Romalı Yazar Plinus’a göre Venedikli denizciler, soda ve güherçile ticareti yaparken bir kıyıda demirler. Demirledikleri kıyı o tarihte bol miktarda silis kumu ve kireç içermektedir. Venedikliler de gece ateş yakıp bu üç maddeyi şans eseri karıştırmışlar ve cam bir rastlantıyla o tarihte parıldamaya başlamış.

Bu hikayenin doğruluğundan emin olunmamakla birlikte, bu üç ana ham madde (silis kumu, kükürt, soda) camın oluşumuyla birebir örtüşüyor. (Daha birçok madde eklenebiliyor.) Tarihi bulgulara ve MÖ 2500 yılına ait boncuklara bakılırsa, cam yaklaşık olarak 4 bin 500 yılık bir tarihe sahip.

Türkiye’nin ilk cam müzesini açarak bir ilki gerçekleştiren Füsun İşsever ve eşi Kamer İşsever, cam tarihinin tanıklığını Gaziantep’e armağan etmişler. Oldukça köklü bir tarihe ve zengin bir kültüre sahip olan ama bu zenginliği, her gün yenileri yükselen otel, alışveriş merkezi vb. büyük ve çirkin binaların gölgesinde kalan Gaziantep için çok değerli bir yenilik olmuş İşsever çiftinin açtığı müze. Gaziantep’in en eski yerleşim bölgesinde seçilen üç tane tarihi Antep evinin birleştirilmesiyle oluşan Medusa Müzesi, aynı zamanda giderek unutulan bazı elişi sanatlarına da ev sahipliği yapıyor. Ustaların maharetli ellerini izleme fırsatı bulabildiğiniz; üfleme cam, telkari, boncuk, butik işleme sanatlarının sunumuyla da Türkiye’de bir ilk. Müzeyi gezerken tarihe gitmekten yorulursanız, tarihseverler için hazırlanmış modern kafesi de sizi günümüzün bunaltıcı yorgunluğundan bir süreliğine de olsa uzaklaştırabilir.

Cıncığa hayat veren usta eller
Anteplinin biri askerde, elinde kan lekesi bağırarak arkadaşlarına doğru koşmaya başlar. Sesi duyan herkes Anteplinin yanına koşar ve “Ne oldu Ökkeş” diye sorarlar. Ökkeş, “Ayağıma cıncık batiy” der. Kimse anlamaz Ökkeş’in ne dediğini. Çareyi başka bir Antepli çağırmakta bulurlar. Gelen Antepli Ökkeş’i dinleyip, “Bir şey yok ağam, ayağına ganne gırıgı batık” der. Cıncık, Antep şivesinde kırılmış cam anlamında, ganne de bardak ya da şişe anlamında kullanılır. Şu sıralar bu cıncıklar Türkiye’nin ilk cam müzesinde, Suriyeli üfleme cam ustası Muhammet Hasip Ebu Cemil’in maharetli elleriyle şekilden şekle ve renkten renge giriyor. İsterseniz bu ustanın ellerinde camın, yani cıncığın nasıl hayat bulduğunu görebilirsiniz ama acele edin; çünkü cam ustası kısa bir dönem için burada. Muhammet Hasip, Suriye’nin Ermeniz ilçesinde doğmuş. 14 yaşında başladığı cam yolculuğuna 25 yıl devam etmiş. Kuveyt, Libya, Ürdün, Mısır, Tunus, Lübnan, Fas, Dubai, İspanya ve Yunanistan’da gösteriler yapmış. Son derece mütevazı görünen Suriyeli usta üfleme cam konusunda bir dünya sanatçısı olma yolunda.

Medusa’daki başka bir cam ustası da, Gaziantep’te cama gönül vermiş birinin böyle bir organizasyonunu duyunca hiç düşünmeden İstanbul’dan gelen Ömer Ateş. 3 yıldır camla ilgilenen Ömer Ateş, müzede eğitim almış tek usta. Bir boncuk yaptığında çocuk gibi sevindiğini söyleyen usta, füzyon, sıcak cam, soğuk cam ve daha birçok cam alanında eğitim almış. Cam boncuk ustası, eğitiminin hiç bitmeyeceğini, boncuk işi yapmanın sonsuz olduğunu eklemeyi de unutmuyor sözlerine.

Bu sanatlar yok olmasın
Butik tarzı antik dönem takıları ustası olan Haluk Botasun, İstanbul Kapalıçarşı’da kısa dönem için bile olsa kendisine ait işyerini bırakarak büyük bir özveriyle müzeye katılmış. Hititler, Frigler, Urartular gibi medeniyetlerin süslemelerinin günümüze yansıtıldığı bu meslekle Avrupalıların daha fazla ilgilendiğini, Türkiye’de bu uğraşın aynı ilgiyi görmediğini üzülerek anlatıyor Haluk Usta. 23 yılık ustalığını anlatan parmağındaki asit yaraları, ustamızın işinin zorluğunun da işareti aynı zamanda. Amacının bu işin tanıtılması olduğunu belirten usta, yanlış anlaşılmamak için üretimlerinin sınırlı olduğunu, talep olsa bile kendileri için bir şey değişmediğini özellikle vurguluyor. Ustamız müzenin sürekli sakinlerinden değil ama bu iş için çok gönüllü olduğu fazlasıyla belli. Elişi sanatlarının yok olması, fabrikasyon ürünlerle maddi açıdan denk düşmediği için öngörülebilir bir sonuç. Müzeler, el işi sanatları merkezleri, belediyelere bağlı güzel sanatlar eğitim merkezleri ve üniversitelerde bu işlerin eğitimlerinin artırılmasıyla eğitimli ustalar yetiştirilebilir pekala. Haluk Botasun, kendi alanında birçok usta yetiştirdiği halde bu işlerin artık üniversitelerde yapılması gerektiğini bir usta titizliğiyle belirtiyor.

Gaziantep kültürüne ve turizmine katkı sağlayacak Medusa Müzesi, 20 Haziran Cuma günü yaptığı “cıncık” gibi açılışıyla Gaziantep’in hizmetinde.

Kaynak: Evrensel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir