COVID 19’A KARŞI NASIL SAVAŞTIK? |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
COVID 19’A KARŞI NASIL SAVAŞTIK?
Share 5 Temmuz 2020

Prof. Dr. Şengül Öymen Gür, T. C. Beykent Üniversitesi

Doç. Dr. Pınar Öktem Erkartal, T. C. Beykent Üniversitesi

 

 

2019-20 BAHAR DÖNEMİ BİTİRME PROJESİ (ARCH 402)

 

T.C. Beykent Üniversitesi, Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü 2019-2020 Bahar Yarıyılı Mimarlık Bitirme Çalışması olarak öğrencilere: KÜLTÜR YAPISI / KURUÇEŞME ve AR-GE BİNASI / LEVENT olmak üzere, farklı iki proje konusunu Bitirme Projesi öğrencilerine iki seçenek olarak sunmuştur. Hem Kültür Yapısı hem de AR-GE Binası, konu itibariyle çok farklı fonksiyonların önerilebileceği ve bu bağlamda farklı mekanları ve mekânsal organizasyonları içeren yapılar olmalarından dolayı ve ayrıca proje alanının fiziksel karakteri, topografyası, ulaşım ve yakın çevre ilişkileri ve yerleşme özellikleri kentsel ve işlevsel açıdan değerlendirilerek ilginç senaryoların üretilebileceği düşünülmüştür. Tasarım önerilerinin, kamusal alan kullanımlarını destekleyerek çevreye katkı sunmasının ve mekânsal odak noktası niteliği taşımasının önemi öğrencilere vurgulanmıştır. Kuruçeşme’nin kentin sosyal-kültürel aksına, Levent’in ise iş merkezlerine olduğu kadar sosyal ve ticaret alanlarına yakınlığı göz önünde bulundurularak, öğrencilerden önerilerinin bölge ile kuracağı ilişkinin düşünülmesi istenmiştir. Önerilecek mimari çözümlerin, sadece ihtiyaç programını karşılayan fiziksel mekânlar değil, bulunduğu çevrede iletişim ve sosyalleşmeye de katkıda bulunabilecek uygar ve kentli bir yaşam biçimi tasarımı olması gerektiği vurgulanıştır. Mimarlığın, somut olanı üretirken aynı zamanda somut olmayanı, elle tutulamayanı (etkileşim, iletişim, estetik duygusu, saygı, duyarlılık, farkındalık, vb.) oluşturmada güçlü bir belirleyici olduğunun altı çizilmiştir.

 

Dolayısıyla önerilerin aşağıdaki değerlendirme ölçütleri çerçevesinde geliştirilmesi beklenmiştir.

Kentsel Bağlamda:

  • Konum ve erişilebilirlik
  • Planlama ve yakın çevre ile ilişkiler

Bina Ölçeğinde:

  • Kütle, form ve ölçek
  • Mimari & mekânsal düzen
  • Mekânsal kompozisyon ve fonksiyonel ilişkiler
  • Yapısal özellikler

Birim Ölçeğinde:

  • Mekanlar için genel mimari kriterler
  • Mekanların ölçü ve sayısı
  • Sosyal alanlar ve servis mekanları
  • Fonksiyonel çeşitlilik ve farklı fonksiyonlar arasındaki ilişkiler
  • Sirkülasyon mekanlarının dağıtım kapasitesi ve çözüm kusursuzluğu

 

AR-GE Binası / Levent

 

Mimarlık Bitirme Çalışmasına konu olan AR-GE proje alanı, Büyükdere Caddesi üzerinde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bağlantısında yer almaktadır. Proje arsası (16000 m2), çok katlı ofis ve konut yapıları başta olmakla birlikte çok farklı yapı tipolojilerini içeren bir bölgede yer almaktadır. Proje alanı, konumu, çevre koşulları ve büyüklüğü açısından ve farklı sosyal-ekonomik gruplara ev sahipliği yapması noktasında, yeni araştırmaların denenmesine olanak tanıyacak koşullara sahiptir.

 

 

 

 

Resim 1. Levent-Büyükdere Caddesi: Bitirme Grubu Proje Alanı

 

 

 

AR-GE Binası İhtiyaç Programı

 

 

 

AR-GE Merkezi, ‘Ar-Ge ve yenilik yoluyla ülke ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması için teknolojik bilgi üretilmesini, üründe ve üretim süreçlerinde yenilik yapılmasını, ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesini, verimliliğin artırılmasını, üretim maliyetlerinin düşürülmesini, teknolojik bilginin ticarileştirilmesini, rekabet öncesi işbirliklerinin geliştirilmesini, teknoloji yoğun üretim, girişimcilik ve bu alanlara yönelik yatırımlar ile Ar-Ge’ye ve yeniliğe yönelik doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye girişinin hızlandırılmasını, Ar-Ge personeli ve nitelikli işgücü istihdamının artırılmasını desteklemek ve teşvik etmek amacı taşımaktadır. Ar-Ge Binası, işletmenin organizasyon yapısı içinde ayrı bir birim şeklinde örgütlenmiş, ulusal ve uluslararası sözleşme esaslı yurtiçinde araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan, yeterli Ar-Ge birikimi ve yeteneği olan uzmanların istihdam edilebileceği, aynı bina veya aynı yerleşke içinde yer alan birimlerden oluşur.’

 

 

 

Tasarım anlayışımız doğrultusunda, ulusal yarışmalarımızda halen bir gelenek olarak sürdürülen, mimarın elini-kolunu bağlayan “gereksinme listesi+m2” ilan etmekten farklı olarak öğrencilerin her türlü “event”e olanak verecek kendi programları doğrultusunda çalışmaları istendi. Böylece sadece bir uyarı mahiyetinde onlardan ana ve ikincil giriş alanları, idari birimler, araştırma laboratuvarları, küçük ölçekli bilimsel toplantılar ve sempozyumlar yapılabilecek mekanlar, halka açık büyükçe kongre + konferans merkezi, fuaye alanı, sergileme alanları (geçici sergilemenin yapıldığı açık ve kapalı alanlar), danışmanlık ofisleri, yetişkinler ve çocuklar için kütüphane ve okuma alanları, atölyeler ve çalışma salonları tasarlanmaları istendi. Arşiv ve saklama birimlerinin AR-GE’deki önemi, dijitalleştirilen belgelerin elektronik ortamda depolanacağı sistem odası vurgulandı. Bu birincil işlevlerin yanı sıra, kafeterya ve dinlenme birimleri hatta spor odaları tasarlamaları önerildi. AR-GE binasının tümüne hizmet veren ısı merkezi, havalandırma merkezi, trafo ve jeneratör bölümü, ana tablo odası, kompresör odası, elektronik kontrol merkezi, kapalı devre TV bölümü, yangın ve güvenlik merkezi, çamaşırhane, bakım, onarım ve tamir atölyeleri, teknisyen odaları ve depolar unutulmadı.  Araştırmada kullanılabilecek örneklerin değişkenliği göz önünde bulundurularak ve çağdaş tasarımlar göz önüne alınarak sirkülasyon alanlarının toplam kullanım alanının %50’si oranında tasarlanabileceği bildirildi. Açık alanlar, sınırlı sayıda araç için açık otopark da dahil olmak üzere öneri alanının toplamda 12.000 m2 (±%10)’yi geçmemesi istendi.

 

 

 

 

Mimarlık Bitirme Çalışmasına konu olan ikinci proje alanı, İstanbul Kuruçeşme’nin sahilinde yer almaktaydı. Proje arsası (16895 m2), Boğaziçi Yasası “Boğaziçi Sit Alanları” ve “Koruma İmar Planları”na göre “Öngörünüm bölgesi” olarak tanımlanan bölgede yer almaktaydı. Alanda tasarlanacak yapı, bölgenin doğal, kültürel ve tarihsel değerlerini koruyarak bölgenin olumlu yönde gelişimini sağlamalıydı. Bu amaçla siluet, topografya, yakın çevre dokusu kavramı gibi doğal ve kültürel veriler yorumlanarak ve çözümlere bu yorumlardan yola çıkılarak ulaşılmaya çalışılmalıydı.

 

 

 

 

Resim 2. Kuruçeşme: Bitirme Grubu proje alanı.

 

 

 

Kültür Yapısı İhtiyaç Programı

 

 

Kültür merkezlerinde toplum yaşamının gerektirdiği etkileşimlere olanak vermek, her biri kendi başına birer özellik taşıyan sanatsal ve kültürel faaliyetleri tek bir kütlede çözümlemek, kültürün tanıtılması için gösteriler, toplantılar, sergiler, eğitim ve fikir faaliyetlerini geliştirici çalışmalar yapmak ve bunları halkla buluşturmak ve gelecek nesillere aktarımını sağlamak hedeflenir.

 

 

Burada önerilecek Kültür Merkezi, bünyesinde  tiyatro, opera, bale, sinema ve türlü performans sanatının gösterimini sağlayacak mekanlar, toplantı, kongre, konferans ve seminerlere uygun çok amaçlı salonlar, çeşitli sanat ürünlerinin sergilenebileceği ve pazarlanabileceği sergi salonları, güzel sanatlar ile yöresel sanatların gelişmesine katkıda bulunacak sanat işlikleri, yetişkinler ve çocuklar için okuma salonları, zihinsel faaliyetlerin gelişimine hizmet verecek mekanlar, halk dansları, bale ve müzik çalışma salonları, kafeterya ve kafeler gibi sosyal mekanlar ile idari ve teknik hacimler bulundurmalıydı. Yine yukarıda açıklanan gerekçelerle öğrencilerden ana ve ikincil giriş alanları, gösteri ve toplantı birimleri, sergileme birimleri, eğitim birimleri-atölyeler / çalışma salonları, idari birimler, kafeterya ve dinlenme birimleri, destek ve hizmet birimleri, açık alanlar, sınırlı araçlı yüzey otoparkı tasarlamaları ve 3194 sayılı imar kanunu ve ilgili yönetmelikleri (otopark, sığınak, yangın, asansör vb.), afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkında yönetmelik hükümlerine uymaları istendi. Öğrencilere toplam alanın 12.000 m2 (±%10) olacağı ve sirkülasyon alanının toplam kullanım alanının%50’si oranında tasarlanabileceği bildirildi.

 

 

2019-20 BAHAR DÖNEMİ PROJESİ-ARCH 302 (4. PROJE)

 

 

Prof. Dr. Şengül Öymen Gür

 

 

Üçüncü sınıf için hazırlanan proje duyurusu bitirme projesinden çok daha kapsamlıydı.  Özetle Müze ve Öğrenci Merkezi olarak iki seçenek sunulmuş ama tasarım alanları 6400m2+%30 sirkülasyon alanı olarak eşit tutulmuştu. Amaç ve hedefler aşağıdaki gibi belirlenmişti:

 

 

Müze tasarımında en önemli adımlar ve hedefler;

  • Çağdaş müze tasarımında öncü mimarların ön plana taşıdığı müze mekânı tasarım ilkelerini inceleyip özümsemek,
  • Kültürel mirasın korunmasına yönelik müze işlevleri için en uygun ve elverişli mekanları tasarlamak,
  • Müze ana temasına paralel yürüyen çeşitli gösteri mekanlarını yüksek nitelikli tasarlamak,
  • Kentsel belleği sürdürmek olarak belirlendi.

 

Ana lobi, kültür merkezi, kütüphane, sınırlı barınma imkânı, öğrencilerin sosyalleşme alanları, ve alışveriş imkanları barındırması istenen Öğrenci Merkezi tasarımında;

  • Öğrenci gereksinmelerini iyi anlamak; sağlık, barınma ve rekreasyon mekanlarını buna göre tasarlamak,
  • Öğrencilerin kendi aralarında ve toplumla ilişkilerini destekleyici tasarım değer ve ölçütleri belirlemek ve tasarımı bu doğrultuda geliştirmek başlıca amaçlar olarak ortaya kondu.

 

Arsa öğrencilere çok-seçenekli sunuldu. Dolapdere Beyoğlu’nda Taksim, Pangaltı, Kurtuluş ve Kasımpaşa arasında kalan bir bölgedir. Bölgenin döküntü haline gelmiş olmasından dolayı dar gelirli nüfusların istilasına uğramış küçük ve yoğun suçlarla gündeme gelen bir bölgedir. Zaten Dolapdere’yi İstanbul’un müzeler semti yapma fikri de buradan doğmuştur. Pilevneli’den sonra Arter’in de bu semtte yapılmış olması iç bölgeleri henüz değilse bile ana cadde nüfusunda değişikliklere şimdiden neden olmuştur. Burada önerilen müze projesinin amacı, bir yandan bu bölgeyi müzeler caddesi haline getirirken, diğer yandan da eğitimli nüfusu kalıcı bir tesis olan öğrenci merkeziyle desteklemektir.

 

 

 

Resim 3. Dolapdere’de arsalar ARTER Müzesi civarındadır.

 

 

COVİD 19’A KADARKİ ÜÇ HAFTA

 

Tasarım stüdyoları ön plana çıkarılarak düşünülen mimarlık eğitimi üzerine ders planından (müfredat) tutun da sözel derslerin ve stüdyoların nasıl verilmesi gerektiğine dair ciltler dolusu yayın vardır. Ben de çeşitli yerlerinden tutarak çok yazı yazdım bu konuda, hatta bir yayında 21.yy’da proje dersimi nasıl verdiğimi Tasarım Yöntemleri ve Yöntembilimi, Mimari Güncellemeler (2014)’de adım adım anlattım. 1980’li yıllardan sonra mimarlık eğitiminin en popüler gündemi öğrenciye bilginin aktarılama biçimi oldu. Bizim eğitimimizde bir yanda didaktik/pedagojik yöntemler vardır ve onun karşısına öz bilince dayalı andragojik yöntemler konur. Bu tuhaf sözcük kimseyi şaşırtmasın. Entel duruyor diye kullandım. Yoksa, İtalyan mimar Giorgio Grassi 1980’lerde Modern mimarinin kökleri sallanırken ve her eski “doğru” sorgulanırken şöyle demişti zaten: “Bir Hoca öğrencide sadece bir bilinç-duyarlılık oluşturabilir; bu bizim okuldan yegâne beklentimizdir.” Yine bir başka yazısında “Artık usta/çırak yöntemiyle eğitim götürülemez, çünkü öğrenci farklı bilgi ve ilgilere sahip, kimi yerde bizden daha çok şey biliyor. Dolayısıyla masa-başı eğitimimiz artık buyurgan olmamalı, argümana dayalı olmalıdır.” Buna büyük ölçüde katılmakla birlikte “bilgelik”e hiç mi yer yok diye sorgulamadan edemiyorum.

 

Bilgelik kişinin tüm deneyimsel birikiminin eyleme yansıtılmasıdır. Eğitim verdiğiniz toplumun “hikayesi”ni bilmek, bilgi aktaracağınız kesimin aile yapısını tahmin etmek, daha önce aldığı bilgi türü ve yöntemi konusunda fikir sahibi olmak ve son olarak da kısıtlı sürelerde neyin nasıl aktarılması gerektiği konusunda deneyim sahibi olmaktır.

 

Çünkü COVID 19 Dönemini öğrencilerimin başarılı geçirmesini-ayıptır söylemesi-kendi deneyim ve bilgeliğime bağlıyorum: Bu ülkede çok ayaklanma, çok terör, çok coup d’état (sıkıyönetim) gördüm. Corona’dan çok fazla can aldı bunlar, çok yıkılmış insan bıraktı geride, çok sakat bıraktı. Eğitime 15 gün, bir ay, hatta üç ay ara verildiği oldu yıllar boyunca. İnsanlar dönem kaybetti. Bu yüzden ben asla bütün zaman benimmiş gibi başlamam eğitime. Mutlaka iletişim kurabileceğim bir öğrenci vardır grupta. Prolizden (Beykent’in online eğitim programı) dersin öğrenci listesini bulmasını ve bir “mail list” hazırlamasını isterim ondan. (Bu arada Yaren, Naz, Tarık, Akif, Şeref ve Hatice’ye buradan teşekkürlerimi iletiyorum). Böylece çoktan hazır olan dönem projesi duyurumun gruplara iletilmesini sağlarım. İlk dersimde öğrenci o yarıyıl ne tasarlayacağını bilir. Konunun gelmişini-geçmişini konuşuruz. Bina türü ile deneyimi olan öğrencilerden deneyimlerini aktarmasını ister, dinleriz. İlk ödevleri yer analizleri ve konularında bir örneğin Pause &Clark yöntemine dayalı analizidir. Bu arada onlara mail yoluyla “Precedents in Architecture”, grafik anlatım pdf.leri, ve Rivka Oxman’ın “Issue, Concept, Form” brief analizi tekniğini iletirim. İkinci derste yer görmeye gideriz. Yer görmek derken öyle uğrayıp geçmeyiz. Yaşıma aldırmadan mutlaka onlarla giderim ve orada yaklaşık 6 saat geçiririz. Onlar grafikler çizer, notlar alır, resim çekerler. Ben çay-kahve içer, alışveriş yaparım. Sonra buluşur, tartışırız, tekrar giderler. Bu böyle saatlerce sürer. Bir sonraki derse her türlü maket malzemeleriyle gelmelerini söylerim. Bu eğitimin üçüncü haftasıdır. Yer analizleri, tipoloji analizleri ve mimarın literatürden seçilmiş binayla ilgili özgün analizleri andragojik, yönteme dayalı olmakla birlikte içselleştirme yoluyla edinilmiş, bilgiye dayalıdır. Maketi sınıf içinde ve sınırlı sürede yaptırırım. O, içselleştirilmiş bilgiye dayalı bir kavram modelidir. Maket sınıfta yapılır çünkü başka bir yerde yapılmadığından emin olmalıyım. Öğrencinin yere ve konuya verdiği ilk tepkiyi gözümle görmeliyim.

 

Bitirme grubunun jürisiyle ilk tanışma/tartışma gününde de bunu istedim. Ne şans ki bu tarihi çok önceden belirlenmiş gün de pandemi kısıtlarından önceye rastladı. Pandemiyle görünmez hale geldiğimizde gerek ARCH 302 gruplarım ve gerekse diploma grubum benimle kavramsal maketlerini paylaşmıştı ve eleştiri almıştı (Resim 1. Diploma grubu maketlerinden bir seçki, Resim 2. ARCH 302 gruplarımdan bir seçki). Bu aşama gerçekleştiğinde benim içim rahatlar; iş bitmiştir.

 

 

 

 

 

 

Resim 4. Diploma grubu maketlerinden bir seçki-idea maketleri.

 

 

 

 

Resim 5. ARCH 302 gruplarımdan bir seçki-idea maketleri

 

 

 

 

COVID 19 VE BEYKENT

 

 

Pandemi döneminde, neden hiçbir saygın üniversitemizin son 18 yıldır dünya sıralamasında yer alamadığını anladım. Aslında bunu çok iddialı hedeflerle kurulmuş olan KTÜ Mimarlık Bölümünün kurucuları Prof. Dr. Erdem Aksoy ve eşi Prof. Dr. Özgönül Aksoy 1983 yılında 1402 ile görevden alındıklarında da anlamıştım. Neo-liberal politikalar canımıza okumalıydı. Devlet çökertilmeliydi. Bunun birkaç yolu vardı. En kötü yönetimler yapılandırılmalı, devlet hantallaştırılmalıydı. 2020 yılında gördüm ki bu başarılmıştı. En saygın devlet üniversiteleri mimarlık bölümleri (adlarını saymayayım!) mimarlık eğitiminde projeleri erteledi. Haziran ayına bıraktı. Şimdi de layıkıyla yapamıyorlar… Çünkü pandemi sürüyor.

 

 

 

İlk Boğaz köprüsü yapılacaktı, direniş gösterdik, Mimarlık Dergisine kapak olduk. İlk özel okullar gündeme geldi, tepki gösterdik, sınıf ayrımı olur dedik. Açıldı. Kendi kalemizde hep başarısız olduk. Ama özel okullar konusunda eskisi gibi düşünmüyorum. Özerk yapılarından dolayı her şeye hazırlıklı yapılanabiliyorlar, istediklerini istihdam edebiliyorlar. Kalifiye eleman seçebiliyorlar. Tepeden inme atamaları bile önleyici tedbirleri var. Kendileri YÖK’e 5 rektör adayı önerip içlerinden birinin atanmasını sağlıyorlar. Son zamanlarda YÖK’e aday adı iletimi aşamasında üstten baskı yapılmaya başlandığını düşünüyorum. Ama bu tek adam, vakfın direktiflerine saygı duymak zorunda, ister istemez. Yani durum, durmuş oturmuş, rüştünü ispat etmiş üniversitelerde hiç fena değil.

 

 

 

Seversiniz sevmezsiniz; T. C. Beykent Üniversitesi müthiş bir hızla eğitimi sanal dünyaya aldı. Zaten alışkındık. Hep kendi programlarını yaparlar; son 5-6 yıldır ders ve sınavlarımız proliz denen bir sistemle sağlanır; buraya sınav günleri, sonuçları ve ders içeriğinin ppt veya pdf formatındaki açılımları yüklenir. Hala bunu da kullanıyoruz. Diğer okullar whatsup, facebook, teams, Skype veya zoom.us gibi bir kopup bir çalışan, sistemsiz yolları ve araçları kullanırken bizim Bilgi İşlem grubu ki başlarında Fatih Akkuş ve Adem Burak Döner vardır, hemen PUSULA denen bir sistem kurdular. Uluslararası open source moodle uzantısı üzerinden ders açılımını, eklerini, notları ve benzeri şeyleri yükleyebileceğiniz bir sistem bu. Görsel-işitsel olarak proje günü öğrencilerle bağlantı kurulan bu sistemin en büyük avantajı “share screen” ile öğrenci projesine bakabilmek ve imleç ile hataları işaret edebilmemizdi. Ayrıca büyük bir lütuf olarak bir de “black-board” olması bir mucizeydi. İstediğiniz biçimde skeçler yaparak eleştirinizi görselleştirme şansınız vardı. Üstelik on-line proje dersimde bir de yanımda kahve-sigaram vardı. Evimdeyim ya.

 

 

 

İki ARCH-302 grubumda toplam 48 ve diploma grubumda 32 öğrencim vardı. Gruplarım daha az sayıda olsa daha da başarılı olurduk ama… Biz yine de genel anlamda çok başarılı bir pandemi süreci geçirdik. Arka planda emeği geçen herkese şükranlar sunuyor, projeleri de beğeninize sunuyorum.

 

 

COVID 19 PANDEMİSİNDE MİMARLIK EĞİTİMİNİN SONUÇLARI

 

 

Bitime grubu projeleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ARCH 302 projeleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

17 Yorum
  1. Hocalarımı ve öğrencileri kutlarım.
    Covid-19 ile beraber eğitimi, sanal ortamda yeniden inşa etmeye başladığımız bir dönemin içine girdik. Hızlı değişimlere uyum sağlamak kolay olmaz ama Şengül Hocam, sizin tecrübeniz ve öngörünüz ile atölye süreci, yeni sisteme hızla adapte oldu. Dönemin başında öğrencilerin kendi kendilerini yönetecekleri bir atölye süreci oluşturdunuz. Öğrenciler, dönemin başında maket yaparken ve diyagram oluştururken projeyi içselleştirdiler. Yazınızda bu yaklaşıma yakın olduğu için andragojiyi kavramını, pedagojiden de üst bir kavram olarak değerlendirmeniz çok ilgi çekici.

    Elinize, gözünüze ve emeğinize sağlık.

    Sevgi ve saygılarımla.

    Türkan Ceylan Baştürk | 6 Temmuz 2020

  2. Tüm gayret gösteren hocalar ve öğrencileri bu sıkıntılı pandemi süresinde çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum.

    Yasemen eren | 7 Temmuz 2020

  3. Yatay ve dikey mimarinin tartışıldığı bir dönemde, yatay mimari adına Cumhuriyet Türkiyesi’ni ifade eden yenilikçi ama eski mimariyi koruyan projeleri görünce, gelecek adına öğrencilerimizin başarısıyla gururlandık. Hele de özel bir dönemde bu başarının ortaya konulması Beykent Üniversitesi’ni tercihlerinde çocuklarımızın ne kadar doğru bir karar verdiğini görmüş olduk.
    Sunumu yapılan projelerin düzeyini görebilmek için işin uzmanı olmak gerekmiyor. Özellikle yatay mimarinin AR-GE merkezi gibi bir proje konusunda öne çıkarılması daha ayrıcalıklı olmuş.
    Prof. Dr. Şengül Öymen Gür ve öğrencilerini tebrik ediyorum.

    Hayati Altunbaş | 7 Temmuz 2020

  4. Sn. Baştürk, Sn. Eren, Sn Altunbaş,
    Takdirleriniz teşviktir, efendim. Saygılarımı sunuyorum.
    Gerçekten Beykent’in alt-yapısı da mükemmeldi…

    Şengül Öymen Gür | 8 Temmuz 2020

  5. Değerli hocam Şengül Öymen Gür, her yeni durumda şartları analiz ederek yeni bir konum almak; pandemi gibi belki de hayatımızda bir defa bile zor karşılaşacağımız olağanüstü bir koşulda, eğitime böyle bir süreçte devam etmek hem cesaret hem de sorumluluk gerektiriyor. Teknik haberleşme olanakları kullanılarak yapılan toplantılar mesela, salgının ilk günlerinde yeterli verimliliği sağlamadığı, tatsız geçtiği, oluşan kesintilerin dikkat dağıttığı… gibi bir şikayeti barındırıyordu. Ne de olsa yüz yüze yapılan gibi olamazdı. Ancak bu zorlu koşullarda yapılan proje dersi ve çalışması, gerçekten ortaya çıkan çok olgun projelerle her türlü övgüyü hak ediyor. Siz ve değerli proje yöneticisi Pınar Öktem Erkartal yönetimindeki mimar adayı arkadaşlarımız bence çok şanslı. Mesleğe atılırken usta ellerden eleştiri almak, bilgi derlemek çok önemli. Mimar adayı arkadaşlarımızı bu projelerinden dolayı, onları yönlendiren hocaları olarak sizleri kutluyorum.

    Hasan Kıvırcık | 8 Temmuz 2020

  6. Projelerin bu zorlu covid 19 koşullarında uzaktan eğitimle yapılması, böyle bir kalitenin ortaya çıkması mucize gibi. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

    Cemal Kozlu | 8 Temmuz 2020

  7. Çok sevgili ve çok değeli Hasan Bey Kardeşim,
    Öncelikle bize bu onurlu ve prestijli sayfalarda yer verdiğiniz için şükranlarımızı sunuyoruz. Demokrasilerde paylaşım ve eytişim esastır. Bu nedenle sizi hep takdir etmişimdir. Desmond Morris’in çok hoş bir roman tadında kitabı vardı: “Sevmek dokunmaktır”. Yıllar önce okumuş ve çok beğenmiştim. Projelere renk renk kalemlerimle dokunamadım, kızlarımın yanaklarından makas alamadım, erkek çocuklarımın sırtını sıvazlayamadım. Benim bundan başka sorunum olmadı. “Muasır medeniyetler seviyesini yakalamak” söylemini yaşamına düstur edinmiş birisi olarak çağdaş iletişim ortamında hiç bir şey bana zor gelmedi. Hatta yeni şeyler öğrenmek çok zevkliydi. Bu zevkli uğraşta öğrencilerim çok çalışarak bana destek oldu… Daha da iyisi olmaz mıydı? Olurdu tabii. Biz başı çekme cesareti gösterdik. Çalışmalarını yayınlarsa meslektaşlarım biz nerede durduğumuzu daha iyi değerlendiririz.
    Tekrar teşekkür eder, sevgiler gönderirim-işte bu nasıl olacaksa :))

    Şengül Öymen Gür | 8 Temmuz 2020

  8. Sn. Cemal Kozlu,
    Şükranlarımızı arz ediyoruz, kabul buyurunuz efendim.

    Şengül Öymen Gür | 8 Temmuz 2020

  9. Pandemi döneminde derslerin devamı, hele proje gibi bir dersin devamı olağanüstü bence. Önce hocalarımızın üstün gayreti sonra öğrencilerin, ortaya mükemmel ürünler çıkmış. Takdir etmemek elde değil.

    Nahide Gençağa | 9 Temmuz 2020

  10. Sn. Gençağa,
    Çocuklarım hiç kopmadılar süreçten. Yanlışları eksikleri olabilir tabii. Ama çok şevkli ve zevkli çalıştılar. Sanırım benim hiç bitmeyen heyecanım bunda etkili oldu. Onlarla gurur duyuyorum. İlginize sonsuz teşekkürler ediyorum. Sağolun-varolun.

    Şengül Öymen Gür | 10 Temmuz 2020

  11. Bu çalışmanın bir parçası olmaktan fazlasıyla gurur duyduk. Her şey için Şengül Hocaya ve Pınar Hocaya çok teşekkür ederiz.

    EDA GÜNEY | 11 Temmuz 2020

  12. Sevgili Eda,
    Sağlam duruşunuz, ilginiz ve sevginiz her zamanki gibi bu çalışmada da itici güç oldu. Biz birlikte güzeliz :)))

    Şengül Öymen Gür | 12 Temmuz 2020

  13. Salgın ve herkesin evlere çekildiği bir evrede böyle bir performans, şapka çıkarıyorum. Var olun, ellerinize sağlık.

    Deniz Arkan | 14 Temmuz 2020

  14. Çabaları kutsuyorum, öğrenciliğime gittim. Hocalardan müthiş bir geri besleme. Zor zamanlarda başarı sıfırlanmıyor, en üstlere tırmanıyor demek ki.

    alev küçükkaya | 15 Temmuz 2020

  15. Sn. Arkan ve Sn. Küçükkaya,
    Öğrencilerimi ve beni ilginizle çok mutlu ettiniz. Çok teşekkür ederiz. Daha iyilerini yapacağız. Söz:))))

    Şengül Öymen Gür | 17 Temmuz 2020

  16. Projemin yer almış olmasından çok gurur duyuyorum. Zorlu bir zaman dilimi içinde gerçekleştirmiş olmamıza rağmen, Hocalarımızla son derece verimli bir ilerleyişle harika çalışmalar oluşturduk. Başta bu süre boyunca her daim yanımda olan, böyle bir çalışmanın parçası olmamı sağlayan, bilgilerini sonsuz paylaşan Şengül Hocama, Pınar Hocama çok teşekkür ederim. Herkesin emeğine sağlık.

    Ebru Mert | 2 Ağustos 2020

  17. Mimarlık yaşamında da çok başarılı olmanı diliyorum Ebru. Sevgiler sana çocuğum.

    Şengül Öymen Gür | 3 Ağustos 2020


Yorum yazmak için


Tasarım: Conjuntos Empáticos   Conjuntos Empáticos, Universidad Autónoma de Guadalajara’dan (Meksika) bir mimarlık öğrencileri grubu ile işbirliği içinde, kampüs bahçesinde bir açık hava ders salonu oluşturmak için topluca bir pnömatik mimari prototipi inşa etti.

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org