BEYRUT’TA PATLAMA : Bir Kent ve Çevre Felaketi… |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
BEYRUT’TA PATLAMA : Bir Kent ve Çevre Felaketi…
Share 6 Ağustos 2020

 

Beyrut Limanı’nda patlamanın izleri çok ağır: Lübnan yasta

Lübnan, Beyrut Limanı’nda 2 bin 750 ton amonyum nitratın infilak etmesi sonucu meydana gelen büyük patlamanın yol açtığı felaketin yaralarını sarmaya çalışıyor.

 

2 Yorum
  1. Çok büyük bir felaketti resmen, atom bombası atılmış gibi oldu şehre.

    Tünay Candansayar | 6 Ağustos 2020

  2. TANRININ YÜZ ÇEVİRDİĞİ BİR COĞRAFYA / Nuran ÖRDEK
    “Sonra oradan savaş geçti. Hiçbir ev, hiçbir hatıra hasarsız kalamadı. Her şey çürüdü: Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm. Evet, bugün ölüm bile bana kirlenmiş, bozulmuş gibi geliyor.” (Amin Maalouf)
    Uzak ülkelerin birinde acının sesleri yankılanırken , uzaklık kavramının göreceliğini düşünüyordunuz siz, bense “Ateş düştüğü yeri yakar” sözünü düşünüyordum ve doğruluğunu…
    Ne yazık ki Ortadoğu’da yıllardır süren bir savaş var. Filistin, Irak, Suriye ve şimdi de Yemen.
    Ortadoğu insanı…
    Savaşın en çirkin yüzünü gören bir halk. İnsanlığın cenazesini yıllar öncesinde kaldıran bir coğrafya. İnancın beşiği dediğiniz topraklarda Tanrının unuttuğu binlerce kadın, çocuk, genç, yaşlı insan…
    Spikerin saniyelik mimiği ile yüreğinizi teğet geçen demode bir haber onların hayatı. Onların göğünde dağılırken ateş parçaları halinde bombalar , sizin göğünüzün eğlencesi idi havai fişekler. “Empati” ise çok okunan bir kitap isminden ötesi değildi.
    Sizin uğursuzluğuna inandığınız batıl inançlarınız vardı, onlarınsa uğursuzluğundan emin olduğu yaşananla paralel gözlemleri …
    Korkarlardı büyük devlet zirvelerinden. Kravatlı adamların dev kapılar ardındaki toplantıdan sonra tokalaşarak ve objektiflere cömertçe gülümseyerek pozlar vermesi kötüye işaretti. Hele ki ardından “Barış” sözcüğünü de çok kullanmaya başladılar mı bilin ki büyük bir vahşet için kanlı dişler bilenmekte. Haberlere yansıyan ilk devletlerarası dostluk(!) manşetinden sonra, Ortadoğu’da günah keçisi seçilen ülkeye göndermeler yapılır. Suni sorun tohumları boy vermeye başlar. Dinleri para, mezhepleri petrol , besini kan olan zirvedekiler için görev layıkıyla yerine getirilmiştir.
    Yine din, mezhep hikayeleri, yine açlık, sefalet, ölüm, kan ve yine Ortadoğu’da vahşet, Batı’da refah…
    Bir yanda çizilen senaryolara inanmaya hazır, renkli hayatların kölesi olan bir coğrafyanın savaşlara haklı sebepler bulan insanlarının zafer çığlıkları , diğer yanda kendini kutsal kitabın cehenneminde bulan, hayatın grisine razıyken karanlığın en zifirisinde debelenen, çocuklarının acısıyla sınanan insanların haykırışları birbirine karışıyordu aynı semalarda…
    İlkçağdan Uzay çağına uzanan bu yolculukta yine tarih şahitliğini yapıyor. İnsanlık; hırslarının esaretinde en acımasız katliamlarını yapmaya devam ediyor. İnsanoğlu paylaşımı reddeden kibri ile bugünün ezileni, geleceğin ezeni rolünü ezber ediyor.

    Vahit Şekercioğlu | 7 Ağustos 2020


Yorum yazmak için


Tasarım: Snøhetta, DIALOG     Calgary Merkez Kütüphanesi tasarımında, Snøhetta’daki Norveçli-Amerikan ekibi Toronto firması Dialog ile işbirliği içinde her beklentiyi tersine çevirmeye kararlı görünüyordu. Proje, aynı anda cephesiz bir binadır; en basit malzemelerden yapılmış bir yüksek teknoloji harikası; ve aslında bir altyapı parçası olan bir sivil anıt.

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org