Mimdap
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim
ANA SAYFA
“NEZİHLEŞEN” YELDEĞİRMENİ / Arif Atılgan
Share 4 Temmuz 2016

1. Dünya Savaşı sonrasında İstanbul işgal edilmişti. İşgalciler ilk iş olarak Avrupa ve Anadolu yakasında birer genelev açmışlardı. Anadolu yakasındaki genelev Yeldeğirmeni’nde bir tarafı mezarlık olan Ayrılık Çeşmesi Sokağındaydı. İşgal kuvvetleri, Osmanlının başkentine işgali sadece fiziksel değil psikolojik olarak ta hissettirmek istiyorlardı.

 

Yeldeğirmeni ilk işgalini bu yıllarda yaşamıştı.

 

 

Atatürk ile başlayan Milli Mücadele sonunda, 1923 yılında işgalciler İstanbul’u ve Yeldeğirmeni’ni terk etmişlerdi.

 

 

Ancak, İstanbul’la birlikte Yeldeğirmeni’nin işgalden gerçek kurtuluşu 1935 yılında olmuştur. 13.12.1934 tarihinde çıkarılan Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun 1935 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Bu kanuna göre yabancılar askeri üniforma ve kendilerine özel kıyafetlerle dolaşamayacaklar, din insanları dini kıyafetleri ibadethaneler dışında giyemeyeceklerdi. Bu tarihten sonra yabancılar kendilerini toplumda hissettirememişler, gayrimüslim din insanları dini kıyafetle yabancı okullarda hocalık yapamamışlardır.

 

 

1980 li yıllarda Yeldeğirmeni’nde eski alçak binalar yıkılıp 5-6 katlı apartmanlar yapılmıştır. Daha önce, alçak binalar dolayısıyla güneş alan sokaklardaki müstakil evlerde yaşayan semtlilerin bir kısmı yeni duruma uyamamışlar, semti terk etmişlerdi. Yeni gelenler İstanbul dışındandı. Ancak onlar, semttekilere uyum göstererek birlikte yaşamayı uygun görmüşlerdi.

 

 

Uyum içinde gerçekleşen bu değişimden sonra 30 yıl Yeldeğirmeni’ne kamu kurumları tarafından hiç bir yatırım yapılmamış, halk diliyle çivi çakılmamıştır. Semt bakımsız, kötü görünümlü hale sokulmuş, emlak değerlerinin artması adeta engellenmiştir.

 

 

Yeldeğirmeni ikinci işgalini 2010 yılında yapılan Rasimpaşa Canlandırma Projesi ile yaşamış, yaşamaktadır.

 

 

 

 

İlginçtir, proje başladığında semtte görülen ilk değişikliğin randevu evi açılması olduğu söylenmektedir. Daha sonra yollara taş döşenmiş, kaldırımlar genişletilmiştir. Tescilli tarihi Özen Sineması kaçak hangar haline sokulup tartışmalı bir çalışma olan TAK a verilmiş, semtte diziler-filmler çevrilmiş, her taraf kafelerle doldurulmuştur.

 

 

Bugün bunların hiçbirinin Yeldeğirmeni’nde o zamana kadar yaşayanlar için yapılmadığı belli olmaktadır. Kaldırımlar kafelerin masaları için kullanılmaktadır. Kendisi kaçak binada olan TAK ise Kadıköy’ü tasarladığını söylemektedir.

 

 

Hızla mülkiyetlerde el değiştirme gerçekleşmeye başlamıştır.

 

 

Semtteki insan yapısı da hızla değişmektedir. Yeni gelenler 1980 lerdekiler gibi değildir bu sefer. Onlar, eskilerin kendilerine benzemesini istemektedirler. Bu anlamda yeni gelenler eskileri eğitmekte imişler.

 

 

Yabancı uyruklular dâhil yeniler, eskilerin alışmadıkları tipte insanlardır. Semtte, yeni gelenlere özel yaşam gelişmektedir. Yakında kilise ve sinagogun camiden daha dolu olacağı söylenebilir. Yeldeğirmeni’nde Yeldeğirmenliler yaşayamamaya başlamaktadır.

 

 

Bugüne kadar kullanılan Soylulaştırma kelimesi deşifre olduğu için olsa gerek, yapılana yeni bir tanım bulmuşlar: NEZİHLEŞTİRME.

 

 

Kimin kimi nezihleştireceği kimin kimden daha nezih olacağına kim karar verir bilemem. Ancak öteden beri semtte yaşayan insanların nezih olmadığını söyleyenler önce bu kabalığı yaptıkları için kendilerinin nezih olmadığını bilmelidirler.

 

 

Semtte mafyatik davranışlar, polisiye olaylar olduğu anlatılıyor. “Nezihler” gelmeden önce bu tip şeyler yoktu Yeldeğirmeni’nde.

 

 

Doğrusu semtin tekrar semt olması konusunda ümidimi yitirmiştim. Ancak İstanbul’da bu anlamdaki başka ilçelerde oluşan bazı tepkiler beni ümitlendirdi. Örneğin: Beşiktaşın şampiyonluğu sonrası keşfedilen Beşiktaş Çarşısını, semtin dışındakilerin kullanmaya devam etmesi oradakileri rahatsız etmiştir. ‘Bizi artık kendi halimize bırakın’ demektedirler. Topağacında açılan kafelere de önceleri sempatik bakan orada yaşayanlar, giderek ‘Eh’ demeye başlamışlardır.

 

 

Yeldeğirmeni’nde yaşayan ve bu değişimden hoşlanan birçok tanıdığım da artık bu hoşluğun kendileri için olmadığını anlamışlardır. ‘Eh’ demektedirler.

 

 

Tepkilere kulak verilmelidir. Bu durumlar tekrar eskiye dönülebileceği konusunda güçlü işaretlerdir. Aksi durumda insanlar siyasi tavırlarını koyacaklardır.

 

 

 

6 Yorum
  1. Yel değirmeni bildiğim son onbeş senede bence biraz köhne biraz geçmiş pırıltısını kaybetmiş bir yerdi. Köşelerde açılan kafeler beni sıkmadı, konutların onarılması ve yeniden kullanılmaya başlanılması da iyi. Belediyenin M Kemal okulu yanında restore ettiği küçük kilisenin kültür salonu yapılması alkışlanacak bir şey. Semtin kaldıracağı kadar bir yük problem değil. Bunu aşıp kimlik kaybı olmazsa sorun değil. Tedbirli gidilecek bir yol öneriyorum.

    mehtap arlı | 4 Temmuz 2016

  2. Yaşamı geliştirerek korumak nasıl bir şey olsa gerek? Niye bu işin içinden çıkamıyoruz? Planlama mı, sokak ve semtlere yapılaşma ve dükkan kurma şartı mı, mülkiyet üzerine şerh koymak mı, nasıl yapılmalı da eski kent dokuları bozulmadan yaşamalı?

    Mehmet Kıyman | 8 Temmuz 2016

  3. Değişik örnekler vereyim. Bodrum,Marmaris, Çeşme, Alaçatı. Buraları ilk zamanlar kendi yaşam kimlikleriyle ilgi çekmişti. Sonra zaptedildiler. Bugün buralarda İstanbul, Ankara gibi şehirler var sanki. Semtlerimiz de öyle yapılıyor. Binalar da yaşam da değişiyor. Bodrumda küçük evler, dar sokaklar, süngerci, balıkçı yok artık. Semtlerimizde de aynı şey oluyor. Geçmişimizden kopuyoruz.

    Arif Atılgan | 9 Temmuz 2016

  4. ben Yeldeğirmeninin nezihleştiğini sanmıyorum. nezih iyi bir şey oluyor, daha kaliteli oluyor demek. oysa daha çok kaotikleşiyor, kozmotilitleşiyor. yerine oturması ve kararlı hale gelmesi uzun zaman alır bu karışıklığın.

    nafi özcan | 11 Temmuz 2016

  5. O yüzden ortaya soruyorum Arif bey, ne yapılmalı diye. Çare nasıl bulunur? Kota mı konsun mesela. Şu kadar sayıda lokanta, bar, kafe diye sınır koyup daha sonra işletme ruhsatı verilmesin mi? Konut kullanımına sınır getirilmez herhalde. Yasal zemin içinde ne önerilebilir? Bir sınır getirilmeli de nasıl? Birşeyin çaresi olmayınca sadece dert yanmış oluyoruz.

    Mehmet Kıyman | 11 Temmuz 2016

  6. seviyorum yeldeğirmenini. güzel yer. tarihi yer.

    onur | 12 Temmuz 2016


Yorum yazmak için


    Editör: Donna GlassBrand       Kurumsal risk hakkında düşünürken, genellikle kritik bir unsuru – onu yöneten insanları – görmezden geliriz. Yıkıcı teknolojilerin çoğalması nedeniyle, risk yöneticisinin rolü yeni bir anlam kazanmıştır ve yeni beceriler gerektirir. Risk ortamı hızla değişiyor. Şirketlerin risk yönetimini kapsayıcı stratejilerine dahil etme ve doğru insanların bununla başa çıkmalarını […]

Copyright © 2020 Mimdap.org