İstanbul’da Deniz İle İnsan İlişkisi / Arif Atılgan |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
İstanbul’da Deniz İle İnsan İlişkisi / Arif Atılgan
Share 28 Ağustos 2017

İstanbul’da ilk denize girenler yabancı uyruklulardır. 1900’lerin başında Moda’da İngilizler, 1920’lerde Florya’da Ruslar denize giriyorlarmış. Onları gören vatandaşlarımız önce kapalı deniz hamamlarında, sonra açıkta denize girmeye başlamışlar. Her şeyin ilkinin İstanbul’da olduğunu düşünürsek Ülkemizde ilk denize girme vakaları İstanbul’da yaşanmıştır diyebiliriz. Hep denizle iç içe olunmuş burada. Yıllarca tüm Türkiye’ye sayfiye görevi üstlenilmiş.

 

 

                                                                                                 Moda Plajı En Eski Plajdı

 

 

1970’li yıllara kadar kent içinde denize girmek plajlar vasıtasıyla olmuştu. Plajlar, çoğunlukla parayla girilen tesislerdi. Her ilçenin çocuklarının yüzme öğrendiği deniz kıyısı ayrıydı. Örneğin: Kadıköy’ün bütün çocukları Kalamış’ta, ya sandalın ipine ya da iskelenin merdivenine tutunarak yüzme öğrenmişlerdi. Bir grup insan ise tekne barınaklarındaki küçük teknelerini kullanıyorlardı.

 

 

Bu yıllara kadar nüfus 1 milyonun altındadır. Bazı evler fosseptik kullanıyor, bazıları ise kanallarını denize akıtıyordu. Ancak bu miktarın denizi kirletmeye gücü yetmiyordu.

 

 

İstanbul’da ‘denize gitmek’ deyimi vardı. Herkes kesinlikle denize giderdi çünkü. Plajdan, kıyıdan, kayalıklardan, tekneden bir şekilde suya girilirdi. Çocuklar büyüdükçe evdekilerden önce ‘sinemaya gitmek’, sonra ‘denize gitmek’ izni alırlardı. En son ‘gece sinemaya gitmek’ izni alınırdı ki bu durum o çocuğun artık tam büyüdüğünü gösterirdi.

 

 

1973 yılında inşa edilen 1. Boğaz Köprüsü kentin kuzeyine yerleşimi çoğaltmış, nüfus 2 milyonları bulunca kanallardan gelen atık su denizi kirletmeye başlamıştı. Diğer yandan artan nüfusa plajlar yetmiyordu artık.

 

 

1980 li yıllarda nüfus 5 Milyonlara dayanmıştı. Sahili doldurup bütün kıyıları halka açmak düşünülmeye başlandı.

 

 

1984 yılında başlayan sahil dolgu alanı çalışması hem inşaat dolayısıyla kıyıları insanlardan koparmış hem de hafriyat topraklarıyla denizin dibini kirletmiştir. Bu sebepler insanları denizden uzaklaştırıyor, ‘Marmara’da denize girilmez’ olgusunu yaratıyordu. İstanbul’dakiler başka yerlere gitmeye başlamıştı.

 

 

1988 yılında 2. Boğaz köprüsünün açılmasından sonra nüfus 7 Milyonlara gelmiştir. Artan nüfusa göre alt yapı yenilenmeyince Marmara Denizi büyük bir fosseptik çukuruna dönmüştür.

 

 

2000 li yıllarda sahil dolgusu, alt yapı çalışmaları, arıtma tesisleri bitmiştir. Artık insanlar denizi kullanabilecektir. Ancak bu amaca yönelik tesis yoktur. Zira bu sefer gerek İstanbul’u gerek Ülkeyi idare eden anlayışın kendisi denizle barışık değildir. ‘Marmara’da denize girilmez’ olgusunu devam ettirmek onların işine gelmişti. Adalara doğalgaz getirmek dâhil birçok çalışma yapıyorlardı ama denize girmekle ilgili hiçbir girişimde bulunmuyorlardı.

 

 

                                                                                                Moda Plajı Dolgu Alanı

 

 

2017 yılında kilometrelerce sahil dolgu alanı var. Nüfus 15 Milyon. Deniz temiz. Ama insanların suya girecekleri tesis yok. Kıyılardaki kayalıklar suya ulaşamama tesisi gibi.

 

 

Barınakların yerine yapılan marinalara gemi büyüklüğünde kaptanı olan tekneler bağlı. Bunlarla denizci olunmaz ki.

 

 

İlkokul yaşlarımdayım.. 1950’lerin sonları.. Yaz geldiğinde her akşamüstü babamı beklerdik bizi denize götürmesi için. Mayolarımız hazır olurdu. Yeldeğirmeni’nden yürüyerek Kalamış’a giderdik. O yıllarda şimdiki Fenerbahçe Tesislerinin olduğu alan sazlık, bataklıktı. Ortasındaki patika yollardan yürür, dere ağzındaki Yalovalı sandalcıdan sandal kiralar, koyda denize girerdik. Ben sandalın ipine tutunarak yüzme öğrenenlerdenim.

 

 

Bir bakanlık yetkilisi ‘İstanbul’dan İzmir’e 1.5 milyon kişi taşındı.’ Diyor. Başka kıyı bölgelerine gidenleri de sayarsak bu rakam çok daha fazladır. 1980’lerdeki İstanbul kadar insan kenti terk etmiş.

 

 

İktidar partisi kıyılarda kazanamıyor. İstanbul’da da yakın gelecekte kazanamayacağı belli oluyor. Kıyılarda denizle barışık olmayan parti ne yaparsa yapsın kazanamaz çünkü.

 

 

Bugün bu kentte insanlar denizi vapurla seyahat ederken üzerinden gidilen zemin olarak biliyorlar.  Zaten vapurdan çok köprü, tüneller kullanılıyor artık.

 

 

Ülkemizin ilk denize girilen kenti ve yıllarca tüm ülkenin sayfiyesi olan İstanbul bugün denizle küstür adeta. Bunun faturası olacaktır.

 

 

 


Yorum yazmak için


Kadim yerleşimlere ‘Şehir’ derim.. Planla yapılanlara ‘Kent’..

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu