Dirençli Modern Olmak: Kritik Modernizm

9 Dakika Okuma Süresi

Postmodernizm kavramını mimarlık gündemine taşıyan dünyaca ünlü Amerikalı mimarlık teorisyeni, tasarımcı ve peyzaj mimarı Charles jencks Yapı-Endüstri Merkezi’nde 23 Aralık akşamı geniş bir izleyici topluluğuna konferansını verdi.

57.jpg

Charles jencks’in sanat, mimarlık ve politika alanlarında bugün neler yaşandığını ‘Kritik Modernizm’ başlığı altında ele aldığı konferans, bir teorik betimlemeler seçmesi biçiminde gelişti. jencks konuşmasında modernizmi, postmodernizmi ve ardından 2000’li yılların oluşumlarını irdeleyerek aslında salt mimari dilde bir sunuş yapmadı, sosyal-politik ve dünyanın gidiş istikametlerini ele alan ve cesurca eleştirilerini eklediği söyleşiye dönüştürdü.

211.jpg

Eğitimine Harvard Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü’nde başlayan jencks, Londra’da mimarlık tarihi doktorası yaptı. jencks’in 1977’de kaleme aldığı ‘Postmodern Mimarlığın Dili’, postmodernizm kavramının mimarlık içinde kullanılıp yaygınlaştırılmasında çok önemli bir aşama olarak kabul ediliyor.

Kritik Modernizm
118.jpgAçılış konuşmalarından sonra kürsüye gelen Charles jencks, deneyimlerini ve düşüncelerini özetle şu şekilde ifade etti:

Bundan kırk yıl önceyi düşündüğümde, buraların Avrupa’dan farklı geliştiğini, oralara benzemediğini fark etmiştim. Siz başka türlüydünüz. Genç bir kültürünüz olduğunu gördüm.

Dünyanın en eski yerleşimi sizde
İstanbul’a baktığımda ne kadar ilginç bir süreklilik var burada diyorum. İlk olarak kurulan yerleşme yeri sayılan Çatalhöyük sizde, Anadolu’da. Çatalhöyük ve eko feminizm bana göre. İstanbul’un geçirdiği dönemler düşünüldüğünde çok hoş bir şekilde bu geçişim bu kente yansıtılmış. Her şehrin bir yandan kendine göre bir moderni var. Sizin kendinize özgü bir durum bu. Size asfaltlar, otobanlar yapan mühendisler tam hakim olamamış, buna izin vermemişsiniz.

Norman Foster’a en modern mimari sizce nedir diye sormuşlar o da 747 demiş: yani bir uçak yani, her şeyi havadan izleyen, ulaşan, uçan bir uçak… 1810’da ise C. Nikolas, “mimari gökyüzünde birbiriyle mücadele eden bir sanattır” demişti. Günümüzde bizler de modern olduğumuzu söylüyoruz. Uçaktan giderken Grönland aşağıdaydı ve baktığımda uçsuz bucaksız beyazlık göreceğimi sanıyorum. Ama baktığımda beyazlığın yanında kocaman bir grilik görüyorum. İşte bu durumu eleştirmek lazım.

aaaa.jpg

Belki septik olmalıyız, sorgulamalı, tartmalı, şüphe taşımalıyız. Yani beynimizin sol tarafını çalıştırmalıyız. Bir yandan da gerçekler var. Bu gerçeklerin ne olduğunu anlamalı, niye o şeylerin öyle geliştiğini görmeliyiz. Yani beynimizin sağ tarafını çalıştırmalıyız. İşte “Kritik Modernizm” bu iki davranışın, iki farklı yanın mücadelesidir.

Doğaya pozitif müdahale, bunun başka örneği yok
Sizin başkentiniz, Ankara mesela… Atatürk burayı kurduğunda Ankara’nın geçmiş durumu malum. Şu gösterdiğim alan ise o günlerde ODTÜ’nün yerleştiği boşluk. Ancak ODTÜ kuruluşundan itibaren otuz yılı aşkın süre içinde otuz milyon ağaç dikmiş. Orada adeta başka bir coğrafya, başka bir iklim yaratmış. Toprağı ile bitkisi ile gölü ile… Bir yandan da Anadolu Medeniyetleri’ne bakıldığında ekolojiyle kurdukları ilişki fark edilecektir. İşte ODTÜ alanı bu anlamda çok müthiş bir örnek aslında. jüriye dedim ki, “bunun ödüllendirilmesi lazım” Onlar bana, “ama burada bina yok ki” dediler. Evet orada bina değil yeniden bir doğa yaratımı var, doğa var, diyalektik bir süreç var. Burada ilginç bir ironi var aslında. 33 milyon ağaç dikilmiş, böyle bir örnek yok dünyada.

aa.jpg

Londra’da Modern Sanatlar Müzesi kurulduğunda sanattaki yapılanma belirlenmiş. Alfred Barr’ın şu çizelgesine ve şemalaştırmasına bakalım: Soyut hareketler, geometrik sanatlar, geometrik olmayan sanatlar, saflık, dekonstrüktif sanatlar… Hep bütün birleşimler; bütün okların yönüne bakılınca hepsi moderniteye doğru yöneliyor. Ne kadar ironik! Bu bence yapılandırılmış, kısıtlanmış bir görünüş. Modernizm adeta bir inanış gibi, aslında ruhu olduğuna inanmıyorum. Dinle bağlantıları var gibi, ortak yönleri var. Dindarların modernizmi algılamaları bir şekilde dogmatik ve pseudo din gibi.

bb.jpg

Kritik modernizm söz konusu olduğunda bu bir yerde striptiz sayılabilir. Bir soyunma biçimi yani. Dünyaya bakınız, buzlar eriyor, gaz sahası, Rusların alanı, G8’ler, … Algore Kopenhag’ta olacakları erken açıkladı. Arap yarımadasında olanlara bakın. Bu projeler bizim starların ürünleri sonuçta. Modern mimarlar proje yürütüyorlar ve bir ada yaratıyorlar. Mimar parayı takip ediyor, paranın izinden gidiyor.

Herkesin bir moderni var
Herkesin kendine göre algıladığı ve biçimlendirdiği bir moderni var. Bugün herkes “çağdaş”, hatta anti modern olanlar bile “çağdaş”. Modernistleri biraz zorlayacak olursanız haçlı seferleri bile düzenleyebilirler.

45.jpg

Modernizm terim olarak ilk kez Romalılar tarafından 3. yüzyılda kullanılmıştı. Daha sonra Rönesans’ta kullanılmıştır. Erken dönemde modernizm (nasıl bir dine dönüşmüşse) sahte din yani pseudo din haline geliyor.1980’lerde jeffrey Helf tepkisel modernizmi anlatır. Dünya çok değişmektedir.

Bush döneminde dünyaya biçim verenlerin baskıcı girişimleri, terörizm tanımları ve yaptıkları çok büyük tepkilere yol açmıştır. Bush ve onun yandaşı Blair dünya halkları tarafından protesto edilmiştir. Irak’ın işgali çok büyük tepkilere yol açtı. Londra’da o tarihe kadar olan en büyük gösteriler yapılmıştır. Bu ikili dünyada korku kültürü yaratmıştır. 11 Eylül New York ve 7 Temmuz Londra saldırıları üzerine yeni bir terör kavramı getirdiler. Terörizme karşı olunabilir ama bunun bir politik ayraç haline getirilmesi bu dönemin çarpıcı bir tarafı oldu. Ama sonuçta 9/11 ve 7/7 ile bütün imajlarını kaybettiler.

cc.jpg

Dünyadaki başarısızlıkları ortada. Küresel ısınma, iklim değişikliği bunlardan başlıcaları. Dünya felaketlerle karşı karşıya. Bu katastrof vaziyet modernistlerin çözümsüzlüğünü yansıtıyor.

Berlin Musevi Müzesi, bir tarihsel geçmişi dile getirmek, tarih içinde Musevilerin yaşadıklarını anılaştırmak için kurulmuş. Bir hafıza müzesi aslında. Ama Orhan Pamuk’un masumiyet müzesi gibi değil. Orhan Pamuk’un masumiyet müzesinde insanlar, dönemler, çevre çok iyi betimleniyor. Başından geçenleri çok müthiş bir şekilde anlatıyor. Berlin Müzesi ise çok ironik. Bu tip yapılara Avrupa şehirlerinde sıklıkla rastlıyoruz. Biraz ikon olarak yapılıyorlar aslında.

dd.jpg

 

ddd.jpg

Çin’deki müzeye bakalım. Çin’deki kütlesel üretimin anlatımını kurt sürüsü ile ifade ediyorlar. Kurt sürüsü uzun bir yoldan koşuyor ve bir cam duvara çarpıp, cam duvarın dibine üst üste yığılıyor. İronik bir anlatım. Bir ideolojinin peşinden koşanlar sonunda camdan bir duvara toslayıp sonra kaybolmuşlar. Bu sanat eserleri aslında bir şehrin, bir toplumsal hareketin felaketlerle yüzleşmesi, geçmişini tahlil etmesi ve hesaplaşması.

ee.jpg

Süs en büyük tehlikedir
Kritik modernizm dinden, bilimden, toplumun dışından da gelebilir. Ornament (süs) en büyük tehlikedir mimarlıkta. Şimdiki teknoloji ile bu süs bilgisayarda yapılabilir. Süslü bir organizasyon ortaya çıkarılabilir.

Aslında doğanın fraktelleri bize gezegenin ipuçlarını veriyor. Buna ait düşünce ve tasarımlar da var. Bir deniz kabuğu spirali, bir salatalık formu, bize bazı yönlenmeleri veriyor. İpuçları tabiatta gizli.

ff.jpg

19.yy’ın bir elektrik idaresi binası yenilendi mesela benim çok hoşuma giden. (Aşağıda) Bina her şeyi barındırıyor. Tepesinde bir bahçe var. Binasını koruyor, doğayı kullanıyor, kamusal alan yaratıyor. Bize doğayı paylaşma fırsatı veriyor. Bina bir şehir gibi adeta. Kentsel bir bina bu. Bir semantik yaklaşım var burada, kentçiliğin binaya girdiğini fark ediyorsunuz.

1caixa.jpg

Modernizme direnmek
Charles jencks, modernizmin dünyanın realitesi olduğunu kabul ediyor, yaptığı olumlu şeyler olduğunu da görüyor. Modern olmayan bir dünyada yaşamak istemenin mümkün olmadığını, var olan modernliğin dışında bir başka farklı, ilkel, saf… Başka bir dünya yaratılamayacağının da bilincinde.

aaa.jpg

Ama halen dünya kaynaklarını elinde tutan, petrolün çoğuna sahip olan modernliği de olduğu gibi kabul etmemek, ona bilinçli bir karşı duruş göstermek de mümkün olduğunu söylüyor. Modernliği bir din gibi dogmatikleştiren ve buna uymayanları dışlayan, baskı altına alan görüşlere karşı 1970’lerden beri mücadele ediyor.

Modernizmin kurucularının formüle ettikleri kuralların onların takipçileri tarafından fazla ciddiye alındığını belirten jencks, Adolf Loos’un “az çoktur” betimlemesiyle yazdıklarının aslında bir espri olduğunu, onu okurken yazarın mizah yaptığını fark edeceğinizi, yer yer kahkahalarla güleceğinizi söylüyor. Ancak o yazılanları değişmez kurallar gibi gören ve ciddileştirenlerin bulunduğunu söyleyen jencks, “bakın kendi yaptıklarına bir, söylediklerine benziyor mu” diyor. Aynı şekilde Le Corbusier’in son yaptıklarının modern sayılamayacağını belirtiyor.

jencks’in kritik modernizmi ise mimarlığın modern dönemdeki problemini vurguluyor esasında ve onun çıkış yollarını ararken hakiki doğaya, eko-feminizme yönelmesi gerektiğini vurguluyor.

  • Mimarlık alanında, Charles jencks modernizmin sonunun ve postmoderniteye geçişin sembolik tarihini, Le Corbusier’nin “Modern Yaşam Makinası”nın ödül kazanmış bir versiyonu olan, St. Louis’deki Pruitt-İgoe toplu konut bloklarının, içinde yaşayan düşük gelirli insanlar için oturulmaz bir çevre olduğu gerekçesiyle dinamitle havaya uçurulduğu 15 temmuz 1972 günü saat 15:32 olarak verir.

nyn-dinamitlendidhi-an.jpg

mimdap

4 Yorum

  1. ferhan ünal

    postmodernizm eğlenceliydi, neşeliydi, bir yapı dekoru oyunu gibiydi ve aslında herşeyi ciddi ciddi yapanların yanında esprili bir mimarlık anlayışıydı. bir dönemdi ve bitti.

  2. ayşegül akıncı

    C.Jencks 1980 lerdeki mimarlık dünyasının ilahlarından biridir. Modernizmin biçimsel kalıplarını kırmıştır ve dünyanın her tarafında olduğu gibi geleneklerine uyulan “uluslararası stil” yerine serbest tavrı, postmodern seçmeci, kendi kültüründen ögeler sokmak tavırlarını getirmiştir. Bizde de bir çok postmodern anlayışta bina 90 ların ortalarına kadar yapılmıştır.

  3. Cumhur Karakaş

    Bir dönem bütün dünya mimarlarının yüreğini hoplatmış postmodernizmin babası kültürl çoğulculuğun simge ismi Jencks hala abide gibi.
    Dünyada ABD ve birleşiklerinin açtığı yaralara parmak basması ise mimar sorumluluğunun nelere uzandığının bir göstergesi.

  4. Kenan Sarı

    Bu yaşta dimdik ve çok taze muhalif görüşlerle adeta bir dönemin ikonu, sayılı düşünür ve tasarımcısının bu topraklarda bulunması kayda değer bir hoşluk. küresel dünyaya çok sıkı direnç noktaları işaret ediyor, abd ve ingiliz emperyalistlerinin ırak ve ortadoğu’da yarattığı cehennemin sorumluluğunun altını belirgin bir şekilde çiziyor. ve de mimar, ayakta. alkışlıyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir