Ankara’daki Bilkent ve Hacettepe üniversitelerinin kurucusu, ünlü eğitimen ve işadamı İhsan Doğramacı, 3 Semavi din mensuplarını tek çatı altında toplayacak “çok dinli cami” projesiyle bir ilke daha imza atıyor.

93 yaşındaki Kerkük doğumlu Doğramacı, babasının vasiyeti üzerine inşa ettirdiği Doğramacızade Ali Sami Camisi’nin kompleksine bir sinagogla kilise eklenecek.

Camide, Sünnilerin saygı gösterdiği 4 halifenin isimleriyle birlikte Şii imamlarının isimlerinin de mescitte yer alması tasarlanıyor.

Ancak Bilkent Üniversitesi yakınında inşaatı süren caminin ibadete açılabilmesi için izni gereken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın izni “hepsi birarada” mimarisine temkinli yaklaştığı biliniyor.

Doğramacı, kompleksin amacının hem Alevi ve Sünnilerin hem de gayrimüslimlerin ibadet yeri ihtiyacını karşılamak olduğunu söyledi. Doğramacı “Bu projeyle, farklı inançlara mensup bu üç grup aynı yerde dua edebilecek” dedi. Bilkent Üniversitesi’nde çok sayıda yabancı öğretim üyesinin görev yaptığını hatırlatan Doğramacı, bu cami kapsamında yapılacak küçük bir kilise ve sinagogun yabancıların gereksinimini karşılayacağına inandığını kaydetti.

Doğramacı, babasının, kompleksin, üniversitenin kaynaklarını kullanmadan ve devletten yer almadan yapılmasını istediğini belirterek, “Bu yüzden masrafı şahsi mal varlığımdan karşılanacak ve üniversiteyle bir bağlantısı olmayacak” dedi.

Gelecek ramazana kadar caminin ziyarete hazır olmasını umduğunu kaydeden Doğramacı, ancak Diyanet’in projeye ihtiyatlı yaklaştığını söyledi.

‘Ayrı girişler olmalı’

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. İzzettin Er ise Sünni inancına göre diğer dinlerin ibadet yerlerine girişin camiden ayrı olması gerektiğini söyledi ve 2004’te Belek Turizm Yatırımcıları Derneği tarafından Antalya’nın “Dinler Bahçesi”nde yapılan cami, sinagog ve kilisenin mimarisini örnek gösterdi. Dinler bahçesinde ayrı bir girişi ve binası olan bir cami, birkaç metre ilerisinde ayrı bir girişi ve binası olan bir kilise ve yine ayrı bir yapı içinde bir sinagog bulunuyor.

“Bizim geleneğimizde, caminin içinde diğer dinler için ayrılmış olan özel bir bölme bulunmaz” diyen Er, Diyanet’in inşası sırasında cami inşaatını denetleme yetkisi olmadığını da vurguladı. Er “Henüz inşaatın son halini görmedik. Bir değerlendirme yapmadan kesin bir şey söyleyemem” dedi.

Sorun Sünni Şii ayrımı

Cami ve gayrimüslim ibadethanelerinin aynı binada bulunmasından çok, bu projenin hayata geçmesini asıl zorlaştıran şey; belki de İslamiyetteki Sünni Şii ayrımı. Doğramacı, mescidin bir tarafında Sünni mezhebince saygı duyulan 4 halifenin isimlerinin yazılacağını, diğer tarafta ise Türkiye’deki Aleviler gibi Şiilerin de saygı duyduğu 12 imamın isminin yer alacağını söylemişti. Er ise camiye gelen Aleviler hakkında yorum yaparken de temkinliydi. Sünni ibadet şekline işaret eden Er, “Bütün mezhepler camide aynı yerde dua edebilir” diye konuştu.

Asıl problem, Alevilerin birçok ritüelinin Diyanet tarafından ibadet şekli olarak tanınmamasından kaynaklanıyor. Alevilerin ibadet yerleri olan cemevlerini tanımayan Diyanet’in tavrını yansıtan Er, Kuran ve hadislerde belirtilenler dışında başka bir ibadet şekli bilmediklerini söyledi ve “Bir ibadet bu kaynakların ikisinden birinde yer almıyorsa, sadece siz söylediğiniz için böyle bir ibadet şekli olmaz” dedi.

Kaynak: Referans

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir