22 Şubat 2009’da vefat eden, dünyada üç kez Ağa Han ödülü almış tek mimar Turgut Cansever, 1999 Marmara Depremi’nden sonra önce ünlü isimleriyle Deprem Çalışma Grubu’nu kurdu. Bir felaket yaklaşıyordu, binalara güçlendirme yapmak bir seçenekti fakat bu hem çok maliyetli olacaktı. Çare; yeni şehirler kurmaktı. Kırklareli’de 25.000 kişilik 30 şehrin yaklaşık yeri belirlendi. 2003’den 2009’a altı yılda kademeli olarak şehirler toplamda 750.000 kişilik nüfusa ulaşacaktı. Şehirler raylı sistemle İstanbul’a bağlanacaktı. Bütçe hazırlandı, Dünya Bankası’yla kredi için görüşülüp, anlaşıldı. Cansever, beş yıl bu proje üzerinde bütün masrafları kendi karşılayarak çalıştı. Raporlar Başbakan Erdoğan’a mektup olarak iletildi. Cansever, Erdoğan’a sunum da yapmak istedi ama olmadı, “müteahhitlik alışkanlıkları ve aktörleri devreye girdi” ve proje raflarda kaldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

22 Şubat 2009’da vefat eden Turgut Cansever, üç Ağa Han ödülü almış bir mimar, şehir plancısı ve düşünürdü.

 

 

 

 

 

 

 

Cansever, 17 Ağustos  ve 12 Kasım 1999 depremlerinden sonra ilk iş olarak Sakarya Akyazı’ya gönderilmek üzere “Sahibinin Öz Çabası ile Üretilecek Konut Birimleri”ni tasarladı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Konutlar ahşaptandı çünkü Cansever depremin gücüyle yeryüzünün hareketini takip edecek hafif binaların yapılması gerektiği görüşündeydi. Konutların nasıl yapılacağını ayrıntılı olarak anlatmıştı.

 

 

 

 

 

 

İkinci adım olarak ise depremin beklediği İstanbul için ne yapılabileceğini araştırmaya başladı.

 

 

 

 

Önce birçok kesimden mimar, mühendis ve entelektüelle “İstanbul Deprem Çalışma Grubu” çatısı altında bir şehircilik süreci içine girdi.

 

 

 

 

 

 

Çalışma Grubu’nda bir araya gelmesi zor isimleri bir araya getirmişti:

 

 

 

 

Cem Behar, Cengiz Bektaş, İbrahim Betil, İhsan Bilgin, Faruk Birtek, Kürşat Bumin, Ahmet Davutoğlu, Ömer Dinçer, Teoman Duralı, Doğan Hasol, Hayrettin Karaman, Atilla Karaosmanoğlu, Ayşe Buğra Kavala, İsmet Özel, Nevzat Sayın, Burhan Şenatalar, Doğan Tekeli, Yücel Yaman, Aydın Boysan, Hüseyin Hatemi, Mustafa Özel, İsmet Sungurbey, İbrahim Turhan…

 

 

 

Aralık 99’da ilk çalışmalara başlandı. İlk toplantıda uzmanlar depremi anlamaya çalıştılar. Şehir plancıları ve jeologlar beklenen büyük İstanbul depreminin gelme olasılığı üzerinde durdular ve felaketin boyutunu hesaplamaya çalıştılar.

 

 

 

 

 

 

 

v

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Felaket karşısında hukuki, dini, insani sorumluluklar tartışıldı.

 

 

 

 

Büyük bir deprem olduğunda çok fazla sayıda vefat eden olduğunda veya ekonomi alt üst olduğunda yapılması gerekenler konuşuldu. Toplantılara İsmet Özel, Kürşat Bumin gibi düşünürler, Hayrettin Karaman gibi ilahiyatçılar katıldı.

 

 

 

 

 

Yeni Şafak’ın o dönem yayınlanan haberine göre Karaman “Ölümleri önlemek hükümetin asli vazifesidir. Bu yapılmazsa cinayet işlenmiş olur” demişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Üçüncü toplantıda ise sürecin nasıl yürütülmesi gerektiği üzerine odaklanıldı. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Kurucusu İbrahim Betil, sosyolog Faruk Birtek, felsefeci Teoman Duralı, Ayşe Buğra Kavala, Ahmet Davutoğlu, Ömer Dinçer toplantıda hazır bulundu.

 

 

 

 

 

2000 yılı Ocak ayında ise istişarelerin sonucu çıkmıştı.

 

 

 

 

 

Bir felaket yaklaşıyordu, binalara güçlendirme yapmak bir seçenekti fakat bu hem çok maliyetli olacaktı hem de iş için yeterince nitelikli insan yoktu. Ayrıca güçlendirme yapılan binaların yine sağlamlık garantisi olmayacaktı.

 

 

 

 

 

Bu sebeple kurul çeşitli anketler yapıp, yeni şehirler kurup insanları bu yeni bölgelere taşımanın en iyi karar olacağı sonucuna vardı.

 

 

 

 

 

Şubat itibariyle yeni bir şehir kurma süreci üzerine düşünülmeye başlandı. Tehlikeli bölgeleri tespit etmek, bu bölgelerdeki insanlara taşınmaları için çeşitli şartlar sunmak, şehirlerin planlarını, mekansal organizasyonları, fonksiyonları, evlerin mimarisini oluşturmak üzerine çalışıldı.

 

 

 

 

 

Şubat’tan Haziran’a kadar her hafta işbölümleri çerçevesinde mimarlar, sosyal bilimciler, iktisatçılar, plancılar, restoratörler, mühendisler, hukukçularla kurumsallaşmaya yönelik her hafta toplantılar yapıldı ve raporlar yazıldı. Raporda yer seçimleri, tasarım süreci, maliyet hesapları hatta ahşapların seçimine kadar ayrıntılar yer alıyordu.

 

 

 

 

 

Projenin maliyet tabloları bile ayrıntılı bir şekilde hazırlanmış, anlaşmalar yapılmıştı.

 

 

 

 

 

Şehir kurma sürecinde devlet arsayı sağlayacak, şirketler yeni şehirler kuracak fakat şirketlerin üzerinde bir kontrol mekanizması olarak Ev ve Şehir Vakfı yer alacaktı. Kademe kademe ilerlenecek ve şehirler kurulacaktı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dış finans kurumları ve bankalar ile ev sahiplerinin her türlü maddi alışverişin planı yapıldı. “Ev ve Şehir Vakfı” Turgut Cansever tarafından resmi olarak kuruldu, Dünya Bankası ile kredi anlaşmaları yapmak üzere anlaşıldı. Pilot Şehir raporunda maliyet, kredi ve zamanlama hesapları ayrıntılı bir şekilde açıklandı. Projenin finansmanının temel ilkeleri, ön hazırlık giderleri, araştırma ve tanıtım giderleri, planlama ve projelendirme giderleri, inşaat giderleri, toplam yatırım maliyeti, kredilerin teminatı, kredilerin borçluları, kredi kurumunun muhatabı, vergilerden muafiyet ve kredi tasarrufu, kredi faiz ve ödeme şartları, projenin aylık nakit akım tablosu gibi konular ayrıntılı bir biçimde belirlendi.

 

 

 

 

2003 yılından başlayarak altı yıllık sürede 1 milyon nüfusu barındıracak şehirlerin yapımının zamanlama tablosu da çıkarıldı.

 

 

 

 

Ve şehirler planlanmaya başlanmıştı. 

 

 

 

 

Yeni şehirleri tarım alanlarını koruyacak şekilde yamaçlara yerleştirmek öncelikliydi.

 

 

 

 

İstanbul’da depremden etkilenecek nüfusun aşamalı bir şekilde Kırklareli yöresine doğru inşa edilecek 25.000 kişilik şehirlere taşınması ve bu şehirlerin hızlı raylı sistemlerle İstanbul’a bağlanması düşünüldü. 25.000 kişilik 30 şehrin yaklaşık yeri belirlendi. Şehirlerin toplamda 750.000 kişilik bir nüfusu barındırması planlanmıştı.

 

 

 

 

Her bir şehir için 250-350 hektar arası alan düşünülmüştü. Her şehir, her biri 20-25 hektar arası alan kaplayan altı ya da sekiz mahalleden, bir şehir merkezinden, şehir parklarından, diğer şehir açık alanlarından, şehir çevresi yeşil orman kuşağından, sanayi tesisleri alanından, kabristandan, pis su tasfiye tesisleri alanından oluşmaktaydı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hâlihazırda uygulanan kat mülkiyeti yasasından yatay kat mülkiyeti düzenine geçilmeliydi. Her mahallede yaklaşık 1000 adet bahçeli müstakil ev vardı ve 4200 kişilik bir nüfus yaşayacaktı. Bu evler bir, iki veya özel durumlarda üç katlı evler olacaktı ve şehir toplamda 6000 konut barındıracaktı.

 

 

 

 

Mahalleler birbirinden yeşil bantla ayrılmakta ve her mahallede mescit, sağlık ocağı, alışveriş birimleri, ilköğretim okulu, sosyal ve kültürel işlevli yapılardan oluşan bir mahalle merkezi bulunmaktaydı. Mahallelerin kesişim noktalarında ise liseler mevcuttu.

 

 

 

 

Araçsız yollar, çıkmaz sokaklar, çocukların oynayacakları özel alanlar, hamile kadınların ve yaşlıların rahatlıkla kullanabilecekleri yol ve alanlar, toplumun bu özel gruplarına şehri tanıma, yaşama, onunla bütünleşme sağlayan kültürel ortamlar olacaktı.

 

 

 

 

Ev sahipleri evinin yakınına arabası ile gelebilmekteydi. Gelir ve fert sayısı durumuna göre 40 metrekare evden 140 metrekareye kadar yirmi kadar ev tipi tasarlanması düşünülmüştü. Evler ahşap ve çelik yapı teknolojileri kullanılacak yapılacaktı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Süreç boyunca dikkat edilmesi gereken birçok nokta vardı:

 

 

 

 

Hem şehir kurma fikrini oluşturan insanların hem de yeni şehirlere yerleşecek kişilerin çeşitliliği, farklı kesim, kültür, din ve zümrelerden olması çok önemliydi.

 

 

 

 

Şehrin tarihsel yapısı, eski eserlerin asıl özellikleri mutlaka göz önünde bulundurulmalıydı.

 

 

 

 

Hem insanın hem de toplumun talep ve ihtiyaçlarının esas alınması çok önemliydi.  Bu sebeple 5-6 aylık çalışmada bile anketler yapılıp kullanılmıştı.

 

 

 

 

Mutlaka standartlar oluşturulmalı ve teknolojik imkanlarla bu standartlar somuta indirgenmeliydi. Turgut Cansever’e göre güzele herkesin sahip olması gerekiyordu. Güzele herkes sahip olmazsa dünyayı güzelleştirmek mümkün olmazdı. Makro anlamda güzel bir dünyaya sahip olmak en fakir grubun bile güzele sahip olmasından geçiyordu.

 

 

 

 

Tüm bunları sağlamada en önemli etken de eğitim meselesiydi. Baş mimarlar üst standartları oluşturabilecek mimari zevke ve zihne sahip insanlardan olacaktı.  Yerelde ve kişilere göre uygulanması gerekenler de yerel mimarlar ve ustalarla olacaktı.

 

 

 

 

Turgut Cansever neredeyse beş yıl bu proje üzerinde bütün masrafları kendi karşılayarak çalıştı.  Raporlar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a mektup olarak iletildi. Erdoğan’a sunum da yapılmak istendi fakat bürokratik engeller söz konusu oldu, müteahhitlik alışkanlıkları ve aktörleri devreye girdi ve proje yürürlüğe girme fırsatı bulamadı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

*İstanbul Deprem Çalışma Grubu: 

 

 

 

 

 

 

 

Fikret Adaman, Zeynep Ahunbay, Emre Alper, Rıfkı Aslan, Cem Behar, Cengiz Bektaş, İbrahim Betil, İhsan Bilgin, Zuhal Bilgin, Faruk Birtek, Sinan Bölek, Kürşat Bumin, Turgut Cansever, Özen Dallı, Ahmet Davutoğlu, Nurdan Dinler, Ömer Dinçer, Hayri Domaniç, Vedia Dökmeci, Teoman Duralı, Nezih Eldem, Recep Hayri Eren, Savmi Ersek, Özer Ertuna, Akın Eryoldaş, Refik Erzan, Ünal Gören, Sümer Gürel, Doğan Hasol, Hayrettin Karaman, Atilla Karaosmanoğlu, Ayşe Buğra Kavala, Güzin Kaya, Reşad Kayalı, Mehmet Konuralp, Aykut Köksal, Burhan Kuzu, Türkel Minibaş, Mete Mutluoğlu, Ferruh Müftüoğlu, Kutay Özaydın, Ferhunde Özbay, İsmet Özel, Erbil Öztekin, Niyazi Parlar, Zekeriya Polat, Nevzat Sayın, Polat Sökmen, Burhan Şenatalar, Mustafa Ruhi Şirin, Uğur Tanyeli, Osman Nuri Taşkın, Doğan Tekeli, Mete Tumbul, Korkut Tuna, Yunus Uğur, Nihat Uluocak, Yücel Yaman, Müfit Yorulmaz, E. Ünal Zenginobuz, Yakup Basmacı, Cengiz Bektaş, Zuhal Bilgin, Aydın Boysan, Can Deldağ, Haluk Dortluoğlu, Nazım Ekren, Nezih Eldem, Pertev Erdi, Şaban Erdikler, Recep Hayrı Eren, Savmi Ersek, Nihat Falay, Lokman Gündüz, Hüseyin Hatemi, Metin İlkışık, Emre İşlek, Yunus Kaçar, Mehmet Kocamanoğlu, Fazlı Yılmaz Oktay, Muammer Onat, İzzeddin Önder, Emine Öğün, Mehmet Öğün, Mustafa Özel, Nazif Öztürk, Gülsün Parlar, Müjdat Sayın, İsmet Sungurbey, Dilek Tokgöz, Mete Tumbul, İbrahim Turhan, Mete Ünal, Halil Ünlü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: serbestiyet.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir