Türkiye’nin oldukça zengin bitki çeşitliliğine sahip olduğu, halk arasında bin civarında bitkinin halk arasında tıbbi amaçlı kullanıldığı bildirildi.

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Hüsnü Can Başer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de 9 bin türe dahil 11 bin 700 civarında biyolojik bitki çeşitliliği bulunduğunu belirtti.

Bütün Avrupa kıtasındaki bitki çeşitliliğinin Türkiye’den 2 bin civarında fazla olduğunu, bu durumun Anadolu’nun bitki çeşitliliğinin önemini ortaya koyduğunu ifade eden Başer, Anadolu’daki bitkilerin yüzde 30’unun endemik (yalnızca bir bölgeye özgü tür) bitkilerden oluştuğunu kaydetti.

Zengin çeşitlilik içinde tıbbi ve aromatik bitkilerin önemli yer tuttuğunu vurgulayan Başer, şunları söyledi:

”Yaklaşık 11 bin 700 biyolojik bitki çeşitliliğine sahip Türkiye’de, bin civarında bitki halk arasında tıbbi amaçlı kullanılıyor. Türkiye’nin bitki florasının 3’te biri de aromatik bitkilerden oluşuyor. Aromatik bitkileri kokulu, baharatlı, parfümeri veya kozmetikte kullanılan veya kullanılma potansiyeli olan bitkiler olarak tanımlayabiliriz. Türkiye’de 84 tıbbi ve aromatik bitkiden elde edilen 107 çeşit ilaç ham maddesi ile 419 ruhsatlı ilaç üretiliyor. Bu bitki zenginliği, ekonomi açısından da büyük kazanç sağlıyor. 2007 yılı rakamlarına göre, Türkiye yılda 100 milyon dolar değerinde tıbbi ve aromatik bitki ihracatı yapıyor. 2000-2003 yılları arasında sadece kekik, defne çayı ve adaçayında yıllık 30 milyon dolara yakın ihracat yapıldı.”

Morfin ve kekikte dünyanın en büyük üreticisiyiz
Türkiye’nin tıbbı ve aromatik bitkilerde dünyanın en önemli üreticileri arasında yer aldığını ifade eden Başer, ”Türkiye, morfin ve kekikte dünyanın en büyük, gül yağında ise iki büyük üreticiden biridir” dedi.

Afyon’daki TMO’nun Alkaloitleri fabrikasında kuru haşhaş meyvelerinden morfin elde edildiğini bildiren Başer, yılda 20 bin ton haşhaş kellesinden 60 ton morfin üretildiğini kaydetti.

Türkiye’de 1974’ten beri afyon üretiminin yasak olduğunu hatırlatan Başer, çiftçinin ürettiği afyonun Toprak Mahsulleri Ofisinin morfin işleme tesisinde işlenerek morfinin yanı sıra toz afyon veya afyon tentürü de üretildiğini belirtti.

Türkiye’nin en önemli yabani ürününün kekik olduğunu ve Türkiye’nin dünyanın en büyük kekik üreticisi olduğunu anlatan Başer, yılda yaklaşık 7 bin ton kuru kekik üretildiğini, bunun bin tonunun yurt içinde tüketildiğini, kalanının ise ihraç edildiğini söyledi.
Yılda 20 tondan fazla da kekik yağı ihraç edildiğini anımsatan Başer, kekik ihracatının, 2003’de 14 milyon dolar, 2004’de 16.7 milyon dolar ve 2005’de 17.8 milyon dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Kekiğin Türkiye’de halk arasında sindirim sistemi rahatsızlıkları için kullanıldığını dile getiren Başer, ”bilimsel çalışmalara göre kekik yağı ve kekik suyunun birçok biyolojik etkisi kanıtlanmıştır. Kekik yağı ve kekik suyu sindirim sistemi kasılmalarını önler, mikrop öldürücü, yara iyileştirici etkiye sahiptir, ağrı kesici ve iltihapları önleyici özellik taşır, spazm çözücüdür, birçok hastalığın tedavisinde etkilidir” diye konuştu.

Türkiye’nin Bulgaristan ile birlikte dünyanın en büyük iki gül yağı üreticisinden biri olduğunu da hatırlatan Başer, yılda 7 bin ton gülden ortalama bin 600 kilo gül yağı ve 2 bin 400 kilo gül konkreti üretildiğini belirtti.

Bir kilo gül yağı üretmek için 3 bin 500 – 4 bin kilo taze güle ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Başer, 1997’de 3,8 milyon dolar karşılığı 3 bin 133 kilo gül yağı ihraç edildiğini kaydetti.

Başer, Türkiye’de üretilen diğer tıbbi ve aromatik bitkilerin özelliklerini de şöyle özetledi:

”Türkiye’de üretilen adaçayının kurutulmuş yaprakları bitkisel çay olarak veya uçucu yağ üretimi için kullanılır. 2002’de 3 milyon dolar karşılığı bin 500 tondan fazla kuru adaçayı yaprağı ihraç edilmiştir. Yılda yaklaşık 300-500 kilo adaçayı yağı üretilmektedir. Adaçayı antiseptik, gaz söktürücü, spazm çözücü, ter kesici, ağız ve diş eti iltihaplarını iyileştirici, menopoz şikayetlerini önleyici, kan şekerini düşürücü, gençlerde davranış ve zeka performansını arttırıcı bir bitkidir. Dağçayı türlerinin kurutulmuş çiçekleri de bitkisel çay olarak kullanılır. Türkiye’de 40’tan fazla dağçayı çeşidi yetişmektedir. Yılda 50 ton kadar toplanan ve 15 ton kadar ihraç edilen dağçayının antistres etkisi vardır. Nane de, hem taze hem de kuru halde çeşni ve bitkisel çay olarak kullanılır.

Ülkemizde uçucu yağ elde edilmek için nane kullanılmaz. Defnenin meyve ve yapraklarından yağ elde edilir. Yılda yaklaşık 5 bin ton defne yaprağı ihraç edilir. Bunların yanı sıra sığala yağı, meyan kökü, çöven, anason, salep, kimyon, rezene, ıhlamur, biberiye, sumak, çörekotu ve kişnişin yanı sıra onlarca tıbbi ve aromatik bitki Türkiye’de yetişmektedir.”

Kaynak: Zaman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir