Doğadan esinlendiği yalın çalışmalarıyla kendi tarzını yaratmayı başarmış ünlü İngiliz tasarımcı Ross Lovegrove, Galerist’te sergi açtı. ‘Captain Organic’ olarak da anılan Lovegrove, sergide müşteri taleplerinden ya da herhangi bir kısıtlamadan bağımsız ürettiği ‘teknolojik heykelleriyle’ karşımıza çıkıyor.

Yaklaşık üç yıl önce VitrA için tasarladığı ‘İstanbul’ serisiyle evlerimize giren ünlü İngiliz tasarımcı Ross Lovegrove, Türkiye’deki ilk kişisel sergisini Galerist’te açtı. Kendini tasarımcıdan çok ‘evrimsel biyolog’ olarak tanımlayan ve felsefesini ‘tasarım-doğa-sanat’ üçlemesi üzerine kurgulayan Lovegrove, doğadan esinlendiği yalın çalışmalarıyla tarzını yaratmayı başarmış bir isim. Bu yüzden ‘Captain Organic’ olarak da anılan Lovegrove, ‘Primordial/Ezeli’ başlıklı kişisel sergisinde müşteri taleplerinden ya da herhangi bir kısıtlamadan bağımsız ürettiği ‘teknolojik heykelleriyle’ karşımıza çıkıyor. Daha önce sadece New York’taki dünyaca ünlü müzayede evi Philips de Pury & Company’de ‘Endurance/Dayanıklılık’ temasıyla sergilenen koleksiyonun hammaddeleri: alüminyum, karbonfiber ve kurşun. Mükemmeliyetin son noktası olarak nitelendirdiği ‘Liquid Table Megabioform’un tek parça alüminyumdan masaya dönüşmesini duvara yansıyan animasyon ile gösteriyor. Bilgisayar programında tasarlanan çalışma, tıpkı bir bitkinin büyümesi gibi ayakların tabakadan aşağı doğru uzamasıyla oluşuyor. Eserlerinde estetik mükemmelliği aradığını belirten tasarımcı, sergide yatay olarak konumlanan ve sanki uzay çağının park banklarını çağrıştıran alüminyum ‘Long Liquid Bench’in 90 derece çevirdiğinizde başka, dikey çevirdiğinizde bambaşka bir anlam kazanacağını vurguluyor. Balina omurgasından esinlenerek tasarladığı ‘Aceta’da malzeme olarak bakırı tercih eden Lovegrove, bu çalışmayı yaparken kurşunun tonunun 8. 888 dolar olduğunu belirterek bir de değer sistemimizle ilgili mesaj veriyor. Teknolojik aletlerin içinde bir sürü maden kullanıldığını hatırlatan tasarımcı, ileride birilerinin bakıra ihtiyacı olduğunda bu eseri eriterek ihtiyaçlarını karşılayabileceğini söylüyor. Bu noktada Lovegrove, eserin malzeme açısından değeri ile sanatsal değeri arasında oluşan fark üstünde daha da çok düşünmemizi sağlıyor. Endüstriyel tasarımın 21. yüzyılın sanatı olduğunu ifade eden Lovegrove, karbonfiber serisinde ise bambaşka bir mesaj veriyor. Bugüne kadar yükte ağır eserlerin daha kıymetli olduğuna gönderme yapmak istercesine ağırlığı 5 kilogramı bile geçmeyen ‘Gingko’ isimli masayı gözlerimiz önünde havaya kaldırıyor. Airbus A380 için kanat parçaları yapan bir firma tarafından sadece 12 adet üretilen ‘Gingko’nun kalıbının da yok edildiğinin altını çiziyor. Lovegrove, insan vücudu ile mekanik bir aracın nasıl bütünselleşebileceğini simgelemeye çalıştığı ‘Ridon’ isimli motosikletini ise ilk kez İstanbul’da sergiliyor. Androjen formu ile ‘motosikletin ille de motosiklet gibi mi olması gerektiğini’ sorguluyor. Tarihi geçmişi sebebiyle İstanbul’un çok özel bir şehir olduğunu belirten Lovegrove, zamansız formuyla her dönem ayrıcalığını koruyacak Ridon ile ebedi İstanbul’un buluşmasının çok iyi kesişme olduğunu ifade ediyor. Sergide, alüminyum, karbonfiber ve kurşunun yanı sıra iki adet grafik baskı da yer alıyor. Proje ya da ürünlerin bilgisayar üstünde geçirdiği değişimi simgeleyen bu eserleri sanata dönüştürmeyi başaran Lovegrove, dünyada sadece Marc Newson, Ron Arad ve Zaha Hadid’in bu tarzda işler yaptığına da dikkat çekiyor.

Sergi açılışı için İstanbul’da bulunan Lovegrove, özel sorularımızı da yanıtladı:

Konuşmalarınızdan, Da Vinci ve Henry Moore gibi doğayı ve evrimini iyi gözlemlemiş sanatçılardan etkilendiğinizi biliyoruz. Peki ya Gaudi?
Barcelona’ya gittiğimde La Sagrada Familia’yı ben de ziyaret ettim. Farklı ırk ve kökenden binlerce insanın dini sebeplerle buraya gelmesinin anlamı büyük ama formun dinden bağımsız ve evrensel bir dili olduğuna inanıyorum. Eğer son 100 yıl içerisinde Gaudi ile aynı tarzda düşünmüş 30 insan varsa bunlardan biri olduğuma inanıyorum. Zamanda yolculuk etme şansım olsaydı sanırım asistanı bile olabilirdim. Ortak noktamız da, formda bütünlüğü ve mükemmeliyeti yakalama arzusu. Aslında şu an paylaşacaklarımı çok fazla kişi de bilmiyor. BD Barcelona Design ile birlikte La Sagrada Familia için sadece 100 adet üretilecek hem ahşap hem de plastik bir sandalye tasarımı üstüne çalışıyorum. Proje büyük bir ihtimalle, bu yılın sonuna kadar tamamlanmış olacak.

Birçok şey tasarladınız. Peki, bunların bir arada olduğu bir yaşam alanı tasarlamayı düşünüyor musunuz?
Mimari açıdan kesinlikle yapmak istediğim bir şey. Çünkü yaşam alanı demek ille de gökdelen inşa etmek demek değil. Üstelik Le Corbusier’nin Villa Savoy’u ya da Mies Van der Rohe’un Barcelona Pavyonu gibi mükemmel örneklere bakıldığında ne demek istediğimi daha iyi ifade etmiş olurum. Ancak şu an malzeme ve teknolojiye yoğunlaşmış durumdayım ve belki de ilk karbonfiber evi ben tasarlayacağım ama her şeyin bir zamanı olduğuna inanıyorum.

Tasarım tarihine adınızı çoktan yazdırdınız ve asla ‘retro’ bir ürün tasarlamayacağınızı da ifade ediyorsunuz. Ancak 100 yıl sonra sizin de eserleriniz ‘retro’ olarak nitelendirilmeyecek mi? Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
Güzel bir soru. Her neslin kendi potansiyeli olduğuna inanıyorum. Ben de mevcut teknolojinin potansiyeliyle ürünlerimi tasarlıyorum. Ağacı kullanarak çok iyi ürünler tasarlamış bir sürü önemli isim var ama ben geçmişi kopyalayarak işimi yapamam. Jasper Morrison, Marc Newson gibi ben de daha büyük bir bütünü düşünerek iş yapmaya çalışıyorum. Yaptığımız bir iş diğerini etkiliyor ve zenginleştiriyor. O yüzden ürünlerimin kullanıldıktan sonra atılabilir olduğuna inanmıyorum. Mesela Ty Nant için tasarladığım su şişesi, dünya tarihinde ilk kez dijital ortamda yaratılmış kitlesel bir ürün. Ve gelecekte insanlar dönüp ‘Aman tanrım suyu şişede mi içiyorlardı!’ diye dehşete kapılabilirler. Bu anlamda evet, bugün için zamanına göre denenmemiş veya ilkleri tasarlasam da, aynı ürünler gelecekte ‘artık tarih olmuş’ kimlikler kazanacaklar.

‘Captain Organic’ sergisi, 28 Şubat’a kadar Galerist’de.

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir