Bektaş Mimarlık |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Bektaş Mimarlık
Share 12 Mart 2013

Cengiz Bektaş 26 Kasım 1934’te Denizli’de doğdu. Kendisi, yüksek mimar, mühendis, ozan ve yazar.
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimarlık, Mimarlık bölümlerinde okudu, 1959’da Münih (Almanya) Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünü bitirdi. 1960 Alman Şehircilik Akademisi kurslarını izledi. 1959-62 yılları arasında Münih’te Prof.Dr. Fred Angerer ve Alexander Baron von Branca’nın ortak oluşturdukları bir büroyu yönetti. Serbest Mimar olarak çalıştı. 1962 de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olarak çağrıldı. Orada inşaat İşleri Mimarlık Bürosunu yönetti. Üniversiteden isteğiyle ayrıldı.

1963’den beri özel işliğinde çalışıyor. 1966-69 arasında Zafer Mühendislik Mimarlık Yüksek Okulunda öğretim görevliliğini yürüttü. Trakya Üniversitesi’nde iki yıl “Halk Yapı Sanatı” dersi verdi. 1999 güzünden beri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehircilik Bölümü lisansüstü öğrencilerine “Kültürün Planlamaya Etkisi” konusunda, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde de “Estetik” konusunda ders veriyor. Çağrılı olarak gittiği Makedonya, Amerika, Almanya’da kısa süreli konuk hocalık yaptı, konferanslar verdi. Uluslararası ve ulusal Mimarlık yarışmalarında 25’in üzerinde ödül aldı. Cumhuriyet Dönemi örnekleri arasında sayılan yapılar gerçekleştirdi.

ÖDÜLLLERİ:
1967 M.S. Bakanlığı Onur Plaketi,
1968 Türk Dil Kurumu Deneme ödülü,
1970 TRT yarışması tek şiir ödülü,
1970 TRT kısa metraj film ödülü,
1987 Makedonya Bienali Ödülü,
1988 Ulusal Mimarlık Sergisi Ödülü,
1989 Makedonya Bienali Ödülü,
1992 DEN-BİR Sanata Hizmet Ödülü,
1992 KET-SAV Onur Ödülü,
1992 Ulusal Mimarlık Sergisi Ödülü,
1996 Abdi İpekçi Barış Ödülü,
1998 Makedonya’da Balkan Mimarlık Buluşması Ödülü,
2001 Bergama Köylüleri Çevre Ödülü
2001 AğaHan Mimarlık Ödülü
2002 Balkan Kültürüne Katkı Ödülü (Romanya)

MİMARLIK ÜZERİNE İNCELEME KİTAPLARI:
“Koca Sinan” (1968),
“Halk Yapı Sanatından Bir Örnek:Bodrum,” (1977, 1996),
“Antalya” (1980),
“Babadağ Evleri” (1987, 1991),
“Kuşadası Evleri” (1987, 1991),
“Şirinköy Evleri” (1987, 1991),
“Akşehir Evleri” (1987, 1991),
“Koruma Onarım” (1993,2001),
“Mimarca Mermer” (1993),
“Kuş Evleri” (1994,2003),
“Türkevi” (1997),
“Selçuklu Kervansarayları” (1999),
“Halk Yapı Sanatı” (2001),
“Mimarlıkta Eleştiri” (1967,1995, 2002),
“Yuva mı Mal mı?” (1983,1995,2002),
“Yaşama Kültürü” (2003)

GELENEĞE EKLENMEK
Uğraşı alanım mimarlık… Bu bildiri de kendi alanım içinde kalarak, kendi yaşamımdan yola çıkarak gerçekliğe ulaşabilir… Gene de her sanatçının ” mimar” sözcüğü yerine kendi dalının adını koyabileceğini söyleyebilirim.

Özellikle ” gelenek ” sözcüğünün bizimle ve çağdaşlıkla altını daha başta çizmek isterim.
Toprağın ilk kez sürüldüğü, yeryüzünde ilk yerleşmenin gerçekleştirildiği Anadolu benim ülkem… (Çayönü) Yeryüzünde ilk kentsel yaşamın yeşerdiği yer… (Orta Anadolu, Çatalhöyük)

Batı Anadolu’da ki, yeryüzünde kurulmuş ilk imparatorluk olan Hititlerin kentlerine göçebe ya da istilacı olarak gelen Greklerle kültür izdivacının doğurduğu antik çağ kentlerinin oluşturduğu ( Laodikia, Hierapolis, Colosae) üçgenin içinde doğdum. (Efes, Milet, Bergama, Priene) Gene orada ilkokul eğitimimi gördüm. Selçuk mimarlığı ile de ilk orada karşılaştım. (Akhan… Sultan Han… Karatay…) Selçuklular, Iran üzerinden gelmişlerdi Anadolu’ya, Orta Asya’dan… Daha sonra hemen hepsini gördüğüm, beni çok etkileyen kervansaraylarla donatmışlardı Anadolu’yu. Kervanlar için ilk devlet güvencesi burada oluşturulmuştu. Gerçekte liberal bir yönetimle, değişik kökenden insanları bir arada mutlu bir yaşama kavuşturmuşlardı Selçuklular…

Biz katılmasak da, ikinci dünya savaşında bütün yoklukları yaşadım ilkokulda. Sonra öğrenimim için İstanbul’a gittim. Doğu Roma İmparatorluğunun, sonra da Osmanlıların başkentine… Lisem Aya Sofia ile Süleymaniye arasındaydı. (Aya Sofia, Süleymaniye)
Mimar olmak benim için doğal bir sonuçtu belki de… Ne olursa olsun, meslek seçiminde tek seçeneğimdi.

Mimarlık eğitimimin yarısını İstanbul’da yarısını Almanya’da (Münih) yaptım. Öğrenimden sonra da bu ülkenin iki önemli ustasının kurdukları bir tasarım ortaklığını yöneten yardımcı mimar olarak iki yıl daha orada kaldım.
Yasalara göre orada kalabilme izni alabilmek için “doktora” yapmalıydım. Yaptım, ama sınavına girip sonuçlandırmadım. O sürede iki yarışmaya katılıp ödül aldım.

Ankara’da ki Orta Doğu Teknik Üniversitesine çağrılınca yurda döndüm. Bir yıl üniversitenin Yapı İşleri Mimarlık Bürosunu yönettim. 1962 yılı sonunda ayrılıp mimarlık büromu kurdum.

Altı yıllık süre içinde 25’in üzerinde yarışma kazandım, tanındım, tasarım işi gelmeye başladı. Bir daha yarışma yapmadım. Bütün yaşamımda mimarlık adına tasarımdan başka hiç bir şey yapmadım.

Bütün bu yıllarım Anadolu’yu tanımakla geçti. Bürom baştan beri hep bir okul gibiydi.
Gençlerle çalıştım hep.
Tasarlayıp, uygulamayı denetlerken ülkemin yapım yöntemi, araç, malzeme olanaklarını öğreniyor bir yandan da öğretiyordum.
70’li yıllarım Halk Yapı Sanatımızı incelemekle geçti.
Yörenin olanaklarına göre, taşla, kerpiçle, ahşapla, çelikle, betonarmeyle yapı yaptım. Ülkemin koşullarını zorladım. Kimi yapı yöntemlerini, örneğin ön yapımı ilk deneyenlerden oldum.

1960’ların ortalarından beri yazarak, radyoda, TV’de konuşarak yayınladım. 2,3,4,5 baskı yaptı kitaplarım. 1960’tan beri yayınladığım şiir kitaplarımla, yaşama kültürü üzerine deneme kitaplarımla birlikte 100’ü geçtiler.
Yaptığım kimi yapılar Cumhuriyet döneminin örnekleri arasına girdi.
Bütün bunları anlatmamın nedeni dalımı uygularken izlemeye çalıştığım ilkelerimi açıklayabilmek içindir:
Mimarlık her şeyden önce bir içtir.
Yani 3-4 boyutlu bir oylumdur. Bu iç dışını giyinir çıkar ortaya

Bana göre mimar, kültür birikiminin bilincinde olmalıdır. Mimarlık elbette insanlar için, bu çağda onlara insancıl oylumlar sunmak için yapılmalıdır.
Onların gereksinimleri, mutlulukları, sağlıkları için çalışmak demektir bu.
Mimarın işvereninin ilk kimliği insan olmak… Geri kalan ne varsa (renk, ırk, dil, din) onun ancak 2’nci, 3’üncü, 4’üncü kimlikleri olabilir. Mimar, ne kendisi için, ne bir diktatör için; ne paranın emrine göre, ne de öteki mimarlar beğensin diye çalışmalıdır.

Örneğin bir okul yapıyorsa, yapı her şeyden önce öğrenciyi korkutmamalı, ona yaşama sevinci, öğrenme coşkusu vermelidir. Yapı bunu elbette tek başına yapamaz. Ama bunu yapmak isteyen öğretmene, eğitmene engel olmamalıdır.

Mimarın işi biçim yaratmak olamaz. Bir başka deyişle mimar işine biçimle başlayamaz. İşlevle başlar. Ama bu işlev kullanıcının yalnızca fiziksel gereksinmeleri ile ilgili değildir. Yalnızca bugünü için değildir. Bu yüzden ilk işi kullanıcıyı tanımak olmalıdır. Yalnız bugünü ile değil, olanakları, beklentileri geleceği ile de…
Yineliyorum, mimarın işi biçim yaratmak değildir, teknolojik cambazlık değildir, moda terziliği değildir. Onun işi, ülkesinin olanakları uyarınca kullanıcıyı mutlu edecek oylumu yaratmaktır. Mimarlık her şeyden önce bu oylumdur. Bu oylumun içi ile dışı uyum içinde olmalıdır. (Süleymaniye, Selimiye)
Mimar yalan söylememelidir, dış yüzde de ayrıntılarda da… Yapay konularla, yapay gereçlerle gerçeklik duygusunu yitirtmemelidir.

Yapının ömrü, teknoloji seçimine olduğunca bakıma da bağlı olacaktır. Mimar, kullanıcının bakım için ayırabileceği parayı da düşünmek zorunda. Yapının yapımı ekonomik olmalıdır elbette, ama bakımı da, kullanımı da ekonomik olmalıdır. Özellikle benim ülkemde mimar, tüketim ekonomisi için çalışamaz. Kendi yurdunun, ekonomisinin ürettiği gereçlerle yapım teknolojisiyle çalışabilmelidir.

Bütün bunlar çağdaşlığı gerektirir. Yöreye, çağdaş, gözü gelecekte olan insana uyarlığı gerektirir. Yukarıda iç içe saydığım ilkelerle izlenecek yolun sonunda ortaya çıkacak biçim, yöresinde yetişen bir bitki, bir çiçek gibidir, “yerin verdiği”dir. Bu nedenle bir yerden bir yere, bir çağdan bir çağa biçim kopya edilip aktarılamaz. Ne dışardan ne de kendi geçmişinden.

Kullanıcının mutluluğu belli bir zamana göre tanımlanamaz. Zamanla değişecektir. Statik değildir. Esnek olmalıdır. Bu esnekliği de gene mimarın çözümü sağlayacaktır.

Çoğu kimse “gelenek”i geçmişte düşünür. Benim dilimde gelenek sözcüğü bu güne gelmek fiilinden gelir. Gelenek sözlük anlamıyla çağımıza dek gelebilmiş olan demektir. Demek ki ancak çağdaşlıkla, çağdaş olmakla geleneğe eklenebiliriz. Ancak bu yolla geleceğe uzanabiliriz.

Benimki gibi ekonomik sorunlar içinde ki bir ülkede, mimar önce bu çağda kimin için çalışacağını bilmek zorundadır.
Bütün bu ilkeleri başarıp başaramadığımı ve 45 yıllık mimarlık uğraşımdan kimi örneklerle göstermek istiyorum:

İngiliz İlkokulu…
Bu ilkokul Türkiye’deki ilk yapımdır. Ankara’daki diplomat çocukları için İngiliz Büyükelçiliği bahçesinde yapılmıştır. İşveren, uzun yıllar kullandıktan sonra, çocukların yapıyı çok sevdiklerini, mutluluk duyumsadıklarını bildiren bir mektup yollamıştır. Çatı prefabrikedir. Marangozhanede üretilip, yapı yerinde birbirine bulonla bağlanan 32 tane eş üçgenle çatı oluşturulmuştur. Dışından içi okunabilmektedir, iç dış uyumu tamdır. Bundan sonra göstereceğim yapılarda da bu böyledir.

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel müdürlüğü Binası… (Yarışma birincisi)
12000 m2’lik yapının tüm cepheleri ön yapım elemanlarla iki ayda bitirilmiştir. 25 yıl kullanıldıktan sonra işveren teşekkür mektubu yazmıştır.

Türkiye’nin ilk modern camisi…
Yeni arayışlara yol açtı. Yapının içine ışık düşüşü namaz zamanlarını da gösteriyor.

Ankara’da, Genel Kurmay Başkanının, ordu komutanlarının lojmanları…
Askerlik hizmetim olarak yaptım bu yapıları… Bundan önce gösterdiğim camiyi ve daha büyük küçük 16 değişik yapıyı…

Doğduğum kent Denizli’ye babamın armağanı bir ilkokul (Türkiye’de ilk kez bir sivilin kamuya okul armağanı). İkimin uygunluğu nedeniyle her sınıfın bir de açık hava sınıfı var.

Denizli Merkez Bankası şube binası (yarışma birincisi)
30 yıldır kullanılan yapı, bugün değişen bankacılık hizmetlerine de uymaktadır.

Bodrum’da dört katlı istenen bir otel yapısının yaygın otel olarak çözülmesi…
Bütün Bodrumu etkiledi. Çatılar ve kat döşemeleri prekast öğelerden oluşuyor.

Boya Basma Fabrikası…
Türkiye’ de tümüyle prefabrik öğelerden oluşan ilk fabrika yapısı.
Dört ayda bitirildi…

Babadağlılar Çarşısı…
Rampa olarak döne döne yükselen bir yapı… Bugün Denizli’nin simgelerinden biri…

 

Büyüyebilen ev…
Gecekondu bölgelerinde iki hücreli olarak başlayıp altı odalıya dek
büyüyebiliyor. 3,5 X 3,5 metrelik altı kareden oluşan 73 m2’lik bir arsa üzerinde yapılıyor. Arsanın yarısı hep bahçe olarak kalıyor. Hızlı göçün getirdiği konut sorununa, ön yapım gaz beton öğelerle çözüm bulma önerisi. Bu konuda bir ilk… İşveren olmadan yaptığım bir tasarım.

Bakır Fabrikası…
150000 m3’lük bir yapı. İnşaatın başlamasından 5 ay sonra üretime geçti. Yapım,
• yerinde dökme
• prefabrike öğeler
• çelik makas
yapı öğelerinin eşzamanda başlayan üretimleri nedeniyle yapım süresi üç kez kısaltıldı.
Türk Dil Kurumu Binası…
Yalnızca beton, ahşap, alüminyum, camdan oluşan bir yapı. Ulusal Mimarlık Ödülü aldı. O yıl mimarlık öğrencilerinin yüzde sekseninin en beğendiği yapı.

Denizlide bir arkadaşıma ev…
30 yıldır kullanılıyor…

Datça’da bir ev… Geleneğe eklenmenin örneği olarak gösteriliyor…


Dandara, Mısır’da bir yerleşme…
Bir gün develerin yerini otomobilin alacağı, gençlerin yaya kent merkezi çevresinde yaşamayı yeğleyecekleri düşünülerek aranmış bir çözüm..

Bir külliye…
Yurtlar, eğitim yapıları, cami… Cam ışıklandırma öğeleri tavandan sarkarak bir kubbe oluşturuyorlar. Gün ışığı sabah, öğle, ikindi, namaz zamanlarını gösteriyor.

İzmir’de bir Çelik Fabrikası…

Prof. Dr. Sümer Pek Evi, USA, Ann Arbor… Tek tek var olabilen oylumların bir bütünü oluşturmaları… Her kapalı oylumun kendine özel bir açık oyluma açılması…

Doktor Umezu Evi, Tokyo…
Kendileri için ev yapacağım insanlarla bir süre birlikte yaşayarak, onları iyice tanıdıktan sonra tasarım yaptım hep.

Hasanbaba Çarşısı…
Gene rampalı bir çözüm…


Mersin’de sosyal merkez, çarşı, gökdelen… Tümüyle rampalardan oluşan bir yapı…

Makedonya’ da. Üsküp’ de kültür merkezi… Eski bir silah deposunun değiştirilmesi…

Cumhuriyet Alanı, Bergama… Bir alanın oturma odası gibi düzenlenmesi…
Bakırköy’de Banka…
Haliç’te onarım, PTT olarak kullanılmak üzere…
Kulüp Ora. Bir dinlence köyü… Bütün çatılar bahçe… Taş duvarlar, betonarme döşemeler…

Antik Tiyatro Oteli…
Geleneğe eklenen çağdaş oylumlar…

At Çiftliği… Kerpiç bir yapı… yeryüzündeki ilk yerleşme olan 10 bin yıl önceki Çayönünden beri bilinen kerpiç… Bu yapı çağdaş mimarlıkta, bu büyüklükte bir yapı da ilk kerpiç uygulaması.

Gene kerpiçle Otistik Çocuklar Köyü… Gerçekleştirmek için para bulmağa çalışıyoruz.
İstanbul Erkek Lisesi İlkokulu…

Güre’de Ilıca evleri, Lokanta…
Davutpaşa Medresesi’nin diyabet araştırma merkezi olarak onarımı…
Yüzyılların bir arada birbirlerinin içinden algılanmaları.

Güre’de Devremülk…
Olbia Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Sosyal Kültürel Merkezi…
2001 Ağa Han Ödülü.

Denizli Halil Bektaş Okulu..
kardeşlerimle birlikte kente armağanımız.

Gülsema – Lutz çiftinin evi. Güneybatı Anadolu’ da…

Çatalhöyük’ te Müze…
Kerpiç yapılar bütünü, büyük bir çadırla örtülüyor. Yapının çatıları da sergileme, etkinlikler için kullanılıyor.

Konuşmamı 15. yy büyük Türk Mimarı Hayrettin ve onun yaptığı bir hastane yapısı için yazdığım bir uzun bir şiirin küçücük bir bölümü ile bitirmek istiyorum:
SEVGİ NE YANDAN GELİRSE GELSİN Açıldı mı kapı İç de duyar sevinci dış da Pencere içe mi bakar dışa mı belli mi Sevgi ne yandan gelirse gelsin Girer içeri

CENGİZ BEKTAŞ MİMARLIK YAPITLARI:
KONUTLAR
TASARIM UYGULAMA
1. İST/KARTAL’DA ÜÇ EV 1964 1966
2. ANK/ÇANKAYA KOMUTANLIK LOJMANLARI 1965 1966
3. ANK/EMİR SUBAYLARI LOJMANLARI 1965 1966
4. İST/ SULTANAHMET AZİZ NESİN EVİ
5. ANK/ŞENGİL APT. 1966
6. İST/F.H..DAĞLARCA EVİ 1969 1969
7. BURDUR/FAKİR BAYKURT EVİ 1969
8. BODRUM/CEVDET KUDRET EVİ 1969
9. İST/ÖMER SUNAR YALISI 1970 1971
10. DENİZLİ/ŞARKAYA EVİ 1971
11. DENİZLİ/ŞENGİL EVİ 1971
12. DENİZLİ/CENGİZ BEKTAŞ EVİ 1973 1973
13. İST/CİHAN BEKTAŞ EVİ 1974 1975
14. DENİZLİ/ESAT SİVRİ EVİ 1975 1975
15. DATÇA/KANGOTAN EVİ 1977 1977
16. DENİZLİ/İSMAİLGİLİN EVİ 1977 1977
17. İZMİR/TURGUT PURA EVİ 1978 1980
18. ÇEŞME/MÜRÜVVET YURTÇU EVİ 1976
19. ÇEŞME/ATİLLA YURTÇU EVİ 1976
20. ÇEŞME/METE YURTÇU EVİ 1976
21. SAMİM SİVRİ /SAİM SİVRİ EVİ
22. İKİZ EV
23. ÖNEN EVİ
24. DAMGACI EVİ
25. DENİZLİ/KASAPOĞLU EVİ
26. İHSAN AKAY EVİ
27. DİDİM/ESAT SİVRİ EVİ 1979
28. BALTUTAN EVİ
29. ZEYTİNCİ EVİ 1982
30. BERBEROĞLU EVİ
31. ABD/Prof.Dr. SÜMER PEK EVİ 1984 1986
32. BARTIN/Dr. ATALAY TUNÇDEMİR EVİ 1987 1988
33. JAPONYA/Dr.UMEZU EVİ 1991
34. DENİZLİ/KADİR USLU EVİ 1991
35.SAPANCA/BOZDOĞAN EVİ 1996 1997
36. SARIYER/EĞEMEN BERKÖZ EVİ
37. GÜRE/NECMİ DAĞHAN EVİ
38. GÜRE/FATMA’NIN EVİ
39. SİLİVRİ/AKSU EVİ
40. GÜRE/İLHAN BAŞGÖZ EVİ
41. KUMBURGAZ/CEYHAN BEKTAŞ EVİ
42. ÇEŞME’DE SATILIK EVLER
43. BODRUM/AHMET ÇIMACI EVİ

TOPLU KONUTLAR
1. DENİZLİ/KASAPOĞLU APT.
2. DENİZLİ/ŞARKAYA APT.
3. DENİZLİ/SALİM ŞENGİL EVİ
4. ŞİRİNKÖY EVLERİ
5. DARICA EVLERİ
6. EDİRNE/BİN EVLER 1974 1973
7. MISIR/DANDARA 1980
8. SİLİVRİ/ GÜMÜŞYAKA EVLERİ 1980
9. GÜNEYTEPE YAYLASI EVLERİ
10. İZMİR/ŞARK SANAYİ EVLERİ
11. ALTINOLUK EVLERİ
12. BÜYÜYEBİLEN EV
13.İST/ÇANAKKALE SERAMİK KOOP. 1990 1995
14. URLA EVLERİ
15. BERGAMA TOPLU KONUT 1991 1996
16. BODRUM YALIKAVAK EVLERİ
17. GÜRE KAVURMACILAR EVLERİ
18. GÜRE KOOPERATİF
19. GÜRE DEVREMÜLK 1998 2001

ONARIM/RESTORASYON
1. KUZGUNCUK/CENGİZ BEKTAŞ EVİ (1) 1978
2. KUZGUNCUK/CENGİZ BEKTAŞ EVİ (2) 1986
3. KUZGUNCUK/CENGİZ BEKTAŞ İŞLİĞİ 1982
4. SULTANTEPE/ÖZBEKLER TEKKESİ 1993
5. KUZGUNCUK/ÖMER ERZEREN EVİ 1985
6. YENİKÖY/SELAHATTİN YETMİŞBİR EVİ 1987
7. KUZGUNCUK/KÜTÜPHANE / ESİN AKSOY EVİ 1989
8. KUZGUNCUK/TURGAYLARIN EVİ 1988
9. KUZGUNCUK/MUAFFAK GÜZEL EVİ/ÇARŞISI 1984
10. KUZGUNCUK/SOLEY PADAR EVİ 1984
11. HALİÇ/ÇEŞME 1987
12. HALİÇ/KADINLAR KÜTÜPHANESİ 1990
13. HALİÇ/PTT 1987
14. HALİÇ/OYUNCAK ATÖLYESİ 1987
15. HALİÇ/MÜZE 1987
16. SÜLEYMANİYE/TALATPAŞA KONAĞI 1987
17. CAĞALOĞLU/İST.ERKEK LİSESİ 1994
18. ÇENGELKÖY/SACİT BASMACI EVİ 1995
19. KUZGUNCUK/EĞEMEN BERKÖZ EVİ 1994
20. ÇENGELKÖY/Dr. BABACAN EVİ 1994
21. KUZGUNCUK/MERTSOY EVİ 1999
22. FATİH/DAVUTPAŞA MEDRESESİ 1998
23. FATİH/ HİNDULAR TEKKESİ 1998
(uygulanmadı,bu proje dışında hepsi uygulandı.)

KÜLTÜR YAPILARI
1. AZİZ NESİN KİTAPLIĞI VE ÇOCUK YURDU
2. İST/BÜYÜKADA TÜRK-İSVEÇ KÜLTÜR EVİ
3. TARSUS KİLİSESİ
4. AKŞEHİR KİLİSESİ
5. GÜRE’DE GENÇLİK EVİ
6. BERGAMA YAZOKULU
7. ANTALYA/ OLBİA SOSYAL ÖZEK 1999

OKULLAR
1. ANK/İNGİLİZ İLKOKULU 1963 1964
2. DENİZLİ/HALİL BEKTAŞ İLKOKULU 1969 1970
3. BURSA/ALİ OSMAN SÖZMEZ MESLEK LİSESİ 1984 1992
4. İST/İST.ERK.LİSESİ İLKOKULU 1995 1997
5. BOZCADA/OTİSTİK ÇOCUKLAR EĞİTİM KÖYÜ 1998
6. GÜRE YAZOKULU 1993 1993
7.DENİZLİ/HALİL BEKTAŞ İLKÖĞRETİM OKULU 1998 2004

ENDÜSTRİ YAPILARI
1. DENİZLİ/BOYA BASMA APRE FAB. 1 1973 1974
2. DENİZLİ/ BOYA BASMA APRE FAB 2
3. İST/SARKUYSAN ELEKTROLİK BAKIR FAB. 1974 1975
4. DENİZLİ/DEMSA İPLİK YAPIM YERİ 1974
5. İZMİR/DEMİR ÇELİK FAB. 1978 1979
6. ELAZIG/FE-FARMA TIP MALZ.FAB. 1978 1990
7. DENİZLİ/ERBAKIR ELEKTROLİTİK BAKIR FAB. 1982 1982
8. DENİZLİ/MESA ETİKET FAB. 1995 1996
9. ÇERKEZKÖY/SAMET SAÇ KESME / DEPO 1996
10. CEM DÜDÜKLÜ TENCERE
11. DENİZLİ/GÖVEÇLİK İPLİK FAB.
12. AZİM CIVATA FAB.
12. DENİZLİ/DENTEKS ÜRETİM YERİ

ÇARŞILAR
1. DENİZLİ/BABADAĞLILAR ÇARŞISI 1973 1975
2. DENİZLİ/KUYUMCULAR ÇARŞISI 1975 1976
3. BALIKESİR/HASANBABA ÇARŞISI 1986 1987
4. BALIKESİR/AYFER YAĞCI ÇARŞISI 1987 1989
5. DENİZLİ/KEMAL ÖZBİLEN ÇARŞISI 1988 1992
6. ANK/ULUS ÇARŞI KOPLEKSİ YARIŞMA
7. MERSİN/GÖKDELEN 1985 1990
ÇARŞI
İŞMERKEZİ
OTEL
OTOPARK
EĞLENCE MERKEZİ

8. BALIKESİR/KATLI OTOPARK 1987 1990

BÜRO YAPILARI
1. ANK/TMO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 1964 1965
2. ANK/TÜRK DİL KURUMU 1972 1975-78
3. ÇERKEZKÖY/SAMET GENEL MÜDÜRLÜK
4. BURHANİYE BELEDİYE BİNASI
5. ANTALYA BELEDİYESİ
6. ANTALYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL ÖZEK
7. KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL ÖZEK
8. ANTALYA HALKIN EVİ
9. LÜLEBURGAZ

BANKALAR
1. DENİZLİ/MERKEZ BANKASI 1971 1973
2. İST/BAKIRKÖY ULUSLARARASI END.BANKASI 1986 1988
3. ULUSLARARASI END.TİC.BANKASI ŞUBELERİ
4. İKTİSAT BANKASI ŞUBELERİ

HOTEL MOTEL TURİSTİK TESİSLER
1. DENİZLİ/KUYUMCU OTELİ 1970 1974
2. BODRUM/YAYGIN YATIM EVİ 1973 1974
3. DATÇA/KNİDOS TATİL KÖYÜ 1984 1986
4. BODRUM/KLÜP ORA TATİL KÖYÜ 1988 1990
5. BODRUM/ANTİK TİYATRO OTELİ 1988 1994
6. DENİZLİ/ PİŞKİN OTEL 1990 1992
7. AYVALIK/OTEL TORONTO
8. SELÇUK /ROTTİST TATİL KÖYÜ
9. DENİZLİ/ KRAL YOLU
10. MERSİN/RAMADA OTEL 1990
11. GÜRE/ GÜRE DEVREMÜLK OTELİ 1998 2001

CAMİİ/MESCİDLER
1. ANKARA/ETİMESGUT CAMİİ 1965 1966
2. İZMİR/ ASMAŞ MESCİDİ 1977
3. DENİZLİ/AHMET HULİSİ EFENDİ KÜLLİYESİ 1981
4. DENİZLİ/ ŞİRİNKÖY MESCİDİ 1983

TURİZM GELİŞTİRME PROJESİ
BODRUM/KARAADA TURİZM GELİŞTİRME PROJESİ 1991

KÜLTÜR EVLERİ
BÜYÜKADA/ TÜRK-İSVEÇ KÜLTÜR EVİ 1989

ALAN DÜZENLEMELERİ
1. ANTALYA/CUMHURİYET ALANI
2. GÜRE/ İSKELE ALANI
3. BERGAMA/ DOMUZ ALANI
4. BERGAMA/ CUMHURİYET ALANI

2 Yorum
  1. […] Cengiz Bektaş 26 Kasım 1934’te Denizli’de doğdu. Kendisi, yüksek mimar, mühendis, ozan ve yazar olarak bilinir. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimarlık, Mimarlık bölümlerinde okudu, 1959’da Münih (Almanya) Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünü bitirdi. 1960 Alman Şehircilik Akademisi kurslarını izledi. 1959-62 yılları arasında Münih’te Prof.Dr. Fred Angerer ve Alexander Baron von Branca’nın ortak oluşturdukları bir büroyu yönetti. Serbest Mimar olarak çalıştı. 1962 de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olarak çağrıldı. Orada inşaat İşleri Mimarlık Bürosunu yönetti. Üniversiteden isteğiyle ayrıldı. […]

    Mimar&Mühendis Cengiz Bektaş Hayata Veda Etti | İnşaPORT | İnşaat Platformu | İnşaat Portalı | 21 Mart 2020

  2. […] acınacak haldeki inşaatla terbiye olmuş hali pür melalini sergiye çıkardığı web sitesi dahi başlı başına bir mimari eser […]

    Mimar Cengiz Bektaş'ı kaybettik.. Veysi Dündar'ın portresiyle kendisini anıyoruz… – Ocak Medya | 21 Mart 2020



  İktidarın harcadığı kamu kaynakları dudak uçuklattı. Milyarlarca lira, ölü yatırımlarla çöpe atıldı. Havaalanları uçak inmediği gerekçesiyle boş kalırken milyonlarca liraya yaptırılan Formula 1 pisti otoparka dönüştü.    

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org