Güngören Kentsel Dönüşüm Proje Çalışması |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Güngören Kentsel Dönüşüm Proje Çalışması
Share 15 Aralık 2015

GÜNGÖREN KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJE ÇALIŞMASI İLE AFET RİSKLERİ TAŞIYAN BÖLGELERDEKİ DÖNÜŞÜM PLANLAMASI VE HUKUKU ELE ALINDI


 

 

Geçtiğimiz dönem Ahmet Turhan Altıner, Zafer Akay, Celal Kızıldere önderliğinde Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde “Güngören Kentsel Dönüşüm” projesi, bir öğrenci dönem projesi olarak çalışılarak, Haznedar Deresi ve havzası bütününde, arazi kullanım kararları ve  farklı plan tipleriyle birçok alternatif yaklaşım getirildi.

 

Üniversitenin Alev Ofluoğlu Salonunda 1 Aralık 2015 de yapılan panelin bir özetini ve sergilenen projeleri ekte izleyeceksiniz. Panelin açılış konuşması Prof. Dr. Fikret evci tarafından yapıldıktan sonra konuşmacılar kendi uzmanlıkları ile ilgili olarak söz alarak sunumlarını gerçekleştirdiler. Riskler taşıyan bir alanda, gerçek bir “kentsel dönüşüm” kavramının tartışılmasını gündemimize taşıyan bu paneli izleyenlerimizle paylaşıyoruz.

Mimdap

 

 

 

         

 

 

 

 

Prof. Dr. Fikret EVCİ

 

Yıllar önce hocamız A. Turhan Altıner’in öncülüğündeki MAY projesi  afet  zamanı önlem almayı öngören bir projeydi. Şimdi okulumuzdaki dönem projesi ile birlikte, yine A. Turhan Altıner hocanın önderliğinde  bu fikri “Kentsel Dönüşüm” alanına aktardık. Mahallenin muhtarından  başlayarak   mahalle yaşayanlarını içine alan, onların isteklerini ortaya  koyup, çağdaş yenilikleri de içerecek şekilde bir öğrenci projesi olmasına   rağmen önemli bir fikir oluşturuldu.

 

Sanayi bölgelerinin işgal ettiği yerlerden kaldırılması ile yeni bir mekânsal kurgu oluşturulabildi. Güngören ve Zeytinburnu Belediyesinden bilgiler alıyoruz ve bu çalışma her iki belediyeyi ve buradaki kentsel dönüşüm çalışmalarına fikir veren bir kapsama ulaştı.

Bu panelin herkese faydalı olmasını dilerim.

 

 

     

 

 

Ahmet Turhan ALTINER

 

 

İstanbul çok büyüdü. Güngören’i ne kadar tanıyoruz?  Yoğun bir yerleşim  yeri  olması yanı sıra alüvyon bir zemin yapısı var ve biz böyle riskli bir  alanda  proje çalışması yapıyoruz.

 

Alüvyon sahada afet yönetimi yaptık. İstanbul’da   Marmara denizine dik derelerimiz vardı. Biz bunları yerleşim planlanması   yapılmadığı için kaybettik. Bugün Haznedar deresi dediğimiz Çinçin deresi riskli bir bölge olup içinde yerleşimler bulunmaktadır.

 

 

Biz bu dere vadisi üzerinde öğrenci arkadaşlarımızla çalışma yürüttük. İstanbul’da Güngören bölgesi, Pendik, Kadıköy, Başakşehir, Silivri gibi önemli yerleşim alanlarından biridir. E-5 / Sahil Yolu / TEM gibi bir çok ulaşım ağının içindedir.

 

 

Güngören bölgesi inşaat yapılması sakıncalı, kil-şist  gibi katmanlardan oluşan ve adına “Güngören formasyonu” denilen bir zemin yapısına sahip. Bu alan geçmiş süreçlerde yapılaşmaya maruz kalmıştır. Şu anda bu projelerle, geçmişte yaratılan sıkıntıları düzeltmeye çalışıyoruz.

 

 

Projeleri çalışırken 1/10.000 ölçeğinde, çevre ölçeğinden başladık. MAY Projesi tepeden değil tabandan başlayan bir proje yaklaşımını içermektedir. Eskiden mahalleler 500-750 kişilik nüfuslardan oluşurdu, şimdi 5-20 bin kişilik mahalleler bulunmaktadır. MAY Projesi, eskiden olduğu gibi yine 500-750 kişilik ölçeklere gelecek biçimde büyük mahalleleri KOM lara bölüyordu. Bu projelerin çalışmasında da gerçek mahalle büyüklüğüne dikkat ettik.

 

 

Bizim işimiz “kentsel yenileme” değildir. İstanbul’un birçok yerinde yapıldığı gibi bir binanın yıkılıp yerine yenisinin yapılması yenilemedir. Ancak bu faaliyetlerin hepsi “kentse dönüşüm” diye sunulmakta, kavram asıl aksından saptırılmaktadır. Biz olumsuz alanlardaki binaları başka yere taşıyoruz. Yerleşim için olumsu olan alüvyonlu alanları de rekreasyon alanı haline getiriyoruz.

 

 

Kentsel dönüşümü bu tür riskli alanlarda gerçekleştirmenin bazı yolları vardır. Riskli alanın boşaltılmasıyla bir mekan transferine ihtiyaç vardır ve kapsamlı bir afet yasası ile dönüşümün gerçekleşmesi, örneğin bizim çalışmamızda olduğu gibi burada bulunan sanayinin desantralizasyonu için kentin çeperlerinde bu gruba yer gösterilmesi, sanayiden boşalan risksiz alanlara yeni hak sahipliği oluşturmak, gerektiğinde istimlaklar ve kamulaştırma yönetmelerinin kullanılması gibi argümanların kullanılması lazımdır.

 

Levent YARAR

Kentsel dönüşüm kavramı çok karmaşıklaştırılmaktadır. Gölcük sahili  olmayan bir sahil kentidir. 1995 de bir şehircilik çalışmasıydı ve 1. Derece  deprem bölgesi olduğu için burasının yoğunluğunun azaltılması  gerekir  sonucu çıkmıştı. Sonuç belediyeye de iletildi ama burun kıvırdılar.

Aslında 1970 li yıllarda, 50 li yıllarla yaygınlaşan  “gecekondularla”kentlere kendi elimizle yaptığımız kötülükleri düzeltmek için “imar ıslah planları” çıkarıldı. Fakat o planlama çalışmasındaki fırsatları dönemler içinde kullanamadık. Islah edemedik ve yoğunluklar artmaya devam etti.

 

199 dan sonra imarla alakalı “kanunlar mutlaka değişmeli” şeklinde bir anlayış gelişti. O zaman kadar fiziki yapılaşma ağırlıkla 3194 sayılı kanuna bağlı olarak yürütülüyordu. Anayasaya göre devlet insan ögesini dikkate alarak güvenli yaşama olanakları sunması gerekiyordu. İnsan hakları kavramı da insan yaşamındaki standartların yükseltilmesi, bireylerin kendilerini geliştirmelerini vurguluyordu.

 

Bu sırada mülkiyet hakkının yorumu önem taşımaktadır. Anyasada şehircilikle alakalı özel bir bölüm bulunmaz. Konut hakkı faslında yaşam hakkının devamı olarak devleti görevlendirir.

 

Herhangi bir kentsel alan planlama esaslarına göre yapılaşabilir, planlamaya aykırı kullanılamaz. Bir tek bu hüküm olsa bile yeterlidir aslında ve başkaca da bir kanun ve düzenleme olmasa da olur. Ancak bizde kaos bir türlü çözülememektedir.

 

Şu anda dönüşüm için, Afet riskli alanların dönüştürülmesi hakkında kanun, Belediye yasası 73. Madde “kentsel dönüşüm” maddesiyle riskli bölgelerin dönüştürülmesi düzenlenmektedir. Sit alanlarında ise 2005 yılında “Yıpranan tarihi dokunun yeniden kazandırılması…” kanunuyla “yenileme” kavramı getirilmiştir.

 

Kentsel dönüşüm alanında yasal argümanlar nelerdir? Öncelikle yenileme ile dönüşüm kavramlarını doğru yerlerine oturtmak gerekir. Afet riski taşıyan bölgelerin taşımayan bölgelere taşınması ya da buralarda riskin azaltılması çalışmaları dönüşüm kavramına uygundur.

 

Bu sırada taşınacak olan yer kamu malı ise; özel mülk şartları dairesinde  kamu alanına transfer edilir. Buna genel olarak “Trampa” denebilir. Diğer bir yöntem “Hisselendirme” yoludur ve kamu alanında riskli bölgelerden gelenler için bir bölüm ayrılır ve hisselendirilir.

 

Bunların dışında 18. Madde uygulaması diyebileceğimiz uygulamanın yapılması da sorunu çözebilir. Var olan riskli bölgedeki düzenleme yapılacak alanda hak sahipliği belirlendikten sonra yeni uygulama yapılacak yerde hiçbir parselden söz edilmeden hak sahipliği esasına uygun olarak hisse payı dağıtılır. Kamu burada altyapıyı çözer.

 

“İmar hakkı transferi” usulleri de bir argüman olarak sayılmaktadır. Bu terim planlarda geçirilse de yasal düzlemde bu uygulamanın alt yapısı bulunmamaktadır ve bu yüzden bu esasa dayalı yapılan işlemler iptallerle sonuçlanmaktadır.

 

18. maddede tarafların anlaşması ve yapılacaklar rıza göstermesi gerekecektir. Kentsel dönüşüm projelerinde yaşam hakkı önem taşımalıdır. Burada izlediğimiz ve sunumu yapılan Haznedar projesi risk esaslı bir projedir. Hangi alanlarda hangi önemlerin alınması gerektiği hususlarında yöntemler geliştirmeyi ortaya koymuştur.

 

Zafer AKAY

1999 depreminden sonra İstanbul’un mikro zonlaması üzerine daha çok  gidildi. 2004′ de Japonların yaptığı çalışmalarla risk haritasına kavuşuldu.

Öğrencilerle yaptığımız projelerde riskli alanların boşaltılması sonucu  ve sanayinin boşaltıldığı yerlere lineer bloklar öngördük. Yoğunlukları en az tutmaya çalıştık.

İstanbul bütünü denince; yeşil alanların kaybı önce aklımıza geliyor. Çevremizdeki ormanları giderek kaybediyoruz. Proje çalışmamızda olduğu gibi yeni oluşumlarda yeşil alan yaratma çabasına girilmiş, alüvyon yatakları yeşil peyzaj alanlarına çevrilmiştir.

 

İstanbul’daki askeri alanlar şu anda “yeşil alan” karakterinde. Dolayısıyla buraların el değişimi yoluyla imara açılmaması gerekmektedir. Ulaşımın denetlenmesi, bisiklet yollarının arttırılması, yeşil alanların kuzey orman bölgeleriyle bağlantılı hale getirilmesi gerekmektedir. Peki nasıl? Sanayi alanları (Topkapı-Rami) total planlamayla buradan uzaklaştırılması işlemiyle ortaya çıkarılan boşluklara transferler yapılabilir.

 

Boşaltılan büyük sanayi yerine aynı zamanda toptan ticaret konması, katlı otoparklı plazalar biçimindeki lojistik merkezler şeklinde bir fiziki yapılaşma önerilebilir.

 

Tarihi merkezde ise, o merkezi orada zorlayan imalatların oradan çıkarılması, Karaköy’deki dönüşüm gibi bir değişim ile açılana alanlarda sosyal donatılar tesis edilebilir.

Canan Gülseren İNAN

Şehirlerin giderek yeniden oluşturulduğu günümüzde “şehir hakkı” önem kazanmakta, kimlik ve mekanın temsili öne çıkmaktadır. Harvey; kenti  değiştirirken kendimizi geliştirmeyi bir kriter olarak öne sürer ve  bunu bir hak olarak adlandırır. Kentsel dönüşümün kamuya yaralı hale  dönüştürülmesi gerekmektedir.

2012 yılında 6306 sayılı yasa ülkedeki arazilerin dönüşümünü tek bir iradeye bırakmaktadır. Meslek odalarına göre bu yasa dönüşümün kamu yararından çok rantı arttırmak içindir. Bugün yaşanan bazı olumsuzluklarda olduğu gibi, sınıfsal gerilim giderek mutsuzluğu arttırır. Genel bir aynılaştırma yerine aktörlerin kendi şart ve ifade biçimlerini dikkate alan bir yaklaşım gerekmektedir.

 

İzalasyon ve yerinden yurdundan edilmesi örneğinden biri olan Sulukule gibi örnekler, çok büyük bir dikey yapılaşma sayılacak gökdelenler, ve AVM ler, sınıfsal anlamda bir “üstten bakışı” karşımıza çıkarmaktadır. Bu anlayışla ortaya konulan yenilenen kent yapılarında ise, yeniden tarihleştirmeler, geçmişe öykünen biçimler ve pastişler karşımıza çıkmaktadır.

 

Neo liberal sermaye odaklı şehirleşme, esnafı ve yaşayanları yok saymaktadır. Gerçek bir planlamada katılım konusu sağlanmalıdır. Almanya Ruhr havzası dönüşümü belki örnek olarak ele alınabilir. Sosyal doku kentsel dönüşümde en önemli konudur. Ani mekânsal müdahaleler kültürel yarılma yaratmakta, köksüzleşme, sistematik bellek yitimine yol açmaktadır.

 

Dönüştürülen kentsel mekanın insan merkezinde yapılması, binalar ve yapılaşmamanın çok şıklaştırlmaması, abartılamaması, yabancılaşamaya yol açacak biçimler taşımaması gerekir.

 

Celal KIZILDERELİ

Günümüzdeki metropolitan kentlerin bir geçmişi bulunmaktadır. Kent  MÖ 3000 lerde ilk olarak görülmüş olup, Sanayi Devrimiyle niteliği değişmiş, bugünün karmaşık sorunları kenti sarsmaya başlamış, giderek metropol kent dediğimiz tanımlanmaya muhtaç bir ölçek  oluşmuştur.

 

Kent tanımı artık durağan değil, dinamik bir hal almıştır. Kentler için  değişim ve dönüşüm kararlarının alınması bütünleşik bir değerlendirme  ve sentez oluşturma, bu yolla karar alma süreci meydana getirmeyi  zorunlu  hale getirmektedir.

Asıl olarak kentin sorunlarını “kim belirlesin?” dediğimizde,

-Vatandaş,

-Sivil toplum,

-Akademia

-Hakim sınıflar,

-Belediye yönetimi…. gibi unsurlardan söz edebiliriz. İşte kentleşme politikaları aslında bir bütün olarak bu faktör ve aktörlerin meseleye dahil olmasıyla belirlenmektedir.

GÜNGÖREN KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3 Yorum
  1. Depremselliği düşünen az kaldı diyordum ki bir de işin planlama boyutu ile projeler ve konferans. Hala yürekli insanlar var demek ki. Kutlarım çalışmayı yürütenleri.

    Merih Uluçınar | 16 Aralık 2015

  2. Pardon, deprem mi dediniz? Ne zaman, nerede? Bizim halkımız şimdi bunu unuttu. Akşam yediği yemeği unutan bir topluma siz uzun vadede hayat kurtarmaya, alüvyonlu arazileri ıslah etmeye, yeni yaşam merkezleri kurmaya çalışıyorsunuz. Düpe düz çılgınsınız demek. Bu çocukları da idealist, toplumu düşünen çocuklar yetiştirmeye çalışan hocalara bakın hele. Çılgın ve uslanmaz buluyorum herkesi.
    Saygıla tabi…

    mehmet önçler | 21 Aralık 2015

  3. Yazmak için geç ama galiba değişen birşey yok…Tekrar, bağımlı sınırlı ufuk eksikli itiş kakış tıkış tıkış alanlar belirsizlikler…kime ait belli değil hayat böyle değil çare birlikte bir e ulaşma olmalı… herkese aynı daire aynı bina olmamalı… bekarları da yaşlıları da düşünmeli projeler… 100 m. daire büyük kimine küçük kimine… ekonomi tasarım sosya yaklaşım… hey hat belki ileri de …kolay gelsin…

    Bahri | 18 Ekim 2018


Yorum yazmak için


Ruyi Köprüsü Tasarım: ZZHK Architects Ruyi Köprüsü, CR Phoenix City’nin güneyinde, Chengdu’nun Yüksek Teknoloji Bölgesi’ndeki Jian’nan Yolu kavşağının yakınında, Tianfu 2. Caddesinde yer almaktadır. Köprü Tianfu 2. Caddeyi geçiyor ve ana köprü Dayuan Central Park’ın yeşilliklerine bakıyor.       Ana köprü crosse Tianfu 2. Caddesi 2 açıklık vardır. Yaya geçidini kolaylaştırmak için her iki […]

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org