Antalya’da bir iş merkezinin inşaatının temel kazısı sırasında ortaya çıkan Attaleia Antik Kenti’ne ait nekropoldeki (mezarlık) buluntular, Antalya tarihini 2. yüzyıldan 3. yüzyıla taşıdı.

Doğu Garajı semtindeki halk pazarının yıkılmasının ardından, yapımına başlanan çok katlı iş merkezinin inşaat kazısı sırasında ortaya çıkan antik kentte kazı çalışmaları sürüyor.

Antalya Müzesi Müdürü ve Nekropol Kurtarma Kazısı Başkanı Selahattin Aksu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu Garajı’nda geçen yıl mart ayında tesadüfen ortaya çıkan Attaleia Antik Kenti’ndeki kazıların haziran ayının başında tamamlanmasını beklediklerini söyledi.

Kazı başlayana kadar Antalya’nın tarihinin milattan önce 2. yüzyılda başladığının bilindiğini ifade eden Aksu, kazılarla elde edilen buluntularla birlikte Antalya tarihin milattan önce 3. yüzyıla çekildiğini kaydetti.
Aksu, ”Yani Antalya tarihi bir yüzyıl daha geriye gitti. Antalya’nın en büyük nekropollerinden biri burada ortaya çıktı. Kazı bölgesinin bazı bölümlerinde 5-6 mezar yan yana dizili ve etrafı küçük bir duvarla çevrili. Kimi mezarlar kayaya oyularak, kimi oda, kimi de kayalara oyulup üstüne lahit kapakları konulmuş olarak bulunuldu” dedi.
Selahattin Aksu, Doğu Garajı kazısının bitimiyle müzede, bu kazıdan çıkarılan eserlere ait bir salon açmayı düşündüklerini kaydetti.

8 ayda 361 mezar

Kazı Alanı Sorumlusu Arkeolog Aynur Tosun da 8 aylık çalışmada 361 mezarı gün ışığına çıkardıklarını bildirdi. Bu kazıyla çok önemli bulgulara rastladıklarını ifade eden Tosun, mezarlarda çoklu gömü yapıldığını tespit ettiklerini açıkladı.

Tosun, ”Aynı zamanda iskeletlerin yanında ölü hediyeleri olarak bırakılmış cam ve pişmiş toprak koku şişeleri ile kişisel eşyalara da rastladık. Bu mezarlarda aynı zamanda çok sayıda sikkeler bulundu. Bu sikkeler, dönemi kesin tarihlememiz açısından çok yardımcı oluyor” diye konuştu.
Mezarlıklar sayesinde bu dönemde bölgede yaşayan insanların ne tür hastalıklar geçirmiş olduklarını, yaşlarını ve beslenme şekillerini öğrenmenin mümkün olduğuna işaret eden Tosun, şöyle devam etti:

”Mezarlarda sürüngen hayvanların, kuşların kemikleri, yengeç ve midye kabukları, zeytin çekirdekleri gibi bulgular da elde ettik. Bunlar bize o dönem insanlarının sosyo-kültürel yaşamlarıyla ilgili önemli ip uçları veriyor. Mezarlar dışında antik yol güzergahlarına rastladık. O dönemde kullanılan yük araçlarının tekerlek izleri, ana kaya üzerinde yoğun bir şekilde görülüyor. Bazı yollar belirli noktalarda çakışarak kavşak görüntüsü oluşturuyor.”
Tosun, mezar tipolojisi olarak da çok çeşitli mezarlara rastladıklarını bildirdi. Dört mezarda lahit kapakları olduğunu ifade eden Aynur Tosun, epigrafi çalışmaları neticesinde iki mezarın dönemin en zengin ve güçlü ailelerinden olan Kalpournius ailesinden iki kişiye ait olduğunu tespit ettiklerini kaydetti.

Kaynak: Haber Antalya

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir