Danışma Kuruluna Davet (28 Şubat 2010)

4 Dakika Okuma Süresi

28.02.2010 13.00-18.00 İTÜ Taşkışla binası 127 no’lu salonda “Ön Genel Kurul”


biz.jpgKurulduğu günden bu yana Oda’nın geliştirdiği devrimci-demokrat tarihsel birikim ve değerlere sahip çıkan; “toplum için mimarlık” ve “toplum hizmetinde Mimarlar Odası” şiarını benimseyen,

TMMOB örgütlülüğü içinde yer alan meslek odaları ile tarihten gelen dayanışmasını sürdürerek geliştirme ilkesini benimseyen,

AB süreci ve uyum yasaları çerçevesinde 10 yılı aşkın bir dönemdir Oda’nın sürdüregeldiği; mimarlık eğitimi-mesleğe kabul ve meslek içi eğitim konularındaki müktesebat rotasının, Oda’nın tarihi boyunca ve özellikle 1970’li yıllardan sonra sürdürdüğü bağımsızlıkçı politikalar süzgecinden geçirilerek yeniden değerlendirilmesini savunan,

Oda’nın toplum-sektör-mimarlık mesleği ve meslektaş açısından meşruiyetinin yeniden tanımlanmasının önemini vurgulayan,

Meslek içi eğitimin ihtisas alanlarına özel ve sertifikalandırma kapsamı dışında kalanlarının tamamının ücretsiz verilmesini kamu yararına bir anlayış ve toplum hizmeti olarak gören,

Mimarlık eğitiminin demokratikleştirilmesini; öğrenci gençliğin üniversite yönetiminde söz ve karar sahibi olacağı akademik-demokratik mücadele eksenine sahip çıkacak Oda politikalarını oluşturarak savunan,

YÖK düzenine mimarlık fakültelerindeki öğretim üyeleri ve öğrenci gençlik olarak karşı çıkarken, YÖK’ün dayattığı mimarlık diploması vermek yerine ”mimarlık eğitimi almıştır” uygulamasını zorunlu ve paralı eğitim programlarına mesnet olarak kullanan Oda politikalarına karşı olan,

Oda yönetimlerinde kuşaklararası görev paylaşımının önünü açacak olan; yeni mezun mimar adaylarının örgütlenmesi için demokratik açılımlar öneren ve genç mimar adaylarının Oda’ya kayıt olmalarına öncülük edecek programatik açılımları çalışma anlayışının ayırt edici ekseni olarak benimseyen,

Farklı alanlarda çalışan ve çağın gereği farklılaşan mesleki uygulama pratiğindeki meslektaşlarının Oda içinde örgütlenmelerinin politikalarını oluşturabilme ustalığını gösteren,

Kurum ve kuruluşlar ile olan ilişkilerinde bireysel ve dar kalıpların dışına çıkılarak ortaklaşa oluşturulmuş Oda politikalarının sözcüsü olunmasını savunan,

Mimarlığın toplum için yapılmasının önündeki sosyolojik engellerin kaldırılması doğrultusunda akademik ve uygulamaya dönük yeni açılım arayışları içinde olan, yapı yapma kültürü konusunda binlerce yıl olarak ifade edilebilecek birikimi toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek bir ilişki haline getirecek çalışma akslarını oluşturan,

Kentsel dönüşüm projelerinin kentin ıslahı, sağlıklaştırılması doğrultusunda öneminin altını kamu ve toplum yararı anlayışı ile çizen ve ulusal deprem politikaları ile kaçınılmaz bağını kuran,

Kentsel yağma ve talana karşı; kentsel alanda yaşayanların kendi yaşamsal kalitelerinin geliştirilmesini sağlayacak alansal örgütlenme modelleri önerilmesini önemli bir aks olarak kabul eden,

Ücretlileşen ve işsizleşen meslek grubunun ekonomik-demokratik ve mesleki alanda örgütlenmesini önümüzdeki yıllarda önemli bir çalışma alanı olarak gören,

Tüketici dostu-kamusal alanı koruyan ve nitelikli emeğin yabancılaşmasına ve eğretileşmesine karşı duran politikalar oluşturan,

Oda’yı erk alanı olarak değil örgütlenme platformu olarak gören,

Oda kaynaklarının kullanımı konusunda; Oda politikalarına denk düşen gider bütçelerini oluşturan, Genel Kurulların bilgi ve onayına sunan şeffaf ve denetlenebilir bütçe anlayışını savunan,

Farklı dinamik ve nesnelliklerin Oda içinde var olmasını zenginlik olarak gören; delege olma süreçlerinin demokratikleşmesini ”delegenin niteliği” ve ”delege oranlarından” önemli bulan politikaları savunan ve geliştiren,

Çoğulculuk ve katılımın sağlanması konusunda yönetimlere aday tüm grupların aldıkları oy oranında delege sayısı ile Genel Kurullarda temsil edilmesini savunan ve Yönetmelik değişikliği Genel Kuruldan geçene kadar centilmenlik esasına göre bu uygulamayı hayata geçirmeyi savunan ve öneren,

Demokrat Mimarlar olarak:
Demokratik, Şeffaf, Hümanist ve Etik Yönetim Anlayışı ile
BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜN,
BAŞKA BİR MİMARLAR ODASI MÜMKÜN diyoruz…

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Genel Kurul ve seçim takvimi 12-13-14 Mart 2010’dur.

Demokrat Mimarlar desteklediği aday listesini 4 Mart 2010 tarihinde mimarlık kamuoyu ile paylaşacaktır.

Genel Kurula giderken;

• 28.02.2010 tarihinde,saat :13.00-18.00 arasında İTÜ Taşkışla binası 127 no’lu salonda “Ön Genel Kurul” düzenlenmiştir.

9 Yorum

  1. ferda çetinkoz

    Seçeneklerin önünün kapatılmadığı, yaftalanmadığı, ince ince akıl öğretilmediği, kabaca yol gösterilmediği, kapıda koluna girilmediği, yan gözle bakılmadığı,… Yani bir cümle yönetimin üyeyi baskı altına almadığı bir seçim istiyorum. Doğal olarak…

  2. uğur koçak

    oldukça şeffaf, söyledikleriyle kendileri arasında çelişki olmayan, hiç bir bilgi kirlenmesi yaratmadan sadece kendilerini anlatan bu grubu şimdiden kutlamak gerekir.
    açıklık ve doğruluk buralarda önem taşıyor.
    yukarıda sayın şencan “samiler bu kez sorozcu, akp ci demezler, diyemezler” diyor ama benim kulağıma şimdiden çok çeşitli nitelemeler yapıldığı yolunda duyumlar geliyor. bilgi kirlenmesi başlarsa biliyorsunuz geçen seçimde pırıl pırıl insanlara neler söylemişler ve medyada güvendiğiniz yazar ve çizerler bu enformasyona inanıp neler yazmışlardı. yalçın doğan bile mesela, cengiz bektaş, behiç ak gibi akla hayale sığmaz şeyleri savumka zorunda bırakılmışlardı. haydi oktay ekinci beyi saymıyorum o bir anlamda şimdiki yönetimlerin savunucusu-propagandacısı gibi davranmayı kendisine görev biliyor.
    ama ne olursa olsun işin hakikatini göz ardı eden ve sırf bir söylem-söylenti uydurulmasına biraz da mimar arkadaşlar meydan vermemesi, duyduklarına değil programlara, insanlara, onların söylediklerine bakması gerekir. seçim zamanları geldiğinde ulu orta kişiselleşen dedikodu merkezleri meslektaşların dikkatini çekmelidir. bu bir oda seçimi mi? hayır başka ne var altında bilmediğimiz? burada demokrasi işlemeyecekse nerde işleyecek? niye bu ısrar kıyamet, niye bu kadar hem yönetimde bulunuyor ve tarafsızlığını yitiriyorsunuz?
    demokrat mimarları bütün bu söylenti kültürüne pirim vermeden sürdürdükleri centilmence yarıştan dolayı örnek davranış içinde bulunduklarını teslim etmek isterim. bu örnek davranışa yönetimde bulunan ekibin de behemahal uyması gerekir.
    saygılarımla

  3. cumhur atalık

    gittikçe sıkan bir yönetim anlayışını yıllardır süren ve adlarına bir mizansen olsun diye “çağdaş-toplumcu-ilerici-demokrat…”vs biçiminde sıfatlar ekleyen, sıfatlar üstü ekip ortama korku salarak kendi “var olma” mücadelelerini sürdürüyor.
    şimdi daha tam niyetlerini göstermiş değiller ama eli kulağındadır.
    demokrat mimarları gösterdikleri yürekli davranıştan dolayı kutlarım.

  4. mehmet yılmaz

    Ben yazarım ben okurum. Ben söylerim ben dinlerim. Şimdi yine bir muhalefet hareketi var. Mevcut yönetim mezun olduğumdan beri yerinde. Ama neredeyse kimle konuşsam şikayetçi. Fakat ne zaman bir muhalefet çıksa; iyi de siz ne yapacaksınız? daha önce ne yaptınız? neden seçime bu kadar az zaman kala çıktınız? ve daha bin tane soru ve eleştiri alır. Bunu soran ve odadan şikayetçi olanlar nedense aynı sorgulamayı yönetime yapmaz, yapamaz. Çoğunlukla genel kurula bile gitmezler, oy vermezler. Veya sonunda giderlerse de o seçimdeki iddialara kanıp, aynı yönetime oy verirler. Ve şikayet ettikleri durumu pekiştirip, onun doğal bir parçası olduklarının farkına bile varmazlar…
    Ben sizin sorosçu, ak partili, mason veya başka bir angajmanın parçası olmadığınıza yürekten inanıyorum. Gerçekten bir başka mimarlar odası özlemi içinde biri olarak oyumu size vereceğim. Şimdiki yönetimi yeterince gördük. Mevcut yönetimin tek kalkanı olan “kentsel rantın belli çevrelerce paylaşılması” konusundaki mücadelede, çok daha ilkeli ve kararlı olacağınıza inanıyorum. En ücra köşedeki uygulamayı bile takip edebilirken Mecidiyeköy’ün göbeğindeki Trumph tower’ı yanlışlıkla gözden kaçırıveren (!!!), Kadıköy’deki Corner otele vize veren, aldıkları ucube binaya kaç para verdiklerini bile belgeleriyle açıklamayan mevcut yönetimin, sözde sürdürdüğü kentsel rant konusundaki mücadelenin, diğer bütün konulardaki ataletlerini maskelemek için kullanılan gündelik bir politikadan ibaret olduğunu düşünüyorum. Dahası, varlığını borçlu olduğu kentsel talanın devam etmesi için duacı bile olduklarına inanıyorum. Geriye bakarsak, İstanbul’un kentsel yağmaya en ağır bir şekilde maruz kaldığı dönemde bu yönetim hep vardı ve hiçbir zaman kamuoyunda bu konuda güçlü bir ses olamadığı için son çare olarak mahkemelere başvurdu.
    Size bir önerim var. Kendinizi daha iyi tanıtın. Bütün bu meselelerin üzerine gidin. Bizim kısmen bildiklerimize karşı, sizler daha sıkı takip edebilir, bütün bu konuları tüm ayrıntısıyla kamuoyuna taşıyabilirsiniz. Bunu yapmalısınız.
    Burayı okuyup kafası karışık olanlara da bir önerim var. Konuları takip edin. Her seçim bir fırsattır. Her kaybedilen seçim, kaybedilen iki yıldır. Alternatif çıkışları, muhalefetleri, mevcut yönetimi hiç incelemediğiniz kadar ince eleyip sık dokumak yerine daha iyi anlamaya çalışın. Bu seçimin rotası belli oldu. Mevcut yönetim, Demokrat Mimarlar ve muhafazakar kesimin tümmimarlar platformu arasında geçecek. Üçüncü grubun şansı olacağını düşünmüyorum. Demokrat mimarların ise, yayınladıkları metinlerden toplumsal mücadeleci yanlarının hiç eksik olmadığını, çağı daha iyi okuduklarını ve etik değerleri önde tuttuklarını görüyorum. Bu üç özelliğin de mevcut yönetime alternatif olmak için fazlasıyla yeterli olduğu görüşündeyim. Eksik olan tek şey, bunun bu kadar açık ve net bir şekilde çok yaygın bir şekilde duyurulabilmesi…

  5. salih şencan

    Soroz’cu olacaktı düzeltir özür dilerim..

  6. salih şencan

    Samiyi 30 yıldır tanırım ve 30 yıldır hem genel siyaset hem de Oda siyaseti konusunda ayrı düşünürüz.Ama sanırım bu kez Sorzco AKPartili falan demeyecektir.ya da açıktan demeyecektir.Bir de şu vatandaşlık numarası güncelleme hikayesi var,Odadan 09.02.2010 tarihinde gelen e-postada bu bilgiyi güncellemeyenin oy da kullanamayacağını yazarken,bilgi olarak da bu yasal düzenlemenin 2006 senesinde çıktığını ifade ederek Yönetimde ne yaptıklarının da somut bir örneğini sergiledi.4 yıldır uygulanmayan bu yasal dayatma bu yıl uygulanacaksa eğer ben kendi adıma bu bilgiyi güncellemeyeceğim.Oy kullanamazsam da yasa çıktığı tarihten bu yana yapılan tüm Genel Kurulların iptali doğrultusunda dava açacağım.Muhalif herkese etiket yapıştırma sanatını bir yana bırakıp Kamu Kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olma asgari işin yapmamanın hesabı vardır,Sami arkadaşım önceden hazırlansın diye yazdım bu metni.Oda böyle çalışmaz,ne Kamu Kuruluşu niteliğinde mesleki kuruluş,ne demokratik kitle örgütü ne de STK olmak bağlamında da bu görevi savsaklama ,2006 yılından bu güne uygulanmayan yasayı bugün uygulamak ise görevi suistimal etmektir.Her zaman çok değer verdiğim ilk başkanım ve sevgili ağabeyim Niyazi Duranay’ın deyişi ile ”Oda babamızın çiftliği değildir.”

  7. Tamer Gökova

    Dün bir mimar arkadaşımla konuştum: Odanın demirbaşı Sami var gücüyle “Soroscular, Akpartililer” yalanını söylemeye devam ediyormuş…
    Arkadaşım da inanmış.
    Söyledikleri: “aslında türkiye’de mimarlığın önü açıkmış, daha fazla açılmasını isteyenlerin art niyetleri varmış…”
    Konuşma sırasında hemen ardından imar uygulamaları gündeme geldi. Bazı yönetmeliklerin körü körüne uygulanmasının ne kadar sakıncalı sonuçlar doğurduğu konuşuldu. Hem yönetmeliğin amacına aykırı durumlar oluşması bakımından, hem artan bürokrasi bakımından, hem hava almayan karanlık izbe yerler oluşması, hem de yapıların statik dengelerinin bozulması sonucu güvensiz ve pahallı ortamlar oluşması bakımından… Dış dünyadaki uygulamaların ne kadar farklı oldukları konuşuldu… Ardından bilmeyenler için “Habersiz imza rezaletinin” nasıl ört bas edildiğini anlattım. Sanki başka bir dünyanın haberleriymiş gibi dinlediler. Mimarlar odasının kanaat önderliği rolünün bile açık arttırmaya çıkartıldığı, Tasarımkentlerde nasıl pazarlandığı ayrı bir konuydu.
    Sonuç: açıkca söylenmese de sadece bu açılardan bile bakılsa Türkiye’de mimarlığın önünün kapalı olduğu idi…
    Yalanların boyutu artık midemi bulandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Beyler maaş alacaklar diye yarattıkları rezalete bakın.
    Türkiye’de kesinlikle başka bir mimarlık ortamına gereksinim var. Yalanları olmayan, kimseyi dışlamayan, sorunlara sahip çıkmaya çalışan. Etik düzey oluşturmaya çalışan bir mimarlık ortamına.
    Eminim beyler sırf koltukları uğruna, bu ortama duyulan özlemi de Sorus’la, turuncu devrimle, Akpartili olmakla suçlamaktan, çamur atmaktan çekinmeyeceklerdir.
    Akpartinin öğrencileri en azından çamur atma konusunda ustalarını aratmıyorlar…

  8. Asım Mutlu

    Şu anki yönetim Akparti’nin suyunda giden, belediyeleriyle her türü açık gizli işbirliğini yapan bir yönetimdir. Aksini iddia eden varsa buyursun buradan kanıtlarını söylesin. Böyle olmasa tek bir akpartili belediye bile mesleki denetim protokolu yapmazdı. Sorun bakalım karşılığında ne verdiler? Oktay bey kendisini sırf tasarımkent rezaletine karşı çıktı diye her türlü platformdan dışlayanları, resmen kapıya koyanları neden bu kadar savunmaya başladı bir başka konu da bu olmalı.
    En önemlisi de aklımıza gelen çok kötü bir ihtimal, geçen seçimlerde tüm rakiplerini akpartili olarak iftira eden ve hiç utanmadan iki yıl yönetimde kalanların neden gizli saklı, genel kuruldan bile saklayarak o Karaköydeki ucubeyi aldıkları ve ucubenin gerçek fiyatı: 11.400.000 tl mi yoksa 14 milyon dolar mı?
    Yine bir yalan savurur eski marksistleri yeni akpartili ilan ederler bizim saftorik mimarlar da koşa koşa gider oylarını verirler.
    Onlar da iki yıl daha maaş alırlar.

  9. kemal sönmez

    geçtiğimiz hafta sonu bir oktay ekinci yazısı vardı cumhuriyet gazetesinde. resmen muhalif çıkan her listeyi hükümetçi, oda davalarına karşı iktidar yanlısı şeklinde servis etmeye hazırlanmış çok kötü, çok kötü niyetli bir yazıydı. dervişin fikri neyse zikri de odur, bunlar gene tehlikenin boyutuna göre sıvanmışlar anlaşılan. demokrat mimarlara laf söylemeye yeltenmezler işallah.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir