Haydarpaşa Garı: Müze yapsak da mı saklasak, yapmasak da mı saklasak? / Hakkı YIRTICI |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Haydarpaşa Garı: Müze yapsak da mı saklasak, yapmasak da mı saklasak? / Hakkı YIRTICI
Share 26 Kasım 2020

Belli ki kafalar karışık. İktidarın, kent merkezlerindeki boş alan ya da tarihi mekânları işlevsizleştiren sermaye yanlı tavrı ile “kamu yararına” diyerekten, zaten gündelik hayatın parçası olan bir yapının (yine) işlevsizleştirilerek, müzeye dönüştürülme önerisi kolayca aynı noktada buluşabiliyor.

#HaydarpaşaGardırGerisiYalandır

#Haydarpasagardırgarkalacak

 

Haydarpaşa Garı’nın akıbetinin ne olacağı sorusunun cevabı, geçen hafta tekrar alevlendi ve yukarıdaki iki “hashtag” sosyal medyada hızla yayıldı. Evet, tartışma yeni değil. 112 yıllık tarihi gar, 2010 yılında işlevsizleştirilmiş, Anadolu’dan gelen demiryolu ağının son durağı önce Pendik-Tavşantepe olarak gösterilmiş, daha sonra ise Kadıköy-Ayrılıkçeşme’ye taşınmıştı.

 

Tartışmanın alevlenmesinin iki nedeni var:

 

Birincisi, HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’nun Haydarpaşa Garı’nın ulaşımdaki önemine ilişkin sözlerine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun, geçen sene “Haydarpaşa, gar olarak kalacak” sözünü unutarak, “Haydarpaşa Garı eski Türkiye’de kaldı. Yeni Türkiye’de Marmaray var” cevabı. İkincisi ise İBB’nin açtığı Kadıköy Meydanı Yarışması’nda, Haydarpaşa Garı’nı müze olarak yeniden ele alan bir projenin (26 numaralı proje) eşdeğer ödül alması ve halk oylamasına sunulması.

 

Nereden baksanız çelişkiler yumağı.

 

Aslında iktidardan gelen açıklama çok tanıdık. Yukardan kentliye dayatılan kararlarda, iktidarın muhalefeti ölçmek için bir geri iki ileri adım taktiği ve koşullar uygun hale gelince de projenin hayata geçirilmesi durumu. Bu projeler her zaman sermaye lehine doğrudan kent dokusuna ve kent yaşamına geri dönülmez zararlar veren nitelikte oldular. Örnekleri çok, AKM, Galataport ve yarım kalan Kabataş Martı Projesi ilk aklıma gelenler.

 

İlginç olanı, İBB zamanında Haydarpaşa Garı ihalesinden dışlanmış iken, İBB’nin “İstanbul senin” sloganı ile demokrasiye ve katılımcılığa vurgu yaparak açtığı bir yarışmada, jürinin iktidar ile uyumlu bir projeyi eşdeğer ödüle layık bulması, bölgenin sermaye lehine dönüşümüne önünü açma ihtimali olan bu projenin halk oylamasına sunulmuş olması.

 

26 numaralı proje. Ekip başı: Mimar Selahattin Tüysüz 

 

Belli ki kafalar karışık. İktidarın, kent merkezlerindeki boş alan ya da tarihi mekânları işlevsizleştiren sermaye yanlı tavrı ile “kamu yararına” diyerekten, zaten gündelik hayatın parçası olan bir yapının (yine) işlevsizleştirilerek, müzeye dönüştürülme önerisi kolayca aynı noktada buluşabiliyor.

 

Nedense müze denince akan sular duruyor, akıllar tutuluyor. Kente yapılan haksız müdahalelere kılıf da, bu uygulamalara karşı çıkışlar da kolayca bir müze yapı etrafında kilitlenebiliyor. İstanbul’un her karış toprağı yağmalanırken, kenti olduğu gibi, bir müze kent olarak koruma kolaycılığına düşmek çok olası. Kamusallıktan, korumacılıktan ilk akla gelen maalesef bu. Gezi Parkı’na yapılmak istenen Topçu Kışlası’nı hatırlayın. Parkı, AVM’ye dönüştürme projesi idi. Tepkiler, içinde bir İstanbul müzesi de olacak denilerek hafifletilmeye çalışıldı ve şimdi o müze, çok tartışmalı Galata Kulesi restorasyonunun içine sıkıştırıldı.

 

İstanbul gibi büyük bir metropolün müzeye dönüşemeyeceği ortada. Zaten müze, bitmiş, geride kalmış şeylerin anıldığı yerlerden başka bir şey değildir. “Binlerce yıllık tarihi olan İstanbul’u bitirdiler” denilirken, karşı söylemin müze üzerinden gelişmesi de, bu bitişin ya da “eski Türkiye yeni Türkiye” söyleminin tasdiklenmesinden öteye geçmez.

 

Geniş şehirlerarası otoyollar, artık herkesin otobüs biletine aldığı havayolu taşımacılığı varken, demiryolu taşımacılığı eski, geçerliliğini yitirmiş bir ulaşım yöntemi gibi gelebilir. Ama şöyle düşünün, gerçekten böyle mi oldu yoksa halka hizmet etmesi gereken devlet, halka “artık bu hizmetleri alacak ama bu hizmetleri almayacaksın” mı dedi?

 

Bu açıdan bakınca, mesela sadece koruma, yeni kamusal alan yaratma meselesi değil, kamu yararına yürütülmesi gereken enerji ve ulaşım politikaları meselesidir. İşte Bakan Karaismailoğlu’nun yeni Türkiye’sinin Marmaray’ının gizlediği gerçek, geçiş ve kullanım garantili lüks olduğu zannedilen havayolu, köprü ve otoyollar ile ülkenin enerji bağımlılığını arttıran yanlış politikalardır.

 

Yoksa dünyada örnekleri çok: Paris’i Amsterdam’a bağlayan hızlı tren yolu (4 saatlik keyifli, kolay bir yolculuktur) kentin merkezinde tarihi Paris Nord Garı’ndan başlar, Amsterdam’ın merkezindeki tarihi Central Station’da biter. Her iki garda da demiryolları, trenler, vagonlar yenilenmiştir ve iki yüz yıllık işlevlerine olduğu gibi devam etmektedirler. Kullanımlarının sürekliliği koyu bir korumacılığın eseri değil, ülkelerin ulaşım politikalarının devamlılığı sayesindedir.

 

Bu nedenle Haydarpaşa Garı, gar olarak kalmalı, gar olarak kullanılmaya devam edilmelidir. Bunu sadece kentin simge bir yapısını, hafızasını korumak için değil, kentin modernleşme sürecinin sürekliliğine yapılan ve kamusal zarara neden olan bir uygulamaya karşı olduğum için söylüyorum; bunu yaparken de nostalji tuzağına düşmemeye dikkat ediyorum.

 

* Yazıda bahsi geçen 26 numaralı projeye ait görsel, dün Konkur İstanbul’un resmi internet sitesinden alınmıştır. Ancak jüri eleştirileri doğrultusunda revize edilen projeye ait aşağıdaki yeni görsel yazıdan sonra sitede düzeltilmiştir. Kuşkusuz bu değişiklik önceden olsa, yazının temel argümanı olan iktidar ve uygulamalarına karşı düşüncelerin bazen müze etrafında farklı reflekslerle de olsa kesişebildikleri eleştirisi değişmeden, farklı bir yazı olurdu. Okuyucuların bilgisine sunarım.

Kaynak: Gazete Duvar

5 Yorum
  1. Neyse ki sonunda iyi bir noktaya bağlanmış, yoksa olmayan bir “suç” la ferman kesilmiş, infaz gerçekleşmiş olacaktı.

    Aysel Akdoğan | 26 Kasım 2020

  2. bence hem gar hem müze olmalıdır. Bu çözümlenebilir. Kent belleği vs. tamam ama arkeolojik gündem yoksayılmamalıdır.

    toprak goksu | 27 Kasım 2020

  3. Halka sunumu izledim. Hakkı yırtıcı bitmemiş bir proje görselini kullanarak 26 nolu projeye yapıldığı anlaşılan karapropagandaya destek vermiş bu yazısıyla. Halbuki bu ekibin mimarları şehir plancıları sunumda Haydarpaşanın Gar kalacağını ve Arkeolojik alanla bir arada çalışacak bir sistem üzerine çalışılması gerektiğini anlattılar. Hakkı Yırtıcı son paragrafta düzeltmeye çalışmış ama bu yazı o gün gördüğüm ekibin hakkını yiyor. Bu yazının düzeltilmesi gerek.

    Hayri şekerci | 29 Kasım 2020

  4. Yani şu iktidarın Haydarpaşa’yı bir vakitler otel filan yapma isteği, bu alanı ranta açma hevesi falan olmasa müzeyi niye konuşmayalım ki? Bu tren yolu canlı ise, talep varsa, ulaşım için gerekli ve kent belleği açısından önemliyse bir tarafından tren de kalkabilir üstelik. Alt kat gar olabilir. Paris Orsay Garını düşünün, şimdi Orsay modern sanatlar müzesi. Orsay Garı Paris için az mı önemliydi? Dönüşünce Orsay daha mı az önemli oldu, kamusal işlevinden ne kaybetti? Dünyanın en önemli sanatçılarının orijinalleri şu anda sergileniyor. Haydarpaşa için müze işlevinden söz edince ne manalar çıkıyor anlamıyorum.

    Erdi Kalaycı | 29 Kasım 2020

  5. Hakkı Yırtıcı’nın duyarlı davrandığı konulara diyeceğim bir şey yok. Eleştirileri hep iyi noktalara olmuştur. Taksim yarışması için yapılan söyleşideki fikirleri de çok iyiydi, izledim. Sadece burada sanırım projenin bitmişi ya da jüri tavsiye ve revizyonlu hali olmadan yazılmış metin. Kendi de son kısımda belirtmiş zaten. Dolayısıyla kaygılar ortak, gar hedefi ortak.

    coşkun kılıç | 30 Kasım 2020


Yorum yazmak için


İstanbul Teknik Üniversitesinin Maçka Silahhanesi binasında faaliyetine devam eden Yabancı Diller Yükseokulunun Ayazağa Kampüsü’ne taşınacağının açıklanması öğrencilerde endişe yarattı.

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu