Göç Der Diyarbakır Şubesi, ‘göç haftası’ nedeniyle bir haftadır yaptığı etkinlikler kapsamında önceki akşam ‘Zorunlu Göç ve Devam Eden Etkileri’ konulu bir panel düzenledi. Panelde, zorunlu göçün yarattığı travmanın şiddetine ve sürüp giden etkilerine dikkat çekildi. Devletin geçmişle yüzleşmesi gerektiğine dikkat çekilen panelde, Kürt sorunun askeri yöntemlerle değil demokratik barışçıl bir şekilde çözülmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

Mağdurlar örgütlenmeli
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilen panele, Diyarbakır Göç-Der Başkanı Dursun Özdoğan, Psikolog Diyar Oğuzsoy, Mazlum-Der Başkanı Selahattin Çoban ve Yazar Orhan Miroğlu katıldı. Moderatörlüğünü Orhan Miroğlu’nun yaptığı panelde, “Göç” konulu belgesel gösterimi yapıldı. Belgeselde, yakılan ve boşaltılan köylerin görüntülerinin yanı sıra dönemin sosyal, siyasal yaşamı ile zorunlu göç mağdurlarının yaşamları anlatıldı. Panelde ilk konuşan, Orhan Miroğlu, göç mağdurlarının içinde bulunduğu durumu Avrupa ülkelerinde yaşanan benzer durumlarla karşılaştırarak Kürt sorunun askeri şiddete havale edilmemesi gerektiğini söyledi. Geçmişle yüzleşilmesi gerektiğini belirten Miroğlu, Türkiye’deki göç mağdurlarının da kendi hakları için örgütlenmesi gerektiğini dile getirdi.

‘Manevi kayıplar büyük’
Daha sonra konuşan Psikolog Diyar Oğuzsoy, göçün insanlar üzerinde yarattığı tahribatları anlattı. Devletin göç mağdurlarının yaralarını sarmak için çalışma yapmadığını ve bu nedenle ailelerin ciddi psikolojik travma geçirdiğini belirten Oğuzsoy, “Göç mağdurları politik, sosyal ve psikolojik destekçisi olmadığı zaman bu travmayı en üst düzeyde yaşıyorlar” dedi. Göçün tanımına dair bir dizi değerlendirmede de bulunan Oğuzsoy, göçün zorunlu ve isteyerek olmak üzere ikiye ayrıldığını söyledi. Oğuzsoy, göç mağdurlarının maddi kayıptan ziyade manevi kaybının daha büyük olduğunu ifade ederek göç sonrasında ikinci kuşak konumunda olanların durumunun daha da trajik olabileceğini ifade etti.

Göçün sonuçları ağır
Daha sonra kısa bir konuşma yapan Barış Annesi Sakine Arat, göç hikayelerini ve sonrasında yaşanan mağduriyetlere ilişkin kendi düşüncelerini paylaştı. Arat, Kürtlerin ve Türklerin kardeş olduğunu ve bugün Türkiye’de bir sorun varsa da bunu sistemin kendisinin yarattığını belirtti. Kendisinin Kürt olduğunu ve bu nedenle suçlu ilan edilmesini anlamadığını belirten Arat, herkesin barış ve kardeşlik içinde bir arada yaşamaya çağırdı.

Diyarbakır Göç-Der Başkanı Dursun Özdoğan da, göçle birlikte mağdurların karşılaştığı güvenlik, idari, hukuki engelleri anlattı. 5233 sayılı “Terör ve Terörden doğan zararların karşılanmasını” içeren yasanın iki köyün incelenmesiyle yürürlüğe konulduğunu söyleyen Özdoğan, yasa çerçevesinde köylerde ciddi bir inceleme yapılmadığına işaret etti. Özdoğan, aradan uzun yıllar geçmesinden kaynaklı böyle bir durum kanıtlanamıyor” diye konuştu. Özdoğan, göçlerin başlaması ile birlikte hak ihlallerinde de büyük bir artışın olduğuna dikkat çekti.

Kaynak: Evrensel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir