AKM Alanları için Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yaklaşımlarına Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi’nden Tepki

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile birlikte 50 yıldan fazla bir süredir Ankara için gerçekleştirilmek istenen, halihazırda kararları ve projesi bulunan Atatürk Kültür Merkezi Projesi’ne yeni bir proje olarak yaklaşan genel bir plan öneriyor.
Projeye bu şekilde yaklaşılması TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından tepki ile karşılandı. Projenin fikrinin ve çizimlerinin çok öteden beri hazır da olması, bir kısmının uygulanmış bir kısmının da uygulanmayı bekliyor olması projenin baştan yapılmasını değil revizyonunu gerektirir diyen Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası Ankara Şubeleri bu konu üzerine bir basın açıklaması yaptı;

“Atatürk Kültür Merkezi 50 yılı aşkın süredir Ankara için gerçekleştirilmek istenen bir fikirdir. Bugün gelinen noktada, üzerine projeler üretilen ve gerçekleştirilmesi yönünde önemli yol katedilen Kültür Merkezi Alanlarının bütünlüğü tehdit altındadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından AKM Alanlarının beş bölgesinin bütününü kapsayan genel bir proje yapılmaktadır, fakat;

-AKM Alanları için alınmış kararlar, hazırlanmış projeler mevcuttur
-Projeler uygulanmış, uygulanmakta ya da uygulanmayı beklemektedir
-AKM Alanları için yeni ve genel bir projeye değil, vizyon çalışmasına, varolan projeleri kapsayacak sağlıklı planlama kararlarına ve yarışma ile elde edilecek kentsel tasarım projesine ihtiyaç vardır
-AKM Alanları kültürel işlevlerle donatılmalı, bu işlevler zenginleştirilerek Başkente yakışır bir Kültür Merkezi elde edilmesi sağlanmalıdır
-AKM Alanları üzerine vizyon geliştirme ve karar verme yetki ve sorumluluğu ortaklaşa bir sorumluluktur ve yerel yönetimler, meslek odaları, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve kentliler ile birlikte ortaklaşa üstlenilmelidir.

Başkent için yarım yüzyılı aşkın süredir gerçekleştirilmeye çalışılan Kültür Merkezi fikri, Atatürk Kültür Merkezi olarak, Atatürk Kültür Merkezi Alanları içinde, önceden belirlenen ve daha da zenginleştirilecek kültür ve sanat işlevleri ile, yarışmalarla elde edilen projelerle ve çağdaş bir kültür başkenti için kurgulanacak vizyon çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkentine yakışır bir Kültür Merkezi Alanı, Ankara ve Ankaralılar için istek değil ihtiyaçtır.

AKM Alanlarının ne tür projelerle değerlendirileceği 2302 sayılı kanun ile belirlenmiştir.

(Kanunun 3üncü maddesinde (Değişik madde: 23/04/1981 – 2450/1 md.) “Bu alan içerisinde; Milli Mücadele tarihini, Türk Halk Kültürünü ve sanatlarını tanıtan yerler ve çeşitli müzeler, çeşitli sahneler ve toplantı salonları, sergi alanları, arşiv ve kitaplıklar, atölyeler ve benzeri yerlerden meydana gelen Atatürk Kültür Merkezi ile Milli Komitece saptanacak tesis ve alanlar bulunur. Bunların dışında Atatürk Kültür Merkezi alanına hiçbir yapı yapılamaz.” denilmektedir)

Bugün gelinen noktada Başkent Ankara’nın ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin gündeminde yer alan, üzerinde bunca çalışılan, projeler üretilen ve gerçekleştirilmesi yönünde önemli yol katedilen Kültür Merkezi Alanlarının bütünlüğü tehdit altındadır.
Milli Komite’nin 09.12.2004 tarih ve 17 no’lu toplantısında “AKM Alanının beş bölgesinin bütününü kapsayan genel bir projenin plan ve maketiyle birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından dört ay içinde tamamlanmasına” karar verildiği ifade edilmektedir.

Fakat;

AKM Alanlarında uygulanacak projeler elde edilmiş, kimi uygulanmış, kimi uygulanmaya başlanmış, kimi uygulanmayı beklemektedir.

•Müze-Sergi-Folklor Binası
(1. Bölge): Filiz & Coşkun Erkal (1981) (uygulandı-1987)
•CSO Konser Salonu
(4. Bölge): Semra & Özcan Uygur (1992) (uygulama başladı)
•Kongre ve Kültür Merkezi
(1. Bölge): Azize& Özgür Ecevit (1995) (uygulanmadı)

Dolayısıyla, Milli Komite toplantısında alınan kararda ifade edildiği şekilde AKM Alanlarının beş bölgesinin bütününü kapsayan genel bir projeye değil, sağlıklı planlama kararlarlarına ihtiyaç vardır. Diğer yandan, AKM Alanları için hazırlanması istenen projelerin genel plan kararları olmadan, ihtiyaç duyulan işlevler belirlenmeden ve kamuoyunda konunun uzmanları ile tartışılmadan nasıl üretileceği bilinmemektedir. Endişe odur ki aynı kararda yer alan “genel bir proje” ifadesinin muğlaklığı, AKM alanlarının işlevlerinin 2302 sayılı kanun ile belirlenen Kültür Merkezi işlevlerinden farklılaştırılmasına zemin hazırlayacaktır.

AKM Alanları ile ilgili olarak geçen süre içinde kültür alanlarının işlevsel olarak zenginleştirilmesi kaçınılmazdır. Ancak bu zenginleştirme sürecininin, kamuoyu ile paylaşılan bir vizyon dahilinde ve uygun planlama süreçleri ile ele alınması çağdaş demokratik toplum olmanın gereğidir. Kente dair verilecek her kararda olduğu gibi AKM alanlarına ilişkin olan kararlarda da meslek odalarının, konu ile ilgili uzmanların, sivil toplum kuruluşlarının ve kentlilerin de söz sahibi olmalarının gereğinin hatırlanması ve hatırlatılması gerekmektedir. Ankara’nın başkentlik kimliğini yansıtacak kültür merkezinin tüm kentlilerin ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde ve aynı zamanda başkentin uluslararası prestijini artıracak şekilde kurgulanabilmesi ancak sözkonusu projelerin ortaklaşa oluşturulacak vizyon çerçevesinde ele alınması ile mümkündür. Kentin gelecekteki yapılanmasına ve başkentlik kimliğini yansıtacak şekilde dönüşümüne yön verecek olan bu türden bir vizyon çalışması, AKM alanlarının ve bu alanlarda yer alacak yapı ve etkinliklerin tüm kente ve kentlilere maledilmesinin de yolunu açacaktır. Böylesine bir vizyonun oluşturulmasında ise yalnızca parçacı, yapı boyutunu dikkate alan bir yaklaşım değil, Ankara kentinin gelişimini, geçirdiği başta banliyöleşme ve alışveriş merkezlerinin plansız çoğalması gibi dönüşümleri de sağlıklı bir şekilde değerlendirebilen, kent merkezini bütüncül olarak ele alan bir anlayış öne çıkarılmalıdır. AKM Alanlarına ilişkin yapılacak düzenlemelerin Ankara kentindeki merkezi iş alanlarının dönüşümünü kökten etkileyeceğini bilerek hareket edilmelidir.

Sonuç olarak;

1.Başkentler, ülkelerin ulusal kültür değerlerini yansıtan, bünyesinde barındırdığı entelektüel çevrenin ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılayan, kentin ve ülkenin uluslararası prestijini sağlayan yapıların birincil mekanlarıdır.

2.AKM Alanları, Ankara’nın başkentlik kimliğini yansıtacak, Ankara’daki ulusal ve uluslararası entelektüel çevrenin olduğu kadar tüm kentlilerin de ihtiyaç duyduğu prestijli kültür yapıları ile bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

3.AKM Alanları ancak kültür ve sanat işlevleri ile zenginleştirilmeli, belirlenen işlevler dışında işlevlere hizmet etmemeli, özellikle alanların merkezi konumu nedeniyle ortaya çıkabilecek rant göz önünde bulundurularak farklı amaçlara hizmet edecek şekilde değerlendirilmemeli; alanlar üzerine alınacak kararlarda kültürel aktivite özü korunmak üzere işlev zenginliği sağlanmalı, AKM Alanlarının tasarımı üzerinden gerçekleştirilecek dönüşümü rant yönlendirmemeli, rantı kentsel tasarım ve kentsel yaşam yönlendirmelidir.

4.AKM Alanlarının kentsel kamusal alan kullanımı açısından değeri göz önüne alındığında, planlanandan farklı herhangi bir kullanım değişikliği ile yapısal yoğunluğu artırılmamalı, Başkent Ankara’nın kent bütünü ve açık alan sistemi içinde bu alanların önemi gözardı edilmemelidir.

5.AKM Alanları, Ankara’nın gelecekteki yapılanmasına yön verecek ve kentin bir kültür başkenti olarak dönüşmesine hizmet edecek potansiyele sahiptir ve AKM Alanları üzerine verilecek kararlar için bu potansiyeli ortaya çıkaracak bir vizyon kurgulanmalıdır.
6.AKM Alanları üzerine vizyon geliştirme ve karar verme yetki ve sorumluluğu, yerel yönetim organlarına olduğu kadar meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve kentlilere de tanınmalıdır.

7.AKM Alanları üzerine yeni planlama kararları alınacak ve yeni tasarımlar gerçekleştirilecek ise, yöntem kentsel tasarım yarışması düzenlemek olmalıdır. AKM Alanları için yarışma ile elde edilecek kentsel tasarım, çağdaş kentin, çağdaş başkentin kültürel ve sanatsal işlevlerini ön plana çıkarmalı, kültür merkezi kapsamında uygulanan, uygulamasına başlanan ya da sadece projesi elde edilmiş projelerin tümünü alanların kendi bütünlüğü ve kent bütünü içinde, yakın çevresindeki alanlar ile birlikte, yeniden değerlendirmeli, alanların Ankara’nın açık alan sistemi içindeki önemini göz önünde bulundurmalı ve yapısal yoğunluğu artırmamalıdır.
Başkent için yarım yüzyılı aşkın süredir gerçekleştirilmeye çalışılan Kültür Merkezi fikri, Atatürk Kültür Merkezi olarak, Atatürk Kültür Merkezi Alanları içinde, önceden belirlenen ve daha da zenginleştirilecek kültür ve sanat işlevleri ile, yarışmalarla elde edilen projelerle ve çağdaş bir kültür başkenti için kurgulanacak vizyon çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkentine yakışır bir Kültür Merkezi Alanı, Ankara ve Ankaralılar için istek değil ihtiyaçtır. “

Mimarlar Odası-Şehir Plancıları Odası

Mimarlar Odası Toplantı Raporu »»

12 Comments

  1. Arkadaşlar bence Ankara bu iş için süper bir yer,bu konuya ilişkin internette yapılmış bir site var dileyen girsin baksın,her haber çıktığında adamlar direk yayınlıyor ve yorumları da süper tavsiye ederim işte adresi : http://www.ankaradisneyland.com

  2. Selçuklu, Osmanlı ve ortaçağ Avrupa mimarisnden oluşan bu bulamaça birkaç Kremlin kulasi, bir Tach Mahal kubbesi ve bir yerlerine de biraz Çin Seddi falan ilave edilrse, aaa yeni dünyadan Amerikan mimarisinden de biraz sos eklemeyi unutmasınlar, Başkent için daha mükemmel bir ucube yaratılmış olur. Böyle bir projenin gerçekleşeceğini düşünemiyorum bile ama proje olarak ortama sunulmuş olması bile şaka gibi. AKM gibi bir yapının mimarı nasıl seçiliyor? proje hangi yolla elde edilyor? İlkel beğenilerini kentsel /toplumsal alanlarımızda tatmin etmeye kimin hakkı olabilir?

  3. Aslında bu Disneyland fikri üzerinde de düşünmek lazım. “Eski Türk Mimari Modelleri Land” belki adlandırma için düşünülebilir. Ama bunun kültür merkeziyle ilgisini kurmak pek zor. Kurmaca bir tarihi alıntılar toplamı kimli göstergsi midir? Müslümanlık, Türklük,… gibi sıfatları bu denli primitif ifadelerle yanaştırmak izleyene ne ifade eder acaba?

  4. Yorumlarin hepsi cok ciddi. Ben SECAAT ARZEDERKEN MERD-I KIPTI, SIRKATIN SOYLER deyimini tekrarlamanin burada sart oldugunu saniyorum . Ankara Belediye yonetiminin ne kadar gerzek, ne kadar hoduk oldugunu , Belediye baskaninin kisiligini bu kadar acik secik gosteren bir komikligin, insa edilip, gelecek nesillere IBRET i ALEM
    olarak, birakilmasinda ekonomik yararlar gormekteyim. Bir karabasan gibi yurdumuza coken yonetim anlayisinin unutulmamasi ve bir daha yasanmamasi icin elden gelecek her seyin yapilmasina yarayacaklardir. Kaldi ki DISNEYLAND gibi parayla gezdirilerek Dunyanin her yerinden geleceklere daha guzel bir kahkaha turizmi sunulamaz. kazanilacak milyonlarca EURO da cabasi. Haaaaa, bir ayrinti da unutulmamali. Disnayland de nasil, MICKY MOUSE maskotsa, Burada da, BASKAN I.M.i ebediyete kadar rezil edecek lateks kafali mankenler Maskot olarak dolanmali ortaliklarda .
    Bu rezalete imza atanlar mimarsa eger, ben de Hazreti Isa yim.

  5. Aslında nasıl yaşadığımızı, nasıl bir toplum yapısına sahip olduğumuzu ifade eden belki de en iyi bir örnek; arayışı, karmaşıklığı, pişmanlığı, yükseklik – alçaklık duygusunu, bunalımı, özentiyi, kendimiz olamayışı ve sürekli kovalayan olma durumu… Belki bu sonuçlar gönyeyi dik tutmaya çalışırken, kendi duruşumuzu da düzeltmede etkili olabilir…

  6. Bu tarihi dönemler ilginçtir biliyorsunuz. Savaş zamanında da Türkiye içe kapanmıştı ve buradan bir “milli mimari” arayışı hasıl olmuştu. FAkat iletişim çağında bu komedi hiç bir teorik yönelmenin ifadesi değil bana göre. Bir arkadaşın söylediği gibi yönetici zümrenin, zümre bile denmez bir kaç kişinin şahsi beğenilerinin zorlama ile dayatılması. Bundan hiç bir şey çıkmaz. Normalde bu tür bir komedi inşa edilemez. Ama içimde yine de bir korku yok değil. Çünkü arkasına rüzgarı almış bir hükümet ve onun belediyesi neler yapmaya kalmaz ki? Bilemiyorum….
    Saygılar .

  7. Diyecek bir şey bulamıyorum. Bu yapı, gerçekleşsin gerçekleşmesin, başkentin kalbine vurulmuş bir hançer olarak kalacaktır.

    Bu mimari dejenerasyonu lanetliyorum.

  8. Bu yapıların hiçbirinin kolaj olma dışında ülkemizin mimarlık geçmişi ile ilgisi yoktur. Hiçbir mimar geçmişte, bu kolajlar kadar orantısı kaçmış, zevksiz, gudubet yapıyı aklının ucundan bile geçirmemiştir.
    Bir ülkede mimarlıkla ilgili herşey yasaklandığı zaman nelerin önünün açıldığının, meydanın nelere kaldığının çok güzel bir örneği bu “purojeler”,
    Tıpkı yakın geçmişte geçmiştekinden çok farklı bir islamiyet yarattıkları gibi şimdi de bir mimari yaratmaya çalışıyorlar.

  9. Selçuklu Han girişleri, Çifte Minareli Kapı, ortaçağ kenti (bu bize ait değil mesela…) kuleli giriş ler, Klasik Osmanlı dönemi eserlerindeki (1. Ulusal Akımda da kullanılan) taç kapılar, ona bitiştirilmiş saçaklar…
    Ben de yukarıda arkadaşımızın söylediği gibi gözlerime inanamadım. Fakat aslında Ankara’da bu işin provası ‘Keçiören Mimarlığı’ ile başlamıştı zaten.
    Yaklaşık iki yıl kadar önce Antalya’nın Belek bölgesinde (şu başbakanın dostu F. Tamnice’nin 7 yıldızlı otelinin yolunda) Belek Belediyesinin yol kenarına yapmış olduğu sahte surlar, giriş kapıları, kuleleri görmüş ve bu denli bayram takı gibi geçmişi karayoluna paralelel olarak icad edip ortaya koymayı bir yazıyla anlatmıştım. O görüntüler de inanılmazdı. (Halen de yerinde duruyor) Kamu kaynaklarını hiç bir sağlam tarih bilincine yaslamadan kullanmanın saçmalığını kendi çapımda ele almıştım. Turistlere zaten her karış toprağında medeniyetler gömülü bir ülkede “tercihli bir tarih senaryosu” sunmanın hangi akla hizmet ettiğini sorgulamıştım.

    Bu yapıtçıklar Antalya da duruyorlar. Tıpkı Keçiören’dekiler gibi. Belki turizm bölgesinde deniz-kum-güneş için gelenlere bir şaka yapılmış olabilir ve bu muzip, yersiz anlamsız ‘mimari davranış’ boş bulunulmuş, bir yerden çıkıvermiş olabilir.

    Ama bu ülkenin başkentinde ve herkesin gözü önündeki bu durum için ne demeli bilmiyorum. Bu durum kazayla açıklanmaz ve hafifletici bir yan bulmak çok zor. Tammüden bir davranıştır. AKP nin yeni liberal söylemin ve politikasının yürütülmesinde topluma millici (ama tercihli ve seçmeci) bir yönelimi sunmasıdır. Nasıl ülkenin pazarlanmasına ve küresel ekonomiye körü körüne entegrasyonu sırasında geniş kesimler yoksullaştırılırken diğer bir el arkadan uzanıp, yoksullara yardım için uzanmış, muhtaç edilme siyasetine merhametli baba şevkati sürülmüşse şimdi de bu kültür politikalarıyla yeni liberalizmin yıkım alanında şaşırtıcı ikonlar yaratılmak, milli kimlikler inşa edilmek isteniyor.

    ‘Güçlü’ dönemlerin bu tür sapmalarını ülkemiz yakın sayılabilecek tarihinde yaşamış, yönetici ekin beğeni fukaralığı kültür alanında malesef bir şartlanmayı oluşturmuştur.

    Ankara Belediyesi aslında gücü ve iktidarı ele geçirmiş olanların neleri göze alabileceğinin pratiklerini bize yaşatırken arkadaki hakiki zihniyeti de önümüze seriyor.

    Konu akademik ortamda, meslek alanında ve mimarlıkla ilgili kurumlarda ivedilikle ele alınmalıdır diye düşünüyorum. Buna karşı olunmayacak sa…

    Saygılarımla

  10. Ankara üzerinde bu konu meslek odaları dışında SMD tarafından da ele alındı. Yarışma sonrası AKM nin müellifi konumundaki meslektaşımız Özgür Ecevit ile yapılan konuşma bu metin. Ortak bilgilerimize eklemek ve paylaşmak için:

    SMD AÇIKLAMASI
    ÖZGÜR ECEVİT KONUŞMALARI ÖZETİ

    Milli Komite toplantısından bir gün önce, 06.01.2007 günü akşamı Sayın Nevrozoğlu’nun isteği üzerine yapmış olduğumuz görüşme özet olarak anlatıldı :
    – Sayın Nevrozoğlu TÜRK TARİH ve KÜLTÜR PARKI’nın simülasyonlarının bir bölümünü gösterdi. Uygun görülen proje iki Azerbaycanlı Mimar tarafından hazırlanan, İslam mimarisine öykünen, çeşitli pavyonlardan ve bir ana binadan oluşan bir proje.

    – Sayın Nevrozoğlu, Cumhurbaşkanı’nın ısrarı üzerine Ankara Kongre ve Kültür Merkezi projesinin korunacağını, ancak mevcut AKM binasının yıkılacağını, bu hususta 2 yıl önce karar alındığını, benim telif hakları açısından itirazım olup olmayacağını sordu. Ben mevcut yapının yıkılmayıp restore edilmesinin ve amaç dışı kullanımının önlenmesinin doğru olacağına inandığımı ancak bu konuda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre itiraz hakkım olamayacağını sandığımı belirttim.

    07.01.2007 günlü Milli Komite toplantısında uygun görülen, Ankara Büyükşehir TÜRK TARİH ve KÜLTÜR PARKI projesine iki ayrı bakış açısından karşı çıkılması gerekir:

    A- Yasal olmayan uygulamalar ve projelendirme-değerlendirme yanlışları

    B- Gittikçe yaygınlaşan , Cumhuriyet ve aydınlanma kültürünün yok edilerek, yerine yerel dinsel kültürünün yerleştirilmesi hareketine tepki gösterme organizasyonunun planlanması. Bu konu önümüzdeki toplantıda etraflıca tartışılmalı ve eylem planı yapılmalıdır.

    A1. Kısa Tarihçe:

    • 2302 sayılı ‘ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ KURULMASI HAKKNDA KANUN’ 1980 yılında çıkarılmış ve 2003 yılına kadar Atatürk Kültür Merkezi Alanında yapılan planlamalar ve uygulamalar yasa gereği Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yasalara, mesleki ve teknik kurallara uygun olarak gerçekleştirilmiştir.

    • 2001 yılında AKM Alanının 5 bölgesini içeren Nazım İmar Planı hazırlanarak onaylanmıştır. Bu plan bugün de geçerliliğini korumaktadır

    + 2003 yılında AKM Alanı’nın 1. bölgesinin (Hipodrom Alanı) Uygulama İmar Planı Altındağ Belediyesi tarafından hazırlanarak uygulamaya hazır hale getirilmiştir.

    • 2003 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığı AKM Alanı 1.Bölge (Hipodrom alanı) için Ankara Üniversitesi tarafından hazırlanmış olan peyzaj projesini iptal ettirmiş, gerekçe olarak bu alanın kötü görünüşü gösterilmiş, yeni peyzaj projesinin Belediye tarafından hazırlanıp, 30 milyon USD harcanarak Hipodrom Alanı’nın yeşertileceğine söz verilmiştir. Ancak bugüne kadar hiçbir uygulama yapılmamıştır. Ankara Üniversitesi yargıya başvurmuş ve 2006 yılında ilgili mahkeme yapılan işlemin ‘haksız fesih’ olduğuna karar vermiştir.

    • 2004 yılında Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı AKM Alanı’nın 5 Bölgesini kapsayan onaylı Nazım İmar Planı’nı yok sayarak tüm AKM Alanını kapsayan yeni ‘Gelişim ve Dönüşüm Projesi’ hazırlamak için Milli Komiteden izin almışlardır. Böylece 2302 sayılı kanuna aykırı olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı devre dışı bırakılmış ve bugüne kadar süren usulsüz planlama dönemi başlamıştır.

    • 2004 yılında Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi ve Türk Serbest Mimarlar Derneği müşterek bir bildiri yayınlayarak bu duruma itiraz etmişlerdir.

    • Milli komite Genel Sekreterliği tarafından kurulan teknik komisyon toplantısında konu proje eleştirilmiş, bir süre sonra ‘Gelişim ve Dönüşüm Projesi’ geri çekilmiştir

    • Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Hipodrom Alanına müdahale istekleri devam etmiş, Milli Komite izni olmadan ve yürürlükteki Nazım İmar Planına aykırı olarak AKM Alanında ‘Türk Tarih ve Kültür Parkı’ kurulması için Belediye, Bakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı arasında protokol imzalanmıştır. Protokole göre konu proje için 150 milyon USD harcanacak, tüm masraflar Belediye ve Bakanlık tarafından karşılanacak, Genel Kurmay Başkanlığı ise projenin Milli Komiteye sunulmasını ve onaylattırılmasını üstlenecektir.

    • 07 Aralık 2006 tarihinde yapılan Milli Komite toplantısında, eski Güzel Sanatlar Genel Müdürü Mehmet Özel koordinasyonunda Azerbaycanlı mimarlara hazırlattırılan ‘Türk Tarih ve Kültür Parkı’ projesi bir itiraz şerhi olmasına rağmen uygun görülmüştür.

    A2. Yasal Olmayan Uygulamalar ve Projelendirme Yanlışları :
    • AKM Alanı’nın 5 Bölgesini kapsayan ONAYLI NAZIM İMAR PLANI halen yürürlüktedir. Nazım İmar Planı değiştirilmeden bu alan için başka bir proje yaptırılamaz.

    • 2302 sayılı kanuna göre AKM Alanında projelendirme ve inşaat uygulaması yaptırmaya yalnız Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yetkilidir. Bakanlığın devre dışı bırakılması 2302 sayılı kanuna aykırıdır.

    + Programı belli olmayan proje yaptırılması mesleki ve teknik açıdan ‘ kabul edilemez’ olduğu gibi Milli Komitenin programını bilmediği ve onaylamadığı bir projenin yaptırılması da büyük bir yanlıştır.

    • Bayındırlık ve İskan Bakanlığı AKM Alanında yaptırılacak tüm projeleri ve müelliflerini yarışmalar yoluyla saptamıştır. Belediye ve Bakanlık tarafından yaptırılan projelerin müellifleri Belediye tarafından seçildikleri gibi, isimleri bile gizli tutulmakta , açıklanmamaktadır.

    • 07 Aralık 2006 günlü Milli Komite toplantısında uygun görülen proje ve müellifleri Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir sır gibi saklanmaktadır. Bu tutum ‘şeffaflık’ ilkesine aykırıdır.

    • Son Milli Komite toplantısında, Büyükşehir Belediyesi’nin önerdiği Kazım Karabekir Caddesi boyunca AKM alanı içinden yeni metro hattı geçirilmesi kararı kabul edilmiştir. Tamamen teknik bir konu olan bu öneriyi Bayındırlık ve İskan Bakanlığı incelemişmidir? Bu hat Ankara Kongre ve Kültür Merkezi otopark girişini kapatacakmıdır? Bu konunun da açıklığa kavuşturulması gereklidir.

    • Programları belli olmayan projeleri hazırlayan, kim oldukları bilinmeyen proje müellifleri, Milli Komite kararı olmadan mevcut yapıları yok edebilmekte ve bu yapılar Milli Komite tarafından sonradan ‘yıkım kararı alınmış’ olarak kabul edilmektedir.

    + Hipodrom Alanındaki mevcut AKM yapısı yukarıda belirlenen yöntemle ‘yıkım kararı alınmış’ olarak görülmektedir. ‘Milli servetin hebası’ anlamına gelen bu karar hiçbir tutanakta bulunmadığı gibi , Fikir ve Sanat eserleri Kanunu’nun 17. ve 69. maddelerine de aykırıdır.

    + 2302 sayılı kanuna aykırı olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı devre dışı bırakılarak Belediye ve Bakanlık tarafından müellifleri gizli tutulan projelerin bir mesleki ve teknik jüri tarafından değerlendirilmesi yerine Milli Komite jüri olarak karar vermek durumunda kalmaktadır. Milli Komitenin tek teknik danışmanı Prof.Dr.Yüksel Öztan’ın ‘Türk Tarih ve Kültür Parkı’ projesinin uygun görülmesi kararı için itiraz şerhi koyma hakkını kullanmıştır.

    A3. Çözüm Önerileri

    • ‘Türk Tarih ve Kültür Parkı’ projelendirme ve değerlendirme yöntemleri yasalara, tüm mesleki usul ve yöntemlere aykırıdır. Bu konuda hazırlanan ve taraflarca imzalanan protokolün 1. maddesinde amaç olarak ‘Türk Silahlı Kuvvetlerinin bugüne kadar gelişimini ihtiva edecek ana plan içinde, ATATÜRK, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk İlke ve İnkılaplarını genç nesillere anlatmak’ ilkesi yer almaktadır. Böyle bir amacı olan bir proje için tüm Türk mimarlarının öneri hazırlama şansına sahip olmaları gerekir. Bu nedenle 2302 sayılı Yasanın gereği yerine getirilerek, bu alandaki diğer tüm projeler gibi Türk Tarih ve Kültür Parkı Projesinin de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından tüm Türk mimarlarına açık bir yarışmaya çıkarılması kaçınılmazdır.

    • Bu konuda çok önemli bir gerçek unutulmuş görünmektedir; AKM ALANI’NIN 5 BÖLGESİ İÇİNDE YAPISAL PLANLANMASI VE PEYSAJ UYGULAMA PROJESİ TAMAMLANMIŞ TEK BÖLGE 1. BÖLGE- HİPODROM ALANIDIR. Bu alan için niçin tamamen yeniden planlanma yapılması düşünülmektedir? Mevcut düzenlemeye gerekli yapılar eklenerek ve peysaj projesinde gerekli değişiklikler yapılarak 1.Bölge gerçek TÜRK TARİH ve KÜLTÜR PARKI kimliğine kavuşturulabilir.

  11. Gözlerime inanamıyorum. İkinci ulusalcılar bile bu kadarına cesaret etmemişlerdi. Ruh çağırmaları “Türk Evi” nden öteye gitmemişti. Bu ne uzak (geriye doğru…) görüşlülük böyle. Geçmiş tarihsel ikonları kopyalamanın nasıl bir anlamı olabilir ki? Üstelik şu anda üstü kesik piramit formundaki AKM nin yanına. Şaırdım ve irkildim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir