KORONA SONRASI YAŞAM, KENTLER VE BİNALAR/Arif ATILGAN |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
KORONA SONRASI YAŞAM, KENTLER VE BİNALAR/Arif ATILGAN
Share 18 Mayıs 2020

1950’li yılları anımsıyorum.. Babam bir tanıdığına rastladığında, fötr şapkasını eliyle kıpırdatır, hafifçe başını eğerek selam verirdi. Yaşıtlar tokalaşır, küçükler el öperdi.. Büyükler, el öpen küçüğün yanağını veya başını okşardı.. Bu durum son yıllarda o hale gelmişti ki samimiyeti olmayanlar bile vıcık vıcık sarılıp, öpüşüp, koklaşır olmuşlardı.

Kentler de buna benzemişti.. Yeme-içmeciler, ofisler, plazalar, alışveriş dükkânları hep dip dibe tefriş ediliyorlardı. Binalar da dip dibe, olabildiğince çok daire alacak şekilde planlanıyordu.

 

 

Artık bunlar böyle olamayacak. Olmamalı..

 

 

Koronavirüs yeni bir yaşam şekli uygulatacak bizlere.. Evden çalışma, esnek mesai saati, internetten alışveriş, evden eğitim hatta evden sağlık hizmeti yaşamın normalleri olacak.

Artık kentler yatık ve yaygın planlanacak.. Yüksek binalar yapılmayacak. Bahçeli müstakil evler tercih edilecek. Kalabalık merkezler yerine çevreye yayılan yerleşimler olacak. Toplu ulaşımın da gelişmesiyle her yere ulaşılabilecek. Ama yine de insanlar özel araba tercih edecekler. Araba kiralamalar uzun süreli olacak. Başkasının kullandığı araç istenmeyecek çünkü.

 

 

 

Binaların mimarisi değişmek zorunda kalacak. Apartmanlar bahçeli nizam 4-5 katı geçmeyecek. Binanın içinde yer alan merdiven ve asansör tercih edilmeyecek. Merdivenler ve asansörler binanın dışında, her sahanlıktan bir daireye girecek şekilde açık olacak. Son yıllarda moda olan mutfaksız, otel odası benzeri daireler olmayacak. Aksine daireler mümkün olduğu kadar rahat tasarlanacak. Zira yaşam evde sürecek artık.

 

 

Sinema, tiyatro, spor salonu, stadyum gibi seyir mekânlarında koltuklar seyreltilecek. Araba içinden film izlenecek sinemalar oluşturulacak.

 

 

Çarşı anlayışı değişecek. Dükkânlar müşterilerini sırayla içeri alacaklar. Mekânlar kalabalık olmayacak. Yeme-İçmeciler masaları mesafeli koyacaklar. Dolayısıyla az masa olabilecek. Mutfakları daha büyük olacak. Hijyen çok önem kazanacak.. AVM’ler değişecek.. Dışı kapalı içe dönük binalardı. Artık dışa açık olacaklar.

 

 

 

Kalabalık ofisler olmayacak artık. Çalışanların çoğu evinden çalışacak. Randevulu bir yaşam bekliyor hepimizi. Bankaya, berbere, kuaföre, kamu kurumuna, özel kuruma hatta markete, bakkala önceden randevu alınıp gidilecek. Bankalar sokak arasındaki küçük dükkânlarda olursa şaşırmayalım.

 

 

Herkes aklına eseni, estiğinde yapıyordu. Artık öyle olmayacak.

 

 

 

İnsanlar evlerine sadece yatmaya gider olmuşlardı.. Bir şarkıcı yılbaşı gecesini evinde geçirenlerle PTT diyerek alay etmişti. Yani ‘Pijama-Terlik giyip evde Televizyon izleyecekler’ demek istemişti.. Bugün ‘Evde Kal, Hayat Eve Sığar’ deniyor.

 

 

 

Her insan diğeriyle ‘Fiziki mesafeyi’ koruyacak.. ‘Sosyal Mesafeyi’ değil. ‘Sosyal mesafe’ tanımı tehlikeli çünkü.. Bireyin toplumdan izole edilmesi vurgulanmış oluyor. Kamudan, kamusal alandan izole olma anlayışı asla içselleştirilmemelidir.

 

 

 

Koronavirüs’ün aşısı, ilacı bulununcaya kadar yeni yaşam yeni normalleriyle sürecektir. En az 1-2 yıl.. Mutasyonlar olursa daha da fazla.. Hafife alınmamalı.. Korona’nın şakası ve blöfü yok. Onu yenmenin tek yolu gerekli kurallara uymaktır.

 

 

 

 

 

Kaynak : arifatilgan.wixsite.com

3 Yorum
  1. Mimarların korona sonrası üzerine fikir tartışmalarına ihtiyacı var ve Arif hocam bir şekilde bunun ucunu açmışsınız, sağ olun. Daha henüz odalarda bile bu yönde bir kıpırtı yok, belki TMMOB üzerinde merkezi hükümetin uğraşmasındandır, bilemem. Ancak yeni düzen, kentlerin ve binaların planlamasında pandemi süreci ile hem öğrendiklerimizi hem de şu ana kadar yanlış yürüyen imar kararlarını yeniden tartışmaya açmakta yarar var. Zamana bırakılırsa hiç bir şey değişmez ve belki de bugünü bile aratan uygulamalar olabilir.

    ‘Fiziki mesafe’ ve ‘Sosyal Mesafe’ ayrımları da oldukça önemli, umarım bunlar üzerine düşünenler çıkar…

    Hasan Kıvırcık | 19 Mayıs 2020

  2. Arif bey, ben söylediklerinizin bu salgın ortamının realiteleri olduğunu anlıyorum ama bizim ülkede realiteler değil bürokrasi esastır. İmar kanunu 4-5 kata inmez örneğin. Halk da bunu istemez, hep daha fazlasını sever çünkü. Yeni düzen üç beş ay sonra unutulmaya başlar. Benim kanaatim bu şekilde.

    selim yüksel | 20 Mayıs 2020

  3. Sosyal Mesafe tanımını çok tehlikeli buluyorum. İnsanların kafasına yalnızlık yerleşecek bu tanımla. İnsanlar diğer insanlardan asla kopmamalıdır.
    İmar Kanunlarının değişmesi halktan gelen taleple olacaktır bana göre. Alçak binalara talep olacaktır. Ben bugünkü yüksek binaların ve şehir merkezindeki binaların değerinin düşeceğini tahmin ediyorum.

    Arif | 23 Mayıs 2020


Yorum yazmak için


  TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası, Bakırköy’de inşa edilen pandemi hastanesi nedeniyle iki pisti kullanılamaz hale getirilen Atatürk Havalimanı ile ilgili suç duyurusunda bulundu. Rıfat DOĞAN ARTI GERÇEK- TMMOB Mimarlar Odası, Atatürk Havalimanı’nın iki pistinin kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle kamu malına zarar verme suçlaması ve zarara neden olanlarla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org