Kerem Yazgan ile Mimarlık Üzerine |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Kerem Yazgan ile Mimarlık Üzerine
Share 27 Şubat 2012

Hazırlayan: Mimar Heval Zeliha Yüksel

Mimar Heval Zeliha Yüksel Kerem Yazgan ile Mimarlık Üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

Yazgan Tasarım Mimarlık, 2003 yılında Dr. Mimar Kerem Yazgan ve Dr. Mimar Begüm Yazgan tarafından kurulmuş olan, Ankara merkezli bir mimari tasarım ve inşaat şirketi. Şirket kuruluşundan bu yana, Türkiye’nin yanısıra Kuzey Kıbrıs, Rusya, Kazakistan, Libya, Birleşik Arap Emirlikleri, Ukrayna, Azerbaycan, Irak ve Gana gibi çeşitli ülkelerde bulunan yapıların mimari, iç mekân ve peyzaj projelerine imza atmış. Farklı program ve ölçekteki projelerin tasarım, tasarım geliştirme ve uygulama aşamalarını gerçekleştiren firma, karma kullanımlı yapılar, alışveriş merkezleri, oteller, konutlar, ofisler, eğitim binaları, hastaneler, kültür merkezleri, havaalanları ve spor salonları projelendirmiş.
Şirket ayrıca iç mekân, peyzaj ve grafik tasarım projelerini de hayata geçirmiş. Yazgan Mimarlık’ı ve projelerini daha yakından tanımak için firmanın sahipleriyle bir söyleşi yaptık:

                                                                                                                           Begüm Yazgan
                                                                                                                              

Sizi ve ofisinizi daha yakından tanıyabilmemiz için hikâyenizi sizden dinleyebilir miyiz?

2000 yılında oluşan kriz sonrasında eşim Dr. Mimar Begüm Yazgan ile birlikte katıldığımız iki ayrı yarışmadan aldığımız mansiyon ödülleri sonrasında ikinci ofisimizi kurmaya karar verdik. Teorik çalışmalarımızı pratikteki uygulamaları ile birleştirmek istediğimiz için, teorik araştırmaları sürdürmemize rağmen, akademiye fiilen devam etmedik. Ofisimizi kurduktan sonra da yurtdışına açılma kararı verdik.
Yazgan Tasarım Mimarlık olarak 2003 yılından bu yana projelendirme, uygulama ve proje yönetim hizmetleri vermekteyiz. Şimdiye dek, inşaat alanı toplamında 3.500.000 metrekareyi geçen ulusal ve uluslararası projelerin tasarım ve uygulama aşamalarında yer aldık. Portföyümüzde çeşitli ölçeklerde projeleri bir araya getirmekteyiz. Spor yapıları, iş merkezleri, alışveriş merkezleri, konut, otel, eğitim, hastane ve havaalanı gibi büyük ölçekli projelerin yanı sıra, peyzaj tasarımı, iç mekân tasarımı ve grafik düzenleme gibi küçük ölçekli projeleri de gerçekleştirmekteyiz. Firmamız, ayrıca iç mekân ve peyzaj uygulamaları da yapmaktadır. Proje yönetim hizmeti ile ilgili olarak da, statik, makine, elektrik, akustik, aydınlatma, altyapı, trafik ve yangın projelerinin mimari projeler ile uygunluğunu sağlamaktadır.


Heval Zeliha Yüksel

“Mimarlık” bilinçli bir tercih miydi?
Mimarlığı tercih etmemde sanat dünyasının sergilerini düzenleyen, Maya sanat dergisini çıkartmış olan, şair-gazeteci babam Etem Yazgan ve yine sanatı takip eden, resme kabiliyeti olan, gazeteci, annem Güler Yazgan’ın etkisi büyüktür. Sınavda mimarlık 1. tercihimdi. Mimarlığı bir hayat biçimi olarak benimseyip sevmemi sağlayan diğer bir etken ise etkisi halen devam eden ODTÜ 1. sınıftaki eğitimin verdiği motivasyondur.

Kerem Yazgan

Türkiye’de eşlerin ortak bir mimarlık ofisi yürütmesi rastladığımız bir durum ancak yine de sormak istiyoruz: Zorlukları ve kolaylıkları neler?
Kerem Yazgan: Türkiye’de mimarlık sektöründe aile dışı ortaklıkların bozulduğunu sıklıkla görmekteyiz. Bence en önemli sebep mimarların birbirleriyle anlaşamamaları değil proje bedellerinin hem ofisi idare edecek hem de bölüşülecek yeterlilikte olmaması. İş tanımı önemli burada. Ortaklar aynı işi yaparlarsa eşiniz de olsa sıkıntılı. İşler ayrı olup görüş alarak ilerleme en iyi yöntem. Birbirini tamamlayabilmek önemli. Ayrıca güven, esneklik de aile şirketlerinin avantajı. Dezavantajı ise işler kötüye giderse tüm aile etkileniyor.
Begüm Yazgan: Türkiye’de aile ortaklıkları daha güçlü ilerliyor. Herhangi bir sorun yaşandığında üstesinden daha rahat gelinebiliyor. Yabancı kişilerin kurduğu ortaklıklar daha çok söze dayalı olduğu için resmi bir organizasyon yaratılamıyor, özellikle ekonomik problemlerde zorluklar yaşanıyor. Aile ortaklıklarında iş bölümü sayesinde düzenli bir çalışma ortamı yaratılabiliyor.

 

Ankara Arena Çok Amaçlı Spor Salonu doğu cephesi

Ankara Arena Çok Amaçlı Spor Salonu

 

 

“Mimarlıkta Dizaynografi” konulu tezinizden biraz bahsedebilir miyiz?
“Mimarlıkta dizaynografi”, sinematografi, koreografi’dekine benzer, eylemler aracılığıyla tasarım üretimi kurgulandırılmasına dair ilişkilerin ve yapıya ve mekâna doğru giden yolun üretim biçim ve sistematiklerinin oluşturulması ile ilgili araştırma alanıdır. Hedef, müzikteki kadans ve crescendolar gibi mimari tasarımın üretme eyleminin içinden doğan bilginin araştırılması, mimari tasarımın kendine özgü crescendonlarının geliştirilmesi, bu bilginin mimari kültür birikimi ve çevresel faktörlerle desteklenerek proje bazında değerlendirilmesi ve uygulanması, tüm tasarım, üretim ve inşa süreçlerinde net ilişkilendirilmiş, esnek, özgürleştirici, sistematik ve berrak mimari proje süreçlerinden geçerek yapıların oluşturulmasıdır.

 


Ankara Arena Çok Amaçlı Spor Salonu karma kullanım alternatifleri

 

 

İnşaat sektörü günümüzde ekonominin lokomotif sektörü. Mimarlık da dolayısıyla daha çok konuşulur oldu. Yıldız projeler diye bir kavram ortaya çıktı. Teknoloji de gelişti, peki sizce “mimari”de neler değişti?
Ölçek değişti en önemlisi. Aktörler değişti. Birçok danışmanla birlikte yapıyorsunuz projeleri. Kral-kraliçe mimar hala olmakla birlikte artık çoğunluklu olarak “teamwork” işin içine girdi. Ancak hala tasarım yapma biçimleri ve üretim bilgisi üstüne bilgi alanı örneğin sinemadaki gibi yazıya sistematik olarak dökülmediği için büyük bir açığın da hala sürdüğünü düşünüyorum.
Bence inşaat sektöründe önümüzdeki yıllardaki en önemli değişimin AutoCad 2012 programının giriş ekranındaki gibi inşaatı yapanların makineler olmaya başlaması olacak. Yani cephe camlarını artık insanlar değil makinelerin takması olacak. Çiplerin veya araba parçalarının yerleştirilmesinde olduğu gibi. Araba yapar gibi inşaat yapılacak. Benzer bir durumun mimari tasarıma da yansıyacağını düşünüyorum.
Bunun yanı sıra istediğiniz kadar malzeme, form değiştirin, değişmeyen ise avlu hala avlu.

 

Grand Canyon AVM St

 

Bugünkü dünyada mimarlık dünyasında geleneksellik, yerellik ile modernlik bir arada sorgulanan kavramlar. Bu kavramları tasarımlarınızda bir arada gösteren örnekler var mı? Ya da önemsediğiniz bir unsur mudur?
Biz gelenek, yerel, modernlik ile kurulabilecek ilişkileri mimari üretimin içinden düşünmeye eğilimli bir grubuz. Bir yapıyı tasarlarken bulunduğu bağlamla ilişkiye sokarsınız, ancak aynı zamanda mimarlık kültürünün evrensel bağlamıyla da ilişkilendirirsiniz. Bizim arayışımız daha çok bu ikinci bağlamda. Çünkü bu ilişkilerin üretme biçimleri üstünden içselleştirilebileceğini, doğrudanlaşabileceğini ve evrensel anlamda mimarlığa katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Bizim anlayışımızda bu kavramlar, projeye göre farklı bir biçimde belirebilecekken işe üretim biçimleri olarak baktığınızda birbirine kaynayabilecek kavramlardır. Örneğin geleneksel bir istifleme yöntemini yerel bir malzeme ile kullanarak modern bir bina yapabilirsiniz. Burada önemli olan, bu kavramların tasarımda yapay temsiliyetler olmaktan çıkarılıp mimari tasarımın üretim biçimlerinin bilgisini geliştirmek için kullanabilmektir.

Kavacık Ofis Binası

 

Tasarıma başlangıç noktanız neresidir genelde?
Genelde çok gözlemci bir kişiyimdir. American Beauty filmindeki gibi naylon torbanın havadaki hareketinin ve o “an”ın sıradanlığını yitirişinin keşfi beni yaşadığım sıkıcı şehirden alıp bambaşka noktalara götürebilir. Ben de eskiz sırasında sıradan bir çizgiyi olağanüstü hale getirmeye çalışırım.
Tasarım yaklaşımım, teorik çalışmalar ve pratikteki uygulamaları birleştirmek ile tasarım sürecini sistematize etmek üzerine kuruludur. Tasarım “an”ındaki hamleler ve bu “an”ın süreci etkileme potansiyelleriyle ilgilenirim. Örneğin tasarıma giren elemanların tasarıma katılımı ile ilgili ayrı hızları vardır. Tüm bunlar mimari tasarım üretiminin içsel sorunsallarıdır. Bu anlayışla “tasarım eyleminin tasarımı” olarak adlandırdığım tasarımın programının yazılması fikri üzerine birçok proje gerçekleştirdim.

 

ODTÜ MOSDİM (2)

ODTÜ MOSDİM

 


Modernizmin çok konuşulduğu günlerdeyiz. Modern mimari olsun diye “iyi mimarlık”tan uzaklaşıldığı örnekler de giderek artıyor. Sizce modern mimarinin zaafı nedir?

Birbirine benzer yapılar üretme potansiyeli.

 

Resim Ulvi Cemal Erkin Konser Salonu ulusal mimari proje yarışması için hazırlanan proje

 

Mimarlar üzerinden mimarlık konuşuyoruz genelde. Yapılar üzerinden konuşacak olursak ‘güçlü’ modernizmin temsilcisi olabilecek yapıları bugün görebiliyor muyuz?
Günümüzde de müthiş işlerin yapıldığını görebiliyoruz. Zumthor’un Therme de Vals’ine bakın örneğin. Sizin tabirinizle “güçlü” modernizmin devamıdır, ya da Berlin exposunda yaptığı İsviçre Pavyonuna. Hem moderndir hem zamansızdır. Ya da Sejima’nın Xerox Center’ına. İsviçre’de ziyaret ettik. Bence Mies’in amaçladığı “free space” fikrini en uçta noktalara götürebilmiş müthiş bir mekânsal zenginlik ve esneklik sunan bir yapıdır. Üstelik 2 sistem kesitiyle ve modernist dönemin planlarına hiç benzemeyen çocukça nitelendirilebilecek bir planla.

 

Turuncu Ev

 

Şehirlerin inşasına masa başında karar veriliyor. Bazı matematiksel hesaplamaların tasarım aşamasında göz önünde bulundurulması gerekiyor. Yatırımcının da cesur olduğu durumlarda cesur işler ortaya çıkabiliyor. Diğer ülke başkent ve metropolleri ile karşılaştırıldığında, bizim büyük şehirlerimiz için “inşa etme” ve “iyi mimarlık” eksenindeki bir sonraki adım sizce ne olacaktır?
İmar kanununun yarattığı apartmanlaşmanın yerini sermayenin bu alanları yavaş yavaş yıkması ve yabancılarla birlikte kar getiren yüksek yapılaşma alanları oluşmasını bekliyorum. Ayrıca, çevresel faktörlerin ve buna göre tasarlamanın öncelikle yüzeysel ve az sayıda –ünvan için- daha sonra ise sermayenin buradaki potansiyeli keşfi ile yayılarak olmasını bekliyorum. Bu yayılma şehirlerde kendini gösterecektir diye düşünüyorum. Çünkü girişimci Türk İnsanının buradaki fikirleri şehre yayarak para kazanmaya çalışacağını düşünüyorum. “İyi mimarlık” ekseninde ise inşa etme ve fark yaratma çılgınlığı yavaş yavaş kendini göstermekte. Şehirlere yayılmış “iyi mimarlık” uzun süreli bir kültür işidir bence. Bir sonraki adımı ıskalar.

 

Türkiye Basketbol Federasyonu

 

Mimari giderek teknik enstrümanlarla icra edilen bir iş haline geldi. Kalem kağıt mimarlığı biraz gerilerde kalmaya başladı. İyi bir sunum, gerisi çok iyi çözümlenmemiş bir tasarımı çok etkileyici gösterebiliyor. Öğrencileri olan, seminerler veren, genç yaşında başarılı işler ortaya çıkarmış biri olarak ne düşünürsünüz bu konuda?
Kalem kağıt mimarlığı ile bilgisayarı birleştirerek kullanıyoruz. En iyi projelerim eskizlerimden çıkıyor hala. Ancak 2 yaşındaki kızım şimdiden Ipad ile başka türlü bir öğrenme sürecini deneyimliyor, Ipad’de renk veriyor, çizgi yapmaya çalışıyor. Bilgisayar henüz yeterince esnek değil, el-beyin ilişkisi açısından. En azından bizim kullandığımız haliyle. Ancak farklı alternatifleri aynı anda görme konusunda ise çok yetenekli. Zaha Hadid’i düşünün o binalar bilgisayarsız olmazdı. Ancak Zaha Hadid’in eskizi olmadan da olmazdı gibi geliyor bana. Son dönemlerde ise çok ilginç bir şekilde “mimarın elini” bilgisayarı da kullanarak sistematik esnek bir hale sokuyor Hadid. Yakında bu anlamda bir inovasyon bekliyorum.

 

Yenigün İnşaat Yönetim Binası (2)

 

Başlangıçta önemsediğiniz ve örnek aldığınız mimarlar var mıydı? (şimdiki zamanı da söylerseniz çok mutlu olurum)
Başlangıçta Bernard Tschumi, Peter Zumthor, Rem Koolhaas, Herzog De Meuron, Mies Van der Rohe, Constant Nieuwenhuys, Pierre Chareau. Şimdilerde yine bu isimler var, çünkü hem onlar değişiyorlar, hem de farklı yönlerini yeni yeni keşfediyorsunuz, ancak Sejima, Cemal Emden’in fotoğraflarından sonra bir kez daha Le Corbusier, bazı yapılarıyla Ferrater.
Yenigün İnşaat Yönetim Binası

Önemsediğiniz tasarımcılar kimler?
Bülent Erkmen, reklam sektörü tasarımcıları. Kullanıldığı anlamıyla tasarımcı denemez belki ama bence tasarımcı, ressam Canan Tolon.

Tavsiye edeceğiniz kitap var mıdır?
Swiss Sound Box (Peter Zumthor), Architecture & Disjunction (Bernard Tschumi), Francis Bacon (John Russell)

Son dönemdeki işlerinizden biraz bahsedebilir miyiz?
Şu anda Aselsan’ın Gölbaşı Radar kampüsü projesi üzerinde çalışıyoruz. Hayli ilginç yanları olan bir proje. Daha önce denemediğimiz çelik asma sistemler kullanıyoruz. Ayrıca, yeşili yapı tasarımının bir parçası olarak ele alıyoruz. Bunun dışında Türkmenistan’da bir buz arenası yaptık, açılmak üzere, İstanbul’da birçok amaçlı salon tasarlıyoruz, Kayseri’de PPP Projeleri kapsamında 1500 yataklı bir hastane kompleksi yapıyoruz, Rönesans İnşaatın Ankara’daki genel merkezi ile ve Samsun’da bir konut projesi uğraşıyoruz.
Ayrıca, son dönemde “Cityscape Global” bünyesinde yükselen dünya gayrimenkul pazarında öne çıkan mimari eserleri ödüllendiren “Cityscape Awards for Architecture in the Emerging Markets” kapsamında Ankara Arena Çok Amaçlı Spor Salonu projemiz ile “Community Built – Kamusal Yapılar” kategorisinde “Highly Commended” statüsünde ikincilik ödülüne layık görüldük.

Malzeme seçimlerinizden; seramik, doğal taş kullanımlarınızdan biraz bahsedebilir miyiz?
Malzemeyi “portakal”ın kabuğundaki bütünlük gibi kullanıyoruz genellikle. Portakalla elmayı bir araya getiremezsiniz. İkisinin de tekrardan oluşan ayrı bütünlükleri vardır. Yani bir malzemeyi bir bütünün toplamı olarak kullanmaya çalışıyoruz. Örneğin; Ankara Arena’da 50×300 santimlik dikine 2 sıra seramiği çepeçevre tüm fuaye alanı içinde kullandık. Bir fon yarattık seramikle. Ya da yine aynı yapıda 8.000 m2 aynı mermerden kullandık.

İşlerinizi bir araya topladığınız bir sergi veya bir kitap çalışmanız var mı?
Henüz yok. Zamanı geldi, düşünüyoruz. İşlerimizi bir arada internet sayfamızda bulabilirsiniz.

Çok teşekkür ederim.

6 Yorum
  1. sabırla ve bilgiyle örülmüş bir başarı yolu. devamını dileyelim…

    Melek Gerçek | 28 Şubat 2012

  2. Ankara Arena projesi çok olumlu ve estetik bir proje. Hem Ankara’ya yakışmış hem de yeni nesil bir spor-kültür yapısını başkente armağan etmişsiniz.
    Çalışmalarınızda başarılar.

    RACİ ZAMAN | 28 Şubat 2012

  3. bir tasarımcının giderek ustalaşması ve üstelik bu ustalığını marka düzeyine çıkararak firma haline gelebilmesi aslında zorlu bir süreç. kerem bey ve eşi bu yolu başarıyla adımlamışlar. tasarımcının ayakta durması, yaşayabilmesi, yeni ürünler verebilmesi ne yazık ki yine piyasanın ona meyletmesi, onu talep etmesiyle mümkün olabiliyor. iddaları olan, belli bir çizginin sahibi mimarlar için esasında çok riskli bir yol.

    gülşah demir | 1 Mart 2012

  4. çok başarılı bir performansı mimarlık alanına çıkıştaki tutarlılığınız ve bilgiye dayanan gücünüzde görüyorum. bu ülkeye daha çok proje kazandıracağınızdan eminim.

    serpil ünüvar | 10 Mart 2012

  5. mimarlık ofisi olarak belli düzeyde iş alan imza olabilmek o kadar kolay değil. piyasanın mimarı sınaması oldukça zorlu bir yolun tarifi bir anlamda.

    şebnem aslan | 11 Mart 2012

  6. ”çeşitli ülkelerde bulunan yapıların mimari, iç mekân ve peyzaj projelerine imza atmış” Bu arkadaşların mesleği nedir ben anlayamadım! Mimar mı, İçmimar mı, Peyzaj mimarı mı ne???!!!
    Buda yetmemiş Grafik tasarımı işinede girmişler!
    Kaç ülkede imzaları olursa olsun bizim ülkemizin insanları hep başkalarının işini yapmak ve proje çalmaktan bir adım geride kalmayacaklar! İnşallah ilerleyen zamanlarda bakınca ağzımızı ayırıp bakıcamış projeleri yaparsınız.Buradan inşaat mühendisi, peyzaj mimarı,İçmimar ve grafiker arkadaşlarımada tavsiyem bu kişilere sizde uymayın kendi işinizi layıkıyla yapın bu tip şahıslarada kendi mesleğinizi yaptırtmayın!Korkuyorum yarın bir gün doktorlukta yapar bu kişiler! Maşallah ülkemizde her gelen Mimar Sinan kesiliyo. Mimar Sinan Türk deildi arkadaşlar hayatını okuyun biraz!

    polat emen | 28 Mart 2012


Yorum yazmak için


Tasarım: MIA architecture MIA’nın Ofisi Projesi, bir mimarın ofisinin, bir toplantı salonunun ve teknik binaların alanlarını barındırması amaçlanan bir hacmin inşasından oluşmaktadır. Hacim, 70’lerde yoğun ağaçlık bir ortamda inşa edilmiş mevcut bir evin uzantısına yerleştirilir ve buradan temelin mimari dilini alır (boyalı tuğlalar, duvar kafaları, yükseklik). Bu kaide üzerine yerleştirilmiş, profesyonel fonksiyonları barındıran “ayna kutusu” […]

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu