Uluslararası sermaye ve uluslararası finans, dünya kaynaklarını paylaşmak üzere yapılandı.
Serbest piyasa ideolojisi karını dünya ölçeğinde maksimize etti. Dünya küreselleşmiyor, şirketler küreselleşiyordu. Dev finans sektörleri finans varlıklarını dünyanın gelişmekte olan (az gelişmiş) ülkelerine ihraç etti.

Onlar da büyük bir sevinçle ulusal pazarlarına sundular. Bu ülkeler de büyülü finansa ev sahipliği yapma rekabetine girdiler. Bunun için de cazibelerini artırmaya çalıştılar. Gelecek yabancı paranın gönlünü çelecek ekonomik reformlar gerekiyordu. Gelen kaynaklarla istihdam ve üretim artacak, büyüme gerçekleşecekti.

88.jpg

Büyüme oldu ama bu, üretim ve istihdamı parçalayan, azaltan, negatif bir büyümeydi. Her dört kişiden birini yoksulluk sınırına getiren negatif büyüme. Bu uluslararası finansı çağıran çılgın yarışın yansıması, kentlerin görüntüsüne de vurdu.

Yerel Yönetimler Sempozyumu’nda konuşan Prof. Lovering bu yarışa giren kentleri anlattı. Uluslararası finans merkezi olmak isteyen kentlerin içinde İstanbul da vardı. İmaj çalışmalarında başı gökdelenler çekiyordu. Arka arkaya dizilmiş göğe uzanan yeni pagan kulelerimiz. Parlak ışıklarla boynuna mücevherler takıştırmış yaşlı İstanbul görüntüsü hazindi. Her semte açılan mabedimsi alışveriş merkezleri zenginliğin simgesi idi. Lovering, neoliberalizmin büyülü finansının, önce ‘piyasa devletini’ sonra da’rekabetçi kenti’ yarattığını söylüyor.

Rekabetçi kentler, zenginlerin yaşadığı ‘mumyalanmış alanlarla’ yoksulların yaşadığı varoşlardan ibaret. Bu kentlerin bir özelliği de kamu mülkünün özel çıkarlara devredilmesiydi. İmaj yönetimiyle görüntülenen bu kentler, gerçekte varoş yapılanmalarla sıkı sıkı sarılmış durumda. İstanbul sınırları içinde kentin dokusunu, ruhunu duyamayan on milyon insan yaşıyor. Emekten kopmuş, dışlanmış varoş örgütlenmelerle marjinalize olan bu insanlara ‘sanal kentliler’ diyor Lovering.

Şehrin imajını seyreden, kent kültürüne ve kente dokunamayan insanlara… Boğaziçi’nde havai fişek seyreden ‘sanal kentli’den gerçek kentliye geçemeyenlere… İstanbul imajıyla saklanmaya çalışan başka bir İstanbul’un sakinlerine… Lovering, rekabetçi kentlerin yarattığı sosyal ve ekonomik bölünmeyi toplumun yaşam alanındaki bir bölünme olarak işaret ediyor. Çöken serbest piyasa ideolojisi, ‘refahı’ kalın varoş kuşaklarının ortasında küçük bir nokta haline getiriyor.

Arsız finans, dünyadan söküp aldığıyla küreselleşmenin nimetlerine sahip oluyor. Kendini yeniden tanımlayıp yapılandırıyor. İmaj kentlerinin boyası akıyor, foyası meydana çıkıyor.

BM verilerine göre 2 milyar insan varoşlarda yaşıyor. Dünyada yaşamanın tarzı varoş yaşantıya evriliyor. 2009 yılı, 50 milyon yeni işsiz ve 200 milyon yeni çalışan yoksul yaratabilir. Büyük görkemli villa-kentlerin duvarlarının gerisinde naylon kaplı gecekondular sıralanıyor. Başkasının nasıl yaşadığını umursayarak kendi yaşamınıza yerleşirsiniz.

İmajların devri bitti. İmajların arkasındaki gerçekleri anlamanın zamanındayız.

Kaynak: Akşam

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir