Yüksek Mimar Dr. Sinan Genim ile AK Parti Kadıköy Belediye Başkan Adaylığı üzerine |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Yüksek Mimar Dr. Sinan Genim ile AK Parti Kadıköy Belediye Başkan Adaylığı üzerine
Share 24 Şubat 2009

 Farklı siyasal partilerden aday olan mimar-plancı adaylarla yerel seçimler öncesi bir dizi söyleşi yapmayı planlamış bulunuyoruz. Bu bölümde sırasıyla bu aday ve meslektaşlarımızla söyleşiler önümüzdeki günlerde yayına girecektir. Bu söyleşi zaman zaman ortak paylaşımda bulunduğumuz Kadıköy-Life tarafından hazırlanmış, kendilerinin teklifi ve bizim talebimizle sizlerin dikkatine sunulmuştur.    

mimdap

 

AK Parti’nin Kadıköy Belediye Başkan Adayı Yüksek Mimar Dr. Sinan Genim:

“Her yarışmaya kazanmak için girmişimdir. Bu yarışmayı da kazanacağım…”

“Kendi içine kapanan, olayları basitleştiren, popülist söylemlerle devam eden ülkeler yok olurlar. Ben Mimarlık Tarihi hocasıyım. Bütün anlattığım kültürel ve ekonomik göstergeler, insanlık tarihinin varoluşundan günümüze kadar ki oluşum, bunu gösteriyor. Korkan, pasifize olan ülkelerin yaşama şansı yok.”

20_301_mg_5001.jpg

“Atatürk’ün bir sözü var; ‘Yurtta sulh, cihanda sulh!’ Biz barışı ülke sloganı haline getirmişiz. Her yerde söylüyoruz ama içerde inanılmaz bir kavga var. Nedir bu?.. Sonra düşünüyorum yine, milli marşımız ‘Korkma!’ diye başlıyor; oysa bütün insanlarımız korkudan şizofren olmuş durumda.”“Kadıköy, Anadolu Yakası’nın en önemli merkeziydi. Bugün Kadıköy’e alternatif Anadolu Yakası’nda pek çok yerleşim birimi oluştu; Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, belirli oranda Ümraniye ve Bağlarbaşı… Buna karşılık Kadıköy, hala eski Kadıköy olmakta devam ediyor ve slogan arkasında Kadıköy’ün geleceğine yazık oluyor.”

Doğma büyüme Kuzguncuklu. Ailesinde biraz Rumelilik de var. Çengelköy’de ikamet ediyor. Yüksek Mimar Dr. Sinan Genim, AK Parti’den Kadıköy Belediye Başkanlığı’na aday. O’nu “Konstantiniyye’den İstanbul’a- XIX. Yüzyıl Ortalarından XX. Yüzyıla Boğaziçi’nin Rumeli Yakası Fotoğrafları” adını taşıyan eserden de tanıyoruz. Suna-İnan Kıraç Vakfı tarafından yayınlanan bu değerli eserde; fotoğrafları tanımlayıp, açıklamalar yapan imza, Sinan Genim. Boğaziçi’nin Anadolu Yakası’nı içeren iki ciltlik bir eser de, bu dizinin bir devamı olarak muhtemelen Mayıs ayında yayımlanacak. Halen İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Danışma Kurulu üyeliği yapmakta. Akademik yaşamıyla birlikte seyreden bir de siyaset yaşamı var ki, adres Anavatan Partisi.

Ak Parti’yi neden tercih etti? Daha önemlisi Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana CHP oylarının hakim olduğu Kadıköy’de belediye başkanlığına aday olma cesaretini nasıl gösterdi? Kendisine öncelikle teşekkür ederek, merak edilenleri aralıyoruz…

“Hakiki sanat muhteşem bir eser vücuda getirmek ve halkının kalbini saadetle doldurmaktır…” Fatih Sultan Mehmet’in yüzyıllar önce söylediği bu anlamlı sözle başlamak istiyoruz ve bir belediye başkanı adayı olarak Kadıköylünün kalbini nasıl kazanacağınızı sormak istiyoruz… Bu arada Ak Parti’den belediye başkan adayı olmak istemenizin hikayesini de merak ediyoruz…
Ak Parti, bugün Türkiye’de çağdaşı yakalamaya, ileriye doğru atılım yapmaya müsait ve bu şekilde çalışan tek parti. Diğer partiler ne yazık ki kavga ediyorlar. Bu kavganın ne ülkemize, ne gelecek kuşaklara, ne insanlığa hiçbir yararı yok. Atatürk’ün bir sözü var; “Yurtta sulh, cihanda sulh!” Biz barışı ülke sloganı haline getirmişiz. Her yerde söylüyoruz ama içerde inanılmaz bir kavga var. Nedir bu?..

sinan.jpg

Sonra düşünüyorum yine, milli marşımız “Korkma!” diye başlıyor. Oysa bütün insanlarımız korkudan şizofren olmuş durumda. Bu siyasi parti de, TC yasalarına göre kurulmuş, TC’nin idealleri doğrultusunda faaliyet göstermek mecburiyetinde olan bir parti ve bunu da gösteriyor. Şimdi bakıyorum Amerika’ya… Kendi içindeki kavgayı bitirdi. İşte Obama… Bundan evvel Genel Kurmay Başkanı Colin Powell… Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice… Dünya kendi içinde barışır ve bütünlük sağlarken- çünkü dünyaya karşı çıkmak için önce kendi içinizde dirlik ve birlik olacak- bazı insanlar, bu kavga-gürültü, toz-duman arasında şahsi çıkarlarını ve şahsi komplekslerini gidermek adına kaos yaratıyorlar. Bunu bir yerde bitirmek lazım. Kadıköy böyle bir yaklaşım için Türkiye bazında en önemli ilçe. Şehirleşmiş, medeni, dünya ile ilişkisi olan, belirli bir ekonomik seviyenin üstündeki insanlardan teşekkül eden bir bölge ve benim de çocukluğumun geçtiği yer. Haydarpaşa Lisesi mezunuyum, Fenerbahçeliyim ve her hafta maçına giderim.

Önceleri Kadıköy, Anadolu Yakası’nın en önemli merkeziydi. Bugün Kadıköy’e alternatif Anadolu Yakası’nda pek çok yerleşim birimi oluştu: Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, belirli oranda Ümraniye ve Bağlarbaşı… Buna karşılık Kadıköy hala eski Kadıköy olmakta devam ediyor. Slogan arkasında Kadıköy’e ve Kadıköy’ün geleceğine yazık oluyor. Kadıköy giderek daha downtownlaşacak ki, ben bunu Rasimpaşa, Osmanağa, Caferağa’da çok bariz bir şekilde görüyorum. Düşüyor mahalleler… Kadıköy’de müthiş bir inşaat furyası var ama yollar, benim çocukluğumun yolları… Bağdat Caddesi aynı, bir genişlemesi, büyümesi yok… Ara yolların hemen hepsinin otoparktan kıpırdayacak yeri kalmamış. Bu şehirde yaşamak yalnız sloganla mı olacaktır? Böyle bir şey mümkün değil. Dolayısıyla Ak Parti’den bu teklif geldiğinde çok fazla düşünmedim. Hepimizin belirli bir dönem bu ülkeye hizmet etmek mecburiyetimiz var.

“Ülkenin önünü açmak için yalnız okuldaki eğitim-öğretim ile hocalık bitmez”
Siz Anavatan kökenli bir siyaset yaşamından geliyorsunuz…
1989 yılında rahmetli Sevgi Gönül (Güzel sanatlara ve bir dönem de siyasete ilgi duyan Vehbi Koç’un kızı) ile birlikte başlamıştık. Hala Beşiktaş’ta bağımsız belediye meclisi üyesiyim. Geçen sene Aralık ayında ANAP’tan istifa ettim. Bundan sonra da kendi çalışmalarıma dönerim derken, teveccüh ettiler, böyle bir teklifte bulundular.

Ben hocayım. Ülkenin önünü açmak için yalnız okuldaki eğitim-öğretim ile hocalık bitmez. Toplum yararına da kullanmak mecburiyetindeyiz. Üstelik belediyelerde siyaset yapılmaz, kanun gereğince yasaktır. Belediye başkanı ilk toplantıda der ki, “Artık siyaset bitti. Beldemize hizmet için buradayız.”

sinan-1.jpg

Bu söylem hayata geçer mi? Neden ilçe belediye meclislerinde sürekli kavgalar çıkar?
Ama gerçeği böyle. Çünkü siyaset yapabilmeniz için kanun yapıcı olmanız gerekir. Belediye meclisleri kendine verilen görevleri hizmet için kullanır. Bakıyorum, bir belediye başkanı var. 1984 yılında belediye meclisine girmiş, tam 25 yıl… (Selami Öztürk; 10 yıl meclis üyeliği, 15 yıl belediye başkanlığı) Bir emeklilik süresi… Oysa yeni insanların önünü açmak lazım…

550 bin nüfus, biz başka insan bulamıyoruz… Belediye başkanı olduğum zaman yapacağım şey, bir kadro yetiştirmektir. Bu kadro, gelecekte belediye başkanı olacak insanlardır. Birbirleriyle rekabet eden, konularında uzman akademisyenler… 15 günde veya ayda bir Kadıköy’ün kanaat önderlerinden ve bu tür insanlardan oluşan konseyle bütün meseleleri tartışmak… Burada diğer basın organlarında olduğu gibi siz de soracaksınız herhalde; “projeleriniz neler?” diye…

Kadıköy için projeler
Biz sizin projelerinizi bazı ana başlıklarıyla biliyoruz. Kadıköy’e bir ‘Cumhuriyet Müzesi’ yapmak da bunların başında geliyor. Ama Başkan Selami Öztürk, Kadıköy Şehremaneti binasında, müzeyi hayata geçmeye hazır duruma neredeyse getirdi… Bir de Paris’in Şanzelize’si diye adlandırdığımız Bağdat Caddemizi turizmden pay alır hale getirmek arzusunda olduğunuzu biliyoruz. İsterseniz bu başlıkların içini dolduralım…
İnsanlar alışveriş merkezlerine geldikleri zaman 3-4 saatlik bir süreden sonra sıkılırlar. Yalnız Bağdat Caddesi’nden değil, İstanbul genelinden bahsediyorum. Mesela Topkapı Sarayı’nı gezerken… Mutlaka ya gider bir yerde oturur yemek yerler, ya da alışveriş yaparlar. Kadıköy’ün bundan pay alması gerekir. Yemek ünitelerinizle, kafelerinizle, üretim yapan sanatçılarımızın eserleriyle alırsınız bu payı… Şu anda her şey kendi içine dönük… Sizin müşteri potansiyeliniz eğer bir avuç içi kadarsa rahat edemezsiniz.

Cumhuriyet Müzesi’ne gelince; sözünü ettiğiniz Şehremaneti, imparatorluğun binası. Cumhuriyet, çok büyük bir kavram… Cumhuriyeti bir imparatorluk yapısına mı koyacaksınız? Küçültmek açısından söylemiyorum ama Cumhuriyet’in dünyaya örnek kendi yapısı olmalıdır. Öyle bir ihtişamlı yapı ki, Sidney Operası örneğinde olduğu gibi gördüğünüz zaman, “Burası İstanbul” demelisiniz. Yalnız İstanbul’da değil, Türkiye’de bana örnek göstereceğiniz Cumhuriyet’in binası var mı? Biz kendi ülkemizi zenginleştirmek mecburiyetindeyiz. Önce kültürel, sonra ekonomik olarak… Kadıköy’ün potansiyeli Türkiye’ye örnek olabilir.

65302.jpg

TAÇ Vakfı’nda (Türkiye Anıt Çevre Turizm Değerlerini Koruma) sürdürdüğünüz çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Vakfın kurucu üyesiyim. 1976 yılında kurulan vakıf, Turizm Bakanlığı ve Turizm Bankası’nın teşebbüsüyle başlatıldı. Yine ülkemizin çok önemli bir problemidir; biz çok uzun süre güneş ve deniz sattık. Oysa inanılmaz bir kültürel sermayemiz var. Sermaye, illa nakit para değildir. Sermaye, gerçekten var olan bir maldır da. Siz onu güzel ambalajlayıp, satabiliyorsanız, işte malınız var… Örneğin; kazı alanlarını yalnız gezdirmekle değil, lokantalarıyla, satış mağazalarıyla, hatta turistlere kontrollü kazılar yaptırarak, müthiş bir gelir kaynağı sağlayabilirsiniz. Bu vakıf, onun için kurulmuştur. Taç Vakfı’na 10 yıl başkanlık yaptım (1996-2006). Genç arkadaşlar benden devraldılar.Uzun dönem bir işi yaptığınız takdirde düşünceleriniz çerçevelenir. Alışkanlıklar, atılımları törpüler. Üretken olmak için devamlı hareket halinde olacaksınız. Bizim Türkçemizde güzel bir söz var: “Nerede hareket, orada bereket!”

“Dünyada sağ-sol diye bir kavram kalmadı”
Bir akademisyen olmanız, çevrenizde sevilmeniz, CHP’li hüviyetinden taviz vermeyen Kadıköy’de oy almanıza olanak sağlayacak mı?
Dünyada sağ-sol diye bir kavram kalmadı. Dünya giderek büyüyor. Haberleşme imkanları, televizyonlar, internet, o kadar farklı bir dünya çıkarıyor ki ortaya, bugün Şili’nin bir köyündeki trafik kazasından, 10 dakika sonra haberimiz oluyor. Artık geçmişteki sloganlar arkasına sığınılan bir dünyada insanlara yer yok. Bu insanlar gerçekten ülkeye kötülük yapıyorlar. Kadıköy’de bir sol parti yok. Sol, antika bir kavram olarak kaldı.

O zaman sağ diye bir kavram da yok…
Hayır, sağ da yok… Bir ülkede gerçekten sosyal demokrat insanlar, hümanisttir, kavga etmezler. Çağdaş dünyayı takip ederler, ilericidirler. Ama sol düşünceli insanlar her şeyin üstünü örtüp, küçük kalmasını istiyorlar.

Laiklik; hepimiz bir inanca sahibiz. Şehir yaşantısı, farklıdır. Şehir yaşantısında herkesin çok narin bir yaşam alanı vardır. Kimse, kimsenin yaşam alanına müdahale edemez, etmemelidir. Tıpkı Amerika örneğinde olduğu gibi… Bundan 30 sene evvel okullarına renkli insanlar girecek diye silahlı kuvvetlerle müdahalelerini, televizyonlarda izliyorduk. Bugün bir renkli başkan var. Ne değişti Amerika’da? Çünkü Amerika o günden bugüne zenginleşti.

Bir de şöyle handikaplar var; insanlar diyor ki, “Benden 1 lira fazla serveti olan hırsızdır; 1 lira aşağıda olan ise adam yerine konacak adam değildir.” Böyle abuk sabuk bir şey olmaz… Toplumsal bir şizofreni… Bunun sağ ve sol ile ilgisi yok. Benim bugüne kadar ki yaşantım ne ise, bundan sonra da aynı çizgide devam edecektir.

İçkinizi de içmeye devam edecek misiniz?
İçerim tabi. Ama beni hayatımda ne kimse içkili, ne sarhoş görmüştür. Benim içkim, arkadaşlarımla beraber evimde olduğum zaman bir keyif aracıdır. Bir Bektaşi sözü vardır; “Biz kulağımıza içeriz.”

Bazı bölgelerde AK Parti’nin yasaklayıcı tavrı nedeniyle bu soruya gerek duyduk. Aksi takdirde Türkiye gibi demokrasi ile yönetilen bir hukuk devletinde, böyle bir soru abesle iştigal olmalı…
O da yanlış bir şey. Ben Kadıköy halkının aklı selim sahibi olduğunu zannediyorum. Demokratik bir hukuk devletinde yaşıyoruz. Devletin kuralları belli… Bu kuralları değiştirmeye de kimsenin gücü yetmez. Aksi takdirde Türkiye inanılmaz bir kaosa sürüklenir ve tepetaklak yok oluşa gider. Bu korkma meselesini, milli marşı ‘Korkma!’ diye başlayan bir ulusa yakıştıramıyorum.

Bütün isteğimiz, biran önce daha refah, daha mutlu, daha hoşgörülü bir hayata, insanların birbirleriyle barışık, ne evinde, ne sokağında, ne yaşadığı yörede kavga etmeyen bir huzura kavuşması için… Ben ortaokula giderken, Kuzguncuk vapur iskelesinden sabah gazete alır, gazeteciye önce “Günaydın” derdim. Demediğiniz takdirde gazeteci size gazeteyi uzatmaz, “ Ne o? Bir rahatsızlığınız mı var?” diye endişeyle sorardı. Gişeden bilet alırken de önce “Günaydın” derdik. Akşam vapurdan inerken, “İyi akşamlar” dileğimizi unutmazdık. Bu bir yük, bir mecburiyet değil, insanca yaşamanın getirdiği güzellikler…

“Bütün korkularımızdan kurtulalım ve barışalım”
Kadıköy halkı size neden destek vermeli?
sinan-genimweb.jpgEn önemli söyleyeceğim şey, bütün korkularımızdan kurtulalım ve barışalım. Eğer gerçekten birleşir, elele tutuşursak, başaracağımız çok iş var. Örneğin; bahsettiğimiz Cumhuriyet Müzesi ve Bağdat Caddesi’nin turizmden pay almasını sağlamanın haricinde, Kadıköy’e bir meydan kazandırmak, Caddebostan’daki Tarım Orman ve Köy İşleri Bakanlığı İl Müdürlüğü’nün bulunduğu araziyi bir rekreasyon faaliyetine imkan verecek hale dönüştürmek lazım.

Çözümsüz hiçbir şey yok. Kavga etmeyip, aklımızı yapacağımız işe yoğunlaştırırsak, mutlaka bir çözüm buluruz. Ben hayatımda can alıcı, insanları yok edici eleştiriler yapmaktan her zaman nefret etmişimdir. Herkese yaptığı en küçük iş için bile toplum içinde teşekkür etmişimdir. Yanlışlarını ise birebir konuşmamda anlatmışımdır. Kimseyi zedelemeden ve atılımını önlemeden…

Yüksek Mimar Dr. Sinan Genim…
1945 yılında Kuzguncuk’da doğdu. Orta öğrenimini Haydarpaşa Lisesi’nde, yüksek öğrenimini DGSA Mimarlık Yüksek Okulu’nda tamamladı. DMMA Mimarlık Bölümü Rölöve ve Restorasyon Ana Bilim Dalı’ndan yüksek mimar, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü, Türk ve İslam Sanatları Kürsüsü’nden “İstanbul’un İskânı” konulu tez ile (Ph. D) ünvanını aldı. 1970-1976 İDGSA’de Asistanlık, 1974-1981 İÜ Edebiyat Fakültesi’nde, 1976-1983 İDGSA’de, 1983-1991 MSÜ’de, 1991-2007 MÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 1989-1992 İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi olarak görev aldı. 1989-…. Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyeliği yapmakta olup, 1994-1999 İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeliği, 1999-2004 Beşiktaş Belediyesi Meclis Başkanlığı, 1997-2007 Türkiye Anıt Çevre ve Turizm Değerlerini Koruma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptı. 1985’den beri Türk Kültürüne Hizmet Vakfı (TKHV) yönetim kurulu başkan yardımcısı. 1994’den bu yana da Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Mütevelli Heyeti Üyesi. 2003 yılından itibaren İstanbul Serbest Mimarlar Derneği (İSMD) kurucuları arasında yer alıp, ilk dönemde iki yıl için başkan vekilliği görevini üstlendi.

Karaköy Fransız Geçidi, Büyükada Anadolu Kulübü, Bağlarbaşı Abdülmecid Efendi Köşkü, Soğukkuyu Cafer Ağa Mescidi, Sultanhamam Germanya Han, Antalya Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü, Tepebaşı Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü gibi çeşitli restorasyon uygulamaları yaptı. Antalya Kaleiçi’nde Sevgi Gönül Evi Restorasyonu ile IV. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri, Yapı Dalı, Koruma Sanatı Başarı Ödülü’nü aldı. Çeşitli kitap, dergi ve gazetelerde makaleleri, radyo ve televizyon konuşmaları, belgeselleri bulunuyor. Evli ve iki kızı var.

Söyleşi: FATMA CANAN TOPRAKKAYA
Kaynak: Kadıköy Life

7 Yorum
  1. Sinan bey sayısız eski eseri yaşatmış, korumuş ve günümüze getirmiş önemli bir üstadımızdır. Laf aramızda Kadıköy için bu meslek sahibi biri olması çok iyi bir kan değişimi olur. Onun başkan olduğu Kadıköy her açıdan farklı olur. Ama bu seçim sonuçta. Sinan hocamız ne sonuç alırsa alsın dedim ya seçim sonuçta.
    Başarılar dilerim.

    osman balcı | 24 Şubat 2009

  2. Sinan bey gibi titiz ve gıpta edilecek kadar başarılı, verimli bir kişi… Kadıköy için mutlaka kazanç olabilir. Ama o partiden mi diye soruyor insan. Sayın Genim’in mesleki başarısı, kariyeri bu durumdan etkilenmez ama keşke şu sosyal demokratlar aynı aday üzerinde 20 küsür yıldır direnmeseydi de onlar Sinan hocayı çağırmış olsalardı.
    Saygılar

    Fikret İplikçi | 25 Şubat 2009

  3. hocam antalya da ki uygulamalarınız kaleiçi koç vakfı için yaptıklarınız muhteşem ellerinize sağlık. uzun bir tasarım geleceği, mimarlık alemimize kazandıracağınız keşfedilmemiş eserleri bekliyoruz.
    saygı ile

    lemi açıkgöz | 25 Şubat 2009

  4. bir projeci, tasarımcı, hoca olarak Sinan bey elbetteki hem Kadıköy hem İstanbul için kazançtır. mimarların kent yöneticisi olması olumlu bir gelişmedir ayrıca. hele hele sıradan bir meslek adamı olmayan Sinan bey için bu durum elbetteki tartışılmaz bile. ben Sinan bey nezdinde konuyu siyasi olarak bile görmüyorum, yerel yönetimde siyaset arkada kalır. güven duyulacak asıl yönetici, başkan önem taşır.
    başarılar diliyorum

    savaş uçar | 27 Şubat 2009

  5. Sayın Sinan Genim’i şimdiye kadar yaptığı çok başarılı restorasyon uygulamalarıyla tanıyoruz. Siyaset yönünü bilmiyorduk.Kadıköy için kendisinden yerel yönetici olması istenmiş, bu sözlerinden anlaşılıyor. Başarılar dilerim ancak bu kadar bilge ve çok verimli zamanlarını yaşayan sayın Genim’in mimarlık faliyetlerini azaltmaz işallah başkanlığı.

    Kerim Köseler | 1 Mart 2009

  6. Benim gözümde Sinan bey geniş birikimi, işini en iyi bilen mimarlardan biri olarak güncel siyaseti aşan bir insandır. Siyaset üstüdür adeta.
    Yine de hayırlı olsun.

    erhan denizgören | 20 Mart 2009

  7. bir mimar olarak bildiğinize inandığım en önemli husus, insanlık eserleri tarihi,bütün insanlığa aittir. kaldıki o yazılar tüm dinlerin son ve hak şeklinin tebliği olan ve tüm insanlığa hitap eden islami kutsal -ve mimari açıdanda-hatlardır.lütfen orijinaline uygun şekilde düzeltelim!-gerçek dürüstlük ruhdaki güzelliktedir-(SİRETLERİNİZİN SURETLERİNİZ OLACAĞI GÜNDEN KORKMAZMISINIZ)

    Anonim | 8 Aralık 2013


Yorum yazmak için


Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “28-29 Temmuz tarihlerinde 17 ilimizde toplam 58 orman yangını meydana geldi. Bu yangınların 38 tanesini kontrol altına aldık” açıklaması yaptı.

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org