Bir Koruma Projesi Hikayesi

3 Dakika Okuma Süresi

David Chipperfield Architects
Neues Müzesi
Berlin, Almanya

chipperfield-1

Berlin Müze Adası’ndaki Neues Müzesi, Friedrich August Stüler tarafından tasarlandı. 1841–1859 yılları arasında inşa edildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında süren bombalamalar, binada önemli hasarlara yol açtı. Tüm bölümler ağır bir şekilde zarar gördü. Savaştan sonra yapılan onarma amaçlı birkaç girişimin ardından yapı, doğanın etkilerine maruz bırakıldı.

chipperfield-2

Arkeolojik yenileme Venedik Tüzüğü prensiplerine bağlı kalınarak yapıldı. Var olan yapıdaki tüm boşluklar, parlaklık ve yüzey bakımından bina değiştirilmeden dolduruldu.

chipperfield-3

chipperfield-4

Odaların orijinal dizilimi, var olan yapıyla süreklilik oluşturacak şekilde, yeni bina kesitleriyle restore edildi. Yeni sergi odaları, içinde Saxonian mermer parçacıkları ve beyaz çimento karışımı bulunan, büyük, prefabrikasyon beton parçalarla inşa edildi.

chipperfield-5

Yıldız Odası

chipperfield-6

Yunan Odası Profili

chipperfield-7

Ortaçağ Odası

Aynı beton elementlerden oluşan yeni ana merdiven, orijinal formu kopyalamadan tekrarlıyor. Ve bu merdiven sadece bir tuğla yığını gibi korunan görkemli salonda orijinal süslemesinden yoksun olarak bulunuyor.

chipperfield-8

Merdiven arkasındaki oda

chipperfield-9

Merdiven Holü

chipperfield-10

Merdiven Holü

Diğer yeni hacimler – Mısır avlusu ve Apollo risalitiyle Kuzeybatı kanadı, Yunan avlusundaki yarım kubbe ve Güney Kubbesi – korunan kısımları tamamlayacak biçimde, geri dönüştürülmüş, el yapımı tuğlalarla inşa edildi.

chipperfield-11

Yunan Avlusu

chipperfield-12

Mısır Avlusu

chipperfield-13

Mısır Avlusu Detayı

Neues Müzesi’nin Doğu ve Batı taraflarında bulunan ve büyük oranda korunan birçok sütun dizisinin yeniden kurulması ve bitirilmesiyle, Doğu’da savaş öncesi kentsel durum yeniden elde edildi.

Müze, Mısır Müzesi ile Tarih Öncesi ve Erken Tarih Müzesi koleksiyonlarını sergiliyor. Vitrinler, pervazlar ve sütun tabanları Michele de Lucchi tarafından tasarlandı. Neues Müzesi, Müze Adası’nda restore edilen 3. yapıdır.

David Chipperfield Architects tarafından düzenlenen ve james Simon Galerisi olarak adlandırılan Yeni Giriş Binası, alanın 1938 öncesi kentsel durumunu yansıtacak şekilde, Neues Müzesi ile Spree arasında inşa edilecek.

chipperfield-14

Eskiz

chipperfield-15

Vaziyet Planı

chipperfield-16

İkinci kat planı

chipperfield-17

Batı Kanadı Kesiti

Toplam Alan: 20.500 m2
Tamamlanma yılı: 2009
Müşteri: Stiftung Preußischer Kulturbesitz
Temsilci: Bundesamt für Bauwesen und Raumordnung
Mimari: David Chipperfield Architects
Restorasyon projesi: julian Harrap
İnşaat Mühendisliği: Ingenieurgruppe Bauen
Servis Mühendisliği: jaeger, Mornhinweg+Partner
Servis Mühendisleri: Kunst und Museumsschutz Beratungs- Planungs-GmbH
Aydınlatma danışmanlığı: Kardorff Ingenieure Lichtplanung
Yapı Fiziği: Ingenieurbüro Axel C. Rahn GmbH
Peyzaj Düzenlemesi: Levin Monsigny

Kaynak: ArcSpace
Çeviri: İmge Kıvırcık

4 Yorum

  1. guleser

    bu ornek çok guzel ve verimli bir çalışmayı anlatıyor bizlere… keşke turkıyedeki harabe haline gelen eski eserlerimizde vakıflara dahil edilip,kat mulkıyetı kanununda değişiklik yapılarak sanatseverlere ve eskı esercilere kazandırılsa. bu tıp mıllı servetlerın yok olmak yerınemilletimize kazandırılması hepımız için sevindirici olur.

  2. Cenap Yeşil

    İftihar edilecek bir restorasyon bu. İsabetle aktarılmış yayıncı kuruluş tarafından. Son yıllarda İStanbul’da ve diğer büyük şehirlerde restorasyon çalışmalarına hız verilmiş olması gurur verici. Bir çok tarihi eser harap konumundan kurtuldukça bulundukları semptler de bundan kazançlı çıkıyorlar aslında. Kimlik kazanıyor adeta.

  3. Lalehan

    Büyük bir titizlikle restore edilmiş olduğu, felsefesinden koruma nesnesine yaklaşma biçimine değin özellikli bir biçimde çalışılmış olduğu aşikar.

  4. uğur seren

    çok büyük hasar almış bir bina korunmuş, yani bugüne getirilmiş. dikkat edilirse içerde yıkılan bölümler betonarme olarak yapılmış ve saf bürüt beton yüzeyler gösterilirken korunabilen yahut saklanabilen tuğla duvarlar kısmlar olark gösterilmiş ve üstleri sıva ve boya gibi kaplayıcılar ile örtülmemiş. dolayısıyla aynı eskisi diye başlayıp eskisi gibi yapmaya çalışmamışlar. belki dış cephe tamamlamalarında “eskisi gibi” yapma yoluna gidilmiş olabilir. restorasyon müdahalelerini olduğu gibi gösteren, tamamlamacılığa karşı eski-yeni çelişkisini üstelik anıtsal bir yapıda göze alan bu yaklaşımı unutmamak gerekir.
    dikkatle incelenirse ders gibi sanki.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir