Daha Ne Kadar Geçmesi Gerekir?… |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Daha Ne Kadar Geçmesi Gerekir?…
Share 17 Ağustos 2009

On Yılda Arpa Boyu Yol Gidemedik

Erhan-DemirdizenDoğu Marmara Bölgesi’ni yerle bir eden Büyük Deprem’in üzerinden geçen 10 yılda soracağımız tek soru var: Muhtemel depreme hazır mıyız?

Şurası gerçek ki, bu soruya tümüyle hayır dememizi engelleyen bazı yasal düzenlemeler geçtiğimiz 10 yıl içinde yapılarak uygulamaya konuldu. Sözgelimi, 2000 yılından sonra yapılan yapıların ortalama olarak depreme dayanıklılıkları daha önce yapılanlara göre daha yüksek. Hiç değilse belirli bir maliyet ve standart düzeyinin üzerindeki yasal yapılar için bu doğru.

Deprem hazırlığı konusuna sırf mevcut yapı stoku açısından baksak bile, son 10 yılda yapılan yüksek standartlı yapıların bizi depreme yeterince hazırlıklı hale getirdiğini söylememiz söz konusu olamaz. Bu konudaki acı gerçeğe dair en çarpıcı sözleri Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşarı Sabri Erbakan geçtiğimiz Ocak ayında sarf etti: “Deprem Yönetmeliği’ne göre yapılan yapılarda bile güçlendirme gerekiyor.” Bununla yetinmeyip üzerine bir de şunu ekledi: “İstanbul’daki her 100 yapıdan 85’i ruhsatsız.”
Hangi ülkede afetlerden sorumlu bakanlığın müsteşarı tarafından bu tespitler yapılsa aynı sonuca varılır. O sonuç da şu olur: Geçtiğimiz 10 yıl içinde bir arpa boyu yol gidememiş durumdayız.

Neden yeterince yol alamadığımızın cevabı, deprem ile ilgili sorduğumuz soruların ve verdiğimiz cevapların yetersizliğinde saklı. “Muhtemel depreme hazır mıyız, değilsek ne yapmalıyız” sorusu yerine, “deprem olacak mı, olacaksa ne zaman olacak” sorusuna daha fazla önem verdik. Dolayısıyla da, depremden sonra kentlerimizi ve yapılarımızı depreme hazırlıklı hale nasıl getireceğimize fazla yoğunlaşamadık.

Buna yoğunlaşabilseydik, İstanbul ve diğer kentlerimizin deprem tehlikesi karşısında koruma altına alınabilmesi için bir dizi uzmanlıklar arası çalışma gerektiğini görecektik. Bizde farklı meslek grupları arasında sürüp giden, “size gerek yoktu, eskiden her şey daha iyiydi” türünden tartışmaları da böylece sona erdirip, uzmanlıklar arası ekip çalışmasını keşfedecektik. Böylece de, ülkedeki çalışma alanları ve nüfusun yığıldığı bölgelerle deprem risk haritalarını üst üste koyup, tarihimizin en zengin bölge planlama deneyimini yaşayacaktık. Kent planlarımızı da deprem riskini azaltacak şekilde revize ederek, kentlerimizdeki yaşam kalitesini herkes için yükseltebilecektik.

Fakat olmadı… En başta soruları eksik sorduk. O nedenle de her 100 binamızdan 85’i hala ruhsatsız!…

Erhan Demirdizen
Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı

8 Yorum
  1. Daha ne kadar geçmesi lazım derken bir kinaye yaptığınız anlaşılıyor. Gerçekten on yıl herşeyi kavramak ve gereknleri yapmak için çok uzun bir süre. Bu kadar vurdumduymaz bir idare bu kadar savruk bir stk grubu bu kadar kendi derdine düşmüş meslek odaları olunca “daha ne kadar geçecek” sorunuz anlam kazanıyor.
    Ne yazık ki?

    Ahmet Çetin | 20 Ağustos 2009

  2. Artık hiçbir şey yazmak gelmiyor içimden. Çünkü herhangi bir konuda yapılan tartışmalar, açıklanan görüşler (onaylama veya eleştiri), bir şeylerin değişebileceği umudunu taşır, ya da taşımalıdır. Oysa tüm gelişmeler öylesine umut kırıcı ki. Artık umutsuzluğumu yazmaktansa hiç yazmamayı tercih ediyorum.

    Bir deprem master planı hazırlanıyor, emek, zaman, kaynak harcanıyor. Sonra bir kenara atılıyor. Yaptıran kurum olarak Belediye’nin dikkate almamasının yanı sıra ne yazık ki bazı meslek odaları ve STK’lar da sahip çıkmıyor. (Eleştirilebilir ve geliştirilebilir ama bunu yapmak için öğrenmek ve daha ileri götürmek için çaba gerekir ki bu zordur, bunun yerine dudak bükmek ve yok saymak kolaydır.) Ardından deprem odaklı kentsel dönüşüm pilot projeleri yaptırılıyor, yine emek, zaman, kaynak harcanıyor. Bunlar da hiç yokmuş gibi aynı şekilde kenara itiliyor. Geçen on yılda bu konuda hiçbir şey yapmamış olmayı unutturmak için, bu günlerde ne bu projelerle, ne de DMP ile ilgisi olmayan kat karşılığı bir proje (Zeytinburnu Sümer mahallesi) “Türkiye’nin ilk deprem odaklı projesi” reklamları ile uygulamaya konuyor.

    İstanbul için Çevre Düzeni Planı adı altında üst ölçekli bir plan, daha doğrusu planlar yapılıyor. Çok sayıda akademisyen ve uzmanla yapılan ilk plan için yine emek, zaman, kaynak harcanıyor. Hukuken kesinlikle sorunlu olduğu ve açılan ilk davada iptal edileceği bilinmesine rağmen onaylanan planın (artık aymazlık değil tercih olduğuna inandığım) iptalinden sonra, Belediye bürokratları ve teknokratları tarafından yapılan bazı değişikliklerle plan yeniden onaylanıyor. Gerek iptal edilen gerekse mevcut durumu bir belgeye bağlamaktan öteye gitmeyen bu özelliği ile de “ayakları yere basan plan” olarak ifade edilen her iki plan da İstanbul’un beklenen depremi için ne getiriyordu? Sadece içi boş sloganlar… Getirme şansı var mıydı? Böyle bir planlama yaklaşımı ile hayır Mevcut durumu ve mevcut eğilimleri bir belgeye bağlayan bu plan niye yapıldı? Herhalde tepeden inme büyük ulaşım projelerini (üçüncü köprü, karayolu tüp geçişi vb) üzerine İŞLEMEK için.

    Kentin gelişimini kesinlikle değiştirecek olan büyük yatırımları planlamıyorsunuz, birleri karar veriyor, birilerinin plana “işlemesi”, Belediye Meclisi ve Başkanlığının da bir noter gibi onaylaması bekleniyor. Bu kentte yaşayanlar ne mi düşünüyor? Onlar anlamaz, ne bilgi verirsek onu bilir. Bu karaların bu kente ne getirip ne götüreceğinin onlara açıklanması gerekmez. Gelecek kuşaklara ne bırakacağımız ya da bırakamayacağımızsa hiç düşünmediğimiz bir ayrıntı.

    Daha çok konu var insanı umutsuzluğa düşüren; Ülkenin en güçlü imar kurumu haline gelen TOKİ faaliyetleri, ona yetişmeye çalışan KİPTAŞ faaliyetleri, bütün ilçe belediyelerinin (acele kamulaştırma vs gibi) kolay uygulama şansını verdiğini düşündükleri için hevesle sarıldıkları “Kentsel Yenileme” projeleri vs.

    Umutsuzluğu artıran yalnızca idarelerin tasarrufları da değil. Yapılan eleştiri ve karşı çıkışlarda daha bilgili, daha donanımlı olmaları beklenen kurumların; esası görecek bilgi donamı olmayan, paylaşmayan, tartışmayan (yani farklı görüşleri tartışmayan), aynı eleştirdikleri idareler gibi, iktidarda olanın her şeyi bilmesi anlayışına dayanan yaklaşımları ile geniş kesimleri yanına alamayan muhalefetleri ne yazık ki güçlü idareler karşısında başarısız oluyor.

    Bu umutsuz yorumu yine de umutla noktalamak adına umarım yanlışlardan doğrular çıkarmayı çok geç olmadan öğreniriz ve umarım deprem bize çok acımasız davranmaz ve bu fırsatı verir.

    Asuman Yeşilırmak | 20 Ağustos 2009

  3. Gerçekten çok tüketici, bıktırıcı bir süreç. Oysa herkes biraz daha özenli olabilirdi. Devlet görevlerine daha çok sahip çıkabilirdi. Öyle olmadı. İnsanlar unuttu gitti. Asuman hanım umarım deprem bize çok acımasız davranmaz ve bu fırsatı verir diyor ama bu bir dilek sadece.

    olcay karaca | 20 Ağustos 2009

  4. deprem tehlikesi bence hiç bir zaman ciddiye alınmadı. şimdi Van depremini ciddiye aldık onun için kanun çıkardık diyorlar ama bu da bana inandırıcı gelmiyor.

    resmiye güldoğan | 31 Mart 2012

  5. daha çok geçmesi gerekir maalesef, ne devlet ne halk deprem tehlikesinin sahici anlamda farkında değil, uzatmaya bırakıyor her şeyi.

    Şefika Gül | 7 Aralık 2019

  6. Yıllar geçti, onuncu yılda bile vurdumduymazlık anlaşılmış. Şimdi halk panik içinde. Ama İzmir depreminin heyecanı ile. Peki unutunca, tıpkı yazılanlar gibi.

    derya kuloğlu | 5 Kasım 2020

  7. 20 sene geçtiğinde, bu söylenenleri aşan bir yeni birikime sahip değiliz ne yazık ki. Tarih durmuş sanki.

    demir atakan | 6 Kasım 2020

  8. yani, bu kadar zaman geçtikten sonra doğru düzgün bir hazırlık yoksa, söz bitiyor.

    ferda çetinkoz | 6 Nisan 2021


Yorum yazmak için


EŞİK Eşitlik için Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesinin kabul edilmesinin 10. yılında bir basın açıklaması yaptı. EŞİK tarafından yapılan basın açıklaması şöyle:       #İstanbulSözleşmesi10Yaşında   İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı en az 2 bin 336 kadın şimdi aramızda olacaktı   Geçtiğimiz 20 Mart’ta gece yarısı Cumhurbaşkanlığı kararıyla hukuka aykırı olarak ve meclis iradesi yok sayılarak, Türkiye’nin […]

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org