ERHAN VURAL İLE SÖYLEŞİ: 26 NO IN SITU PROJESİ ÜZERİNE KONUŞUYORUZ… |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
ERHAN VURAL İLE SÖYLEŞİ: 26 NO IN SITU PROJESİ ÜZERİNE KONUŞUYORUZ…
Share 2 Aralık 2020

Mimdap:  Kadıköy Meydanı Kentsel Tasarım Yarışmasında eşdeğer ödülü ekibinizle birlikte kazandınız. Öncelikle tebrik ederiz.

 

 

 

 

Erhan Vural: Teşekkürler.

 

 

 

Mimdap: Projenizin anlaşılabilmesi için sorularımız olacak. Öncelikle ulaşımla ilgili çözümlerinizi dinlemek istiyoruz.  Örneğin Rıhtım Caddesinin içinden geçen  çift yönlü bir yol var ve o yol  tam Haldun Taner’in orada bir yumak oluşturuyor. Sonra bir kısmı Moda’ya devam ederken bir kısmı tarihi belediye binasından sola  dönüyor ve bu noktalar sabah akşam trafiğinde tam bir kilit. Toplu taşım otobüsleri, araçlar meydan tasarım alanın içine giriyor. Siz ulaşıma nasıl bir çözüm önerdiniz ?

 

 

 

Erhan Vural:   Bizim tasarıma başlangıç noktamız ulaşım açıkçası. Ekibimizde biri müellif üçü danışman şehir plancısı hocamız var ve alanlarında uzman isimler. Onlarla birlikte çalışarak ulaşım konusunda alternatif senaryolar ortaya koyduk. Doç. Dr. Serkan Sınmaz hocamız projemizin Şehir Plancı müellifi. Prof. Dr. Zekiye Yenen, Doç. Dr. Cenk Hamamcıoğlu ve Ebru Bayram Sınmaz hocalar da danışmanlarımız.

 

 

Kadıköy sahili ve Rıhtım dendiği zaman ilk akla gelen konu,  yolların, araçların ve otobüs duraklarının bütün kamusal alanları zapt etmesi, yaya ulaşımına imkân vermemesi…  Bu problemleri  çözmeden kentsel tasarıma dair herhangi bir söz söylemenin samimi olmayacağını düşündük. Kadıköy’deki trafik yoğunluğunu yaratan ana sebep olan otobüsleri ele alarak Kadıköy’e giren yaklaşık yüz hattın her biri nereden geliyor, nerede duruyor, ne kadar süre sonra perondan çıkıyor bunlara dair tüm verileri analiz ettik. Sonuçta şöyle bir tablo ortaya çıktı; Kadıköy’de otobüslerin peronlarda park halinde durması aslında en büyük problem… Çok seyrek hatlar var mesela, rıhtımda gereksiz yere çok büyük yüzeyleri işgal ediyorlar. Kadıköy sahili için kabul edilemez bir durum. Bu alanlar otobüslerden arındırılarak nitelikli kamusal kullanımlarla zenginleştirilmeli. Bu sebeple biz öncelikle bütün otobüs peronlarının ve depolama alanlarının başka bir noktaya taşınmasını öneriyoruz. Mesela Söğütlüçeşme’ye… (Bu konu yarışmanın kendi konusunu aşıyor tabii. Daha üst ölçekte, mutlaka işin tüm paydaşları ile birlikte tartışılarak geliştirilmesi gereken bir konu) Daha sonra da Rıhtım Caddesi’ne paralel, sadece bazı öncelikli hatların ve ring seferlerin indirme bindirme yaptığı, sakin bir duraklar bölgesi tanımlıyoruz. Bu bölgede indirme ve bindirme durakları özellikle ayrı noktalarda gruplanıyor ki, muhtemel bekleme ve trafik örülmelerinin önüne geçilebilsin. Ana perondan buraya ücretsiz servis yapacak ring seferler ile insanları rıhtıma ulaştıracak bir çözüm öneriyoruz. Bu sayede rıhtıma giren yüzlerce otobüsün yarattığı kaos büyük ölçüde hafifletilmiş olacak.

 

 

 

Mimdap: Shuttle ile merkezden transfer noktasına otobüs duraklarına servis…

 

 

 

Erhan Vural:  Evet. Tasarımımızdaki bir başka önemli karar da, otobüslerin Haldun Taner Sahnesi’nden öteye geçmemesi… Otobüs istikametlerine göre önerdiğimiz yeni araç yolu sisteminde Rıhtım Caddesi’nin Rasimpaşa tarafında tüm otobüs hareketliliğini çözüyoruz. Albay Faik Sözdener Caddesi de sadece Moda ve arka tarafındaki konut kullanıcısına hizmet eden özel araçların ağırlıklı olarak kullanılabileceği bir yol olacak.

 

 

 

Mimdap : Otobüslerin Haldun Taner’den sonraki bölüme dönmemesi çok yerinde bir belirleme. Bir de otoparklar var, Mühürdar kıyılarında, dolgu alan üzerinde İSKİ tarafında, otoparklar için ne düşündünüz?

 

 

Erhan Vural: İSKİ tarafındaki büyük otoparkı kaldırarak özel araçlarla Kadıköy’e gelme lüksünün önüne geçiyoruz. Hepimiz özel araçlarımızla Kadıköy’ün sahiline park edip oradan rıhtıma ve çarşıya ulaşmayı severiz ama Kadıköy sahili araçların baskısı altında bir yer olmamalı. İnsanlar sahile ulaşımı toplu taşıma, elektrikli araçlar vs. gibi başka yollarla çözmeli. Veya özel aracını sahile yürüme mesafesindeki otoparklara park edip, yayalaştırılmış Kadıköy sokaklarından sahile inmeli. Projemiz bunu teşvik ediyor. Fakat hem İSKİ tarafında, hem de Rasimpaşa tarafında sadece engel sorunu yaşayan bireyler ve belirli bir yaşın üzerindeki bireylerin hizmetinde olacak özel otoparklar tasarladık. Buralara her isteyen vatandaş park edemeyecek. Dolayısıyla otobüsler gibi özel araç yoğunluğunu minimum düzeye indirdik.

 

 

 

Mimdap: Rıhtım Caddesinin Çarşı önünde gidiş ve geliş olan iki yoldan birini de görmüyoruz, kaldırılmış…

 

 

 

Erhan Vural: Rıhtım Caddesinin Kadıköy Çarşı tarafını, Haldun Taner Sahnesi’nden itibaren yayalaştırmayı öneriyoruz evet. Ayrıca rıhtımdan Boğa tarafına dönen kavşağın boyutunu da yeni kapasiteye uygun bir şekilde küçülttük.  Şeritler ve dönüşler daha da düzenli hale geldi ve bu da bize çok net, geometrik bir yeni Kadıköy Meydanı tarifledi. Kadıköy Meydanı deyince insanların aklında spesifik bir yer oluşmuyor açıkçası, neresi diyorlar. İşte Boğa heykeli civarı diyen var, Beşiktaş İskelesinin önü diyen, Atatürk heykelinin olduğu tören alanı diyen, Haydarpaşa tarafını gösteren var. Bizim projemiz bu soruya net bir cevap veriyor. Yeni ulaşım ağımız sayesinde kazandığımız alanları, doğal ve yapak eşiklerle sınırlandırarak, içinden kontrollü ve yavaşlatılmış araç geçişlerine de izin veren, kare bir meydan önerimiz var. Ayrıca bu meydanın en önemli karakterlerinden biri de, sadece sahile hizmet etmiyor oluşu… Meydanın bir ayağı Osmanağa’da, bir ayağı Caferağa’da, bir ayağı da Rıhtımda.

 

26 Nolu Proje Vaziyet Planı

 

Mimdap : Peki, dolgu üzerine son yıllarda merkezi idare tarafından yapılmak istenen “cami alanını” soralım size.  Yarışma şartnamesinin hazırlanması sırasında duyumlarımızdan öğrendiğimiz kadarıyla Kadıköy kent bileşenleri,  arama toplantılarında “camii alanının” korunup korunmaması üzerine tartıştı. Kent bileşenleri bu alanın yarışmacıların düzenlemesine bırakılmasını önerirken İBB yetkilileri ve proje şartnamesini hazırlayan grup bu konuda biraz çekimser davranmış diye duymuştuk. Siz cami alanı denen bölgeyi nasıl düzenlediniz?

 

 

 

Erhan Vural: Evet, yarışma alanı içerisindeydi çünkü.

 

 

 

Mimdap: Sizin ekibiniz,  şartnamedeki tavsiye dışında mı davranmış oldu ?

 

 

 

Erhan Vural: Şartnamede orası için net bir tavsiye yoktu açıkçası. Biz de ekip olarak, yeni cami proje alanının, Kadıköy sahiline başka türlü bir fonksiyonla hizmet etmesi gerektiğinin daha doğru olacağını düşündük. Bugün otobüs peronları sebebi ile meydan dediğimiz alana uzak kalan Haydarpaşa Protokol Camisi var. Rıhtımın camisi odur aslında, onu ön plana çıkaracak ve erişimi kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. Kadıköy sahilinin yeni bir simge camiye ihtiyacı olmadığı aşikâr…

 

 

Mühürdar İskelesi 

 

 

Mimdap: O zaman, İSKİ Arıtmaları, şimdiki açık otopark alanları, Deniz Otobüsü İskelesinden buruna kadar olan bölge sizin için meydana bağlı açık alanlar olarak mı önem kazandı?

 

 

Erhan Vural: Evet çok doğru… İSKİ arıtma tesislerinin hem şimdiki haline uyan, hem de gelecekte kapasitesinin yetersiz kalması sebebiyle taşınması haline adapte olabilecek bir öneri sunuyoruz. Tesise sırtını dayayan, ince buruna ve arkasından tarihi yarımadaya doğru bakan bir çim amfi yaptık. Burada oturan insanlar Kadıköy’ün eşsiz gün batımını izleyebilecek. Ayrıca mevcuttaki açık otoparkın yerine denk gelen bir sahne oluşturup, çim amfiyle sahneyi etkileşimli olarak kullandırıyoruz. Sahnenin kurulacağı bu alan açık etkinliklerin, mitinglerin, toplanmaların, protestoların, festivallerin, konserlerin ve sokak performanslarının yapılabileceği bir alan olacak. Sahnenin arkasında kalan ve sahneye fon olacak yeşil alanda ise gençlere ve çocuklara yönelik açık spor alanları önerdik. 2030 yılında eğer İSKİ oradan taşınacaksa, bu alan da spor ve etkinlik fonksiyonuna dâhil edilmeli diye düşünüyoruz. Kadıköy’deki sportif ve rekreatif faaliyetler için büyük bir potansiyel yaratılabilir, Moda ile Kadıköy arasında spor etkinliklerinin yapıldığı yemyeşil bir alan haline gelebilir.

 

 

 

Mimdap: Evet, yine o sahile bir deniz banyosu koymuşsunuz galiba. Eski Modalılar bilir o muhtemelen esin kaynağı eski Moda Deniz Banyoları.  Bu kez bir dairesel bir form olarak gördük projenizde. Bir gönderme yapmışsınız galiba…

 

 

 

Erhan Vural: Evet doğru… Projemizdeki temel tasarım kararları, koruma ve sürdürülebilirlik bilinci üzerine kurulu. Kadıköy sahili yeni çizgilere doymuş bir yer artık… Dev dolgu alanları, dev inşaatlar, mega projeler yaparak Kadıköy’e yeni bir kimlik kazandırma arayışında değil projemiz. Var olan hafızayı sıfırlamak gibi bir derdi yok. Tam aksine, Kadıköy’ün kimliğini oluşturan tarihi izleri, mekanları ve anları yerinde korumak, kente geri kazandırmak adına sözler söylüyor. Projemizin adı da o sebepten İnsitu Kadıköy. İnsitu, birçok bilim dalında kullanılan, latince bir kelime. Yerinde koruma, yerinde müdahale gibi anlamlara geliyor. Eski kıyı izleri, sokak izleri, kaybolmuş önemli yapılar, iskeleler, duraklar, çeşmeler, kapılar, spor müsabakaları gibi önemli değerlerin hepsini projemizde bir altlık olarak kullandık. Moda tarafındaki deniz hamamını da, bu yapı tipolojisini ve kullanım kültürünü çağdaş bir yaklaşımla devam ettirebilmek adına tasarladık.

 

 

 

 

 

Deniz Hamamı

 

Mimdap: Eski zamanlar Kadıköy İskelesi rıhtım kenarı olan bordürler taşları hala duruyor İSKİ Arıtma yapısının önünde. Çok kısa süre öncesine kadar  şuanda Beşiktaş İskelesi olarak kullanılan tarihi binaya ve onun önünden Hal binası rıhtımında o büyük mermer bordür taşları dururdu.  Sandallar ve kayıkçılar vardı Haydarpaşa’ya o yolcu taşıyan, o bordür taşlarının içinden inen küçük merdivenlerle iskeleden binilirdi sandallara. Bu izleri projenize taşıdığınızı söylüyorsunuz.

 

 

 

Erhan Vural: Evet kesinlikle öyle… Kadıköy, tarihi yarımadadan daha eski bir geçmişe sahip ve biz bunu çok önemsiyoruz. Kadıköy’ü, gündelik yaşantının içinde, kendi kendini insanlara anlatan, açık bir müzeye dönüştürmek istiyoruz. Kadıköylü olma bilincini tekrar canlandırmak istiyoruz.

 

 

 

Mimdap: Peki, projenizde yavaşça ilerleyelim. Eski Hal binası diyelim. Bu tarihi binaya yaklaşımınız alalım şimdi…

 

 

 

Erhan Vural: Hal binası, Kadıköy Rıhtımının 95 yıldır simgesi… Herkesin bildiği, göz önünde olan, kıymetli bir yapı… Bugün denize bakan kısmı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı, çarşıya bakan kısmı da Haldun Taner Sahnesi olarak kullanılıyor biliyorsunuz. Bu iki kurumun da birbiri ile ilişkisi yok planlama anlamında. Meydanının en önemli yapısı iken, kullanımı ve planlaması çoğu kez değiştirildiği için özgünlüğü kaybetmiş durumda. Haliyle de kent ve kentli ile iletişimi kopuk maalesef. Sadece tiyatro kısmında oyun varsa biletli seyirciler yapıyı kullanabiliyor, bir de konservatuara kayıtlı öğrenciler tabii.

 

 

 

Hal Binası – Haldun Taner Sahnesi

 

 

 

 

Yapının tarihini incelediğimizde, yapının özgün halinden çok etkilendik. 1925 yılında hal binası olarak inşa edildiğinde, bugün Haldun Taner Sahnesi’nin bulunduğu kısmın, üzerinde cam çatısı olan açık bir sebze meyve satış alanı olduğunu görüyoruz. Bir buluşma ve karşılaşma mekânı aslında Kadıköylüler için… Ayrıca dört bir yanındaki nitelikli doğramalar da, dükkânların cepheleri… Satışların yapıldığı, çevresi ile etkileşim kuran güçlü bir yapı olarak tasarlanmış. Fakat zaman içinde fonksiyon değişikliklerine uğrayarak özgün niteliklerini kaybetmeye başlamış. Mesela avlusunu… Bugün Haldun Taner Sahnesi adıyla, Kadıköy’e 30 yıldır hizmet eden tiyatro salonu, aslında projenin özgün planını bozarak, 1989 yılında avluya eklenen bir kısım. Konservatuar kullanımı ile de yapının kente açılan cepheleri, büyük doğramaları kapatılmış.

 

 

 

Haldun Taner Sahnesi Kültür Avlusu

 

 

 

 

Bu yapıyı meydana ve kente geri kazandırmak, tekrar kamusal fonksiyonlar ile yaşayan bir yapı haline getirmek için ne yapabiliriz öncelikle bunu düşündük ve işe avludaki yapılaşmayı kaldırarak başladık. Boşalttığımız avlunun üzerini, özgün durumundakine öykünen fakat çağdaş malzemelerle tasarlanan bir cam örtü ile kapattık. Yapının zemin katındaki dükkanları da özgün bölüntülerine kavuşturarak cephelerini kente ve avluya açtık. Burası artık yeme içme mekanlarının, sanat galerilerinin, kitapçıların ve dükkanların olduğu bir kültür avlusu haline gelmiş oldu. Meydanın içinde bir negatif meydan oluşmuş oldu.

 

 

 

Hal Binası’nı kendi kimliğine dönüştürdük ama Haldun Taner Sahnesi ne olacaktı? Her ne kadar 89’da eklenen bir yapı olsa da, Kadıköy’ün kültür hayatında çok önemli bir yeri var… Bunu düşünerek tasarıma devam ettik.

 

 

 

Mimdap : Kadıköylü için Haldun Taner Sahnesinin bir seyircisi, bir programı var.

 

 

 

Erhan Vural:  Aynen… Zaten günümüzde çok az olan kültür yapılarını (özellikle tiyatroları) yok etmenin doğru bir tavır olmadığını düşünüyoruz. Bu sebeple 2017 yılında Hal Binası için çizilen restorasyon projesinde de olduğu gibi, avlunun izdüşümüne bir bodrum kat ilavesi yaparak, çağdaş tiyatro imkanlarına olanak veren, Haldun Taner Sahnesi’nin adını ve hafızasını sürdüren yeni bir tiyatro salonu öneriyoruz. Bu bodrum kat binadan kopuk, dilate edilmiş bir yer altı sahnesi olacak. Çünkü zaten mevcutta Hal binasının bir bodrumu bulunmuyor. Avludan girişi olan, mevcut binaya takılan bir üst fuaye ile bu kata ulaşılabilecek. Haldun Taner Sahnesinin de sıkıntılarını çözen yeni bir tiyatro sahnesi oluşturmayı hedefliyoruz.

 

 

Haldun Taner Sahnesi Kültür Avlusu

 

 

 

Yukarıda birinci katta da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın sınıfları işlevine devam edecek. Oradaki prova sesleri kültür avlusuna dolacak, avluyu bir şenliğe dönüştürecek. Dolasıyla bu müdahaleler ile Hal Binası, üç fonksiyonunu da koruyan, sürdüren bir yapı haline gelmiş olacak. Ayrıca oluşturduğumuz geometrik kare meydanın deneyimlenebileceği, meydana karakter ve alternatif kullanımlar katan gerçekten simge bir yapı olacak.

 

 

 

Mimdap: Projenizde irdelemelere devam ediyoruz.  Kadıköy iskeleleriyle alakalı ne söylemek istersiniz? Beşiktaş İskelesi olarak kullanılan tarihi bina,  Eminönü- Karaköy iskelesi  yerlerinde duruyor sanırız…

 

 

 

Erhan Vural: Duruyor. Biz yeni bir iskele yapısı önermedik. Çünkü bizim projemizin en önemli noktalarından bir tanesi,  yeni bir kıyı dolgusu ve yapılaşma önermemesidir. Mevcut kimliği ortaya çıkararak küçük dokunuşlarla Kadıköy’ün sahilini zenginleştiriyor ve var olanı ona iade ediyor aslında. Dolasıyla Beşiktaş İskelesi, Karaköy İskelesi ve motor iskeleleri mevcut fonksiyonunu sürdürüyor.

 

 

Tarihi Beşiktaş İskelesi

 

 

 

Mimdap : Deniz otobüsü iskelesi de yerinde duruyor galiba…

 

 

 

Erhan Vural : Evet o da yerinde duruyor.

 

 

 

 

O taraftan bahsetmişken şunu da eklemeliyim… Deniz otobüsü iskelesinin yanındaki eski balonun altında kafenin olduğu yapıyı biliyorsunuz, eskiden burada evlendirme dairesi vardı. Kafe yapısını koruyup üzerindeki balona ait strüktürü sökerek oranın tekrar nikah dairesi olmasını öneriyoruz projemizde. Çünkü bu da çok önemli bir anı ve kültürdür Kadıköylüler için.

 

 

 

Mimdap : Peki, Haydarpaşa’ya doğru gelelim şimdi. Haydarpaşa Binası kıyısında bir yarışma alanı var tabi ki yarışma şartnamesinde.  Şartnameye göre Haydarpaşa binası ve onun arkası,  ondan sonra ki alanlar yarışmaya dahil olmayan alanlardı. Öncelikle şunu soralım: Bu alanı niye yarışma alanıymış gibi düşündünüz?

 

 

 

Erhan Vural: Yani Kadıköy’ü tasarlarken Haydarpaşa’yı tartışmadan yalnızlaştırmak bizim içimize sinmedi açıkçası. Çünkü Haydarpaşa üzerine onlarca yıldır konuşulan birçok konu var. Ticarileştirme, yalnızlaştırma, sermayeyle ilişkilendirme gibi çok yanlış yönelimler var. Böyle bir yarışmada biz buraya bir söz söylemezsek, Kadıköy ile Haydarpaşa’yı kopuk düşünürsek, kentsel tasarımcı kimliğimize uygun olmayacağını düşündük. Fakat ben öncelikle şunu belirtmek isterim; Burası yarışmaya açılan sınırların dışında olan bir alan sizin de dediğiniz gibi. Yani Kadıköy Meydanı Projesinin müellifliğini eğer halk bize teslim ederse, uygulama projeleri kapsamında olmayacak bir yer. Biz sadece bu yarışma projesiyle birlikte, Haydarpaşa Garı ve arkeolojik alan konusunu nasıl aynı potada eritiriz, Kadıköy için çok önemli olan bu iki değeri de nasıl bir arada düşünebilirizin cevaplarını aramak için çalıştık. Bu yüzden de bugünkü eleştiriler tartışmalar zaten hedeflediğimiz bir şey, çok doğru bir noktadayız yani. 15 yıldır direniş gösteren, Haydarpaşa Gardır Gar Kalacak diyen savunucuların bu konudaki eleştirel tepkisine yüzde yüz hak veriyorum. Çünkü biz toplum olarak o kadar alıştırıldık ki maalesef tepeden inme projelerle kent hakkında önemli kararların alınmasına ve bir anda brandalarla çevrili alanlarda yepyeni projelerin ortaya çıkmasına… Bu sebeple Haydarpaşa konusunda en ufak bir görsel gördüğü zaman insanlar ne olduğunu incelemeden anlamadan haliyle tepki gösteriyorlar.

 

 

 

Haydarpaşa tarafından Kadıköy…

 

Mimdap : Biraz daha şekillendirelim isterseniz. Önce Haydarpaşa denince sadece tarihi  Haydarpaşa Gar binası değil orada bir çok bina kümeleri  var biliyorsunuz. Sonra tren raylarının uzandığı ve çatallaştığı çok büyük bir alan var eskiden yemekhaneleri  teknik servisleri  falan olan bir alandı burası. Sonra siloların ve limana doğru uzanan bölgelerde var. Öncelikle ana binayı ne olarak düşündünüz? Sonra, diğer yapılar ve alanları ne şekilde değerlendirdiniz?

 

 

 

Erhan Vural : Biz ana binanın tabii ki gar olarak kalması gerektiğini savunuyoruz. Haydarpaşa’nın gar olarak işlevini devam ettirmesi konusunda bütün savunucuların, dayanışmaların hepsiyle aynı kaygıları taşıdığımızı söyleyebilirim. Az önce konuşmamızda da tekrar tekrar söyledim, biz burada gerek kaybolmuş bir iskelenin izini, kaybolmuş kıyı çizgilerini, çeşmeleri, sokakları veya evlendirme dairesini kente iade etmeye çalışan, gerekse modern mimarinin en önemli simgelerinden elektrik evini yerinde bir enstalasyonla canlandırmaya çalışan bir proje ekibiyiz. Haydarpaşa’nın fonksiyonunu değiştirip ticarileştirme kaygısı gütmemiz mümkün mü? Böyle sanısı olanların öncelikle projeyi detaylı bir şekilde incelemelerini tavsiye ediyorum.

 

 

 

Bizim sadece tartışmamız gereken şey şu; Haydarpaşa’da rayların altında çok önemli bir arkeolojik alan bulundu. İstanbul’un en eski tarihine, Kalkedon’a ışık tutan kalıntılar var, dahası da olacak… Hiçbir ticari kaygıyla değil, liyakatli bilim adamları tarafından, tamamen akıl ve bilimle yapılan bir çalışmanın ardından rayların ve trenlerin titreşiminden arkeolojik kalıntıların etkilenebileceği söylenirse,  biz bu Haydarpaşa’yı ne olarak yaşatmayı tartışacağız o zaman? Haydarpaşa’nın gar olarak kalması tabi ki ilk tercihimiz. Ancak olamayacağı ikinci durumda da tepeden inme bir proje görmemek için, aynı düşünceye ve savunmaya sahip kişiler, uzmanlar olarak bunu da bizim tartışabilmemiz lazım. Haydarpaşa Garı ve bölgesi arkeoparkla birlikte nasıl çalışabilir? Bunu sorgulamak için yarışma projesi içine bu alanı dahil etmiştik. Fakat tutanaklarda görüleceği gibi jüri tavsiyesi üzerine 18 Kasımdaki revizyon projeleri teslimimizde burayı zaten gar binası olarak işledik ve projelerimizi yayınladık, herkes görecektir.

 

 

Çayırbaşı Sahil Düzenlemesi

 

 

Mimdap : Haydarpaşa Gar binası dışında  garın hizmet binaları var. Rıhtım Caddesinin Yel değirmeni kıyısından köprüye kadar olan bir büyük alan bulunmakta. Sonra diğer tarafta Silo binası. Bu bölümler için düşünceleriniz nedir?

 

 

 

Erhan Vural: Yani oradaki binalar çok kaliteli ve İstanbul’un hafızasında yer etmiş binalar onların hepsini yerinde korumak bizim için çok önemli. Biliyorsunuz ki yerinde korumanın en önemli birinci kuralı yapıların kullanılmasıdır. Kullanılmayan yapılar ne kadar bakarsanız bakın yok olmaya mahkûmdur. Dolayısıyla o yapıların nasıl kullanılabileceğine, arkeopark ile nasıl ilişkilendirilebileceğine bir üst ölçekten bakmak gerekir.

 

 

 

Mimdap: Bir de  sayın Arif Atılgan ile yapılan söyleşinizde Arif bey’in önerisi olan “keşke et ve balık kurumu da tescilli bina olsaydı da, Et Balık Kurumu Binası kent müzesi olsaydı” şeklinde önerisi var. Tabi bu binanın tescilli olmayışı, şartnamede de belirtilmemesi korumayı imkansızlaştırıyor.

 

 

 

Sizin projenizde “şu binanın-alanın şu özelliği vardı, bunu da gözden kaçırmayalım” diyeceğiniz bir şey var mı? 26 Nolu projeye oy verirken Kadıköylü neye dikkat etmeli?

 

 

 

Erhan Vural : Proje yarışmasının adı Kadıköy Meydanı Kentsel Tasarım Yarışması. Bizim birinci gayemiz Kadıköy’ün Meydanı neresi sorusuna net bir cevap verebilmek. Eğer bu yarışma bir sahil düzenleme yarışması değil de bir meydan yarışması ise bizim projemiz bu soruya çok net cevap veren bir projedir. Buna dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bunu yapabilmek için, en üst ölçekten başlayıp ulaşım ve erişim problemlerini çözüyoruz. Kadıköy’e nitelikli kamusal alanlar kazandırıyoruz. Ayrıca Haldun Taner olarak bildiğimiz Hal Binasını da, meydanda kapılarını kamuya kapatmış bir yapı olmaktan çıkarıp yeni bir kültür odağına dönüştürüyoruz.

 

 

 

 

Bir de dediğim gibi, biz büyük bir matris oluşturduk, yaklaşık 48 tane madde var bunların hepsi Web sayfasına da yüklendi. Bu 48 maddede biz Kadıköy’ün tarihi kimliğinden neleri bulmuşuz, bir arkeolog edasıyla yerine neyi iade etmişiz, peyzajdaki en ufak çizgi neyi refere ediyor bunu incelemelerini tavsiye ediyorum. Gelişi güzel ve şahsi aldığımız hiçbir karar yok projede. Bu bence çok önemli. Bir tasarımcı olarak gelişigüzel çizgilerle tasarım yapmak çok kolay ama kentin söylediklerini dinleyip tasarım yapmak bence daha özel. Eğer siz onu doğru anlayıp doğru okursanız, kent zaten size ne yapmanız gerektiğini söylüyor. Biz bunu yaptığımızı düşünüyoruz. Bu yüzden içimiz çok rahat. Kadıköy’ün kültürüne tarihine, kimliğine hiçbir zarar vereceğimizi düşünmüyoruz. Büyük inşaatlar önermedik. Büyük dolgu alanları önermedik. Sadece var olanı nasıl nitelikli hale getirebiliriz diye düşündüğümüz bir proje yaptık, yapacağız. Herkesin oy vermesi gerektiğinin bilincinde olmasını umarak, Kadıköy için en doğru olanın seçilmesi dileğiyle herkese başarılar diliyoruz.

 

 

 

 

Mimdap : Size başarılar diliyoruz.

 

 

 

Erhan Vural : Çok teşekkür ederiz.

 

 

 

 

5 Yorum
  1. Samimi bir anlatım ve çok bilgilendirici. Meydanda sergilenen 3 projeye bakmıştım. 26 numaralı proje çalışması diğerlerine göre daha kapsamlı gelmişti zaten. Diğer iki proje yine çok kıymetli, bunu da atlamamak gerekir. Bu özeni gösteren grup umarım halkoylamasından başarıyla çıkar.

    Kenan Karagül | 2 Aralık 2020

  2. Ben bir vatandaş olarak projeyi anladım ve çok beğendim,inşallah siz kazanırsınız ve uygulamaya geçer de tüm İstanbul da yaşayanlar bundan yararlanırlar.Erhan beyin dediğine katılıyorum,atıl alanların pek değeri olmuyor gerçekten ,oraları yaşatmak gerek diye düşünüyorum👍geçmişi silmeden izleriyle birlikte gelecek nesillere devretmeliyiz👏👏👏

    Nuray Sever | 2 Aralık 2020

  3. Yarışmaya katılan ve mansiyon -eşdeğer alan projeleri inceledim. Hepsinde ayrı ayrı olumlu taraflar var. Bir kere İstanbul açısından başkan beylerin istediği, ihaleci firmanın tasarımcılarına yaptırılan projeler devrinin bitmesi, onun yerine mimarlığın ve projelerin konuşulması güzel.

    Eşdeğer ödüllerde Erhan beylerin içinde olduğu grubun çalışması burun farkıyla önde gibi geldi bana, daha fazla artıları var. Son kertede halkoyu tabi, ne çıkarsa.

    Arda Tezkan | 4 Aralık 2020

  4. 26 iyi proje sahiden. ama aklım birinci mansiyonda da kalmadı değil. elinize sağlık. oyum size.

    pervin gül | 7 Aralık 2020

  5. projeye başarılar dilerim, ellerine sağlık

    ufuk tekin | 11 Aralık 2020


Yorum yazmak için


İstanbul Teknik Üniversitesinin Maçka Silahhanesi binasında faaliyetine devam eden Yabancı Diller Yükseokulunun Ayazağa Kampüsü’ne taşınacağının açıklanması öğrencilerde endişe yarattı.

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu