Sotheby’s Stratejik İş Geliştirme Ortadoğu Birimi Başkan Yardımcısı Ali Can Ertuğ’a göre, “Türkiye şu anda öyle değişik bir noktada ki, İstanbul Lâle Devri’nden bu yana hiç böyle bir kıvam elde etmedi”.

Dünyanın en ünlü müzayede evlerinden Sotheby’s’in artık Türkiye’de de bir ofisi var. Sotheby’s’in Stratejik İş Geliştirme Ortadoğu Birimi Başkan Yardımcısı ise, Ali Can Ertuğ isimli genç bir Türk. Ertuğ, Christie’s Müzayede Şirketi’nin 19’uncu Yüzyıl Avrupa Sanatı Bölümü’nde Başkan Yardımcısı olarak dokuz yıl çalıştıktan sonra, ‘rakip’ firma Sotheby’s transfer olmuş. Ertuğ’un iş alanında en büyük referansı, Osman Hamdi Bey’in İstanbul Hanımefendisi tablosunu 6 milyon 700 bin dolara satması olarak gösteriliyor. 4 Mart’taki Türk çağdaş sanat müzayedesi öncesinde Ertuğ ile bir araya geldik ve Sotheby’s’in Türkiye stratejisini, müzayedeyi konuştuk. İşte satırbaşları:

‘İstanbul’da en az yedi kişide Warhol var’
“İslam Sanatı Türkiye’de en fazla 20 milyon dolarlık bir pazar elde etti. O da, Kâbe’nin anahtarı Sotheby’s tarafından Londra’da satın alındığı için oldu! Ama kimin aldığını açıklayamam. Oryantalist sanat ise en iyi döneminde en fazla 24 milyon dolarlık bir piyasa yapıyor. Her iki dalın sanat ve kültür ürünleri aynı zamanda hiç bir ülkeden yurtdışına zaten çıkamıyor. Ama detaylı olarak baktığınızda Türkiye’de en fazla Empresyonist (İzlenimci) resim ve Çağdaş resim / sanat alındığını görebilirsiniz. Biz de bu yüzden buradayız ve bu bizim normalde oturup tahmin edemeyeceğimiz bir veri. Türkiye’de kimi koleksiyonerlerde Monet, Picasso, Chagall, Degas, Seurat, Pissarro ve Rodin ile Klimt parçaları bulunuyor. Çağdaş sanatta ise Yves Klein. Anselm Kiefer, Andy Warhol sahibi olanlar var! Örneğin İstanbul’da en az yedi koleksiyonerde Warhol bulunuyor!”

‘Taner Ceylan ile Canan Şenol yükselişte’
“Kişisel fikrime göre ressam Taner Ceylan’ın, çok kısa sürede kimi özel akşam satışlarında milyon dolarlık rakama ulaşacağını düşünüyorum. Bunun dışında Canan Şenol için de aynı yükselişi göreceğimizi düşünüyorum.”

‘İstanbul yeniden bir dünya şehri oldu’
“2. Dünya Savaşı sonrasında Amerikan, ondan önce ise Alman ve Fransız resminin bir hâkimiyeti söz konusu. Çünkü o dönemde, çok enteresan kültürel ve ekonomik dalgalar geçiren ülkeler mevcuttu. Ama artık ‘enteresan’ değiller. Bu yüzden şu anda ABD’de para yapan isimler, kendi klasikleri diyebileceğimiz Dubuffet, Francis Bacon ve Rothko ile Kirchner olabiliyor. Türkiye’de ise şu anda öyle değişik bir noktadayız ki, İstanbul bize göre Lale Devri’nden bu yana hiç böyle bir ekonomik kıvam elde etmemişti. 30 yıl öncesini düşünün, İstanbul her geçen yıl daha iyiye gidiyor. Ama bu durum içinde dünyaya bırakabileceği bir izi var artık İstanbul’un. Kenan Evren, darbe, karaborsa vb. döneminden bugüne erişerek, yeniden bir dünya şehri oldu İstanbul. Sosyal ve ekonomik olarak kendi tarihinde çok tayin edici bir noktaya geldiği için, bunun dünya sanatına mal olma ihtimali çok büyük. Zaten şu anda çağdaş sanatımız bir iz bırakmazsa, artık ne zaman bırakır, orası tartışılır. Çünkü özellikle 1980’lerin Türk çağdaş sanatında korkunç bir ölülük var. Bu anlamda Sotheby’s’in kataloguna baktığınızda, o dönemde ABD’de bulunan Bedri Baykam ve Burhan Doğançay hariç, bu dönemle ilgili bir boşluk olduğunu göreceksiniz. Biz bilerek böyle yaptık. Çünkü gerçekten çok verimsiz bir sanat dönemiydi bu.”

‘Satışı kullandırmayacağım’
“Katalogda Ömer Uluç yok, çünkü çok yüksek fiyat getiriyordu ve ben buna mutabık değildim. Satışımda 100 bin dolar konmuş ve istenen bir parçanın satmamasını ve pat diye kalmasını istemiyordum. Dahası satışta o parçanın 100 bin dolara satılabilmesini sağlayacak iki üç galeri sahibinin, bu parçanın ‘ring’ edilmesi (müzayede içinde çevrilmesi) sayesinde beni de kullanmasını istemiyorum. 10 ila 15 bin dolar edecek bir parçanın, 100 bin dolara satışa konmasına karşıyım.”

Kaynak: Sabah

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir