Hükümet başta GAP’ın hızlandırılması olmak üzere, Doğu ve Güneydoğu’da yeni bir kalkınma hamlesi başlatmak için harekete geçerken, İktisatçı Mustafa Sönmez, bölge için “5K+3T” formülünü önerdi.

Sönmez’in, Doğu ve Güneydoğu’nun kalkınması ve bölgeler arası gelişmişlik farklarının giderilmesine yönelik açıkladığı formül, “Kültürel hakların geliştirilmesi, kadınlara bütçeden mutfak desteği verilmesi, kentsel yatırımlara öncelik verilmesi, katılımcı yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, ticaretin geliştirilmesi, turizmin geliştirilmesi ve tarım ile hayvancılıkta iyileştirmenin sağlanması”nı içeriyor.

Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusunda yer alan illerde halkın “iş ve aş” beklentilerine, bugüne kadar yanıt veremeyen AKP iktidarının, bölge için yeni bir paket “iddiasında” olduğunu ifade eden Sönmez, Doğu ve Güneydoğu’daki 21 ilde Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sını oluşturan 11.2 milyon yurttaşın işsizlik ve yoksulluk sorununun çözülemediği, bölgeye aktarılan kaynakların daha çok “düşük yoğunluklu savaş” diye tanımlanan çatışmalar ve bölgeye dönük “savunma-güvenlik” harcamalarına yönelik olduğuna dikkat çekti.

Bölge ciddi sorunlar yaşıyor

AKP iktidarı döneminde Türkiye bütçesinden bu 21 ile aktarılmış görünen kaynakların, sivil nüfusun iş ve aş beklentilerinden çok, bölgede “savunma-güvenlik” harcamalarında, Bölgenin pek yararlanamadığı enerji yatırımlarında kullanıldığına işaret eden Sönmez, şunları kaydetti:

“Özelleştirmelerle, kamu kuruluşlarını kapatmalarla, tarım ve hayvancılığa verilen desteklerin azaltılmasıyla Bölgenin, milli gelire katkısı hızla azalmıştı. Bölgede gerileyen tarım ve hayvancılık, bölgeye hızla egemen olan şiddet ikliminin etkisiyle yoğun bir göçü de başlatmıştı. Bu durum, bölgenin insan gücü ve servet-sermaye kanamasını artırırken, göç alan büyük metropollerde de ciddi uyum sorunları yaşanmasına yol açtı.

Özellikle Güneydoğu insanı, artan yoksulluk ve güvenlik sorunlarına rağmen Bölge dışına göç etmekten vazgeçmiş, göçenlerin bir kısmı geri dönmüş, Bölgenin kent merkezlerine sığınmıştır. Bu geriye göçme ya da göçten vazgeçme kararında, göçülen Batı metropollerinde tutunamamak etkeni kadar, lince varan hoşgörüsüzlüğe muhatap kalmak gibi davranışlar etkili olmuştur.”

Yarıdan fazla yoksulluk sınırının altında

Bölgede hızla artan işsizliğe, özellikle genç işsizliğine çözüm üretilemeyişinin, dışlanma, devlete güvensizlik duygularını da beslemeye devam ettiğini ifade eden Sönmez, bölgeyi uzun süre oyalayan GAP yatırımlarının, bölgenin kendi ihtiyaçlarından çok, Türkiye’nin gelişmiş bölgelerinin kullandığı enerji yatırımlarına odaklı olduğu ve mevzi gelişme fırsatları dışında radikal değişikliklere yol açmadığını söyledi. Sönmez, enerji ayağı tamamlanırken tarım ayağına dönük yatırımların sürüncemede kaldığını belirtirken, bölgenin güneyi GAP ile oyalanırken Kuzeydoğu illeri için hiçbir şey yapılmadığını ve bu bölgeden göçler daha da hızlandırdığını kaydetti.

Bölge nüfusunun yarısından fazlasının yoksulluk sınırının altında yaşadığını vurgulayan Mustafa Sönmez, yoksulluğun bir göstergesi olan yeşil kartla tedavi olan nüfus Türkiye genelinde 2008’de 9.4 milyon olarak belirlenirken, bunların yüzde 46’sının Doğu ve Güneydoğu’daki 21 ilde yaşadığına dikkat çekti. Sönmez, yeşil kartlılık oranının Hakkari, Ağrı, Van ve Bitlis’te nüfusun yarısını aştığını dile getirdi.

Teşvikler işe yaramadı

Sönmez, Bölgedeki tarım dışı işsizlik oranının, Türkiye’nin diğer bölgelerinin üstünde ve tüketici enflasyonunun bölgede daha yüksek olduğunu kaydederken, “Bölgenin illerinin, sayıları 50’yi bulan kalkınmada öncelikli iller kapsamına alınması, hiçbir teşvik etkisi yaratmamış, 2002-2006 döneminde Bölgenin 21 ilinde yatırım için teşvik görmüş yatırımların yüzde 4.4’ü bulan tutarı, tek başına Bursa’nın yatırımlarının altında kalmıştır. Bölgeye aktarılmış görünen kamu kaynaklarının ağırlıkla ‘savunma ve güvenlik’ için harcandığı, bölge insanının iş ve aş beklentisine cevap vermediği görülmektedir” dedi.

Bölgeye yapılmış görünen sınırlı miktardaki kamu yatırımlarının da bölge insanının istihdam ve girişim iklimi beklentisine cevap vermeyen, enerji sektörü ağırlıklı yatırımlar olduğunu savunan Sönmez, şu değerlendirmede bulundu:

“Bölgeye doğrudan yararı olmayan bu yatırımların bölgenin ekolojik dengesine verdiği zarar ve kültürel varlıklarına yaptığı tahribat ise göz ardı edilmektedir. Türkiye nüfusunun yüzde 16’sına yakınını oluşturmasına karşın, kamu harcamalarından, nüfus başına hep Türkiye ortalamalarının çok altında pay alan Bölge, mahalli idare harcamalarında da ‘öteki’ muamelesi görmektedir. Kentleşme oranı yüzde 60’a yaklaşan, bazı illerinde Türkiye ortalamasını geçen Bölge’nin kent sorunları hızla büyürken sorunları çözmeye dönük altyapı yatırımları, mahalli idarelere merkezden aktarılan paylar hep düşük kalmaktadır. Nüfusun yüzde 16’sını oluşturmasına karşın, bölgenin merkezi bütçeden mahalli idarelere ayırdığı pay yüzde 8.5’ta kalmaktadır.”

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir