Tarihsel Alana ‘Kurulu’ Dekor Dükkanlar |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Tarihsel Alana ‘Kurulu’ Dekor Dükkanlar
Share 30 Mart 2009

Hamidiye Caddesi ile Arpacılar Caddesi köşesinde Agopyan Hanı yer alıyor.

Kapısındaki yazıtta 1921 diyor bitimi için; Ermenice ve Türkçe olarak.

Hemen yanında 4. Vakıf Han bulunuyor. Karşı köşesinde Valide Sultan Sebil ve Çeşmesi, devamında Yeni Cami ve Mısır Çarşısı. Burada her yapı tarihi değere sahip, binaların hepsi tescilli…

Agopyan-han1

İçinde olunan yer tarihsel bir alan, Eminönü ilçesi (bugünkü Fatih Belediyesi), Bahçekapı bölgesi. Yukarıda anılan yapılar ülke tarihi, mimarlık ve sanat tarihi içinde yer tutan başyapıtlar. Yanaştığımız Agopyan Han onların komşusu, o dokunun bir parçası…

Agopyan-han2

Agopyan Han, kitabesinde 1921 ibaresi var, bitirildiği; yani hizmete alındığı tarih diyebiliriz buna. Yüzyılın başında yaygın olan seçmeci üslup gereği yapılmış gibi. Yine o bölgede de bulunan salt Art-Nouveau üsluptan biraz farklı. 4. Vakıf Han gibi milli mimari deneyinin bir parçası da değil. Pencere altı panolarında çiçek ve doğa motifleriyle, bitki motifli bordürlerle ve pencere üst alınlarında barok dış konturun içinde yine doğal figürleri ile Art-Nouveau öğeleri birlikte taşımaktadır. Ancak kolonsu kabartmaların çıkmalı kat hizasındaki bitişleri, kullanılan yarı dairesel formlar, bitişlerdeki keskin köşelerle Ermeni mimarisinden izleri de beraberinde taşımaktadır.

Agopyan-han5-6

Gözlemin “temalı konusu” ise 1864’ten beri orada olduğunu iddia eden bir şekerci-tatlıcı- muhallebici dükkanı. Tam oryantalist mantıkla çakışacak şekilde kendisine geriye yönelik olarak abartılı tarihsel bir geçmiş inşa eden ve adına hacı falan, hoca filan gibi ekler takarak “marka” olmayı hedefleyen bir ticari dükkan bu. Hakikatte bu isim ve ya benzer isimde eskilerde  o civarda bir dükkancık bulunabilir belkide. Ama “tam orada” ve şu tarihten beri ifadeleri gerçekten aşırı reklam içeren ibareler doğrusu. Turistik bölgelerde isimden de rant çıkaran bir zihniyetin mekanıyla karşı karşıyayız aslında. İsim vermiyoruz ama fotoğraflardan zaten görüyorsunuz bu “markanın” ne olduğunu.

Agopyan-han3

Niye bu tatlıcı-şekerci dükkanını “gözlem” altına aldık?
Çok sık rastlanan bir görsel aldatmayı ve onu takip eden basit, kötü inşaatçı tutumun, ülkenin her yanında gördüğümüz gibi, neredeyse İstanbul’un kalbinde bile ‘değişmeden’ aynı mantıkla sürdürülüşünü izleyelim dedik.

Agopyan-han4

Bir defa bu zihinsel yapı sade, modern, temiz hatlarla bir eklentiyi kabul edemiyor ve bunun yerine “eski formlar gibi” bir yeniyi, kendince ‘modern’ anlayışıyla, mesela mermer değil de granitten, mesela daha pahalı görünen, daha parlak olanından, daha gösterişli olanından inşa ediyor. Eski gibi olmaktan vazgeçemiyor fakat gösterişi de seviyor. Bu karmaşıklıktan da olmadık biçimler maalesef kentsel repertuarımıza giriyor.

Agopyan-han10

Koruma kurullarının yolu üzerinde…
Yol üstü bir nokta burası. Bir kavşakta ve önemli bir kurumun geçiş yolunda ayrıca.

Bazı yanlışlar her yerde yapılabilir ve bunları olağan bile karşılayabiliriz. Bilgi görgü eksikliği, özensiz çevre, parasal yoksunluk… gibi nedenlerle saçma ve kötü görüntüleri ‘oldukları haliyle’ kendi şartları içinde kabul edebiliriz. Yanlış deriz, kötü olmuş deriz  sadece. Ama bazı yanlışların ise en azından üzerine titrediğimiz, tarihi özelliği herkes tarafından bilinen, ülkenin gözbebeği olan bir alanda yapılamaz olarak kabul ederiz doğal olarak.

Mantığımız İstanbul gibi tarihi kimliğimizin çok önemli bir kentinde ve onun en merkezi bölgesinde bir eski yapının yanına, altına, üstüne eklenen yapısal müdahalelerin  bırakın bir etik kurala, estetik kaygıya, mimari bütünlüğe dikkat etmeyi ancak gecekonduda görülebilir tarzda basitliği kabul etmiyor doğrusu.  

Eğer Londra’da, Paris’te tescilli bir yapıya illa gerekliyse bir ilave, geçici bir ek mekan yapacak olduğunuzda nasıl davranıyorsanız İstanbul’da da en azından öyle davranılmalıdır.

Peki müdahaleler böyle mi? Ya da niye böyle değil?
Gözlemimize esas olan Agopyan Hanı altındaki “şekerci dükkanını” dikkatimize taşımamızın bir nedeni de, bu acayip müdahalenin yapıldığı köşenin Koruma Kurulları binasına 50–60 metre uzaklıkta ve kurul üyelerinin mutlaka önünden geçtikleri bir yerde oluşudur. Amacımız Sayın Kurul Üyelerinin ‘dikkatine ve bilgisine’ bu görüntüleri aktarmak değildirsadece. Zira onlar kendi dikkatleriyle bizim söyleyeceklerimizi çok önceden fark etmiş ve bizim duyduğumuz sıkıntıdan daha fazlasını duymuşlardır mutlaka.

Ancak ilginç olan İstanbul’un tarihi varlıklarının korunduğu bir kurulun ( ya da şu anda biricik kurulun) dibinde, yolunun üzerinde bile böylesi bir yapılaşmaya izin alınmış olmasıdır.  Üzerinde düşünülmesi gereken ilgili belediye tarafından bu tür bir eklentiye müsaade edilmiş olabilmesidir. Zaten anlattıklarımız bir tasarı değil, fiilen gerçekleşmiş bir “yapma eylemi” dir.

Nedir bu “1864 model” turistik eklentinin sorunları?

Agopyan-han7

“Bu kadarı da olmaz” dedirten çok şey var bu köşede. Kısaca sıralayalım bunları:
• Binanın zemin kat bölgesinde 4. Vakıf Han caddesi (Hamidiye Caddesi) boyunca ciddi tabela kirliliği söz konusu.
• Tam köşede, Agopyan Hanı yere oturum çizgisini aşan ve yapının cadde ile kurduğu ilişkide kalan boşlukları zemin seviyesinde çoğaltma, kapatma, yer kazanma yolu seçilmiş.
• Binanın üstte devam eden kütlesine hiç bakılmaksızın yer seviyesinde yapılan ‘düzgünleştirme’ sonucunda yapının yeni köşesi ile eski üstü artık çakışmamakta, alt daha büyük gelmektedir.
• Agopyan Hanın doluluk boşluk oranına hiç uymayan, farklı bir mantıkla ve farklı form ile ilaveye boşluklar açılmıştır. Hiçbir açıdan doluluk boşluk oranı tutturulamamıştır.
• 1864’ten beri olduğunu iddia eden şekercinin yeni cephesi mevcut tarihi binanın cephe karakter ve malzeme kullanışından tamamen farklı bir “yeni zevk” olarak giydirme granit kaplamadır.
• İlave yapılan bölümün mevcut binayı taşan kısmına yapılan saçak çok iğreti, hiçbir yapısal karakter göstermeyen bir aleladeliktedir. Bir ondülin levha, üst örtü olarak konmuştur.
• İlave kısmın üzerindeki klima tesisatı, onun boruları tam bir düzensizlik içerisindedir. Eminönü Belediyesi’nin bina dışına asılan bu tür mekanik tesisatlar için herhangi bir yönetmeliğinin olmadığı bellidir.
• Yine herhangi bir tabela yönetmeliğinin bu tarihi bölgede bulunmadığı, tente büyüklüğü ve rengi üzerine bir yönetmeliğin olmadığı bu “Güzide Tarihi Şekercimiz”de ve onun yer aldığı güzergahta tamamen görülmektedir.

Agopyan-han11

Düzensizliğin ve kötü uygulamanın mazereti olmaz
İstanbul üzerinde anlatımlara başlandığında bu kentin geçmiş tarihini koyacak yer bulamayanlar, Yenikapı’da çıkan kalıntılar ile geçmiş tarihin sanılandan daha geride olduğunu övünçle söyleyenler bırakın Roma’dan Bizans’tan kalan kültürel varlıkları Osmanlı’dan kalanları ve bir kısım 19.yy, 20. yy yapılarının yoğun bulunduğu merkezlerde bile tarihe saygılı bir duruş oluşturulamamıştır.

Eminönü gibi bir tarihi merkezde artık vitrin boyutundan, renginden, tabelasından, dokusuna kadar bir “görünüm yönetmeliğinin” bulunmayışı anlaşılır değildir. Tarihi merkezlerin ticaret yapılan bu binalarında binanın herhangi bir nesne olarak saldırıya uğraması anlaşılır bir şey değildir.

Agopyan-han8-9

Eğer sahici bir koruma fikrinden bahsedilecekse, proje ya da evrak üzerinde yapılan tartışmalardan, kurullara giden dosyalar üzerinden mücadele etmekten, daha önemlisi bizzat yaşayan tarihin güncel korunmasının şartlarının yaratılması önemli olmalıdır.

Bu manada bu tarihsel alanların içindeki “envantere kayıtlı yapılarının ilgili yerel yönetimler tarafından korunması projesi” bir başvuruya gerek olmadan, koruma kurulları tarafından kendilerine verilmiş kabul edilerek kurul-belediye işbirliği ile bir sonuca bağlanmalıdır. Sahici bir korumanın önce ilkeleri ve yönetmelikleri oluşmalı, sonra onun uygulama birimi ve ondan sonra da şimdiki zabıtadan daha deneyimli ve bu konuları çok iyi anlayan zabıta ekibi oluşturulmalıdır.

Yoksa bizim 1864’ten beri orada var olduğunu söyleyen ve tarihi yapıya ‘eklediği’ müdahaleyi fotoğrafladığımız şekercilerden ve diğerlerinden tarihsel bölgemiz içinde daha çok var.

mimdap

18 Yorum
  1. sayın kurululumuzun sayın üyelerinin dikkatini cezbedermi bilmiyorum ama bir sultanahmet tarafına bakıversinler lütfen. four season oteli çevresinde filim seti gibi ne dekorlar yapılmış bir baksınlar lütfen. benim merakıma giden şey acaba oralarda yapılan o pansiyon otel karışımı yerlerin içini boşverin dışını anlatan bir proje sit alanı olan bu bölgeden dolayı hiçmi kurulların önüne gitmiyor acaba?vallahi bu şekerci oradaki örneklerin yanında masum kalır.
    güzel gözlem için teşekkürler.

    metin darendeli | 30 Mart 2009

  2. ben de bir sürü örnek verebilirim bu tür uydurukluklar için. hiç bir denetim olduğunu düşünmüyorum. kurulda bir raporun bi satırı için kılı kırk yarar gibi on defa görüşülen aylarca bekletilen dosyalarla şu eternet saçak arasında derin uçurumlar var. bu olabiliyorsa projeye gerek yok o zaman.
    bir şey yanlış ama yarabbi nedir bu yanlış olan.
    saygılar

    alişan oğuz | 31 Mart 2009

  3. Bu kadar derme çatmalığa müsade eden belediyenin de büyükşehirin de koruma kurulunun da zannımca hiç bir inandırıcılığı yoktur gözümde. Bir belgedeki bir küçük eksik için kıyamet koparan bir imza için suları duruduranlar bunun gibi her türlü kuralasızlığı nasıl görmezlikten gelebiliyorlar anlamak mümkün değil. Yok hafız Mustafa yeriymiş de bıraksan 200 yıldır oradaymış. Yalan olur da bu kadar mı olur kardeşim? Hadi o adam o yalanı atıyor ama marka diye yok hacı-hoca diye her yalan oraya öyle levhalanır asılabilir mi? Ben de bir köfteci açayım 300 yıldır buradayız diyeyim olur mu yani şimdi? Önce buna mani olun.
    Sonrada bildiğiniz dağ başı gibi sanki, adam binanın balkonunu çıkmasını falan hiçe sayarak zıplamış kaldırıma binayı büyütmüş. Cephseini kafasına göre yapmış. Herşey pahalı olmaya çalışırken ucuzlamış.
    Olmaz gerçekten.
    Böyle belediyede olmaz koruma kurulu da.

    polat güçlü | 31 Mart 2009

  4. Bizde yaşanan pejmurdelik Avrupa’nın hiç bir ülkesinde görülmez. Bulgaristan, Romanya bile bu konuda daha iyi. Roma, Londra diyeceğim ama nerede o seviye, hiç bizdekilere benzer tarafı yok. Bu hem yaşama kültürü hem yasama kültürü meselesi.

    Turgut Kar | 31 Mart 2009

  5. bütün rahatsız olduklarımı aynen aktarmışsınız .Fakat bu pejmurdeliği yapanlara müsade edenlersadece ceplerini düşünenler nasıl düzeltilebilir diye düşünüyorumda biraz umutsuzluğa kapılıyorum

    gülseren dalbudak | 2 Nisan 2009

  6. Güncelimizde karşılaştıklarımızla içimizde olduğunu iddia ettiğimiz tarih sevgisi hiç birbiriyle uyuşmuyor. Köklü tarihimiz olduğunu söyleyenler en köksüz şeyleri daha kolay yapıyorlar. En iyi koruyucuyum diyenler bizim gördüğümüz hiç bir korumada bulunmuyorlar. Bir ülkede söylenenlerle yapılanların birbiriyle bu kadar tezat olduğu sürece sizin malzeme bulmakta zorlanacağınızı düşünmüyorum.
    Saygılar

    lemi açıkgöz | 3 Nisan 2009

  7. herkesin bir dekor anlayışı var. bırakın bu gözbebeğimizin içindeki çok önemli dekor da yüce kurulumuzun yolu üzerinde, kurul üyelerimize ithaf olunsun. onların bile canı sıkılmamışsa sizin yayınınız fazladan gayretkeşlik doğrusunu söylemek gerekirse. siz bu eleştirilerinizi bürüksel’de, viyana’da, prag’da, paris’te yapın orada dinlerler sizi. burada herşeye alışkınız biz boş yere kurul üyelerinin kalbini kırıyorsunuz. bürüksel, viyana falan diyorum ama hoş orada böyle kepazelik bulamazsınız ya…

    keriman ay | 4 Nisan 2009

  8. Çok güzel bir noktayı yakalamış ve açık ve net olarak sunmuşsunuz. Yazınızı yakınmadan çıkarıp düzeltme eylemine geçmek için iki önerim var.
    1. Bu yazınızı okuyanlar tanıdıkları bütün öğretim üyelerine yollayıp, öğrenci gezisi düzenlemelerini önersinler rica etsinler. Birinci görevimiz yeni eğitilenleri doğru eğitmektir.
    2. Siz de bir gezi düzenleyin. Ben katılırım. Sonunda da bir ‘basın bildirisi’ yayınlayalım.

    Gültekin Orhon | 4 Nisan 2009

  9. Gültekin beyin önerisi bence kayda değerdir. Önerilerinden birinci maddeyi hemen işletelim. Bu yayını ilgililerin görmemesini kabul edemem. Bilhassa kurul üyeleri mutlaka göreceklerdir ve bir tedbir alacaklardır diye düşünüyorum. Hatta aldıkları tedbiri bu yayını yapanlara yollayacaklar ve gereğini yaptıklarını göstereceklerdir diye bekliyorum. Başka türlüsü gelişmiş bir ülkede, tarihi eserlerini korumak için kurul kuran bir ülkede beklenemez bir gelişmedir. Bu aşama olsun ki bir on gün yirmi gün olsun, ilgililerden bir cevabı aynı yerden ben (eğer Türkiye bilime sanata tarihe değer veriyorsa) bekliyorum.
    Ancak bu duyarlılığı kurul ve belediye göstermezse Gültekin beyin önerisinin ikinci bölümünü aynen işletelim.
    Saygılar

    Osman Serdar Güvener | 5 Nisan 2009

  10. şimdi herhangi bir projenizi diyelimki Fatih’te, Beyoğlu’nda, Eminönü’nde yapacak olsanız otomatik olarak projeniz kurula gidiyor. Minumum bir sene sürüyor buradan çıkması. Oradan bazen belediyenin bir çevre kurulu var oraya geçiriliyor. Niye, çevredeki tarihi yapılaşmaya uygunmu değilmi iyice anlaşılsın diye. Yok penceresini ince uzun yap yok kenarında söve olsun, geniş açıklıklı cam yapma, saçak yap çatı yap…
    Yukarıdaki örnek herkesin burnunun dibinde gerçekleştirilebiliyorsa ben bir seneden fazla kurul önüne gidip gelen proje dosya işlerine “mimarlara eziyet” derim kısaca.
    Birinden biri çok garip.
    Bu saçmalığa bir son verilmesini diliyorum.

    Lale Sim | 5 Nisan 2009

  11. bende sizlere başka bir örnek vermek istiyorum,
    beyoğlu,galatasaray lisesi kapısı karşısı ,mado
    bina tarihi bina ve madonun bulunduğu cephedeki ortadaki iki kolon ,kolon başlığının altından kesilmiş,
    bu nasıl birşey anlamadım halen,bilgisi olan benimle paylaşır mı ?

    esin turşucu | 5 Nisan 2009

  12. Koruma kuruluna çok yakın bir yerde bu çarpık yapılaşmayı bulup çıkarmanızı manidar buluyorum ama Gültekin beyin söylediği gibi bir yakınma havasından çıkarıp olumlu birşeye dönmesini bekliyorum:
    1. Kurullar sadece dosya üzerinden proje bakan mekanizmalar olmamalıdır.
    2. Kurullar için yüz tan daha şey söylenebilir fakat en önemli eksiklik o yaptıkları işi de çok geç yapıyor olmaları herbakımdan yetersiz olduklarını gösterir. Bu durum derhal giderilmelidir.
    3. Pratikte belediyeler bu denli bozukluğa asla müsade etmemeliler. Şimdi yeni olarak Eminönü ilçesi Fatih ile birleşti, seçilen başkan bunları duyar görürü işallah.
    4. Lütfen tarihi eserlerin etrafındaki eklentileri temizleyin,onarın, kullanılır hale getirin. Bunun için devlet de yardımcı olsun.
    Saygılar

    osman balcı | 6 Nisan 2009

  13. bu işlere kudep bakmalı bence. bir de özel zabıta oluşturulmalı. sıkı bir mimar kadro ve beldiye proje bölümü desteği. bugünkünden çok iyi sonuçlar alınır. kurul sadece anıt eser konumunda olan işlerin restorasyon projesine baksın. sadece…

    Destan Mitap | 7 Nisan 2009

  14. geleceği tüketilen ve geçmişi yok edilen eski kültürler tıpkı içine çöken yıldızlar gibidir. o kavga gürültüde herşey yapılabilir. herkes birbirinin üstüne basabilir. bu itişma kakışma içinde olanlardır bu tür abukluklar. onlara müsade edenlere filan takılmayın bence. bir kısım insan bu dönemde bile cennete gitmek adına masalarının uzayda kapladığı yerden daha fazla sorumluluk almadan görevlerini yapıyor olabilirler. kurulu düzen kurullara bu yüzden fazla bel bağlamayın.
    bizi olumlu örnekler şaşırtıyor artık. düzgün işler gördüğümüzde nasıl olabildi diye afallıyoruz.

    mesut şişli | 8 Nisan 2009

  15. Evet en çok rahatsız olduğumuz durumlardan birini daha görüyoruz bu bilinen yapının altında.Ben bir de Dolmabahçe’de yapılan tünel,uçurum,viyadük benzeri köprüler,artık karsıdan karşıya geçemeyecek olduğumuz ortası yarılan Dolmabahçeye inen yokuş,yarısı kesilen ve kesildiği yer uçurum haline gelen gümüşsuyu parkı.Yaya yolu olacak yerlere yapılırmıydı bu? Kim izin veriyor bunlara,Beyoğlu sit bölgesi değil mi?nedir bu gidiş?

    nejat yavasogullari | 9 Nisan 2009

  16. Sultanahmet Four Season yen binasıyla ilgili yazıları okuyorum bazen. Ama onun arkasındaki sokaktaki şu anda irili ufaklı otellere gelin bir bakın. Bu söylediğinize on basacak saçmalıklar var. Hani yanlış nasıl yapılır diye bir mimarlık kursu olsa bütün örnekler orada bulunabilir. Ben üniversitelerimizin çok değerli profesörlerini bu yayınlar yoluyla aldıkları bilgileri değerlendirmelerini istiyorum. Bu örnekleri öğrencileriyle birlikte bir gezsinler bakalım. Bakalım onlar nasıl yorumlayacak?

    Pervin Aslan | 18 Nisan 2009

  17. sayın kurulun kulakları çınlasın… sayın kurul üyeleri bu “anıtın” önünden geçerken içleri nasıl rahat ediyor ve buna birşey söylemedikten sonra baktıkları projelerde acaba nasıl “kusurlar” bulup karşılarındaki mimarları ikna edebiliyorlar?
    buna da şaşmak gerekir…
    saygılar

    orçun kuzey | 1 Mayıs 2009

  18. güzel yazi, istanbulda tarihi binalarin perisan hali ortada,bilhassa bütün vakif binalari kapilarina yaziyla seffaf aciklansada,millet bilinclesse,izine her geldimde hayret ediyorum,zemin katta dükkanlar,üst katlar cöküyor

    aydin duran | 25 Ağustos 2015


Yorum yazmak için


Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak’ta 18 yıldan bu yana atıl durumda bulunan ve giderek yıpranan 400 konutu elden geçirip yeniledi ve ihtiyaç sahibi yeni evli çiftler ile 65 yaş üstü vatandaşlara aylık 100 TL bedelle kiraya verilmesini istedi. Ankaralıların, Cumhuriyet Bayramı’nda beyaz eşyaları da takılmış 1 1 dairelerinde oturmaya başlayacakları müjdesini veren […]

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu