Yıl 1939 Cumhuriyet Tarihindeki en büyük deprem: 7,9 luk Erzincan Depremi |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Yıl 1939 Cumhuriyet Tarihindeki en büyük deprem: 7,9 luk Erzincan Depremi
Share 29 Aralık 2020

Cumhuriyet Tarihinde Ölçülmüş En Büyük Deprem: 1939 Erzincan Depremi

 

 

27 Aralık 1939’da Erzincan’da meydana gelen 7,9 büyüklüğündeki deprem, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu topraklarda ölçülmüş en büyük deprem.

 

 

 

 

 

Türkiye’deki en sağlam depremleri yaratan fay hattının (girit’teki dalma batma bölgesini saymazsak) üzerinde olmuş, cumhuriyet tarihinde ölçülebilmiş en büyük depremdir 27 aralık 1939 Erzincan depremi.

 

 

 

 

Ayrıca depremin bir anısı daha vardır. dönemin reis-i cumhuru ismet inönü, erzincan’a ulaşıp, depremin tahribatını görmek için dolaşırken bir kadın ismet inönü’ye sarılır ve “kocam sizin yanınızda askerdi.” diyerek ağlamaya başlar. bu poz da bir süre sonra erzincan depremi’nin bir anısı ve sembolü haline gelmiştir.

 

 

 

 

 

 

Toplamda 32 bin kişinin hayatını kaybettiği ve 116 bin evin yıkıldığı feci bir depremdir. düşünün 1965’te erzincan’ın nüfusu sadece 102 bin kişi. ve bahsettiğimiz deprem bu nüfus sayımından 26 sene önce oluyor.

 

 

Tokat-reşadiyeli bir ekşi sözlük yazarı olarak 27 aralık 1939 erzincan depremi ile ilgili bana anlatılanları, siz değerli sözlük yazarlarına ve kıymetli sözlük okurları ile de paylaşmak istiyorum:

 

 

1- Bu deprem bizim oralarda “hareket” olarak anılır. mevsimlerden kış olduğu için ve kelkit vadisinde de kış şartlarının ağır olmasından dolayı çok zor zamanlarmış.

 

 

 

2- O zamanlarda yaşı çocuk olan amcam dedeme dönüp:”kavakların uçları yere değiyor baba , bana bir balta ver, hepsini keseyim ki hareket dursun” demiş. (bu nasıl bir afettir siz düşünün artık)

 

 

 

 

 

 

3- Doğum tarihleri hemen hemen deprem zamanına gelenler yaşlarını hareket’e göre hesaplarlar. iki yaşlı yan yana geldiği an dönen muhabbetler genelde: “hareket’i hatırlıyor musun?” ya da “hareket’te kaç yaşındaydın?” şeklindedir.

 

 

 

4- Dedemin kardeşleri yan köylere yardıma gitmek istemişler ancak iki köy arasında öyle büyük bir uçurum oluşmuş ki uçurumdan geçemeyip dedemin yanına geri dönmüşler.

 

 

 

5- Hareket’te bizim köyde ölen tek kişi nişanlı bir kız. onun ölümünden sonra nişanlısı olan “samil” aklî dengesini yitirmiş. yan köylerde ölen sayısı ise 20-100 arasında değişmekte.

 

 

 

 

6- Hareketten sonra reşadiye’de resmi kurum binaları yıkılmış. ardından enkazlar temizlik için ateşe verilmiş. dolayısıyla tüm kayıtlar da yanmış. o yüzden çoğu yaşlı insanın kimliğinde “00.00.1939” yazmakta.

 

 

 

7- Kelkit çayı reşadiye merkezdeki pazar yerine kadar taşmıştır. ardından kelkit çayı depremden sonra yatak değiştirmiştir. bu özelliğinden dolayı bu deprem “anadolu’daki ilk kısmî tsunami” der isek yanılmayız.

 

 

 

8- Dönemin hükûmeti reşadiye’yi , reşadiye’ye bağlı güvendik köyünün olduğu yere taşımak istemiştir. ama taşınamamıştır.

 

 

 

9- Bilenler bilir reşadiye’de kaplıcalar da mevcuttur. kaplıcaların olduğu kısımda biraz kayalık bir bölgedir. şuan bile o kayalıklarda onar cm’lik yarıklar bulunmaktadır. büyüklerim, depremden sonra bu kırıkların oluştuğunu görmüş.

 

 

 

115 Yılında 260 Bin Ölüme Neden Olan 7,5 Büyüklüğündeki Antakya Depremi

 

 

 

115 Yılında 260 Bin Ölüme Neden Olan 7,5 Büyüklüğündeki Antakya Depremi
Tarihler 13 Aralık 115’i gösterdiğinde Antakya’da 7,5 büyüklüğünde korkunç bir deprem meydana geldi. 260 bin kişinin ölümüne neden olan bu depreme dair bilinenler.

 

 

 

Dünyada Bugüne Kadar Ölçülmüş En Büyük Deprem: 1960 Şili Depremi

 

 

 

Dünyada Bugüne Kadar Ölçülmüş En Büyük Deprem: 1960 Şili Depremi
22 Mayıs 1960 tarihinde Şili’nin Valdivia şehrinde meydana gelen 9,5 büyüklüğündeki deprem, Dünya üzerinde Richter skalasıyla ölçülmüş en büyük deprem.

 

 

 

 

Kaynak : seyler.eksisozluk.com

 

 

 

1939 BÜYÜK ERZİNCAN DEPREMİ

 

 

DEPREMDEN BİR GÜN ÖNCE

 

26 ARALIK 1939

 

 

Erzincan halkı olağan günlerinden birini yaşıyordu. Kışın bilindik yüzü haftalar önce kendini göstermiş ve yer yer insan boyunu bulan kar içinde, Erzincanlılar hayatlarını sürüyordu. Evler, kahveler, dükkanlar, okullar, hastaneler ve diğer kamu binaları, sanki bin yıl daha orada kalacakmış gibiydi. Halbuki çok azı hariç, hiçbiri bu gecenin sabahını göremeyecekti; içinde yaşayanlar içinde farklı bir şey söylenemezdi.

 

 

 

 

 

Hastanelerde yüzerce hasta, okullarda bilerce yatılı öğrenci, her şeyden habersiz evlerinde uykuya dalan kadınlar, erkekler, çocuklar… Bu sıradan günün ardından, yarın onlar için tam bir kabus olacaktı.

 

 

Bugün okuldalardı, bugün bakkalda sıra bekliyorlardı. Bugün zar zor kuruttukları tütünlerini sarıp keyifle içiyorlardı. Ahırdaki hayvanlarını yemleyen köylü, nöbet tutarken şafak sayan asker… Annesinin peşi sıra koşuşturan kızlar, kızları kovalayan oğlan çocukları….
Hepsi sadece bu geceye kadar!

 

 

DEPREM GÜNÜ

 

 

27 ARALIK 1939

 

 

Deprem 27 Aralık gece saat 02:00 de meydana geldi. Merkez üssü Erzincan Ovası olan deprem, Son bin yılda Anadolu’da görülen en büyük deprem oldu. Şiddeti 7,9 olan deprem sonucunda, Erzincan dünya tarihinde en çok insanın hayatını kaybettiği ilk on felaketten birini yaşadı.

 

 

 

116 Bin Bina Yıkıldı, 33 Bin Kişi Öldü

 

 

Depremde okul, hastane gibi kamu binaları da dahil 116 bin 720 bina tamamen yıkıldı. Çoğunluğu kerpiç evlerde yaşayan, tespit edilmiş 32 bin 962 kişi enkaz altında kalarak ya da soğukta donarak can verdi.

 

 

Yerin 20 km derinliğinde ve 52 saniye süreyle deprem sonucunda Erzincan’da neredeyse, insan yapısı hiçbir şey ayakta kalamadı. Deprem o denli şiddetliydi ki, 400 km ötedeki Amasya’da dahi hissedildi.

 

 

Daha iyi kavranabilmesi için 1999 Gölcük Depremi ile karşılaştıracak olursak :

 

 

 

1999 Gölcük 1939 Erzincan
Yıkılan Ev Sayısı 133.683 116.720
Hayatını Kaybeden İnsan Sayısı 17.480 32.962
Yaralanan İnsan Sayısı 28.781 100 bin veya üzeri
Depremin Şiddeti ve Süresi 7,5 / 45 sn 7,9 / 53 sn
Derinlik 17 km 20 km

 

 

 

Dönemin koşulları ve coğrafi zorluklar düşünüldüğünde Erzincan’a götürülebilen yardımlar ve sürdürülen arama kurtarma çalışmalarının kalite ve miktarı oldukça yetersizdir.

 

 

 

ÇARESİZLİK

 

 

Henüz Erzincan’a telefon hattı kurulmamış, tek iletişim olanağı olan telgraf hattı da çökmüştü. Kar yüzünden yolar kapanmış, deprem tren yolunu yıkmıştı. Hava -10 dereceydi. Binaların 10 da 8 si yıkılmış, gerisi de kullanılamaz hale gelmiş, insanlar açta açıkta kalmıştı. Köyde şehirde her yerde cesetlerden tepeler yapılmıştı. Depremden kurtulanlar da soğuk, açlık ve tedavi edilmeyen yaralar yüzünden ölüyorlardı.

 

 

Hükumet depremden, bir demir yolu çalışanı marifetiyle, ancak iki gün sonra haberdar olabildi. Çaresizlik içinde bir yandan yaşamaya çalışan, bir yandan ölülerini gömecek yer arayan Erzincanlılar belki bir gün daha görebilme umuduyla günlerdir yardım bekliyorlardı.

 

Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketini yaşayan Erzincanlılar için her şey, her geçen dakika daha kötüye gidiyordu.

 

 

UMUT

 

 

31 Aralık günü nispeten onarılmış tren yolu üzeriden bir beyaz tren geliyor… Günlerdir Erzincan’a girebilmiş ilk insanları taşıyor. Dumanını savura savura gelen tren, koca depreme kafa tutup ayakta kalan Erzincan Gar Binasının önünde durdu. Gar yaralılarla dolup taşmışmış, eldeki birkaç doktor hepsine yetişmeye çalışıyordu.

 

 

Trenin kapıları açıldı. Herkesin gözü kulağı oradaydı. Önce iki subay indi, kapının iki yanında selam durdu. Ardından tanıdık bir sima merdivenleri inmeye başladı. Selam duran askerleri geçtikten sonra kafasını kaldırıp yaralılara baktı. Herkes tanımıştı onu. İstiklal harbinin komutanı, buhranlı dönemlerin başbakanı, Atatürk’ten sonraki Reis-i Cumhurdur o.

 

 

 

 

 

 

İsmet İnönü, peşinden gelen maiyetiyle birlikte gara doğru ilerledi. Yaralıları teselli etmek için tam bir kaç söz söyleyecekti ki yaşlı bir kadım önünü kesti. “Mehmet’im gitti!” dedi. “Senin yanında askerdi! Senin Senin Senin”. İnönü derin bir nefes aldı. Söyleyebilecek bir söz yoktu. Zaten sözlere de gerek kalmadı. Kadın, derisi yırtılmış, yanmış elleriyle yavaşça sarıldı, başını Reis-i Cumhurunun göğsüne dayadı. Ağladı, ağladı ve ağladı. Bazen duraklayıp şunu söylüyordu: “Mehmet’im gitti! Senin yanında askerdi! Senin Senin Senin ”
Kadıncağızın telafi edilemez acısı askeri, vekili, gazeteciyi, memuru öylesine etki altına almıştı ki; devletin üzerindeki atalet bir anda silinip gitmişti. Ordunun elindeki tüm çadırlar Erzincan’a nakledilip çadır kentler kurulmuş, devlet bulabildiği tüm yiyeceği ve yakacağı Erzincan’a göndermişti. Birbiri ardına yardım getiren trenler, dönüş yolunda kimsesiz çocukları, dulları ve yaşlıları Anadolu’nun dört bir yanına taşıdı.

 

 

Ertesi gün tüm gazetelerin tek haberi Erzincan olmuş, halktan, yardımlarını esirgememeleri istenmişti. Gazeteler yazıyor, radyolar bağırıyordu: ” Yapacağınız yardımın bir insanı kurtaracağını düşününüz!”. Fakir, fakat yüce gönüllü Anadolu’nun her yanından yardımlar çığ gibi akıyor, Erzincan’a yeniden umut veriyordu.

 

 

Elbette ki hiçbir şey Erzincan insanına o kara günleri unutturmayacaktı. Erzincan’ın yeniden imarı da on yıllar sürecekti. Göç edip gidenler kim bilir ne zaman dönecekti? Ölüp gidenlerin acısı kim bilir ne zaman dinecekti?
Fakat Erzincanlılar artık şunu iyi biliyordu ki ; Yarın, dün kadar güzel olmayacaksa da , bugünden daha iyi olacaktı.

 

 

Kronolojik Sıralama

 

 

 

27 Aralık 1939 — Saat 02:00 Büyük Erzincan Depremi meydana geldi. Şehir tamamen haritadan silindi. Yaklaşık 33 bin kişi hayatını kaybetti, 100 bin kişi evsiz kaldı.
Erzincan’a olan tüm ulaşım ve iletişim kesildi.
28 Aralık 1939 — Erzincan Valisi “İmdat!” çekti, fakat istenilen yere ulaştırılamadı. ” Şehir nüfusunun takriben %20 si ölmüştür. Tahribat tasavvur edilemeyecek kadar çoktur. Acil yaradım gerekmektedir!”
Aynı gün TBMM toplanıyor, fakat depremin yeri ve oluşan zarar hakkında bir bilgiye sahip değiller.
29 Aralık 1939 — Hapishanedeki mahkumlar yardım çalışmalarına katılmaları şartıyla gündüzleri serbest bırakılmaya başlanır. Hiçbir mahkum kaçmaz.
31 Aralık 1939 — Yurt gezisinde olan İnönü, önce Kemah’a ardından Erzincan’a gelir.
02 Ocak 1940 — Millet, Halkevileri ve gazeteler yardım kampanyaları başlattı.
07 Ocak 1940 — BBC, Türk kaynaklarından aldığı bilgi ve görüntüleri dünya çapında yayımlamaya başladı.
10 Ocak 1940 — Yabancı devletlerden, özellikle BBC’nin yoğun ilgisi sayesinde İngiltere’den önemli miktarda yardım gelmeye başladı.
12 Ocak 1940 — Anadolu insanı depremzedeleri evlerine kabul etmeye başladı. Sonraki günlerde on binlerce depremzede farklı şehirlere taşındı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak : yakindantarih.blogspot.com

1 Yorum
  1. ne büyük felaket, ders almak nedense bir türlü öğrenilmiyor.

    aynur halıcı | 29 Aralık 2020


Yorum yazmak için


İstanbul Teknik Üniversitesinin Maçka Silahhanesi binasında faaliyetine devam eden Yabancı Diller Yükseokulunun Ayazağa Kampüsü’ne taşınacağının açıklanması öğrencilerde endişe yarattı.

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu