Tekrar hatırlayalım, unutmayalım: Protokol yolu estetiği nasıl birşeydir? |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Tekrar hatırlayalım, unutmayalım: Protokol yolu estetiği nasıl birşeydir?
Share 11 Ekim 2011

2005 yılında hazırlanıp 2006 da gündeme alınarak hızla yapımına girişilen Kuzey Ankara Girişi Projesi bağlamında Ankara’da biraz sonra işaret edeceğimiz ‘özgün kırmızı tuğla’ imajlı yüzlerce aynı tip yapının hikayesi başlamış oluyordu.

Ankara Esenboğa Havaalanı yolu üzerindeki gecekondular, hava limanına giden dolambaçlı ve üst standartta olmayan ulaşım yolu yıllardır bir sıkıntı yaratıyordu. Ankara’dan havaalanına ulaşmanın zorluğunun yanı sıra bu seyahat sırasında çevrenin ‘uyumsuz, düzensi’ görünümü de ülkenin ‘gelişmişlik’ seviyesine devlet yetkilileri nezdinde problem yaratıyordu. Özellikle yabancı devlet konukları nezdinde yöneticiler “Büyük Türkiye” imajına pek yakışmayan bu yapılaşma ve fiziki çevreden rahatsızdılar.


Protokol-Yolu

Dolayısıyla bugün karşılaştığımız ve kimlerine göre “modern dünyanın gereği” ve “çağdaş estetik” anlayışıyla ele alınmış yol, yıllardır çekilen sıkıntıların sonunda adeta mevcut hükümetin ve onun ‘değerli’ eşi benzeri bulunmaz belediye başkanının Ankara’ya bir “armağanı” olarak ortaya çıkmış oldu.


Protokol yoluna değer biçilen kırmızı tuğla kaplama

Nedir bu Kuzey Ankara Girişi Projesi kapsamında yenilenen ve genişletilen Esenboğa Protokol Yolu?
Kimilerine göre krallara layıktır bu protokol yolu. Böyle düşünenlerden başlayalım:

“Esenboğa Havaalanı’nı şehir merkezine bağlayan yol ve etrafı, sık sık kralları ve devlet başkanlarını ağırlayan başkent Ankara’ya yakışmıyordu. Kentsel dönüşüm çalışmaları, bu güzergâhı cazibe merkezi hâline getirdi.


4 kırmızı tuğlalı evle dizisi

Uzun bir aradan sonra Ankara’ya dönüyordu. Uçak havalandıktan hemen sonra gazetesini okumaya başladı. “2009 Avrupa Ödülü Ankara’ya verildi” haberine takıldı gözü bir ara. Yüzünü buruşturdu, sayfayı hışımla çevirdi. Nihayet uçak Esenboğa’ya inmişti. Beyimiz kendisini bekleyen otomobille şehir merkezine yöneldi. Çok geçmeden şaşırıp kaldı. Şoföre “Ne bu ya!” dedi. “Protokol Yolu, beyim!” diye karşılık verdi şoför.


Esenboğa yolunda evler böyle tuğla ile kaplandı

Aslında, son günlerde bu yolu ilk kez görenlerin çoğu aynı şaşkınlığı yaşıyor. Protokol Yolu, Ankara’nın kuzey kapısı. Hava yolu ile gelen yerli-yabancı konukların ilk güzergâhı. Esenboğa Havalimanı’ndan başlayarak birbirine bağlı caddelerin oluşturduğu 35 kilometrelik hat boyunca şehir merkezine uzanıyor. Sayısız devlet başkanı, kral, başbakan ve diplomat bu hattan geçti; hâlâ geçiyor. Adı da bu yüzden ‘Protokol Yolu’ zaten.


Esenboğa yolu binaları

Ankara’nın dışa açılan yüzünün, çok değil 5 yıl öncesine kadar verdiği imaj hiç de hoş değildi. Kötü bir yol ve onun etrafında sağlı-sollu yayılmış gecekondular vardı. Görüntü kirliliğinin boyutunu eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’a atfedilen şu sözler özetlemeye yetiyor: “Sizin hayvan barınaklarınız ne güzelmiş!”
ZEKAİ ÖZÇINAR 02-11-2009


Bir bina kaplanırken inşa hali ve bina kaplandıktan sonra hali

Rezil Oluyorduk Yabancıya…
İşte böyleydi yeni yapılan Esenboğa yolunun hikayesi bir açıdan. Hatta “kırılan gururumuzun” tamir edilmesiydi, içine düştüğümüz ezikliğin restorasyonu, psikolojik sıkıntılarımızın sonuydu Protokol Yolu.


Estetiği yüksek ‘çağdaş’ yapı görünümleri

Doğrusu, görünen köy kılavuz istemezdi. Bu tablo, modern Türkiye’nin başkentine yakışmıyordu. Oysa şehirlerin girişi önemliydi. Özellikle de birçok yabancı devlet adamını ağırlayan başkentlerin merkezi ile hava limanını birbirine bağlayan yollar, vitrin niteliğindeydi. Ankara, bu anlamda hiç de iyi sınav vermiyordu.
Acaba bu durumdan nasıl kurtulmak mümkündü? Bu kötü manzara değerli konuklara gösterilmeden nasıl geçiştirilebilirdi? Ya da konukların şehre geçişi için havanın kararmasını mı beklemek gerekirdi? “Gecekonduları boyayalım, dev bir perde çekelim” Şeklinde bugünkünden “nitelikçe” pek farklı olmayan fikirler de vardı.


‘Sıradan’ değil istikrarlı düzen (!)

Sonra  gelsin Ankara’nın yeni imajı
Ankara Büyükşehir Belediyesi, Esenboğa Havalanı Yolu’na cephesi bulunan binaların duvarlarını ‘kaliteli ve estetik’ tuğla ile kaplama kararı alarak bu projenin en önemli ayağını hayata geçirmeye karar veriyor.
Belediye meclisinin kenti güzelleştirmek için almış olduğu yapıları ‘estetik’ hale getiren kaliteli kaplama için üstelik binaları yol kenarında olan vatandaşlardan bir bedel de talep etmeyeceği düşünülürse, imrenilecek bir yerel yönetim basiretinin müşvik bir hale dönüşüp kamu kaynaklarını devreye sokarak vatandaşın bu konuda harcama yapmamasına neden olması ise kalplerimizdeki son şüpheyi ve karşı koyma arzusunu yıkıp atıyordu.

Yüzlercesinin benzeri bir örnek daha

Aydınlıkevler Kavşağı ve Ankara Esenboğa Havalimanı arasındaki “Protokol Yolu” üzerindeki binaların, ön cepheleri (üstüne basa basa söyleyelim, sadece ön cephesi…) yenilenmesi çalışması başlatıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında, 187 adet binanın söz konusu yola bakan cepheleri klinker tuğla (özel bir firmanın ürünü olarak…) usulüne uygun olarak bu malzemenin tekniğine uyularak kaplandı.
Fakat yine de topluma, kente katkı veren bu “akıllı-yararlı” projeye karşı çıkmayı vazife bellemiş bazı kurumlar da yok değildi.

“Protokol Yolu Estetiği”
Cephe yenileme çalışmalarının henüz devam ettiği 13 Ağustos 2008 tarihinde Ankara Mimarlar Odası bir bildiri yayınlayarak uygulamayı daha işten dönülme imkanı da varken şöyle eleştirdi:


“Ankara Büyükşehir Belediyesi, Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından Esenboğa Yolu’na bakan Ankara Havalimanı’nından Aydınlıkevler Kavşağı’na kadarki mevcut yapıların cepheleri aynı malzeme, aynı renk ve aynı detaylar ile son derece niteliksiz bir görünüme büründü. Sadece yola bakan cephelere uygulanan klinker kil panel malzeme, estetik yoksunu detay ve renk seçimi ile birleşince, “kentsel tasarım” adına yapılmaması gerekenler için “iyi” bir örnek oluşturdu. Yapı cephelerine dilediği gibi müdahale eden belediyenin yapıların müellifleri ile iletişime geçilip geçilmediği konusunda ise herhangi bir açıklama yapılmıyor. Son zamanlarda yine bu yol üzerinde TOKİ uygulamaları (konutlar, okullar, camiler, büyük park düzenlemeleri) “kentsel dönüşüm” adı altında yürütülüyor. Dik yamaçlarda kademelenerek oturan tek katlı gecekonduların temizlenerek, en az 10 katlı yapıların, yüksek istinat duvarları ile arazi düzlenerek uygulandığı görülüyor. Gerek yeni yapı, gerekse bu türdeki cephe kaplamaları ile yeni bir “imaj” yaratılmaya çalışılan Protokol Yolu’ndaki çalışmaların, birkaç yıl içinde tümüyle tamamlanması öngörülüyor.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin “estetik kaygılar” sonucu giriştiği projenin estetikle iç içe olan mimarlık ortamında yeni “estetik kaygılar” doğurması bu tür projelerin tasarlanma ve uygulanma süreçleriyle ilgili sorunları tekrar akla getiriyor. “Yurt dışından ülkemize ilk defa gelen kişiler tarafından eleştiriye neden oluyordu” denilerek onların geçtikleri yolu ve sadece o yoldan hızla geçerken görebilecekleri cepheleri yenilemek ise kendimizi diğerlerinin gözünden gözlemlemeye çalışma alışkanlığımızla, kendimiz için değil de kendi yarattığımız “onların gözünden biz imajı” için yaptığımız tuhaf işler zincirine bir yeni halka daha ekliyor.”

Bir Kentin Estetiği Üzerine
Ülkenin bir çok sorunu ile ilgili olarak yöntemsel bir çözüm yolu mutabakatı varmış gibi, bu kez kamu idaresi yöneticileri eliyle kentin estetiğine dair çözüm üretmeye kendisini adamış olması öncelikle şaşırtıcı sayılmalıdır.
“GÖZLEM” bölümümüz içinde bahis konusu ettiğimiz çeşitli mimari eleştirilerde de ele aldığımız gibi, kentin estetiğine varmadan çok önce herhangi bir düz hizmetin alınıp verilmesinde bile uzmanların, bilim insanlarının ve kentlinin katılımına kapalı olan karar süreölerin burada da aynı karakteri sürdürdüğünü belirtmeliyiz.
Bir iktidar, kente büyük çizgiler çekmek, derin izler bırakmak, köklü değişiklikler yapmaya istek ve azmiyle hiçbir demokratik teamüle gerek duymadan bir anlamda dayatma sayılacak bir eyleme girişiyor. Kentin ‘kendiliğinden’ oluşmuş düzensiz-bozuk fiziki çevresinin rehabilitasyonunu bile yanlış bir yöntemle hayata geçiriliyor. İşin gerçek sebep-sonuç ilişkisine değinmeden, o fiziki çevreyi meydana getiren derin yoksulluğun köklerine inmeden, bunu çözümlemeye dair herhangi bir emare göstermeden yukarıdan bir hareketle “şekil değiştirme” operasyonuna girişilmesi başlıbaşına yöntemsel bir hatanın olduğunu kanıtlıyor.
Bir kentin estetiğinin sağlanmasına ait kent demokrasisinin tecellisi ya da genel demokrasi karar alma süreçlerinin nasıl olmasına dair bütün problemleri bir an için giderilmiş saysak bile, yani bu süreçlerin hepsinin ‘kusursuz’ icra edildiği kabul edilse bile bu kadar uzun bir yolun aynı cephe malzemesiyle kaplanması ne anlama gelir? Bu nasıl bir estetik, nasıl bir çıkarımdır?

Sıradanlığın Estetiği olur mu?
Alelade, sıradan apartmanların değişik boyutlu pencere boşlukları,çıkması, balkonları, çatı çıkıntısı,… gibi görünen elemanlarını kırmızı tuğla ile kaplamak, bir anlamda o malzeme ile yıkamak-boyamak estetik oluşturmak mıdır?
Nasıl bir tektipleştirme, nasıl bir klasifikasyondur ki, sadece yola bakan cepheyi belli bir (adına teknolojik denen) malzemeyle kaplayarak değişim sağlanmış oluyor? Yapının bir tarafı üstüne yabancı, özel detaylardan yoksun olarak birbirinin aynı ve bu yüzden sıradanlaşmış bir örtü ile kapatılıp, diğer üç tarafı olduğu gibi bırakılarak, üstelik bunun apaçık fark edildiği bir düzlemde “neyin estetiği” sağlanmış olabilir?
Bu mahalle ve yol boyu İngiltere’nin dış mahallesi olup zaten 1800 lü yıllardan beri yığma tuğla ile yapılmış ve o yüzden tuğla renk ve dokusunda, üzeri kiremit çatılı kentsel bir oluşumun sonucu mudur?  Bu biçimde gelişmiş bir kent parçası mı bugüne gelmiş ve bugün onun belirleyici özelliği bu yapılara taşınmıştır? Ankara’nın kendine özgü Ankara Taşı ile yapılmış bir konut düzeni mi canlandırılmaktadır mesela? Sözü edilen “estetik” nereden referans almış neyi ifade etmektedir?
Büyük kısmının mazisi otuz seneyi geçmeyen apartmanların yüzeyinin dekor olarak tek renge büründürülmesiyle ne estetik ne de “protokol yolu” yaratılamaz. Yabancı konukların bu manzara karşı şaşırmaları bizde bir sevinç değil aslında üzüntü yaratmalıdır. Bazı makalelere konu edilen falanca başbakanın övgü dolu olduğu sözleri ise safsatadan öteye geçemez. Zira gelişmiş ülkelerde, örneklerde anlatıldığı gibi İngiltere, İtalya gibi ülkelerin başbakanları bu yoldan geçerken şaşırıyorlarsa bu şaşkınlık ortaya konan komikliğe olmalıdır. Zira onların ülkelerinde böyle bir saçmalığı kimse ‘akıl’ edemez. Zira oralarda mimarlık bu kadar dışlanmaz. Belediyenin fen işleri müdürlüğü katlarında, ülkenin başkentinin ‘şansı’ olan belediye başkanının “özgün” fikirlerinin uygulayıcısı olmak sıfatıyla iş yapılmaz, kararlar alınmaz.

Hazırlayan : Mimdap

15 Yorum
  1. Eski hali yolun çok fenaydı. Bugün yolların açılmış olması ve mesafenin kısaltılması olumlu. Fakat bu kadar aynı renk bina yan yana nerede örneği var hiç bilemiyorum. Betonarmenin ikinci üçüncü sınıfından binalara pek yakışmamış açıkçası. Bu ayrıntıya takılmazsanız temiz yol diyebilirsiniz.
    Eleştiriler haklı bence, bir kente daha iyisi layık. En azından bir kaç tip bir düzenleme düşünülür bu kadar monoblok bir askeri düzen yaratılmayabilirdi.
    Saygılar

    Mümtaz Övünç | 11 Ekim 2011

  2. Bunu kim düşünür, bence eski hali yıkık dökük, fakir yoksul ama onurluydu. Protokol yolu olmuş makyaj yolu, makyajın kirli ve çok çirkin bir yüzde yaptığı etkiyi yapıyor. Kendini çirkinleştirmek için lafolan inancı için saçını türbanlayan, sıcak yaz günü pardesü giyenlerin zevkini hayat görüşünü anımsatıyor. Melih’in Ankara’sına da ancak bu yakışır.
    Yahu bu memlekette mimar mı yok, haddini bilen politikacı mı yok?

    Melih Şahinoğlu | 12 Ekim 2011

  3. Melih bey, yoksul Ankara’nın o dar ve kendiliğinden gecekondulaşan yol kenarları da iyi değildi. Bir düzenleme yapılmalıydı. Fakat bu düzenleme böyle emir komuta içerisinde Işıklar firması ürününü bütün cephelere adapte etmekle olmamalıydı. Bence yazıda eleştirilen ana yön bu. Birincisi yapılış tarzının atılıma kapalı oluşu ikincisi yutturmaca bir estetik lafı arkasında tekdüze cephe inşaatları.
    Çirkin olan bunlar. Yoksa Ankara’nın eski havaalanı yolu daha güzeldi denemez bu da farklı bir yanlış olur.

    Hamza İyidoğan | 12 Ekim 2011

  4. Mimari açıdan bakaılrsa bir komedi. Bunun eskiden daha kötüydü şimdi eli yüzü düzgün oldu diye bir savunusu olamaz. Ne yani çaresiz kaldık böyle yaptık mı diyeceğiz? Bir belediye başkanı ve onun çoğunluğunun belediye meclisinin kararıyla böyle bir komedi yapılır mı?

    necmi yazgan | 15 Ekim 2011

  5. +SURASI BIR GERCEK KI, ESTETIK KONUSUSONU GELMEYECEK BIR TARTISMADIR. YUKARDA YORUMLARINI OKUDUGUM SAYIN MIMAR ARKADASLARIN HERBIRISININ KENDILERINCE DEGERLI ESTETIK OLCULERI OLMASI DOGALDIR. BU KADAR UZUN BIR YOLDA, BUTUNUYLE ALKISLANACAK CESITLILIGI SAGLAMAK IMKANSIZDIR. CUNKU NE YAPILSA BIR YERINDEN MUTLAKA ELSTIRILIP CEKISTIRILEBILINIR. YAPILAN MIMARI ACIDAN BIR KOMEDI DEGIL.ASIL MIMARI KMEDI O YOL USTUNDEKI MAKYAJSIZ BINALARIN REZILCE KALITESIZLIGI, ONLARI GORMEYIP TEK DUZELIGI ELESTIRMEK NE KADAR DOGRU ACABA.
    HERKES BU YAPILMAMALIYDI DIYOR AMA SU YAPILMALIYDI DIYE COZUM ONEREN YOK. ONCE OKULLARDAN ADAM GIBI MIMAR YETISTIRSIN TURKIYE SONRA KONUSSUN. BU ARADA ISKANDINAV MIMARISININ TEKDUZE KAPLAMA MALZEMESININ KIRMIZI TUGLA OLDUGUNU HATIRLATIRIM.

    AYGEN TORUNER | 16 Ekim 2011

  6. sorun olan sadece böyle büyük bir yüzeye müdahale edilmesinde estetik kaygıyı öne çıkararak hangi biçim seçilse beğenmeyenler olur meselesi değil bence. eski kırık dökük yol düzenini ve perişan görüntüyü de kimse savunmuyor. ama mademki birşeyi değiştirme gücümüz ve ona ayıracak kaynağımız varsa o takdirde bunu daha katılımcı bir yolla yapmak veya daha kaliteli bir tasarım yolu-yöntemi izlense fena mı olurdu? bu mümkün değil miydi?
    sayın Toruner sizin açılımınıza da değer vermekle beraber ben böyle bakıyorum mesela.

    coşkun kılıç | 16 Ekim 2011

  7. Belediyecilerin ısrarla yaptıkları değişimi sağlıklı, estetik laflarıyla anlatmaları sıkıcı. Bırakın estetik olup olmadığına halk karar versin.

    nebahat çöllü | 17 Ekim 2011

  8. Olaya önce, bir protokol yolu ise, nasıl olmalıydı diye bakılmalı; değil mi? Onca aracın hızla geçeceği, hava alanı ulaşım yolu üstüne binaların; şehir içindeki sokak arası yol gibi dizilmesi doğru mu? Bu kadar egzost gazını soluyacak olan insanlara yazık olmuyor mu? Bu tür yolların kenarları en az 100 metre yeşil bant yapılmalıydı. Sonra nedir bu, her açılan yolun üstüne inşaat izniyle beraber yoğunluğun bu kadar artırılarak insanların canlarının hiçe sayılması… ? Nedir bu; on kat ve üzeri yüksek yapı hastalığı.. ? Daha insan ölçeğinde yapılaşma düşünülemez mi? Yani; cephelerin iyice arabesk hale getirilmesi daha sonra düşünülmeli değil mi? Bir de herşeyi halka sorma hastalığı nedir? Bu ülke neden bu kadar emekle şehir plancıları, mimarlar yetiştiriyor, o zaman.. “Tabii son zamandaki eğitimdeki dejenerasyonu hesaba katmazsak”.. Son gelinen noktada; eski gecekondular bile daha estetik ve işlevseldi, desem yeri…

    Oğuz ARIK | 17 Ekim 2011

  9. Vah benim memleketim vah.

    Hayati Binler | 17 Ekim 2011

  10. bunlar bir devlet etme anlayışı ve onun sonuçları. biraz hazım biraz bilgi ve birazda kültür birikimi gerekli. zamanla olacaktır belki. o zaman gelinceye kadar endikasyonlar kaçınılmaz.

    faruk çiçekoğlu | 24 Ekim 2011

  11. “Altı kaval, üstü şeşhane” deyimine denk bir uygulama. “Tezekten terazinin b.ktan olur kefesi” de denebilir. Hangisi uyarsa!

    Ali | 27 Ocak 2012

  12. Yani bu saçma sapanlığa insan ne diyeceğini bilemiyor. Yolun kenarındaki binaları aynı renk tuğla ile kaplamak nasıl bir fikirse, bunu tektipleştirici bir temizlik olarak zanneden buna bütçe ayıran ve savunan akıllar ile yönetildiğimizi, toplumu bu yolla refaha kavuşturup halka hizmet yaptığını peşinen kabul edenler tarafından daha bir süre yönetileceğimizi düşününce insan telaşlanıyor.

    cemile atakan | 30 Haziran 2012

  13. melih gökçek başkanımız 20 yıldır başkan.protokol yolu pamuklar mevkii 7 yıldır sürüyor çok şükür orası bayağı düzeldi. fakat yıldız tepe mevkii hala rezil bir vziyet içinde hiç bir çalışma yok.kuzey ankara yapılsa ne olacak sanki.orası neden başlamıyor.ben başkanın yerinde olsam ankarada nekadar iş varsa hepsini durdurur.orayı bir düzene sokarım.hala yarısı yıkılmış pislik içinde rezil gecekondular protokol o yoldan gelirken oraya brandamı çekecekler.orasını gidip gelirken kimse neden görmüyor.

    BİNALİ ŞAHİN | 18 Şubat 2013

  14. Emeğinize sağlık çalışmalarınızı heyecanla izliyoruz, ama sarayda o kocaman 3 tane okul ve okulda eğitim gören 3000 öğrencinin yanı başında belediyenin başedemediği ardiyeler hiç yakışmamış. Bu bölge ile ilgili bir çalışmaınız varmı? Oraya şöyle bir saglık merkezi yapılsa hiç fene olmazdı.

    Tuncay | 21 Mart 2015

  15. Komik ülkenin komik dekorasyonları

    Anonim | 22 Mart 2015


Yorum yazmak için


Tasarım: HDR Amerika’daki diğer birçok küçük toplulukta olduğu gibi, yerel sağlık sistemi ve onun tıp merkezleri Haxtun, Colorado’daki en büyük tek işverenlerden biridir. Haxtun’un nüfusu yalnızca 1.000 ve Haxtun Hastane Bölgesi 120’den fazla istihdam ediyor ve 20 kadar gönüllüyü daha ağırlıyor. Bu plan, çalışan nüfusun Haxtun’un mevcut ana cadde vitrinlerine ve binalarına yönlendirilmesi durumunda neler […]

Copyright © 2021 All Rights Reserved | Mimdap.org