4. Endüstriyel Devrim ve Mimarlık |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
4. Endüstriyel Devrim ve Mimarlık
Share 10 Aralık 2019

KRİZ YOK DÖNÜŞÜM VAR

 

Raşit Gökçeli, Y.Bölge Plancısı (ODTÜ), Mimar (İTÜ)
2018 – 2019

 

 

Gölgemiz aynaya düşmez bizim
Ne varsa sanal imgede var

 

 

Ön Giriş Niyetine
“Bize Ekmek yoksa size de huzur yok”
19.yüzyıl dünyasının ünlü hayaletinin ruh ikizi 21. yüzyıl dünyasının semalarında dolaşmakta !
Latin Amerika, Amerika, Avrupa ülkeleri, Afrika, Ortadoğu ve Asya’da velhasıl gelişmiş, gelişmekte olan, ister sıcak ister soğuk savaşta olan ister demokrasi ister otoriter rejimler altında yönetilen tüm dünya ülkelerinde emeği ile geçinen geniş halk yığınlarının mevcut yönetimlerden talepleri var.

 

 

 

 

 

Endüstri Devrimleri Tarihi…

 

 

Talepler sokaklarda dile getirilmekte !

 

 

Emekçi halk yığınları daha iyi yaşam koşulları talep ederek dünyanın belli başlı kentlerinin sokaklarını arşınlamakta !

 

 

Emeği ile geçinen geniş halk yığınları, eğitim, sağlık, emeklilik, yaşam kalitesi alanlarında düzenin kendilerine sunduğundan hoşnut değil.

 

 

1970’lerden bu yana dünyada süregelen neokapitalist düzen ve küreselleşme, 2. Dünya Savaşı ertesinde kısmen ulaşılan refah devletlerini kemirerek, zenginlerin daha zengin, fakirlerin daha fakir, orta sınıf ve katmanların giderek milli gelirden daha az pay aldıkları toplumlar yarattı.

 

 

Sermaye değil insan odaklı kentler, çevre dostu kentler, doğa ile bütünleşmiş kentler, insan sıcaklığı, dost ortamlarının egemen olduğu konut alanları, kent makroformları, küresel iklim değişikliklerine duyarlı kalkınma modelleri, cinsler arsında eşitlik, tüm dünya halklarının belli başlı talepleri arasında yer almakta.

 

 

Bireylerin, emekçilerin yeteneklerini geliştirmelerine olanak sağlayan iş organizasyonu, iş bölümü (division of labour) hedefi, fordist ve post fordist istihdam biçimlerinden, esnek istihdam koşullarından bıkan usanan geniş halk yığınlarının talepleri arasında yer almakta.

 

 

21. yüzyıl dünyasının kentlerinin semalarında dolaşan hayalet; “zincirlerinizden başka kaybedecek bir şeyiniz yok” diyen 19. yüzyıl hayaletinin ruh ikizi, 21. yüzyılın hayaleti diyor ki :

 

 

Bize ekmek yoksa size de huzur yok”.

 

 

Giriş niyetine

 

 

Emek – Nitelikli Emek – Yapay Zeka ile Donanmış Nitelikli Emek

 

 

Küreselleşme ve neokapitalizmin 1970’ler sonrasında parlayan yıldızı sadece emeği değil nitelikli emeği de eğretileştirdi (bkz: Raşit Gökçeli, “Nitelikli Emeğin Eğretileştirilmesi”,http://rasitgokceli.blogspot.com.tr. )

 

 

Neokapitalistler “tarihin sonunu” ilan ettiler ve artık toplumsal formasyonun yegane itici gücünün serbest pazar mekanizması olduğunu savladılar.

 

 

 

 

 

 

1. Sanayi Devrimi Fabrikaları

 

 

19. asrın ve 20. asrın başlangıcının toplumsal mücadele pratiği, geleneği çöpe atıldı, toplumun gelişmesi finansal çevrelerin, sermaye çevrelerinin çok uluslu sermaye şirketlerinin borsa performanslarına endekslendi.

 

 

Emeğin milli gelir içerisindeki payı göreceli olarak geriler iken bu kez nitelikli emek de aynen emek gibi toplum içerisinde irtifa kaybına uğradı.

 

 

Literatürde prekarite olarak isimlendirilen bu süreç, nitelikli emeğin eğretileştirilmesi, uzmanlaşmış kadroların, artmakta olan işgücü verimliliğine karşın uzmanlık ve becerilerine orantılı bir gelir elde edememeleri ve yaşam standartlarının düşmesine yol açtı.

 

 

Neokapitalist devirde, delokalizasyon, deregülasyon, kemer sıkma (austerity) gibi yöntemlerle sermaye, dünyanın her yerinde toplum dokusunu ilmek ilmek çözdü. Sendikal haklar, siyasal mücadele biçimleri giderek kapitalist toplumda etki ve işlevlerini yitirdi.

 

 

Ekonominin finanslaşması sonucunda maddi üretim finansal işlemlerin hacmi karşısında güdük kaldı.

 

 

Finans dünyası toplumsal yapıya, formasyona hakim oldu.

 

 

Biz plancıları ilgilendiren bir aşama ise finans teknikleri ve dijital hesaplama yöntemlerinin giderek güçlenen bilgisayarlar aracılığı ile gayrımenkulün ışık hızı ile menkul değerlere dönüşmesi ve bunun sonucunda sermayenin organik yapısının değişime uğramasıdır. (bkz.: Raşit Gökçeli, “David Harvey Üzerine Temrinler” ve “Meslekte Dönüşüm / Mimarlar Odası Ankara Şb Yayını – dosya 07, mart 2008”,http://rasitgokceli.blogspot.com.tr içinde.

 

 

Plancılar olarak hem sermayenin para – meta – para döngüsü içerisindeki dönüşümü esnasında üretimine nitelikli emeğimiz ile katkıda bulunduğumuz gayrımenkulün menkul değerlere dönüşmesinin anlamını kavramamız, hem de emeğin sermaye yapısındaki göreceli değerinin azalmasından ötürü statümüzde oluşacak değişikliler ile nasıl baş edeceğimizi düşünmemiz gerekecektir.

 

 

Nitelikli emeği tehdit eden bir diğer sorun : Yapay Zeka

 

 

Emeğin ve nitelikli emeğin başına gelenler sadece neokapitalizmin saldırısı ile sınırlı değil!

 

 

Turbun büyüğü heybede !

 

 

Emeğin ve özellikle nitelikli emeğin 4. Sanayi devrimi dolayısı ile karşılaşacağı bir dizi yeni sorun gündeme geldi.

 

 

Nitelikli emek, prekaritenin olgusu sonucunda toplumdaki gücü ve statüsünü yitiriken bu kez yapay zekânın iş organizayonunda getirdiği bir dizi yeni sorun ile de karşı karşıya kalmış durumda.

 

 

 

 

 

4. sanayi devrimi çalışmanın, ücretin yeni baştan tasarlanmasını gündeme getirecektir.

 

 

Yeni bir toplum, başka bir dünyanın eşiğine adım atmış bulunmaktayız.

 

 

Birçok geleneksel meslek ve iş gereksiz hale gelirken, nitelik gerektirmeyen el ve kafa emeği, robotlar, bilgisayar programları ile ikame edilirken, klasik sendikal ve siyasi örgütlenmeler 4. Sanayi devrimi dünyasının sorunlarına bambaşka taktik ve stratejiler geliştirerek yanıt vermek zorunda kalacaklardır.

 

 

Halihazır emek, sermaye, ücret, çalışma düzeni baştan sona değişime uğrayabilecek, vatandaşlık geliri, ya da kamu mal ve servislerinin herkese, toplumun her kesimine, ulaşılır kılınmasını sağlayan fiyat indirimleri bizzat mevcut düzenin iktidarları tarafından yakın bir gelecekte uygulamaya konabilecektir.

 

 

Eski dünyanın sendika, parti örgütleri “başka bir dünyanın mümkün” olduğunu tasarlamak, bu yeni dünyayı kendi kitlelerine ve topluma anlatmak, yeni yaşam tarzlarını inşa etme zorunluluğu ile karşı karşıya kalacaklardır.

 

 

Dolayısı ile genel geçer, sistem karşıtı eleştirilerde kriz diye tanımlanan süreçler, sisteme getirilecek basit düzeltmeler, değişmekte olan dünyayı, farklılaşan bir toplumsal yapıyı yorumlamakta yetersiz kalmaktadır.

 

 

İçine adım attığımız yeni sanayi 4.0 toplumlarının parametrelerini kavramamız, plancılar olarak, değişmekte olan toplumların yeni paradigmalarını anlayacak biçimde kendimizi yeni bilgi ve teknolojilerle donatmalıyız.

 

 

Neokapitalizme alternatif arayışları “kriz çözme” çaba ve yaklaşımları ile değil, toplumsal formasyonu temelden değiştirecek dönüşümler ile mümkün olacaktır.

 

 

Çözüm paradigma değişikliklerinde ve olası, mümkün, başka bir dünya arayışlarında yatmaktadır.

 

 

Özetle 4.sanayi devrimi dünyasında kriz yok dönüşüm vardır.

 

 

Yeni bir dünyayı, mümkün başka bir dünyayı tasarlayabilmek ise yeni teknolojileri kavramak, 4. Sanayi Devrimi ile gündeme gelen değişen dünyayı yorumlayabilmeyi gerektirmektedir.

 

 

Felsefe, Fen, Finans alanlarında yaşanan keskin değişimleri kavramayı sağlayan bilgi ve teknoloji ile donanma gereksinimi emek güçleri için de bir var olma / varoluş sorunu haline dönüşmüştür.

 

 

İncelememizi. sanayi devrimlerin neler oldukları ve 4. Sanayi devriminin özelliklerini açıklayarak sürdürelim.

 

 

Dört endüstriyel devrim

 

 

Makalemizin bu bölümünde, yaşamakta olduğumuz teknik dönüşümün yaşantımızda, yaşam çevremizde yaratmakta olduğu, olacağı değişimler ve bu değişimlerin mimarlık ve şehircilik disiplinlerinde oluşturacakları olasılıklı farklılıkları tartışmaya gayret edeceğim.

 

 

4. endüstri devrimi içerisinde olduğumuz kabul ediliyor. Sırasıyla sanayi devrimleri :

 

 

1. endüstri devrimi buharlı makinelerin ortaya çıkışı ile toplumsal üretimin inorganik enerjiden organik enerjiye dayanarak yapılması ile başladı.

 

 

Bu dönüşüm kırsal nüfusun kentlere, fabrikalara göç etmesini, kentlerin merkezlerinin dünya ticareti aracılığı ile zenginleşmesini tetikledi, merkezde zengin varsıl kesimlerin periferide kırdan kopan yoksul proleter kitlelerin yer aldığı bir kent makroformunu oluşturdu.

 

 

 

 

 

 

2. endüstriyel devrim ise elektrikli aletlerin (buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi v.b) ile binek arabalarının ortaya çıkması ve bunların doğurduğu yaşam koşullarının kısmi iyileşmesi sonucunda hem kent makfroformunun hem konut mimarisinin değişerek, çalışan sınıfın, banliyö, uydu kentler sanayi kentleri gibi mekanlarda yaşam sürmesi ile karakterize edildi. (Amerikan rüyası, banliyö, uydu kentler )

 

 

3. endüstriyel devrim ise sayısal teknolojinin üretim içerisinde yer alması ile gündeme geldi.

 

 

Bu aşamanın kent makroformu ve bina yapım biçimi üzerindeki bu yazıyı ilgilendiren etkisi, 2. Endüstriyel Devrimin toplumsal izdüşümü olan refah devletinin kademe kademe ortadan kalkması ve giderek emeğin ister niteliksiz ister nitelikli olması giderek eğretileşmesi olmuştur. (Prekarizasyon olgusu !)

 

 

2. endüstriyel devrim kent makroformunu etkiledi, kentler ulaşımın motorize olması sonucunda merkezi iş alanları, sanayi, rekreasyon, konut bölgeleri birbirlerinden ayrıştı.

 

 

3.endüstriyel devrimin kentleri çalışanlar ile varsıllaların belirli kent makroform kalıpları içerisinde, merkez, periferi, merkezi iş bölgeleri, sanayi bölgeleri, rekreasyon bölgeleri, eğitim, sağlık, v.b. işlevlerin akademik kurallar çerçevesinde yer aldıkları yerleşmeler biçiminde oluşmadı.

 

 

Prekaritenin emeğin statüsünü ve toplumsal gelirden aldığı göreceli payı kemirmesi sonucunda kentler iççerisindeki kamusal alanlar yok olmaya ya da azalmaya ya da özelleşmeye başladı.

 

 

Öte yandan, kent merkezleri, küreselleşmenin ortaya çıkardığı devasa finansal olanaklar çerçevesinde kendilerine has mimari artifaktlar içeren kült binalar yapılar içeren, dünyada o güne dek rastlanmayan mimari ve kentsel uygulamaların alanı haline dönüştüler.

 

 

3. endüstiyel devrim ile hem sermaye hem emek artık 1. Ve 2. Endüstriyel devrimin kısıtlarına bağlı olmaksızın sadece sanal ortamda varolan olağanüstü finans birikimine bağlı tamamen kaotik birer yapıya büründüler.

 

 

(Ekolojik ayak izleri bir değil birkaç dünyayı yutacak gökdelenler, çöllerin ortasında kurulan azman rüya kentler ).

 

 

3. endüstriyel devrim sayısal teknolojilerin gelişmesi ve bunlara paralel olarak finans teknolojilerindeki yenilikler sayesinde fiziki değerler ile fiktif finansal değerler arasındaki sınırları kaldırıp her biri arasındaki geçişkenliği arttırdı.

 

 

Bunun mekansal plancılar olarak bizi ilgilendiren kısmı, artık gayrımenkul değerlerin de finansal operasyonlar aracılığı ile anında menkul değerlere dönüşme potansiyeline kavuşmaları oldu.

 

 

Artık gayrımenkul de aynen menkul değerler gibi sermaye hacmını / miktarını doğrudan arttırınca kentlerin makroformu da sermayenin gelişmesinde birincil önemde rol oynamaya başladı. (bkz. : Raşit Gökçeli, David Harvey’in “Visualisation of Capital” i üzerine temrinler makalesi.http://rasitgokceli.blogspot.com.tr içinde.)

 

 

Kol emeği ve entelektüel emek arasındaki sınırlar muğlaklaşmaya yüz tutar iken bu kez 4. Endüstriyel devrim ile birlikte yapay zeka devreye girdi.

 

 

2008 finans krizi ve giderek derinleşen ekolojik tehditlerin dünya çapında yarattığısiyasi ve toplumsal istikrarsızlık ortamı sonucundadünya yeni arayışlara girmek zorunda kaldı.

 

 

Bu arayışlar 4. Endüstriyel devrimin gündeme gelmesi ile yepyeni bir boyut kazandı.

 

 

4. endüstriyel devrim ile ilgili ilginç bir bakış açısı : teorik fizikçiden al haberi !

 

 

Standford Üniversitesinden Uluslararası üne sahip teorik fizikçi Shoucheng Zhang, (Shoucheng  Zhang: “Quantum Computing, AI and Blockchain: The Future of IT” | Talks at Google – YouTube) , 4. Endüstriyel devrim ile ilgili olarak şunları açıklıyor :

 

 

“-Artık teorik buluşlarla bunların pratik ve uygulamada doğrulanmaları arasındaki zaman giderek kısalmakta ve teorik buluşlar ile bunların uygulama ve pratikteki izdüşümleri giderek artan alanlarda ve sayılarda gündeme gelmektedir.

 

 

-Sayısal alanda, bilgisayarların mimarisi yakın zamanda değişecek, sıfır, bir, temelli (bir bit / boolean algebra ) ve endüktif, dedüktif mantık ile çalışan bilgisayarların yerini kuantik bit esaslı, endüktifdedüktif mantık yanısıra, monoton olmayan abdüktif mantık esaslı bilgisayarlar alacaktır. Bu bilgisayarların kapasiteleri ve işlem yapma becerileri şu andakilerin milyonlar ve milyonlarca kat üzerinde olacaktır. Bu bilgisayarlara entegre edilecek olan kuantik fizik esaslı çipler bilgisayarların hesaplama güçlerini artırmada etkili olacaklar, ayrıca kuantik menşeli sayı dizinleri olışturma özellikleri dolayısı ile ‘hack’ edilemeyecek algoritmalar da yaratacaklar ve dolayısı ile tam anlamda (secure) güvenilir olacaklardır. (Unhackablechip)

 

 

-Yapay zeka (AI) devreye girecek, güçlü algoritmalar ile şimdiye kadar çözümü zor ve zaman alan meseleleri çözecektir.”

 

 

Yapay zekanın (reinforcedlearning / deeplearning) derin öğrenme teknolojisi sayesinde yeni nesil bilgisayarlarda oluşturulan algoritmalar tıptan mühendisliğe, insan yaşamını ilgilendiren her alanda bugüne dek erişilememiş hedeflere ulaşmayı olasılıklı hale getirecektir.

 

 

Deep Learning, ilkesel olarak insan beyninin nöroplastisite özelliğini andıran bir ilkeye dayanmaktadır. (Kemal Kılıç, Sabancı Üniversitesi).

 

 

İnsan beyninin nöronları ve bu nöronları bağlayan sinapslar ağı deneysel olarak birbirinden farklı yol ağları oluşturmaktadır.

 

 

Bir alanda devamlı olarak tecrübe kazanılması, aslında nöronları bağlayan sinaps ağında bazı ağların gelişmesini ve dolayısı ile tecrübe kazanılan alanda başarı oranının artmasına sebebiyet vermektedir.

 

 

Bilgisayar deep learning uygulamasında sayısız sayısal deneyi hesaplama gücüne dayanarak analiz etmekte ve insan beyninin nöroplastisite özelliğine paralel bir uygulamayı makineye yaptırmaktadır.

 

 

Shoucheng Zhang açıklamalarına şöyle devam ediyor :

 

 

“-Blockchain (zincirbloklar) teknolojisi 4. Endüstriyel devrim ile birlikte gündeme gelen ve tekerleğin icadı kadar anlamlı bir diğer innovatif gelişmedir.”

 

 

Blockchain uygulamasını kabaca şu şekilde izah edebiliriz :

 

 

Büyük bir muhasebe defteri / defter i kebir / kalamoza defteri tahayyül edelim. Bu defterde ister parasal olsun ister fiziksel olsun her bir girişin bilgisayar ortamında ve bir (hush ) algoritması ile herksesin kontrol edebileceği, görebileceği şekilde zincir bloklar ile birbiri ardınca işlendiğini varsayalım. Bu sistem bir yandan merkezi bir otoriteyi (Merkez Bankaları gibi) gerekli olmaktan çıkarır iken öte yandan üzerinde herhangi bir tahrifat yapılmasını da olanak dışı kılmaktadır!

 

 

 

 

 

 

Bu sistemde parasal finansal bir tranzaksiyon ya da bir mal hareketi veya örneğin bir tapu kaydı bir kere sisteme dahil edildiğinde üzerinde artık herhangi bir tahrifata olanak kalmamaktadır .

 

 

Sistem tarih boyunca mal, hizmet ve para akımında temel esas olan karşılıklı güven ögesini matematiksel olarak sağlamaktadır !

 

 

ABD dolarının arkasında yazılı olan “InGodweTrust” (Tanrıya güveniriz), yerini “InMathematicwetrust” (Matematiğe güveniriz) ifadesi artık rahatlıkla yer alabilir!

 

 

Bu sistemin en meşhur uygulamalarından biri sanal / kripto paralardır. Bunlardan Bitcoin, ethereum, ripley arasında Bitcoin en meşhur olanıdır. SatochiNakamura adlı (gerçek adı ve kişiliği meçhul) biri tarafından ortaya atılan bitcoin en ünlü blockchain uygulamalarından biri olupdünya piyasalarında kendine önemli bir yer edinmiştir.

 

 

Blockchain teknolojisi o denli önemlidir ki klasik devletler ve dünyaca büyük uluslararası küresel şirketler bu teknolojiyi kendi bünyeleri içerisinde uygulamayı hedeflemektedir.

 

 

Facebook’un Libra, (kriptopara) ve Calibra (elektronik cüzdan) uygulamasına geçmek için Amerikan Kongre’sinden izin koparmaya çalışması blockchain teknolojisinin ne denli önemli olduğunun bir diğer kanıtıdır.

 

 

Facebook yetkililerine güvenmedikleri için izin vermekten kaçınan Amerikan Kongresi’ne Facebook yetkilileri: Geç kalırsak bu teknolojiyi başkaları (Çin Kastediliyor) bizden önce kullanıp ön alacak cevabını verdiler !

 

 

Bu satırlar kaleme alınırken bu sefer Çin kendi kripto parasını (currency) oluşturacağını açıkladı.

 

 

Kore kripro paranın kullanacağı bi serbest ticaret bölgesi oluşturacağını ilan etti.

 

 

Suudiler ise egemen fonlarındaki (sovereignfunds) değerlerin bir bölümü ile Silikon vadisindeki şirketlere sermaye yatıraracağını bildirdi.

 

 

Sonuç olarak ister kripto olsun ister klasik döviz birimi olsun hangi parasal birimin dünyada hakim olacağı (parasal senyorite) ünlü antropolog David Graeber’in “Borcun Tarihi” (An History of Debt)adlı eserinde belirttiği gibi ordusu en güçlü devlet gücü tarafından belirlenecektir. (Kimin ordusu güçlü ise sikkeyi o basar).

 

 

ShouchengZhang’ın dikkat çektiği bir diğer nokta ise, blockchain teknolojisinin mal, hizmet ve parasal akımlarda tatarflar arasında sağladığı güven unsuru dolayısı ile sistem içerisindeki güvensizliklerden kaynaklanan unsurların yok edilmesi ile sistemin tümünün (entropisinin) karmaşalık düzeyinin asgariye ineceğidir.

 

 

 

4.  endüstriyel devrimin belirgin bir özelliği : sonsuz sayıda yeni teknolojinin birlikte birarada iç içe gerçekleşmesi durumu

 

 

4. endüstriyel devrimin belirgin bir özelliği gündeme gelen tüm teknolojilerin birbirleri ile ilşkili bir şekilde sonsuz sayıda uygulamada kullanılabilmeleridir.

 

 

Bu özellik mimarlık ve şehircilik gibi mekânsal disiplinler için de geçerlidir.

 

 

Belli başlı teknolojileri sıralar isek:

 

 

-Sayısal alandaki teknolojiler

-IoT / (nesnelerin interneti) Internet of Things

-nanoteknoloji

-genetik alandaki teknolojiler

-yapay zeka

-robotik

-finansal enstrümanlar ile ilgili teknolojiler

 

 

Her alanda kullanılmakta kişisel bilgisayarlar ve akıllı telefonlar ile her türlü iletişim her türlü ortamda gerçekleştirilebilmektedir.

 

 

Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik yardımı ile (mixedreality /augmentedreality) karmaşık gerçeklik ortamları yaratılabilmektedir.

 

 

Şimdi bu son teknolojik gelişmelerin mimarlık ve şehircilik gibi mekânsal disiplinler üzerindeki olası etkileri üzerinde duralım:

 

 

4. Endüstriyel Devrimin Mimarlık ve Şehircilik uygulamaları üzerindeki muhtemel etkileri ve bazı örnekler :

 

 

Konuyu örnekler bazında açıklamakta yarar var. Ancak işe 4. Endüstriyel devrimin getirdiği ortamın bazı temel niteliklerini tartışmakta yarar görmekteyim.

 

 

-İlk söylenebilecek her bir endüstriyel devrimde olduğu gibi 4. Endüstriyel devrim sürecinde de toplumsal formasyonun radikal değişimler göstereceğidir.

 

 

-Kentlerin makroformu, tamamen farklılaşacaktır. İnsangücü, istihdam, iş organizasyonu, ticaret, ulaşım, finans kökten farklılaşacaktır.

 

 

-4. endüstriyel devrim sonucunda geleneksel meslekler dönüşecek, sadece insangücü gerektiren işler yerini makine ve robotlara bırakacak insan emeği artık daha fazla uzmanlaşma gerektiren alanlara kayacaktır. Gene çalışma zamanı azalacak, kafa ve kol emekçileri sadece ücret almayacak ama vatandaşlık geliri de alacaklar ya da toplum içinde üretilen mal ve hizmetlerin fiyatı düşecektir.

 

 

-İnsan ömrü uzayacak, insanların boş zamanları artacak, bu boş zamanlar, spor, sanat, bilim ve rekreatif faaliyetlere yönelecek, insanların emansipasyonu yönünde aşamalar kat edilecektir.

 

 

4. endüstriyel devrim sonucunda toplumsal işgücü organizasyonu değişecek toplu iş mekanları giderek nitelikli işgücü elemanlarının tek tek kendilerine özel ayrışmış mekanlarda ve fakat ama grup ile irtibatlı bir şekilde çalışacakları bir düzenlemeye bırakacaktır.

 

 

Konut bölgelerinin de merkezi iş bölgesi, ticaret bölgeleri, sanayi bölgeleri ile mekansal irtibatı farklılaşacak, iş organizasyonunun değişmesine bağlı olarak konut bölgeleri de kent merkezinden daha uzakta periferide, daha kırsal bir ortamda yer alabilecektir.

 

 

Konut bölgelerinde giderek kentsel aktivitelerin dışında da permakültür, kent bostanlarıv.b. aktiviteler yer alabilecektir. Konut / ikametgah bölgeleri kullanıcıya daha dost, nesiller arası, birlikteliklere uygun çocuklar ile yaşlıların da kendilerine yer bulacakları (convivial) dost ve arkadaş ortamları içeren mekânsal düzenlemelere dönüşecektir.

 

 

Konut bölgeleri ve genel olarak tüm yapılar enerji tüketiminin minimazisyanonuna uygun biçimde tasarlanacaktır.

 

 

Nesnelerin interneti (IoT) alanındaki gelişmeler, her çeşit sensor / duyargaların gelişmesi söz konusu amaçları gerçekleştirmeyi olası ve ekonomik kılacaktır.

 

 

Ortalama yaşam süresi uzayacak buna bağlı olarak demografik yapı, aile yapıları değişecek, bu gelişmelerin hem kent makroformu hem yapıların tasarlanma süreçleri üzerinde önemli değişikliklere yol açacaği görülecektir.

 

 

Üretim ağırlıklı olarak maddi olmaktan (mal / meta) çıkarak giderek sanal biçime dönüşecektir. Araştırma ve inovasyon maddi üretrimin yerini alacaktır.

 

 

Araştırma ve inovasyonunyarattığı katma değer maddi üretimin yarattığı katma değerden çok daha yüksek olacaktır.

 

 

Bu anlamda 4. Endüstriyel devrim sonucunda toplumsal formasyonun değişeceğini öngörebiliriz.

 

 

Nesnelerin interneti (IoT) değişik tipteki makinelerin   belli bir amaç, program ve hedef doğrultusunda birbilerine bağımlı bir biçimde çalışabilir duruma gelmelerini sağlayacaktır.

 

 

Söz konusu teknolojik gelişmeler birçok uç teknolojinin birlikte birarada uygulanması sayesinde hayata geçecek artırılmış gerçeklik (Augmentedreality),yapay zeka, blockchain teknolojileri kompleks proje ve uygulamalar içerisinde birarada kullanılacaktır.

 

 

Diğer birkaç önemli boyut :

 

 

Verilerin demokratikleştirilmesi – Veri Enfrastrüktürü – Verilerin Kamu Malı Olması (x) (bkz .:FrancescaBria, “Rethinking Smart City)

 

 

4. sanayi devrimi her alanda verilerin toplanmasına dayanacaktır. Güçlenen bilgisayarlar her türlü verinin sonsuz sayıda toplanmasıbı olanaklı kılacaktır.

Bu verilerin kullanımının herkese açık olması, erişimin demokratik ortamda sağlanması örneğin akıllı kentlerin hedeflerinden (Barcelona örneği) biri haline gelmiştir.

Bilgi ve veri demokratik bir ortamda insanlığın kullanımına açık hale gelecektir.(4.sanayi devrimi big data)

 

 

BİG DATA’nın sahibi kim olacak ? 

 

 

Sayısal teknoloji alanındatröstleşmiş dev şirketlerin oluşması bunların çok uluslu şirketler biçiminde tüm dünya üzerinde egemenlik tesis etmeleri sadece bireyleri değil devletleri de rahatsız etmeye başlamıştır. GAFA olarak tabir edilen Google, Apple, Facebook, Amazon her biri devlet bütçelerinden büyük , milli gelirleri ile yarışan ciroları ile  hem devletlerin kontrolü dışına çıkmakta hem elde ettikleri gelirlerden vergi ödememektedirler.

 

 

 

 

 

 

Bu durum toplanan verilerin sahipliliğinin basıl oluşacağı tartışmasını getirmiştir. (IntellectualProperty ) Fikri haklar tartışması da bu meyanda gündeme oturmuştur.

 

BigData’nın kamu malı mı özel mal mı sayılacağı tartışmaları süregelmektedir.

 

 

Birkaç Hipotez

 

 

Emeğin , nitelikli emeğin , iş organizasyonunun dönüşümünü vurucu bir biçimde simgeleyen  çarpıcı bir metafor:(el emeği, kol emeği, niteliki emek, makine ile nitelikli emeğin simbioz halinde birarada bulunması) :

 

Blockchain teknolojisi kapsamında Bitcoin imal edenlere “madenci” adı verilmesi !

 

 

Hipotez 1 :

 

 

Artık insan ve makine bir çeşit artırılmış gerçeklik kipinde, simbioz halinde bir ve birarada var olacaklar.

Standford Üniversitesi’nden Douglas Engelbartduring daha 1962 senesinde kişisel bilgisayarların emekleme aşamasında, insan ile makinenin simbioz halinde sorunlara çözüm araması konseptini öngörerek (AI) yapay zeka ile mimarın birlikte ve birarada çalışabileceğini öngördü. Bu gelişmelerin mimarların mesleklerini uygulamalarında ve mesleğin uygulanda köklü değişikliklere yol açacağını bildirdi.

(bkz.:https://archinect.com/news/tag/566665/artificial-intelligence )

 

 

Geleceğin mimarı karşılaştığı sorunu (tüm boyutları ile) çözmeye yoğunlaşacak, çizim kısmına ise (yapay zekanın sağladığı olanaklar sayesinde,daha az zaman ayıracaktır. (bkz.:https://archinect.com/features/article/149995618/the-architecture-of-artificial-intelligence )

 

 

Mevcut bilgisayar teknolojisinden kuantik bilgisayarlara geçiş / Hipotez 2

 

 

Sıfır – bir esaslı bitlere dayalı mevcut bilgisayar teknolojisi kuantik mimari (qbit) lere dönüşünce sadece bigisayarların gücü artmayacak, bilgisayar teknolojisinin kulandığı mantık da farklılaşacaktır.

Şu andaki indüktif – dedüktif mantık yeri geldiğinde yerini abdüktif – feshedilebilir monoton olmayan buğulu mantığa bırakacaktır.

Newton fiziği  ile mekanik mühendisliği arasında nasıl bir bağlantı varsa, mantık ile yapay zeka arasında da benzer bir bağlantı vardır.  (Bkz.: Vedat Kamer, Mantık ve Yapay Zeka, Dr. Öğretim Üyesi, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü, ODTÜ Mezunları İstanbul Derneği’nde konferans)

 

 

Akıl yürütme türleri

 

 

Formel dedüktif mantık, informel mantık ve  yapay zekayı dikkate alarak akıl yürütme türlerini dört başılkta ele alabiliriz. (bkz.: Vedat kamer, İbid., s.66)

1.dedüktif akıl yürütme

2.endüktif akılyürütme

3.abdüktif akıyürütme

4.feshedilebilir (defeasible) akıl yürütme(bkz .: Vedat Kamer, İbid., s.66)

 

 

Sanayi 4.0 döneminin mimarlık mesleğinin uyugulanmasında yol açmakta olduğu bazı değişiklikler

 

 

 

 

3. endüstriyel devrim T cetveli gönye pergel rapidoyu attı bilgisayar programlarını autocad vs benzeri teknolojileri mimari çizim pratiğine kattı.

 

 

Bilgisayar esaslı mimari binaların dizayn edilmesi sürecini temelden değiştirecektir.

 

 

Modellemeler sayesinde yapılar inşa edilmeden önce statik, maliyet, işlevsellik açılarından test edilebilecektir. (Virtüel / sanal modeller).

 

 

3D modelleme, (SLAM / particular simultaneous localisation and mapping) teknolojileri yapıların imalat sürecini daha ekonomik, verimli ve hızlı kılacaktır. Bu teknolojinin yatırımcıya sağlayacağı ticari yararlar olacaktır. (bkz.:http://www.bimplus.co.uk/people/why-construction-needs-embrace-fourth-industrial-r/)

 

 

Blockchain teknolojisi ve sistemlerde entropi minimizasyonu

 

 

Blockchain (zincirblokları) teknolojisi nasıl finans dünyasında entropi minimizasyonuna yol açıyorsa, mekanda da entropiyi minimize eden çözümlerin aranması gerekli olacaktır.

 

 

Kentlerde, kamusal alanın toplam alana oranı arttığı ölçüde entropinin minimize olacağı varsayımı ile bazı modeller kurulabilir.

 

 

Entropinin kentsel alanda hesaplaması için : (bkz.: Orkan Güzelci, Sinan Mert Şener, A design evaluation model for architectural competitions: Measuring entropy of multiple  factors in the case of municipality buildings., ITU A/Z, vol 15, no. 1,)

 

 

Teknoloji, emansipasyon, endüstriyel devrim ilişkisi

 

 

 

 

 

X: teknoloji. Y: Artistik yaratı; emansipasyon

 

 

Teknoloji, artistik yaratı ve emansipasyon arasında 2. Ve 3. Endüstriyel devrimde azalan artistik yaratı ve emansipasyonun (fordist ve post fordist üretim teknikleri sonucu) 4. Sanayi devrimi toplumlarında yeniden yükselişe geçeceği varsayılabilir. (rg)

 

 

Dönüşümün ana parametreleri ve sonuç

 

 

(Reçete : F FFyz)

 

 

Bu bölümde, yapay zeka (AI) alanındaki gelişmeler ve 4. Sanayi devrimi karşısında sıra kölesi değil total plancı olmayı amaçlayan plancıların ne tür displinleri öğrenmek zorunda oldukları  konusundaki fikirlerimi paylaşacağım.

 

 

Brinci F : Felsefe

 

 

Kuşkusuz 4. Sanayi devrimi süreci içerisinde yer alan total / bütünlüklü plancı sıra kölesi olamak için felsefenin ipine sarılmak zorundadır.

 

 

Felsefe, teknolojinin insanı başkalaştırdığını bize öğretir.

 

 

Platon / Eflatun bundan 2500 yıl önce yazı unsurunun insan beyninin bir protezi olduğu savını öne sürdü (bkz.: Tacettin Ertuğrul, IDEA, Kadıköy konuşması).

 

 

Prometeus efsanesi teknoloji peşindeki, ateşi tanrılardan alıp insanlara sunan insanın dramını anlatır.

 

 

Demek ki insan bilginin kendisi ile kaybolmaması, ve doğaya egemen olma çabası süreci içerisinde ilk kez yazıyı bulmuş sonra asırlar boyunca teknolojiyi geliştirerek doğaya hakim olma sürecini dijital teknoloji devrimine,  yapay zekaya kadar vardırmıştır.

 

 

4. sanayi devriminde artık insan zekası ile makine yapay zekasının bir ve birarada bir simbioz içerisinde birlikte çalışması evresine girildi.

 

 

Tıpkı artırılmış gerçeklik gibi ya da egzoiskeletler gibi insan uzviyetinin beyni de yapay zekanın (deep learning) derin öğrenme teknikleri ve kendi metabolizmasının nöroplastisite özelliği dolayısı ile hibrid ve eskisinden daha performanslı zeka biçimlerine kavuşacaktır.

 

 

Platon unutma karşısında yazının bir ilaç (farmakon) görevi gördüğünü savlamıştı (Tacettin Ertuğrul, İbid.,). Yapay zeka insan zekasının gücünü artırarak ve belki de sonsuza dek silinmemesini sağlayarak çağlar boyunca oluşan bilimsel birikimi bir zirveye taşıyacaktır.

 

 

DNA’ların genomu çıkartıldığı gibi beynin de “connectum” unu elde etme çabalarına nörobilimciler tarafından şimdiden girişilmiştir.

 

 

Böylesi bir teknolojinin felsefi bir erek (telos) olmaksızın anlamlı bir çıkışa yönelmesi mümkün olamaz.

 

 

Makine ile insan zekasının simbioz içerisindeki varlığı her bir birey, her bir hibrid zeka için de tek ve benzersiz (unique) olacaktır.

 

 

Bir anlamda 19. yüzyılın insanının emansipasyonunu savlayan, emansipasyon teorisi, 21. Yüzyılın hibrid zekaları için de geçerli olacaktır. İnsan ve makinenin oluşturacakları her bir hibrid zeka da emansipe, tek ve benzersiz (unique) olacaktır. (Kurtzweil)

 

 

Felsefi yaklaşımlara bir örnek olarak yapıların ekolojik ayak izlerini asgariye indirmek, kentlerde kamusal alanların kullanımını maksimize etmek, dar gelirli grruplara yönelik konut inşa etmek, sistem içerisindeki entropiyi minimize etmeye yönelik her türlü uygulama gösterilebilir.

 

 

İkinci F : Fen

 

 

Fen branşları, mimar ve plancıların an itibarı ile en fazla donanımlı oldukları alandır.

 

 

Yapı fiziğinden, statiğe, malzeme bilgisinden çizim tekniklerine hesaplama yöntemlerinden çeşitli mühendislik alanlarına kadar akla gelen her türlü teknik ve bilgi.

 

 

Bunlara nanoteknolojideki gelişmeleri eklemek gerekecektir.

 

 

Dijital alandaki olağanüstü gelişmeler ile yapı inşaat alanındaki teknolojik gelişmelerin bir ve birarada gerçekleşmesi  bugüne dek kimsenin  tasavvur edemediği arkitektonik uygulamalrın mimarlık alanında boy göstermesini olanaklı kıldı.

 

 

Üçüncü F: Finans

 

 

Finans alanındaki teknolojik gelişmeleri kavramadan modern dünyayı, modern kenti kavramak olası değildir.

 

 

Gayrımenkulün menkul kıymete dönüşmesi

 

 

Dijital ve finans teknolojilerindeki gelişmeler öncesinde gayrımenku llikid olma özelliğine sahip değildi dolayısı ile sermayeye dahil edilmesi teknik zorluklar içermekte idi. (amortisman hesapları, vs.)

 

 

Oysa mortgage (tutsat) teknikleri ile gayrımenkul ışık hızı ile menkul değere dönüşebildi.

 

 

Bu durum bir yandan sermayenin organik yapısını değiştirir iken (Fiks/sabit sermaye – değişken sermaye oranını değiştirerek) öte yandan ülke ekonomilerinde önemli servet artışlarına yol açtı.  (bkz.: Raşit Gökçeli, “David Harvey Üzerine Temrinler” ve “Meslekte Dönüşüm / Mimarlar Odası Ankara Şb Yayını – dosya 07, mart 2008”,http://rasitgokceli.blogspot.com.tr içinde.

 

 

Para-Meta-Para döngüsü içerisinde kent makroformuna bağlı olarak oluşan sermayenin yeniden beslenmesi

 

 

Sermaye dönüşüm içerisindeki değer olarak para-meta-para döngüsü içerisinde sürekli olarak artar iken artış mekanizmasını harekete getiren mekanizmalardan biri kentsel rant olmaktadır.

 

 

Kentsel rant, doğrudan kamusal yatırımlar ya da özel sektör yatırımları sonucunda oluşsun plancıyı, nitelikli emek mensubu olarak rantı oluşturan ögelerden biri olarak ilgilendirir.

 

 

Plancı ya da mimar kentsel yapıyı oluşturan binaların sadece fiziksel özellikleri konusunda değil, finansal özellikleri alanında da bilgi sahibi olmalıdır.(bkz.: Raşit Gökçeli, “David Harvey Üzerine Temrinler” ve “Meslekte Dönüşüm / Mimarlar Odası Ankara Şb Yayını – dosya 07, mart 2008”,http://rasitgokceli.blogspot.com.tr içinde.

 

 

Reçetenin son bölümü : yz (AI) / Yapay Zeka

 

 

Felsefe, fen, finans konularını bütünlüklü bir biçimde ele alma konusunda tüm bilimsel disiplinlerde olduğu gibi kullanılacak teknikler arasında yapay zeka giderek daha fazla önem kazanacaktır.

 

 

Plancı ya da mimar çözmekle yükümlü olduğu bina, kent parçası ile ilgili analizlerini yürütürken, elindeki konu ile ilgili hipotezlerini saptayıp, izleyeceği teknikleri seçip uygulayacağı model ile ilgili gerekli algoritmaları oluşturur iken artık giderek dijital teknoloji ve yapay zekadan yararlanacaktır.

 

 

Aynen bir doktorun teşhiste bulunur iken yapay zeka modellerini kulandığı gibi.

 

 

Yapay zeka nöroplastısite özelliği (deep learning / derin öğrenme) dolayısı ile giderek araştırılan konu hakkında eldeki sonsuza yakın veriyi inceleyip muhtemel sonuç ve önerileri kullanıcısına sunacaktır. Kullanıcıya ise vardığı senteze uygun öneriyi seçmek kalacaktır.

 

 

 

 

 

Epilog

 

 

Globalleşme ve neokapitalizm sonrasında refah devletlerinin giderek zemin yitirdiklerine kamusal alanın yerini özel alana bıraktığına, delokalizasyon, deregülasyon ve kemer sıkma politikaları (Austerity) sonucunda emek ve özellikle nitelikli emeğin eğretileştiğine (prekarizasyon), değinmiştim.

 

 

Bütün bunlara ek olarak 4. Sanayi devrimi ile birlikte nitelikli emeğin birçok işlevini gerçekleştiren yapay zekanın devreye girmesi söz konusu tabloya hangi yenilikleri getirecektir ?

 

 

Nitelikli emeğin geleceği bireyin formasyonuna ve sentez becerisine bağlı olarak kişiye özel olarak farklılaşacaktır.

 

 

Felsefe, fen, finans alanlarında donanımlı , yapay zeka sayesinde gelişen teknolojileri kendi disiplin alanlarında kullanabilenler kazançlı çıkacaklar, diğerleri iş organizasyonu içerisinde irtifa kaybına uğrayacaklardır.

 

 

Sanayi 4.0’ın yapı taşları

 

 

Bir analoji yapmak gerekirse, Felsefe, fen, finans, ve yapay zeka (FFFyz) ‘yi DNA’nın yapı taşlarına benzetebiliriz (TCGA) .

 

 

Söz konusu ögeleri manalı bir sekans içerisinde bir genom dizisi (string) halinde kullanabilecek olan nitelikli emek erbabı, bunları kendi disiplinlerinde bunları algoritmalara, uygulamalara dönüştüreceklerdir.

 

 

4. sanayi devrimi toplumları bireyin emansipe olmaya yüz tuttuğu, ekolojik ayak izi sıfıra yaklaşan, hür ve eşitlikçi toplumlar olacaktır.

 

 

Felsefe, Fen, finans, yapay zeka (FFFyz) yapı taşlarından oluşan sonsuz sayıdaki dizini (string) kendilerine özgü koşullara bağlı olarak hayata geçirebileceklerdir.

 

 

Bu satırları salt  bir teknoloji yüceltmesi olarak algılamamak gerekir. Teknoloji, en üst aşamada da olsa felsefi temellere dayanmadan bie mana ifade etmez. (FFFyz) yapı taşları analojisinde vurgulamak istediğim nokta en üst teknoloji ile klasik beşeri ilimler (felsefe) arasındaki bütünlüklü diyalektik ilişkidir.

 

 

Son olarak, sanayi 5.0 olarak tanımlanan , “teknolojinin toplumlar tarafından bir tehdit değil, bir yardımcı olarak algılanması” gerektiği yaklaşımı  önem kazanmaktadır.(bkz.: Esra Kent,  Siemens A.S. ChiefSustainabilityofficer, Endüstri 4.0’dan Toplum 5.0’a, Türkiye’nin endüstri 4.0 platformu içerisinde)

 

 

Son Söz

 

 

Sanayi 4.0 ile içine girdiğimiz dönemi bir kriz değil DÖNÜŞÜM aşaması olarak kavramak gerekmektedir.

 

 

 

 

 

2 Yorum
  1. genellikle içinde bulunduğumuz zaman ve “anın” özel durumları yeterince fark edilmiyor. tarih biraz geriye çekilip bakılınca yazılabiliyor. içinde olduğumuz zaman eskiyle yeni olanın iç içe girmesinden ve biz de mesela mimarlığı daha çok eski fikirlerimizle yapmamızdan dolayı, yukarıda çok önemli bilgiler sunulan gerçeği bir süre sonra ayırd edebiliyoruz. en az bir on yıl sonra ayıyoruz.

    Melda Yıldız | 14 Aralık 2019

  2. Anlatılanlar bir tarih özeti. Her mimar geçmiş süreçleri böyle ayrıntılarıyla bilemiyor tabiatıyla. Teşekkür ederim.

    nezahat can | 1 Şubat 2020


Yorum yazmak için


Galata Kulesi’ni 164 yıl sonra İBB’nin elinden alan Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan restorasyon skandalı!     Hilti ile yapılan yıkımın sonradan eklenen duvarlar olduğu söyleniyor. Ama giriş alanında yapılan çalışmanın plandan da okuyabildiğimiz üzere özgün duvarlar olduğu açıkça belli oluyor.

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org