Baba, köprüden geçecek miyiz?”…. 11 yaşındaki Berfin’in ağzından dökülen bu kelimeler, anne-babasının telaşlı koşuşturması arasında kaynayıp gidiyor.

Berfin, 4 yaşından beri “memleket” bellediği İstanbul’u terkediyor. Gaziosmanpaşa Beşyüzevler’deki çamurlu ve iki yanı bakımsız binalarla çevrili ara sokaklardan birine, eski bir kamyon giriyor. Sıvası olmayan, 4 katlı beton bir binanın önünde duran kamyon, binanın bodrum katında yaşayan Yılmaz ailesinin 7 yıllık İstanbul macerasının sonunu anlatıyor. Üç ay önce çalıştığı fabrikadan “kriz var” gerekçesi ile atılan baba Cahit Yılmaz, yaşamak için tek çareyi memleketi Batman’a dönmekte buluyor. Okulundan, arkadaşlarından ayrılmanın acısını yaşayan Berfin’i ise tek bir şey teselli ediyor: 7 yıllık İstanbul yaşantısı boyunca bir kez bile görmediği Boğaz Köprüsü’nden geçecek olmak…
Yaklaşık 6 ay önce İstanbul’u terk eden Yılmaz ailesinin yaşadıkları, son aylarda İstanbul’un yoksul mahallelerinde giderek artan bir eğilimin de habercisi. Türkiye’de onlarca sektörde işten çıkarmalara ve durgunluğa yol açan küresel kriz, ekonomik zorluklar nedeniyle megakent İstanbul’dan “tersine göç” edenlerin sayısında da patlama yarattı. Kriz ortamında işten çıkarılan ya da iflas eden binlerce insan, binbir umutla geldiği İstanbul’dan ayrılıp köyünün yolunu tutuyor.

Kriz derinleştikçe göçler çoğaldı

ABD kaynaklı mortgage krizinin dünyaya yayılarak küresel bir finans krizine dönüşmesi, tüm ülkeleri olduğu gibi Türkiye’yi de olumsuz etkiledi. Başta otomotiv ve tekstil olmak üzere pek çok sektörde üretime ara verme ve işten çıkarma gibi “kriz önlemleri” uygulanmaya başlandı. 12 milyon nüfusa sahip olan, Türkiye sanayi ve ticaretinin kalbi sayılan İstanbul’da ise kriz kendini bir başka alanda daha gösteriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı Yoksul Sevk Zabıta Amirliği’nin verilerine göre, 2008 yılında ekonomik gerekçelerle İstanbul’u terk edenlerin sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 100 artmış durumda. 2007’de 558 aile geçinemediği gerekçesi ile İstanbul’u terk ederken, aile sayısı 2008’de bin 144’e çıktı. Böylece son 1 yılda 6119 kişi, son 10 yılda ise toplam 25 bin 438 kişi, daha iyi yaşamak için geldiği İstanbul’u “ekonomik olarak tutunamadığı” için terk etmek zorunda kaldı.

Güneydoğu ve Karadeniz başı çekiyor

Özellikle, krizin tüm dünyada derinleşmeye başladığı ikinci altı ayda, İstanbul’dan göç eden ailelerin sayısında da artış yaşandı. Yılın ilk yarısında 460 aile “İstanbul’da ekmek parası kazanamıyoruz, köyümüze dönmek istiyoruz” diyerek İBB’ye başvururken, bu sayı ikinci 6 ayda 684’e çıktı. Son 10 yılda İstanbul’dan tersine göç için belediyeye başvuran ailelerin sayısı ise tam 16 kat arttı. İBB, bu dönemde geri dönüş için bütçesinden yaklaşık 3 milyon YTL harcadı. Bu rakamın 1.3 milyon YTL’si, sadece 2008 yılında gerçekleşen tersine göçlere gitti.
Hayallerini artlarında bırakıp başladıkları yere dönmek zorunda kalan bin 144 ailenin 436’sı Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya, 407’si ise Karadeniz’e geri döndü. İç Anadolu’ya 112, Akdeniz’e 111 aile geri dönerken, Ege ve Marmara Bölgesi’nin diğer kentlerine göç eden ailelerin sayısı da 73 oldu. Tersine göçün en yoğun yaşandığı kentler Ordu, Samsun, Diyarbakır, Batman ve Gaziantep olarak belirlendi. Bolu, Kocaeli, Kırşehir, Kırıkkale ve Kütahya’ya yalnızca 1 aile geri dönerken, Bilecik ve Burdur’a geri dönme talebinde bulunan aile çıkmadı.

Tersine Göç Bürosu nasıl çalışıyor?

İBB, 1996 yılından beri ekonomik nedenlerle memleketine dönmek isteyen ancak taşınma masraflarını karşılayamayan vatandaşlara yardımcı oluyor. Bu kapsamda tersine göç etmek isteyen kişilerin otobüs biletleri satın alınıyor, eşyalı göç etmek isteyenlere ise bir kamyon tahsis edilerek, eşyaların güvenli bir şekilde gideceği yere ulaştırılması sağlanıyor. Bu hizmetten yararlanmak için İBB Zabıta Müdürlüğü’ne bağlı Tersine Göç Bürosu’na başvurulması gerekiyor. Göç işlemleri 2 ila 12 hafta arasında tamamlanıyor. Tersine Göç Büroları, İçişleri Bakanlığı’nın “Köye Dönüş” çalışmasından farklı bir işlev görüyor. Bakanlık çalışması terör nedeniyle köylerinden göç etmiş insanları kapsarken, Göç Büroları İstanbul’a çeşitli nedenlerle gelmiş ve ekonomik, sosyal olarak şehirde tutunamayan insanların geri dönüşlerini sağlamaya yönelik hizmet veriyor.

“İstanbul’u hiç özlemeyeceğim”

Geçinemedikleri için İstanbul’dan göç eden yüzlerce aileden biri de Amasya’nın Kızıkköyü’nden 9 yıl önce İstanbul’a gelen Taşkıran ailesi. Ailenin 8 yaşındaki oğlu Abdülkadir, “İstanbul’u hiç özlemeyeceğim. Artık daha çok Amasya elması yiyebileceğim” diyor. Ancak Baba Mehmet Taşkıran, oğlu kadar sevinçli değil bu geri dönüş yolculuğuna çıkarken. Mehmet Taşkıran Esenyurt’taki evinden ayrılırken, yüzünde hüzünlü bir ifadeyle kendilerini Amasya’ya yolcu edecek zabıtalara bakıyor: “Kriz dolayısıyla işimi kaybettim. Artık burada barınacak gücümüz yok. Memleketimde iş bulmam daha kolay. Bakacağız bir çaresine…”

Kaynak: Referans

One Comment

  1. çok güzel bir dönüşüm projesi bende dönmek istiyorum ama madi yönden dönemiyordum allah devletimizi başımızdan eksık etmesın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir