İnsanlar tarih boyunca kuraklık, savaş ya da etnik temizlik tehdidi yüzünden göç ettiler. Kimse zenginlik yüzünden yerini yurdunu tek etmedi. İsveç’in kuzey kutup dairesi içinde kalan Kiruna kenti ise bu kuralı bozup zenginlik yüzünden göçe hazırlanıyor.

goc2.jpgBBC’de yer alan habere göre kentin yanıbaşındaki dağdan çıkarılan demir cevherinin tükendiği sanılıyordu ancak birkaç yıl önce maden damarlarının kentin altına doğru uzandığı saptandı.

Üstelik yeni keşfedilen damarların bir asırdır çıkarılan madenden daha fazla olduğu anlaşılınca kenti olduğu gibi taşımaktan başka çare olmadığına karar verildi.

Yanıbaşlarında içi delik deşik edilmiş dağın bile eğilmeye başladığını söyleyen kent halkı ayaklarını yere sağlam basabilmek için fazla uzak olmayan yeni yerleşim bölgesine göç etmekten başka çare olmadığının bilincinde.

Laponların memleketi
Kiruna kentinin kuruluşu da demir madeniyle bağlantılı.

Dünyanın en modern ve en büyük yeraltı madeninin geçmişi bir asırdan biraz fazla. Kirunavaara adlı dağın manyetik bir çekim gücü olduğu, dağin yüzeyinde sert tabakalar bulunduğu anlaşıldığında yıl 1898’di.

Yüzeydeki maden cevherinin belirli bir işlemden geçirilip demir olarak kullanılmaya başlandığı yıl ise 1900. O sırada Kiruna’da 222 kişi yaşamaktaydı. Zamanla Kiruna’dan elde edilen demir cevherinin üstün kalitede olduğu anlaşıldı. Bu demir cevherinden elde edilen İsveç çeliği de dünyada ün saldı.

Yüzeydeki demir tükenince dağ oyulmaya başlandı. Bir asrın sonunda dağın içinde kilometrelerce yol açıldı. Dünyanın en büyük ve en modern yeraltı madenine biz de bu madeni çalıştıran kamu kuruluşunun minibüsüyle indik.

800 metre derinlikte bilgisayarlarla donatılmış kontrol odasında, kahvelerimizi yudumlarken, cevherin damarlardan sökülmesini, vagonlara yüklenmesini ekranlardan seyrettik. Maden damarında delik açmayı, açılan deliklerden sonra cevher kütlesini koparmayı, koparılan kütleleri küçük vagonlara yüklemeyi iş aletleri yapıyordu.

Maden ocağından çok laboratuvarı andıran kontrol odasından minibüsle 500 metre derinlikteki konferans merkezine gittik. Sinema salonu büyüklüğündeki konferans merkezinde, İsveç’in en büyük ve karlı kamu kuruluşlarından biri olan şirket ve belediye yöneticilerinden kent hakkında bilgi aldık. Yetkililer ayrıca yerleşim alanının tam altına doğru uzayan maden damarları yüzünden göçün kaçınılmaz olduğunu anlattılar.

Ekonomisi ağırlıklı olarak demir madenine bağlı Kiruna için göçten başka çare yok. Halk yeraltında açılacak damarların yer sarsıntılarına yol açabileceğinin bilincinde. Zaten içi delik deşik olmuş dağın bir tarafa eğildiğini iddia etmekteler.

Bazıları, yer sarsıntılarının hissedildiğini de öne sürüyor. Şirket yöneticileri ise bu açıklamaları abartılı buluyor. Dünyanın en büyük ve en modern yeraltı madeninden anı olarak ham demirden bir çubuk ve birkaç bilye verildi. Belediyeden de kuzey kutup dairesini geçtiğimiz belgeleyen gösterişli bir sertifika.

Şirket yöneticileri bazı değerli eserlerin yeni yerleşim bölgesine olduğu gibi taşınacağını söylediler. Bunlardan biri 1907 ile 1912 arasında inşa edilen ahşap kilise.

Kuzey ışıkları ve geyikler
Zarif mimarisiyle İsveç’in en güzel kilisesi unvanını hak eden bu eser Kirunalılar için çok önemli. Maden ocağı ne kadar kentin zenginliğiyse kilise de adeta kimliği.

Hala kuzeyde yaşayan Laponlar Ren geyiği besleyerek geçiniyor. Onların derdi de Kiruna’nın taşınacağı yeni yerleşim alanında geyiklerinin rahatsız olacağı.

Gece eksi 30 derecede girdiğimiz saunada konuşulan tek konu bu.

Konu ancak sıcaktan bunalıp karlarda yuvarlanmaya başlayınca kesiliyor. Bu kez buz gibi ayazdan tekrar saunaya girince elde bira kutuları aynı konuya devam ediliyor. Ne de olsa Lapland başka bir dünya ve orada yaşayanlarında konuşmaya gereksinimleri var.

Ama sauna seansı sonunda giyinip dışarı çıkınca sanki ses dalgalarının bile soğuktan sanki kristalize olduğu berrak gecede, gökyüzünü bir kuşak gibi saran muhteşem kuzey ışığında şarkılar başlıyor.

Kuzey ışığı
Kuzey ışığı
ruhumu aydınlatan kuzey ışığı
geyiklerim ve sen…

Ertesi günü uçağın penceresinden aşağıya bakıyorum. Beyaz örtüsüne sarınmış Kiruna hareket saatini bekleyen devasa bir gemi gibi. Hareket vakti gelince sanki buzları yara yara ilerleyecek. Hiç değilse tarih boyunca yaşanan can havliyle kaçma telaşına kapılmadan.

Kaynak: CNNTürk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir