2. yüzyılda yaşanan deprem sonucu su altında kalan Likya’nın ticaret merkezlerinden Kekova’da su altında yapılan çekimler acı gerçeği ortaya çıkardı: Yapıların büyük bölümü tamamen yıkılmış, yüzlerce amfora define avcıları tarafından kırılmış, çöp dağları oluşmuş.

Akdeniz’in batısında 2. yüzyılda yaşanan depremler sonucu sular altında kalan Likya’nın ticaret merkezlerinden Kekova limanı ve batık kent, yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor.

Antalya’nın Demre ilçesi yakınlarındaki Kekova, tarihi dokusu ve Akdeniz’in en temiz denizine sahip olması dolayısıyla turistlerin uğrak yeri olurken, sualtı ve su üstü olağanüstü güzellikleri de bünyesinde barındırıyor. Mavi yolculuk yapanların kolayca ulaşıp gezebildiği Kekova’yı Anadolu Ajansı foto muhabiri Cem Özdel, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınan özel izinle Müze Görevlisi İlknur Erdoğan, dalgıçlar Erkan Çağlar ve Cem Gazivekili eşliğinde fotoğrafladı.Yüzme ve dalışın yasak olduğu, özel izinle dalış yapılan bölgede, su altında kalan tarihi yapıların büyük bölümünün yıkıldığı ve bir bölümünün ise akıntılar nedeniyle deniz kumu altında kaldığı görüldü. Kekova adası kıyısından yaklaşık 30 metre açıkta ve 20 metre derinlikte de yüzlerce amforanın define avcıları tarafından kırıldığı dikkati çekti. Kekova adasından deniz içerisine uzanan merdivenlerin hala sağlam kaldığı görülürken, adanın kuzey tarafında bulunan iki limana ait mendireklerin yıkılmadığı ancak yakınlardan geçen teknelerden atılan çöplerle çevrelendiği gözlendi.

‘Cazibe merkezi’
Demre Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Demre ve çevresinin, tarihi geçmişi ve cografi konumu itibariyle tam bir turizm merkezi olduğunu söyledi. Noel Baba Kilisesi, Myra Antik Kenti ve Tiyatrosu, Andreake Antik Kenti, Kaya Mezarları, Simena Antik Kenti ve Kekova’nın turizm için cazibe oluşturduğunu belirten Demiryürek, şunları kaydetti: “Doğal güzelliklerin yanı sıra antik ve tarihi eserlerin zenginliği de bölgeyi arkeoloji turizmi yönünden çekici kılmaktadır. Uzun yıllar Likya Uygarlığı’nın daha sonra da Roma İmparatorluğu’nun etkisinde kalan yörede günümüzde de küçük yerleşmeler vardır. Üçağız ve Kale köyleri günümüzdeki yerleşimlerdir. Bunların yanında bölge Likya yazısı ile yazılmış kitabeli mezarlar, kıyıda su içinde Likya tipi lahitler, mendirek ve yapı kalıntıları, ortaçağ kalesinin içinde kayaya oyulmuş tiyatro, kaya mezarları, su sarnıçları, kuzeyde lahitlerden ve az sayıda kaya mezarlarından oluşan nekrapol sahası, Teimiussa’da (Üçağız) ise antik mezarlar ile su içinde kalmış rıhtımdan oluşan zengin bir tarihi mirasa sahiptir. Ayrıca bölgede çok sayıda batık kent vardır. Kekova Adası’nın iç yakasındaki Tersane denilen yerin çok eski bir tekne yapım yeri olduğu tahmin edilmektedir. Kekova adaları, Batık Kent’in tarihi dokusu ve tertemiz denizi büyük ilgi çekmektedir. Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turist bu bölgeyi ziyaret ederek, bölgeyle ilgili bilgi alıyor. Bölgemizi tüm dünyaya tanıtma çabası içerisindeyiz.”

‘Milli Park ilan edilmeli’
Kekova’da özel izinli dalışlara rehberlik eden dalış eğitmeni ve Demre Dalış Okulu sahibi Erkan Çağlar, Kekova ve çevresinin milli park ilan edilmesinin, bölgeyi turizm açısından daha aktif hale getirilebileceğini söyledi. Çağlar, şöyle konuştu: “Yurtdışında bir çok bölgede dalışa yasak bölge bulunuyor. Ancak konulan bu yasaklar, her isteyenin o bölgeye girmesini engellemek için… Bu bölgelerde dalış yapmak veya yüzmek isteyenler, 50-100 Avro gibi bir bedel ödeyerek, uzmanlar eşliğinde denize girebiliyorlar. Kekova ve çevresinde de hem denize girilebilecek hem de dalış yapılabilecek çok uygun alanlar var. Bu bölge milli park ilan edilerek, daha fazla turist ve daha fazla turizm geliri elde edilebilir.”

 Kekova Adası
Yüzölçümü 5.7 kilometrekare olan Kekova Adası’nın çevresinin uzunluğu 19 kilometre, yüksekliği ise 188 metre. Kekova Adası’nın kuzey kıyısında büyük bölümü deniz altında kalmış batık bir kentin kalıntıları görülüyor. Ada bu nedenle sualtı arkeolojisi yönünden büyük önem taşıyor. Kekova Adası, tekne gezintilerinin başlıca duraklarından. Adanın karşı kıyısında Üçağız ve Kaleköy yerleşim alanları bulunuyor. Kekova Adası’nın batısında ise Tersane Koyu denilen yerde eski bir kilise kalıntısı var. Ayrıca ada boyunca tekne ile ilerlerken, batık kentin kalıntıları görülüyor. Burası 2. yüzyılda Likya’nın geçirdiği kuvvetli depremler sonunda sular altında kalmış. Bölgede denizin içinde Likya tipi lahitler bulunmakta.

Kaynak: Radikal

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir