Dün Haliç Tersanesi ile ilgili bir gazetede yer alan haber üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gereği doğmuştur:

• Öncelikle Haliç Tersanesi’nde hiçbir ‘tarihi bina’ yıkılmamıştır. Tersanede üç havuz ve üç atölye binası tescilli kültür varlığıdır ve bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapılmamıştır. Söz konusu haberde yer alan ve kamuoyunda, tarihin tahrip edildiği izlenimi uyandıran; ‘Haliç Tersanesi’ndeki tarihi binalar Koruma Kurulu onayı gelmeden yıkıldı’ ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır. 553 yıllık tarihi boyunca, bir denizcilik merkezi ve tersaneler bölgesi olarak 1950’li yıllara kadar özgün bir Osmanlı yerleşkesi olarak gelen yapılara dokunulmamıştır. 1950 ve 1960’lı yıllarda Haliç Tersanesi alanında tarihsel dokuya uymayan, silueti bozan, ruhsatsız ve imara aykırı yüksek katlı betonarme binalar yapılmıştır. Bu yapılar yapıldığı günden bu yana herhangi bir bakım onarım da görmemiştir. Statik raporlarında yıkılma tehlikesi tespit edilen ve tescilli olmayan-muhdes (sonradan yapılan) yapılardan sadece biri yıkılmıştır. Çelik yapılı tarihi ‘dökümhane’ye bitişik bu bina, büyük tehlike arz etmekte ve dökümhane çalışmasını riske etmekteydi. Bu alandaki çelik yapı korunmuş, diğer muhdes veya tescilli yapılarda herhangi bir çalışma yapılmamıştır.

• 1455 yılında yapımına başlanan Haliç Tersanesi, tarihi değeri çok yüksek önemli bir kültürel değerdir. Bu kompleks içinde; 3 havuz ve 3 atölye binası tescilli eski eserdir. Tescil dışı, muhdes, silueti etkileyen ve fonksiyon açısından uygun olmayan yapılarla ilgili Kurula başvurulmuştur.

• 553 yıllık Tersanecilik geleneğini yaşatacak olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi buradaki tarihi yapıları, özgün taş havuzlarını, bazı düzenlemeler ile 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında yerli ve yabancı ziyaretçilere açarak değerlendirmeyi planlamaktadır. Tersane’de İDO vapurları ve Denizcilik İşletmeleri’ne ait gemilerin havuzlama (bakım-onarım) işlerine devam edilecektir. Taş havuzların projelendirilmesine, 2008 Yatırım Programında yer verilmiştir. Tescilli eski eserler için, rölöve, restitüsyon ve restorasyon proje çalışmalarına başlanmıştır. Aynı bölgede tescilli olmayan fakat önemine binaen tescili önerilerek projelendirilen ‘’Kapı Üstü Mescidi ve Haziresi’’ çalışması da, 2007 yılı içinde projelendirilmiş ve Koruma Kurulu’na iletilmiştir.

• Haliç Tersanesi’nde çalışmalar, ilgili Koruma Kurulu kararları doğrultusunda sürdürülmektedir. Koruma Kurulu kararına rağmen herhangi bir işlem devam ettirilmemiş, yapılacak çalışmalara ilişkin bütün bilgi ve belgeler Koruma Kuruluna iletilmiştir. Hali hazırda Kurul’un kararı beklenmektedir.

Kamuoyuna duyurulur.

Kaynak: İBB

One Comment

  1. Haberde bir çelişki var. Burası sit alanı, sit alanında bir onay olmadan yıkım yapılamaz. Ayrıca zaten sürekli inşaat yapılmış, tek bir dönem esas alınarak Haliç Tersanesi korunamaz. Gdansk tersanesinde 1970’de yapılmış tuvaletler bile korunuyor, çünkü belge. Burada İDO istediği yapıyı lüzumlu, istediği yapıyı önemsiz addediyor. Binaları kendi kafasına göre yorumlayarak yıkıyor veya dönüştürüyor. Böyle bir şey kabul edilemez. Bu açıklamanın kendisi bile bu trajikomik durumu yeterince ifade ediyor. Bugüne kadar gaz fabrikalarını nasıl tescil edilme tehlikesine karşı sürekli yok ettilerse, burada da aynı şeyi yapıp sonunda koruduk diye Sütlüce Kültür Merkezi’ndeki gibi, Feshane’deki gibi ya da Koç’un Endüstri Müzesi’ndeki gibi hiç bir mimari düşünce zemini olmadan uygulama yapma ihtimalleri çok yüksek. Bu nedenle ilk önce müzakere ile bir yönetim planı hazırlansın, bir yönetim organı oluşturulsun. Sonra çözüm kolaylaşır, uluslar arası mimari yarışma mı yapılır, charrette’ler yoluyla sürekli açık bir koruma atölyesi mi oluşturulur, buna karar verilir. Ama şu anda tamamen bir kaos hakim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir