Kyoto Protokolü’nde, kömür kullanımını engelleyen bir husus bulunmadığını söyleyerek”Zaten Kyoto’da şu anda hiçbir mükellefiyetimiz yok” diyen Eroğlu’nun aksine çevreciler kömür kullanımının hemen bırakılması gerektiği düşüncesinde.

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, ”Dağıtılan kömür yerine, doğalgaz çeki verilebilir mi?” diye sorması üzerine, doğalgazın ithal edildiğini belirtti. Eroğlu, ”Doğalgaza döviz ödüyoruz ama dağıtılan kömürler öz kaynaklarımız. Onları da değerlendirmemiz lazım. Onun, maliyet ve döviz ödemesi açısından ekonomik olarak dikkate alınması gerektiği kanaatindeyim” dedi. Kyoto Protokolü’nde, kömür kullanımını engelleyen bir husus bulunmadığını bildiren Eroğlu, ”Zaten Kyoto’da şu anda hiçbir mükellefiyetimiz yok” diye konuştu.

Türkiye Kyoto’yu İmzala! kampanyası sözcüsü, Yeşiller üyesi, KEG aktivisti Dr. Ümit Şahin ise Eroğlu’nun bu açıklamasından çok daha önce yayınlanan bir yazısında şunları söylüyordu:

Türkiye, dünyanın en kalabalık 17. ülkesi ve en büyük 19. ekonomisi olarak, dünyada en fazla karbondioksit emisyonu yapan ilk 20 ülke arasındadır ve emisyonunu en hızlı artıran ülkedir. Türkiye’nin kişi başına karbondioksit emisyonu (ki emisyon indirim pazarlıkları için önemli olan kişi başına emisyondur) 2004 yılında 4,5 ton civarındaydı ve yıllık emisyon miktarı yaklaşık olarak yüzde 5,5 oranında artmaktadır. Yapılacak basit bir hesapla, Kyoto’nun birinci yükümlülük döneminin sonu olan 2012’de kişi başı emisyonun 6 tonu geçeceği görülmektedir. Bugün Avrupa ülkeleri 8-10 ton civarındaki kişi başı emisyonlarını düşürmeye başladılar. Türkiye eğer gündemindeki kömüre, çimentoya ve otomobile dayalı kalkınma modelini gerçekleştirmekte inat ederse, birkaç yılda Avrupa ortalamasını geçebilir. Bu durumda da hükümetin Türkiye’nin sahip olduğunu iddia ettiği ‘özel durumu’ ve pazarlık gücü buhar olup uçacaktır. Türkiye, Kyotu’yu izleyecek olan Kopenhag sürecinde en fazla emisyon indirimi yükümlülüğü altına girecek, en dezavantajlı ülkelerden biri olmaya doğru dört nala gitmektedir.

Yapılması gereken şey ortada
Türkiye 11 yıldır kurnazlık yaptığını sanarak içine düştüğü fosil yakıt batağından kurtulmak zorundadır. Fosil yakıtla kalkınma politikasını değiştirmeli, enerji tasarrufuna, enerjinin verimli kullanımına ve yenilenebilir enerjilere yönelmeli, çimento üretimini ve otomobil kullanımını körüklemeyi bırakmalıdır.

Türkiye’nin Kyoto’yu imzalamasının hiçbir şeyi değiştirmediğini iddia etmek bir yanılgıdır. Türkiye artık dünya iklim politikalarının tarafıdır ve yenilenebilir ekonomiye geçme yolunda ciddi ve sorumlu bir politika izlemekle yükümlüdür. Kyoto sürecine girdiği halde yanlış politikalarda ısrar eden hükümetler birkaç yıl sonra halka da, uluslararası camiaya da hesap veremez duruma düşebilirler.

Kaynak: NTV Yesil Ekran

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir