yanlı özverilerle sağlanmak zorundadır: Su kıvrılır yolunu bulur; taş aşınır yerine yakışır.

TAŞ AŞINIR

Lise binası tasarım konusunu daha önce plaj tasarlamış olan çok deneyimsiz bir gruba verdik. Henüz temel işlevler, bunların standartları, strüktür sistemi ve hatta yapı elemanları konusunda bile birikmiş bilgileri yoktu-eğitimin plansız aktığı kurumlarda böyle durumlarla karşılaşılabiliyor- dolayısıyla, önce geleneksel lise tipolojileri çalıştırmakla işe koyulduk. Program üzerinden giderek istenen mekân büyüklüklerini modüler eşgüdüm yoluyla elde edilmiş karton parçacıklarıyla sağladık. Öğrenciler stüdyoda bireysel olarak okul işlevlerini çözümleyerek bu kartonlardan farklı tipolojileri tasarlamaya çalıştılar (Şekil 1, 2).

 

 

Öğrencilerimiz stüdyoda yaptırdığımız bu çalışmaları daha sonra ev ödevi olarak hazırlayıp sundular (Tablo 1, 2).

 Tablo 1. Öğrencilerin yaptığı Tipoloji Çalışmalarına Örnek-Öğrenci A. Oğuz Kablan

Bu arada her zamanki gibi, bir örnek çalışmanın sentaktik ve semantik analizini yine ödev olarak yaptırdık. Sentaktik ve semantik analizin yolları ve önemi Türkçe literatürde mevcuttur (Gür Ş. Ö. , “Mimaride Bilgi Toplama”,  Mimari Güncellemeler, Şengül Öymen Gür, Der. Nobel, Ankara, 2014). Stüdyoyu bu iyice incelenmiş 78 adet örnekle donatarak öğrenciler arası bilgi paylaşımını sağladık (Şekil 3-5).

Bu aşamadan sonra söz konusu yarıyıl öğrencilerinden, verilen bağlamda görmek istedikleri imgenin ilk etütlerini getirmelerini istedik. Ancak, okul kavramı üzerinde yeterince tartışmadan öğrencilerin öğrendikleri tipolojiler arasından seçim yapmaya başladıkları gördük. Çok önemsediğimiz bir tartışmanın gündeme getirilmesi şart oldu.

TAŞ

Geleneksel olarak okul bir disiplin ve içselleştirme kurumudur. Okul siyasi erkin dini erki de arkasına alarak kültürel, sosyal, davranışsal değerleri gelecek nesillere aktardığı yerdir. Foucault (Discipline and Punish, The Birth of Prison, Londra: Vintage Books, 1995-ölümünden sonraki baskı) disipline etmek amaçlı tasarlanan kurumsal binaların 9 önemli karakteristiğinin mekân örgütlenmesinde temel kavramlar olduğundan sözle;

 

1. Hücresel ve parçalara ayrılmış mekânlar

2.Aynı mekânın birkaç farklı biçimde kullanılması

3.Mekânlar içinde değiştirilebilen ögeler bulunması

4. Bir rütbe sanatı olarak disiplin-mekânın hiyerarşik örgütlenmesi (yazarların notu)

5. Panoptisizm: Disiplin teknolojisi modelinin mekân örgütlenmesinde benimsenmesi

6. Otoritenin bireyi denetim işlevinin sağlanması

7.Gücün maskelenmesi (dikkatli, dıştan anlaşılmayan, az tepki uyandıran otorite)

8. Cezanın bedenden ruha kaydırılması-özgürlüğü kısıtlayarak ruhsal taciz uygulamayı seçmek (yazarların notu)

9. Disiplin: ayrıntının siyasal anatomisi-küçük ayrıntılarla belli etmeden baskı uygulamak, örneğin sınıf kapılarındaki camlar, vb.  (yazarların notu)

 gibi kavramları öne sürer ve ikna edici bir biçimde tanımlar.

Ülkemizde okulların hemen hepsinde bu maddelerin neredeyse hepsi uygulanmış ve uygulanmaktadır. Biz ise okulun temel işlevlerini tanımlayıp fiziksel ve ruhsal konfor açısından altına düşülmemesi gereken standartlar üzerinde tartıştıktan sonra, disiplinsiz okul kavramını öğrencilerle gündeme getirdik.

Disiplinsiz okul yukarıda sayılanların hiç birini ana tema olarak almaması gereken, özgür kullanıma açık, sosyalleşme mekânları olan, doğayla bütünleşen bir tür “Emil Okulu” idi. Mutlaka bir analoji yoluyla anlatmak gerekiyorsa belki Günther Behnisch’in Almanya’da tasarladığı okullara benzetilebilirdi (Şekil 6).

Doğal olarak geniş programlı bir lise projesinde Behnisch’in anaokulu ve ilkokullarda gerçekleştirdiği kasıtlı disiplinsizliği sağlamak zordu. Bize kullanışlı AMA özgür biçimler gerekliydi… Okul kavramı özgür mekânsal örgütleme ilkeleriyle dönüşmeliydi!


TAŞ NASIL AŞINIR?

Taş sayısız yolla aşınabilirdi… Ama Modern hazine en güçlü araçların bulunduğu yer değil miydi? Öyle olduğu savunulmuştu ve başarısı da görülmüştü (Erbay, M., Zorlu, T., ve Diğ., Resimden Mekana: Kandinsky, Nobel, Ankara, 2013).

 

Çocuklarımızdan stüdyoya getirebildikleri kadar zengin sayıda malzeme getirmelerini istedik. Prof. Lütfi Zeren bunu öğrencilerden istediğinde öğrenciler evden kumaşlar, naylon çorap, nalbur ve zücaciyeden türlü şeyler getirirlerdi. Gençlerimiz önce kendilerini liselerde disipline etmişlerdi! Alışkanlık işte! Bilindik malzemelerle yetindiler. Bizi bu nokta bile çok düşündürdü…

Biçimin özgürlüğünü ve farklı bireşimler içinde tekrarlanabilir olduğunu Kandinsky öğretmişti. Onlara Kandinsky anlattık, resimlerini tanıttık ve onun eserleri arasından seçim yaparak bir okul maketi yapmalarını istedik. Taş aşındı (Resim 1-28).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Taşı aşındırmanın türlü yolları olabilirdi. Vardır da! Biz bu dönem bunu seçtik.

Doğruyu söylemek gerekirse, yer, işlev ve yapı gibi kavramlar şu mimaride olmasaydı projelerimiz çok daha güzel çıkacaktı. Artık bunlar gibi “banal” şeyleri öğretmekle zaman kaybetmeyen mimari proje hocaları da var. Ama biz biraz eskiyiz. Bu nedenle, gerçekçi olmaya çalışırken, bu güzelim, uçarı biçimleri biraz bozduk!!!

Ama bize sorarsanız taş aşındı ve yerine de zamanına da oldukça yakıştıj))

 

Projeler:

 

Elena Andreea Apostol

 

 

İlayda Doğan

Gökhan Değirmenci

 

 

Sezin Çelik

 

 

 Gözde Şimşek

 

Deniz Yilmaz

Cihan Çetin

 

Mehmet Emre Genan

 

Emine Merve Esen

 

Tuba Sarı

 

Ezgi Tanrıverdi

 

Eda Özkan

 

 

Fikri Şentürk

 

Ahmet Oğuz Kablan


Alper Konak


Ece Yalnız

Atakan Keresteci

 

Ayşenur Dedeoğlu

 

Bahar Aydın

 

Beyza Alkan

 

Buket Koç

 

Buse Güneysu

 

 

Gülten Göktaş

 

 

 

 

 

Hilmi Bilge

 

 

Merve Sağlam

 

 

 

İlke Erol

 

Mustafa Özaltın

 

Necip Can Karagöz

 

Oğuzhan Karakuş

Pelin Ceren Altuntaş

 

Sahil Sucu

 

 

Selin Naltekin

 

 

Tuğçe Tarhan

 

 

 

Ummu Gülsüm Şenay

 

Yağız Kayaoğlu

 

Yakup Satıcı

 

Türkan Yetkin Şentürk

 

Yonca Yaman

 

 

 

 

 

19 Yorum

  1. Anonim

    Basit geometrik formlar bu kadar mı güzel sonuçlar verir? Neden kullanmayız da gudubetleri dikeriz.

  2. Şengül Öymen Gür

    Erkan,
    Mimari Proje I ve sonra yaptığın toplu konut projesini sana çizebilirim, biliyor musun? Kendime şaşıyorum. Nasıl bir bütünleşmedir bu? Ben-öğrencim-proje!!!!
    Kaç yıl oldu, acaba?
    Sağlıklı ol, mutlu ol, her zaman ara!

  3. Erkan Tural

    Sengul Hanim; Turkmenistan’dan selamlar. Arkadaslarin projelerini incelerken sizin proje atolyenizde ve diger derslerinizde gecirdigimiz zamanlari keyifle animsadim.

    Arkadaslarimi sebatlarindan dolayi kutlarim. Size de; bizi yetistirdiginiz ve projelerini sundugunuz basarili arkadaslari yetistiriyor oldugunuz icin hurmetlerimi sunarim.

  4. Şengül Öymen Gür

    Bekliyoruz Mustafa Cemal:)))
    Teşekkür ederiz Sn Çubukçu…Takdirleriniz şevkimizi arttırdı.

  5. Anonim

    Beykent Üniversitesinin ününü hep duyuyorum. Bursa’da iş yaptığımız mimarların çoğu Beykent Üniversitesinden. Onların hazırladıkları projeleri uygularken hiç zorluk çekmiyoruz. Açık net çalışıyorlar re iztediklerini biliyorlar ve sonuçta biz de onlar da çok memnun kalıyoruz. Onları yetiştirmek için geceli gündüzlü çalışan tüm hocalarımıza şükranlarımızı sunarım. Ahmet Çubukçu

  6. Mustafa Cemal

    Ben de mimar olmak istiyorum aslında mimari ile inşaat mühendisliği arasında kararsızdım ama şimdi kesin kararımı verdim. İnşallah puanım tutar. Çok heveslendim. Sayın hocam tebrik ederim bizim de bir atölye hocamız var çok seviyoruz. Siz de onun gibiymişsiniz.

  7. Şengül Öymen Gür

    Görülen o ki; ben yalnızca bir mimar değil aynı anda bir şair yetiştirmişim Okan’cım.

  8. Okan Yılmaz

    Seneler önce müthiş bir serüvende kendi içimde başrol oyuncusuydum , Milyonlarca kalabalık içinde kendimde başbaşa … Hayata bakış açım rastegelere çizgiler ve birleşmelerde ibaretti… Özümü bulmaya çalıştım ve buldum … Çözümlediğim ve çıkış noktaları bulduğum bi hayat ve mimarı bakış sahibiyim , Kalabalıklar içinde yalnız olmadığımı farkkettiren birkaç değerli isim sayesinde … Sadet şudurki , Yapılmış olduğunuz çalışmalar hayat meselem , ömrüm boyunca insanlara anlatmaya çalışacağım kuramlar …. Belki bikaçınız naptığınız bilmiyosunuz belkide yaptınız ne yaptığınızı bilmiyorsunuz , belki birileri herşeyin farkında napmak istediğini planlamakta … herneyse …. Tekrardan sadede geleyim… Hepinizin ellerine sağlık , herbirinizin el hareketlerine , beyin yorumlamalarınıza… Sizin yerinize birilerine teşekkür etmek istiyorum , Kareye , Dikdörtgene , Çembere , Diagonel çizgilere… birbirleri içindeki uyuma , değerli noktalara ……. Ve Şengün hocama …. Güler yüzüne , zihnine , algısına , paylaşımına , geleceği görüşüne ve üzerine kimsenin giyemiceği o gömleğe …. Bir parça kaptım , usulca örüyorum…

  9. ali herkül çelikkol

    sayın hocalarımı ve gelecek meslekdaşlarımı tebrik etmek istiyorum, özellikle de hayal gücümüzü örseleyen günümüz ortamı içinde, aynı konuya dönük farklı mimari dillerin ve oluşumların zenginliği bugünden ileriye daha umut dolu bakabilmemizi sağlıyor .

  10. Mehmet Murat Gür

    Plaj tesisleri tasarlayarak ilk adımı atmış bir öğrenci gurubuna; tipoloji çalışmalar ile ufukları açılmış, sentaktik ve semantik analizleri bilgisayar dünyası ile sevdirerek, 3 boyutlu çalışmalar ile bu heyecan desteklenerek taş aşındırılmaya başlanmıştır. Taşın aşındırılmasında siz değerli iki hocanın deneyimleri suya katılarak aşındırma kısa sürede olmuştur. Mimarlığı meslek seçmiş bu güzel öğrenciler adına, siz değerli iki hocamıza teşekkür ediyorum ve sizleri kutluyorum.

  11. Şengül Öymen Gür

    Sn. Süleyman,
    Şimdi çok iyi anladım sizi….Ewetttt siz birikimden söz etmişsiniz. Buna katılmamak olanaklı mı? Her şey “orada”! Sağ alt ‘lob’da….

  12. Faxır Süleyman

    Yılmaz Bey, projelerde sadece planların değil, cephelerin, bazı perspektiflerin, çevre düzenlemelerinin de düşünülmüş olması yüzünden bunu söyledim. Şengül Hanımın söylediği de çok önemli. Genel anlamda düşünürsek tümden gelimi esinlenme ile ilişkili her yere bağlayabiliriz. İnsan aklının bir özelliği gibi de algılanabilir, benzetmeler yapma, sonuçlar çıkartma, diğer taraftan tüme varım da da bir detayın oluşmasında aynı şekilde işlev üstlenebilir. Yol gösteren unsur ya da imge bu şekilde ele alınınca geleneksel tanımlar çok aşılıyor. Beyin sanki bir magma üreticisiymiş gibi çok yönlü bir işlev görüyor ve ortaya ürün çıkıyor. En azımdan benzetmeleri düşünebiliriz.

  13. Şengül Öymen Gür

    Öncelikle bir tartışma başlayabildiği için mutluyum. Mimarlıkta Tümdengelim bilinenden hareketle yapılan kurgudur. Kuramsal düzeyde buna Rasyonalizm diyorlar. Rasyonalizm eskinin yinelenmesi şeklinde algılandığı zaman tedirgin edici ve faşisttir. Ancak eski bilginin dönüşümü şeklinde anlaşıldığında özellikle Delft Üniversitesi araştırmacıları tarafından kesinlikle savunulmaktadır. Ayrıca dijital tasarımcılardan bir kısmı bile, örneğin Zaera-Polo (2003), “Tipolojileri taklit edilecek modeller yerine manipüle edilebilecek ve ayarlanabilecek nesneler olarak algılarsak tipoloji, mimari deneyler ve yeni kentsel modellerin geliştirilmesinde katalizör görevi yapar… At yetiştirme veya şarap üretme süreçlerinde olduğu gibi başarılı soylar ve özellikler saptanarak çapraz tohumlama yapılabilir… Bu filojenetik süreç içinde bazı tohumlar zaman içinde farklı çevrelerde apayrı ama kendi içinde tutarlı soyların ortaya çıkmasına neden olur” şeklinde görüş bildirmiştir (2003:56). Diğer yandan Zarzar (2003)‘öncülleri yere, zamana, insana uygun hâle getirmeye çalışmanın kendisi yaratıcı bir faaliyettir’ der, (Gür Ş. Ö. , “Mimaride Bilgi Toplama”, Mimari Güncellemeler, Şengül Öymen Gür, der. Nobel, Ankara, 2014).

  14. Yılmaz Kuyumcu

    Tüme varımı nasıl gördünüz anlamadım açıklarsanız sevinirim. Diğer taraftan tümden gelimin kolaylaştırıcı bir yöntem olduğu da doğru.

  15. Faxır Süleyman

    Tasarımda, tümden gelim yönteminin bir kolaylık olduğunu hep düşünmüşümdür. Zor olanın tüme varım olduğunu zannederdim. Ancak bir dahi ressamın verdiği ilhamın tümden gelimle tüme varımı aynı anda ve kolaylaştırarak
    sağlayabileceğini düşündürüyor bu çalışmalar. Bir diğer şey de sanat tarihi derslerinin nelere yarıyabileceğini gösteriyor.

  16. Şengül Öymen Gür

    Sn. Saraç
    fevkalade ve öz bir iltifattı. Bunu çok beğendim. Teşekkürler…

  17. Şengül Öymen Gür

    Sn. Kıvırcık,
    Çok teşekkür ederiz. Elimizden geleni yapıyoruz. Yılmaz Hoca ile çok uyumlu bir takım olduk. Stüdyo başarısını bu da çok olumlu yönde etkiliyor.

  18. Hasan Kıvırcık

    Herkesi, projeleri üreten öğrenci arkadaşlarımızı kutlamak isterim Başta hocaların hocası Ş.Öymen Gür ve tabi Yılmaz Kuyumcu’ya bu proje döneminde ileride meslek dünyasına atılacak gençlere kazandırdıkları ufuklardan dolayı ne kadar teşekkür etsek azdır diye düşünüyorum. Heyecan verici, cesaretli çizgileri gördükçe öğrencilere bu ruhu kazandırmaya azmetmiş hocalarına bir kez daha takdirlerimi sunuyorum.
    Hasan Kıvırcık

  19. Ahmet Saraç

    Disiplinsiz lise için disiplinli hocalar 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir