Toplam 4 milyar doları bulan ihracat potansiyeli, 2700 firması ve 4 bin mağazasıyla Türkiye’nin iç ve dış pazarda en önemli tekstil merkezlerinden olan Merter de kan ağlıyor. Krizin etkisiyle tekstil sektöründeki gerilemeye firmaların yanlış politikaları da eklenince sessizliğe gömülen Merter’de mağazasından büfecisine, restoranından emlakçısına kadar herkes dertli.

Gündüz nüfusu sadece mağazalar bazında 15 bin civarında olan, atölyeler eklendiğinde bu rakamın 100 binleri bulduğu Merter’de 150’den fazla atölye ve mağaza kiralık durumda. Buna emlakçıya vermeden “sahibinden” ilanları eklendiğinde rakam daha da büyüyor.

İstanbul Merter’in en işlek bölgesi Fatih Caddesi. Burada bir mağaza işletmek için mal sahibine ödeyeceğiniz kira bile 5 bin dolar ile 12 bin dolar arasında değişiyor.

Onur Büfe’nin işletmecisi İlyas Çarkçı, tam da böyle bir yerde iş sahibi. Ama Çarkçı’ya göre, işler iyi değil. “Büfenin giderini karşılamakta zorlanıyorum” diyen Çarkçı, “Müşterilerimiz genellikle mağaza çalışanlarıdır ama artık onların da sayısı yarı yarıya düştü. İşten çıkarılmayanlar da simit yiyor artık” diye yakınıyor.

Bir başka büfeci de işlerin en az yüzde 40 düştüğünü anlatıyor. Merter’in ara sokaklarındaki restoranların durumu ise daha vahim. Onlar, garsonları sokağa çıkarıp çığırtkanlık yaptırarak müşteri toplamaya çalışıyor.

Emlakçılara göre felaket kapıda
Merter’de faaliyet gösteren Tekstil Emlak Danışmanlık’tan Hakan İğdelioğlu da Merter’deki durumu “İçler acısı” diye açıklıyor ve “Daha da kötü olmasından korkuyorum” diye ekliyor. Son birkaç ayda yalnızca kendi portföyüne 20 civarında boşaltılmış işyerinin eklenmesini buna kanıt olarak gösteren İğdelioğlu, “150 atölye ve mağaza şu anda kiralık ve müşteri bekliyor. Bir de emlakçıya vermeden sahibinden ilanlarını sayarsanız rakam daha da büyüyor. Henüz işyerlerini boşaltmayanlar da mal sahiplerinin fedakârlık yapması sayesinde birkaç ay daha dayanmaya çalışıyor” diyor. İğdelioğlu’na göre artık dolarla iş yapan az sayıda mal sahibi var. Üstelik, eskiden 5 bin TL olan yerlerin kirası 3 bin, 2500 TL olanlarınki ise 1500 TL’ye düşmüş.

Ertem Emlak’ın sahibi Sevgi Ertem de benzer problemlerden söz ediyor ve “Şu anda İstanbul’da kiracıysanız, hemen mal sahibinizi arayın ve kiranızın düşürülmesini talep edin. Bu durum yalnızca Merter’le sınırlı değil” diye konuşuyor.

Bavul ticareti de batakta
Merter’de bavul ticaretinin kalbi durumundaki Akçarşı’yı gezerken de görüntü farklı değil. Bir mağaza sahibi durumu, “Bütün gün birbirimizin suratına bakıp duruyoruz. Çarşı yönetimine birkaç aylık kira borcu biriken pek çok esnaf var. Ayrıca çarşı içinde yaz sezonu için herhangi bir hazırlık da başlamadı” diye anlatıyor.

Akçarşı’da Mario Cavalli adlı markanın sahibi Ali Ekber Kara ise daha çok Araplara mal sattığı için yaşananlardan başka firmalar kadar etkilenmediğini söylüyor. Kara, “Bana çalışan 20 atölye var. Buralardan da 2 bin insan ekmek yiyor. Çok kâr edeyim diye beklesem, yine ederim. Malım bozulmaz sonuçta. Ama beklerim. O zaman atölyeye iş veremem. Onlar batar. Ben de iş yaptıracak kimseyi bulamam” diyor.

Ara sokaklardan birinde yeni bir bina olduğu belli olan Polat Pasajı’nı dolaşıyoruz. Pasajda 13 dükkân var ve şu anda 8’i boş. Pasaj yöneticisine göre Merter müşterisinde bir artma yok. Yani herkes birbirinden çalıyor. Merter’de önce zihniyetin değişmesi gerektiğini vurgulayan yönetici, “Aynı müşteri Laleli’ye gelse, altına araba bile veriyor firmalar. Otelini ısmarlıyor, yediriyor, gezdiriyor. Laleli’de otel, restoran, mağaza hatta eğlence de aynı semtin içinde. Burada otel yok, doğru dürüst restoran yok, eğlence yok. Müşteriye ihtimam da yok” diye konuşuyor.

Batması gerekenler battı
Merter’de batmayan firmaların, batanlarla ilgili düşünceleri ise ortak. Batanların, sırf tekstil iyi iş yapıyor düşüncesiyle evini, arabasını satıp ya da bir yerlerden borç-harç tekstil işine girenler olduğunu vurguluyorlar. Krizden etkilenmediğini belirten bir esnaf “Kriz hikâye, malını oradan buradan krediyle, çekle alan; doğru düzgün mal üretmeyenler batıyor. Batsınlar da. Ben batmadım, çünkü peşinciyim ve düzgün mal yapıyorum” diyor. Biblos firmasının sorumlusu Davut Baltacı’ya göre de işler eskisi gibi parlak değil. Hatta yüzde 30 civarında düşmüş durumda. Ama buna rağmen kendi firmalarına yeni eleman alacak kadar iş yapabildiklerini söylüyor Baltacı, bunun formülünü bilinçli yani az, hızlı ve kaliteli üretim olarak açıklıyor. Üstelik Baltacı, “İşlerin kötüye gideceğini zaten 2008 başından biliyorduk. Yani önlem almak için zaman vardı. Ama pek çok firma bilinçsiz üretim yaptı. Yani hem çok üretti hem uygun tarzda üretmedi. Altyapıları da yoktu. Trendi yakalamak adına tekstile girmişlerdi. Şimdi, battılar” diye konuşuyor.

Devlet kazanacağına ben kazanayım
DİSK’e bağlı Tekstil-İş’in kapısını çalıyor ve Merter’deki işyerlerinin sigorta durumunu soruyoruz. Sendika yöneticilerinden Kazım Doğan, şunları anlatıyor: “Bir süredir bazı işverenler diyor ki ‘Yemek, servis, hatta mesai tamam ama sigortadan çık.’ Hatta toplu iş görüşmeleri sırasında şöyle bir olay yaşadık. İşveren, dedi ki, ‘Ben zammı açıktan vereyim. Sosyal Güvenlik Kurumu bunu bilmesin. Sigorta primi yükselmesin.’ İtiraz ettim. Ama işçiler de bana itiraz etti ve ‘Açıktan parayı kabul et. SSK’dan beklentim ne ki. 65’e kadar yaşayıp yaşamayacağım bile belli değil. Devlet kazanacağına ben kazanayım’ dediler.”

Merter için Kurtuluş Savaşı başlattık
Merter Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD) Başkanı Ercan Tan, krizde dibe vuran tekstilin yine en çabuk krizden çıkacak sektör olacağını söylüyor. 2010’un ilk çeyreğinde tekstilin yükseleceğini öngören Tan, “Merter de yükselecek. Ürününü peşin satanlar, markalaşan firmalar ayakta. Eğer ürününüz sıkıntılı ve kalitesizse, peşin değil vadeli satışa yönelirsiniz. Geri dönüşlerdeki aksaklıklar da sizin sonunuzu hazırlamış olur” diyor.

Merter’i daha ileriye götürmek için bir “Kurtuluş Savaşı” başlattıklarını vurgulayan Tan, bu kapsamda bir Çevre Komitesi kurduklarını, dış cephelerin düzenlenmesi, markalaşma, potansiyel incelenmesi, Türkiye’deki güçlü firmaların Merter’e getirilmesi gibi faaliyetler üzerinde çalıştıklarını anlatıyor. Tan, potansiyel ülkelerde reklama da başlayacaklarını kaydediyor. Merter’in iç piyasaya da önemli oranda mal verdiğini anlatan Tan, “İç piyasanın taleplerini dikkate alır, üretir, rakamları uygun hale getirip, Çin malını engelleyebilirsek iç piyasa bizi ayakta tutar” diye konuşuyor.

Kaynak: Referans

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir