Çevreye Saygılı Sürdürülebilir Planlama Ekolojik Tasarım – 1 |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Çevreye Saygılı Sürdürülebilir Planlama Ekolojik Tasarım – 1
Share 27 Aralık 2008

Gözlem bölümümüzde bu kez hem çok gündemde olan hem de planlama ve mimarlık alanında bir sorunsal olarak önde duran “ekolojik çevre”, “ekolojik tasarım”, “sürdürülebilir fiziki çevre”, “yeşil bina”, “sıfır emisyon”… gibi kavramları ele almaya ve bu konuda dünyada yapılanları kısa kısa görüşlerinize getirmeye çalışacağız. Bu yolla olabildiğince değişik örneklere dayalı olarak bir farkındalık yaratılabileceğini düşünüyoruz.

Geçtiğimiz yıl ortalarında Mimar Sinan Üniversitesi’nde yapılan “Londra’nın Kentsel Gelişimi” toplantısında Mike Gibson “İngiltere’deki Ulusal Kentsel Yenileşme Politikaları ve Sürdürülebilir Toplum Politikaları“ konusunda bir bildiri sunmuştu. Gibson, metropollerin küreselleşme ile farklı bir niteliğe sıçradığını ve en basitinden büyüdüğünü anlatmış, Londra’nın dönemler içinde ve bugünkü gelişme parametrelerini değerlendirmişti.

Buradan da sözü evresel sürdürülebilirlik konusuna getirmiş, “Mekansal planlama değince kullanılmayan arazinin planlaması anlaşılıyor. Soruyorum, gerekli alt yapı olacak mı? Okullar, sağlık merkezleri, vb planlaması çok iyi bir organizasyonu gerekli kılar.” demişti. İklimde kendisinin izlediği son 35 yılda belirgin bir değişiklik olduğunu ve gelişmelerin tedirginlik verici olduğunu söyleyen Mike Gibson, “Küresel olarak yaklaşan çevre açısından krizli dönemin önlenebilmesi için 8-10 senemiz var. Aksi takdirde iklim değişikliği kontrol dışına çıkıyor. CO2 emisyonun %27 si konutlardan geliyor. Hükümet 2016 senesine sıfır CO2 emisyonu hedefliyor. Sıfır karbon gelişmesi ne demek? Bir ev inşa ediyorsunuz, arzu ettiğiniz enerjiyi fotosellerden rüzgar tribünlerinden falan siz ufak ufak elde ediyorsunuz. Bu önemli bir değişimdir. Biz şimdi buna adapte olmalıyız. Atıklar yine önemli konumuzdur ve atık ayrıştırılması ve dönüştürülmesi mutlaka programlanmalıdır.” diye eklemişti.

Anlaşıldığı gibi bilimsel çevrelerin, plancıların ve mimarların tedirgin olduğu bir noktaya doğru gidilmekte ve bunun karşılığı olarak yeni bir dizi stratejiler önerilmesi gündeme gelmeye başlanmıştı.

“NE YAPILABİLİR?”E CEVAP: YENİ MEKANSAL STRATEJİLER

Londra için önerilen stratejilerle devam edecek olursak, ekolojiyi hesaba katan yeni bir görüşün planlama üzerinde etkili olması açısından mekansal stratejileri şu şekilde sıralanabilir:
1. Planlama politikası- 2016 ya kadar yenilenebilir enerjiye geçilmelidir
-ulusal yerleşim stratejisine uygunluk gösterilmelidir
-yerleşme gelişmeye uygun olmalıdır
2. İnşaat düzenlemeleri yapılmalıdır- Binalar inşa edilmeden önce bazı standartlara uygun olmalıdır
3. Yerleşim ve inşa için kodlar bulunmalıdır-Enerji, su, materyal önemle ele alınmalıdır
-Hava ve yer kirliliğini önleyecek tedbirler alınmalıdır
-Ekoloji idaresi oluşturulmalıdır
-Atıklar mutlaka kontrol edilmelidir
-1 den 6 ya kadar puanlama yapıp mevcut durum değerlendirilmeli ve süreç içinde sıfır karbonu hedefleyecek şekilde süreç takip edilmeli ve değiştirilmelidir.
– Bu kriterlere kamu yapıları da uymalıdır
– Yerel kaynakların kullanılması önerilmelidir
– Çevreye dost olacak bir yapılaşma teşvik edilmelidir.

ÇEVRE DOSTU BİNALAR

Geçtiğimiz ay yapılan Arcipark panellerinde “Çevre Dostu Binalar” üzerine bir bölüm vardı. Oldukça önemli mesajların verildiği bu sunumlarda Türkiye için henüz yeni sayılabilecek kavramlardan olan ve sürekli tartışılan “yeşil” ve “sürdürülebilir” gibi tanımlamaların ve bunlara farklı anlamlar yüklenmesi nedeniyle oluşan kavram kargaşasını azaltacak önemli sözler söylendi.

Örneğin Soyak Holding İletişim Koordinatörü Fatma Çelenk, şirketlerin marka değeri oluşturma sürecinde “yeşil” bakış açısının önemine, kavramın sadece bina ölçeğinde değil, yaşam biçimine temel oluşturacak bir sürdürülebilirlik anlayışı olarak algılanması gerektiğine vurgu yaptı. Bu anlayışı hayatın her alanına yerleştirebilmek için şirketlerin kurumsal anlayışlarına “çevre dostu” ve “sürdürülebilirlik” kavramlarının katılması gerektiğini anlattı.

Aynı panelde konuşmacı olan Çaba Tasarım’dan mimar Çelik Erengezgin, çevre dostu uygulamaların sadece kalite amacına yönelik faaliyetler değil, insanlığın var olma savaşı olduğuna dikkati çekti. “Manzaraya göre mimarlık” anlayışının ise yapılan en önemli yanlışlardan biri olduğunu belirten Erengezgin, binalar konumlandırılırken kuzey – güney doğrultularının değil de manzara ve yolların temel alındığını söyledi ve sözlerini şu şekilde bitirdi: “Bu sorunların tek çözümü, insanların ve devletin bilinçlenmesidir.” dedi

Yine aynı panelin konuşmacısı Braunschweig Teknik Üniversitesi’nden Prof. Norbert Fisch, mimar değil, bir mühendis olduğunu, ancak mimar ve mühendislerin uyum içinde çalışarak geleceğin binalarını oluşturacağına inandığını vurguladı. “Ticari binalarla, yani ofisler ve üretim binalarıyla daha çok ilgileniyorum. Konut ve rezidanslar ilgimi çekmiyor, çünkü bunlar bir mühendisi üzerinde fazla düşünmeye zorlamayan alanlar,” diyen Fisch, birçok ünlü mimara ait yeşil bina tasarımlarını ise “çılgın” olarak nitelendirdi ve eleştirisini şöyle sürdürdü: “Bu binaların neden ‘yeşil’ olarak nitelendirildiğini anlamıyorum. Gerçeklerden yola çıkmamız gerekiyor. Gerçek hayatta bu binaların işlevlerini yerine getiremediğinden eminim.”

renzonun.jpg

Evet, görüldüğü gibi bu konuşmalarda yer alan konuşmacıların açıklamalarından fark edildiği kadarıyla ekoloji dostu yeşil binalara bakışta olumlamakla olumsuzlamak açısından iki yönümüz var. Salt “yeşil” ya da “doğa dostu” etiketi ile öne sürülen yapılar veya komplekslere gerçekten bu işlevi yerine getirip getirmediği, bu niteliği hak edip etmediği açılarından da bakmamız gerekiyor.

YEŞİL BİNA ÇABALARINA ÖRNEKLER

Dünyada yeşil bina, ekolojik tasarım, çevreye zarar vermeyen, sürdürülebilir mimari ve kentsel gelişme olarak son yıllarda sunulan yapılara gözlemimizin bu bölümünde göz atmak istiyoruz.

Açıkçası dünyada bir bilinç değişimi ve çabası olarak doğayla uyuşmaya çalışan, en azından kendisini bu şekilde tanımlayan fiziksel oluşumları fikren desteklemekle beraber, meydana getirilen mimari dokunun sözünü ettiği amacı ne kadar taşıdığını incelemeye çalışıyoruz.

vauxhallskygardens7.jpg

Emlak piyasasının kendi reklam kuralları içinde ve satış rekabetine artı bir üstünlük gibi sunulan tabirleri hariç tutarsak bütün dünyada enerji krizi, doğanın kaynaklarını tüketme krizi gibi insanlık için önemli eşikleri gündemine alan yaklaşımları izlemek gerekir diye düşünüyoruz. Belki de bunları bir yandan eksikliklerinden dolayı eleştirirken bir yandan da yeniden yöne vermek, onları cesaretlendirmek, dünyada bu akımın güçlenmesine yardımcı olmak iyi olur fikrindeyiz.

Bu bakımdan daha önce mimdap içinde yayınladığımız yeşil-ekolojik bina konseptyle yayınladığımız projelerden bazılarına göz atmak, onları farklı biçimleri ve fonksiyonları içinde kritik edebilecek şekilde yan yana getirmenin faydalı olacağını düşünüyoruz.

Embarcadero için modern ve yeşil bir bina >>
San Francisco’da tasarlanan bu “yeşil bina” asmalarla bezenmiş, mevsime göre renk değiştiren, camla kaplı cepheye sahip bir ofis binası. Teklif edilen 10 katlı, gri cepheli bina, 1889 yılından beri Boulevard Restoran’a ev sahipliği yapan 3 katlı Audiffred Binası’nın yanında oldukça tezat bir görünümü sergiliyor.

Bu binanın mimarı ve girişimcisi, geçen yıl, yarışma ile San Francisco’nun en yüksek binasını dikmeye hak kazanan ekip. Yeni yapılan bu binanın ise, planlama komisyonuna olabildiğince çabuk sunulması ve en geç 2009 yılında yapıma başlanması isteniyor.

Pelli Mimarlıktan Fred Clarke, “Bu gördüğümüz, son yılların en maceraperest projelerinden biri. İlk bakışta ufak bir bina görüyoruz, ilk katın üzerinden itibaren ise “yeşil tasarım”ın en güçlü örneği denenmiş.” diye konuşuyor. Pelli Clarke, basit bir tasarım bağlamı seçmiş, büyük camdan kutular ve güneş panelleriyle bezeli bir yapı oluşturmuş.En önemli özellik olarak da, dışarıdan yeşil bir bina ile karşılaşmış olduğumuz hissinin yaratılması. Bu bina, mimarlık camiasına, iyi mimarlıkla ilgili birkaç püf noktasını öğretecek cinsten. Tarihi simgeleri korumanın en iyi yolunun onları taklit etmek olmadığını göstermesi de bu püf noktalarının başında geliyor.

Yağmur suyu bahçesi
Yağmur suyundan bir damla bile kaybetmemek, bir bahçe yaratırken gereken mikro klimanın oluşumu için oldukça önemlidir. “Aqua Garden” da, “Ecologic Studio”’nun (Claudia Pasquero ve Marco Poletto), iki genç tasarımcıyla birlikte bu yıl oluşturdukları ve ilk kez “Milan Mobilya Fuarı”’nda tanıttıkları, zekice bir sistemi gözler önüne seriyor.

Sistemin, kullanılan maddeden çok, biçimsel olarak daha yenilikçi olduğu söylenebilir. Yeni tasarımla, yağmur suyunu depolamak ve tekrar kullanmak için, yer altına gömülü olanlardan farklı bir olanak doğal bir manzara eşliğinde yapılan enstalasyonla sunuluyor. Yapay bahçe, kollara ayrılan lif sisteminden oluşuyor. Bu lifler halindeki sistem, binaların oluklarında biriken fazla suyu, yerde bulunan torbalarda topluyor ya da direk olarak su arıtma sistemini içeren çiçek soğanlarına taşıyor.

Pratik olarak, 230 metre karelik alan, 256 adet çiçek soğanı bulunabiliyor ve her biri, bulunduğu yere göre, kendisine doğru uzanan borunun eğimine bağlı olarak farklı miktarlarda sulanabilir.

Ulsan Metropolitan Müzesi >>
Mimar: Gansam Mimarlık

Bir müze, yerel özelliklerini, mekânsal yapıyı ve bulunduğu yerin tarihsel arka planını öne çıkararak, kültürel alanda hizmet vermelidir.Ulsan Kent Parkı ile iç içe geçmiş olan bu müze de, bulunduğu mekânın şartlarına oldukça iyi uyum sağlamış olup, birbirini tamamlayan bu iki mekân da Ulsan’ı bir endüstri kenti olmaktan çıkarıp, kültür kenti haline getirmeye başarmış. Müze, sergi, eğitim ve öğretim alanlarında hizmet verecek bir biçimde tasarlanmış. Özellikle de orta avluların önem kazandığı tasarımla, kamusal açık alanların ne kadar ustaca yerleştirildiği de görülmekte.

Antilla Kulesi >>
Mimar: Perkins + Will

Binaların, diğer tekil kaynaklara kıyasla çok daha fazla karbondioksit salınımına yol açtığı öğrenildiğinden beri, pek çok “yeşil” gökdelen projesi hayata geçirildi. Aynı zamanda, şirketler yeşil binaların pazardaki değerinin yükseldiğini de gördü ve gerçekte çevreye duyarlı olmasa da, öyleymiş gibi gösterilen projeler cirit atmaya başladı. Hindistan’ın Maharaştra eyaletinin başkenti, 13 milyon kişinin yaşadığı megakent Mumbai’de bir gökdelenin, “tasarlanmış en yeşil bina” olacağı iddia ediliyor.

Çelik Ağaç Evi >>
Mimar: Jls Design

Jls Design’dan mimar Joel Sherman için, tatil zamanlarının çoğunu geçirdiği ve yerel mimarisini “ayı – geyik- balık- motifi ile ahşap kulübelerden oluşan Lake Tahoe bölgesinde bir müşterinin gelip ondan gelenekselliğin dışında bir konut tasarlamasını istemesi hiç beklenmedik bir şeydi. Sherman, “insanlar çoğu zaman uydurma bir nostaljiye takılıp kalmaktadır” ve “sonuç vanilya kutusuna yapıştırılmış yapay bir cephedir” demektedir. Stal tre Hus’ın (çelik ağaç evi) inşası ile, 6.000 konutluk bir gelişmenin ortasında mimar ve müşterisi, bu pahalı konut pazarında peyzaja oturan modern tasarımlar yaratmanın mümkün olduğunu kanıtlamıştır.

Çatı katında bahçeli bir ev >>
Gayrimenkul geliştirme işiyle meşgul olan 35 yaşındaki Matthew Blesso, 2 yıl önce Aşağı Manhattan’da 290 metrekarelik evini aldığında, birlikte Interface (Arayüz) adı verdikleri ve mimarlıkla peyzaj tasarımını bütünleştirmeyi hedefleyen bir ders veren mimar Joel Sanders ve peyzaj mimarı Diana Balmori’ye gitti. Onlar da Blesso’nun 4 milyon $’lık dairesini geniş bir sınıfa dönüştürdüler.

Westchester’lı bir mimar olan Andrea Steele’nin de daha sonra katıldığı tasarım ekibi, yeşil özellikleri ayarlayabilmek için deneme yanılma yöntemiyle bir dizi araştırma yaptılar.

Danimarka’nın Çin Seddi >>
Mimar: JDS Mimarlık ve Kopenhag Belediyesi
Tamamen dolmuş olan bir kentin içerisine 2000 daireyi nasıl koyarsınız, hem de kent parkını mahvetmeden?

Tasarımcılar, bu işi, oldukça büyük bir spor ve dinlenme alanını, 3 km uzunluğundaki lineer bir konut alanıyla çevreleyerek yapmışlar. İçerisinde spor alanlarını, alışveriş merkezlerini, okulları bulunduran bu “Çin Seddi” isimli projede, çatılar, yayalar ve bisikletliler için düzenlenmiş yollar olarak düşünülmüş.

11 Eylül Müzesi ve Eskiyle Yeninin Bütünleşmesi >>

Mimar Craig Dykers, 2004 yılından bu yana Dünya Ticaret Merkezi bölgesinde yapılacak olan müze binası tasarımı üzerinde çalışıyor. Sonunda 45 yıl önce Minoru Yamasaki’nin 45 yıl önce tasarladığından daha güçlü bir eser yaratamayacağını fark etti…

İkiz kulelerin mimarı Yamasaki, tasarımına gösterişli bir ekleme yapmıştı: Binaların altında neredeyse Gotik denebilecek ölçülerde üççatallı zıpkınlar yerleştirmişti. 11 Eylül 2001’deki saldırıdan bu dev çelik zıpkınlar kurtuldular ve siluetleri neredeyse afeti sembolize ediyordu.

Tasarımda avlu, Dünya Ticaret Merkezi’nde Ulusal 11 Eylül Anıtı ve Müzesi’nin yer altındaki sergi salonlarının girişi olarak kullanılacak. Müzenin yer üstündeki tek kısmı olan bu avlu, çevresini üç yandan saran Memorial Plaza, havuzlar ve sokaklardan rahatlıkla görülebilecek.

Libeskind’den New York’a yeşil kule >>
Daniel Libeskind, yapımı tamamlandığında New York’un en yüksek konut gökdeleni olacak yapısından ilk görüntüleri yayınladı. Yüksekliği 275 metreyi geçecek olan kule, şehrin siluetini de önemli ölçüde değiştirecek.

Libeskind, New York’a yeni bir gökdelen kazandırmaya hazırlanıyor. Tamamen konut amaçlı olarak düşünülen proje, tamamlandığında yüksekliği 275 metreyi geçen bir kule olacak.

Ünlü mimar, tasarım hakkında konuşurken şunları söylüyor:
“Bu sadece biçimden ya da cepheden oluşan bir bina değil. Bu, New York’un ileriye gitmesini sağlayacak olan, Manhattan bölgesindeki yoğunluğa çözüm getirecek olan bir yapı. Şehrin geleceği bu olacak.”

Kule, şehrin önemli yapılarından biri olan Met Life binasının hemen yanında yükselecek. Ancak tasarımın en önemli özelliklerinden biri, içeriğinde yeşil öğelere özel önem verimli olmuş. Libeskind bunu “yükseklerde yer alan bir park” sözleriyle açıklıyor. Binanın farklı kısımlarında, yeşilliklerin yer aldığı teraslar bulunuyor.

mimdap

10 Yorum
  1. bizde çok yeni dünyada bir hayli yol almış EKOLOJİK ÇERVRE konseptine başta tasarımcılar gönüllü olarak uyarlarsa yol alınmaya başlanabilir. Çünkü normal koşullarda bina sahipleri veya yatırımcılar kendiliklerinden yeni teknolojilere yönelmiyorlar. Hemen yatırım maliyetini soruyolar ve doğanın tüketilmesi umurlarında bile olmuyor. Bu konuda mimarlara çok iş düşüyor. Bu görev VATAN boyutunudan daha aşkın, DÜNYA çapında bana kalırsa.

    Gülten Akdereli | 28 Aralık 2008

  2. örnekler çok etkili. türkiyede yeşile ve ekolojiyi korumaya yakın düşüncenin tasarımla bütünleşmesi lazım. zaman çok hızlı geçmektedir. geri dönülemez çizgi aşılmadan doğaya dost anlayışla barışılması lazım.

    deniz eryılmaz | 30 Aralık 2008

  3. Bu yeni yılın içinde dünya krizlerini, ekonomik krizi de dikkate alarak, dünyanın daha yaşanılır olarak sürmesi için daha fazla adım atılan bir başlangıç olmasını diliyorum. Bütün çatışma ve kavgalardan kaybeden tarafla birlikte dünyanın kendisi yani coğrafyası ve iklimi bir defa daha kaybediyor. Öncelikle dünyanın tüketilmesine dur demek insanlığın ortak çıkarı olduğunu herkesin kavraması gerekir. İçinde olduğumuz kriz bence bu düşünceyi tekrara tekrar anlamaya çalışmamız için fırsatlar tanıyor. Daha ötesi yok çünkü.
    Saygılar
    Kahraman Süoğlu

    Kahraman Süoğlu | 1 Ocak 2009

  4. dünyada hükümetlerin ekolojik yapıya yönelmeleri hiç bir zaman kendiliklerinden olmuyor. zira ekonomik çarklar doğanın tüketilmesi üzerine genel anlamıyla kurulu ve burada yapılan kısıtlamalar karlılığı, rekabeti engelliyor. hükümetler kamuoyu baskısı olmadan dünyada bu işe girişmiyorlar. hele bizde bu faslın başlaması kendiliğinden bir süreçte olmayacak gibi birşey. yine kamuoyu bilinçlenmesine ve baskısına ihtiyaç var. bir de elbette mimarların tercihlerini bu yönde kullanmaları önem teşkil edecektir.

    sinan çermikli | 1 Ocak 2009

  5. Zaman kalmadı birçok değişiklik için dünyada. Ertelen ertelen sona bırakılan tedbirler sonrasında dünyanın kaynakları son demlerini yaşıyor. Küresel ısınma bilim adamlarını bile şaşırtan bir hızla gelişiyor. Daha biz bu ortamda enerji tasarrufunu ve karbon emisyonunu tartışıyoruz. Buna bile devletlerin ikna edilmesi için uğraş veriliyor. Çok gerilerdeyiz yani. Zaman bitti.

    Nevzat Sicimoğlu | 2 Ocak 2009

  6. Bizde çok yanlış bir kabul var. Ülke ekonomisi büyümesini devam ettirsin, sanayi özerk bir şekilde büyüsün, maden aramaları, kimyasal tesisler, petrol çıkarmalar, kömür yataklarının işletilmesi,… hep büyüsün. Çünkü insanlık bunlar büyürse refaha kavuşur. (!) O yüzden de tamam dikkat edelim ama sanayimize, milli ekonomimize dokunmadan. İşte bütün mevzuu buraya gelir düğümlenir. Daha çok tüketime sevk edilen insanların, daha fazla enerji tüketmeleri kaçınılmazdır ve bu teşvik edilir zaten. Bence bu hükmün tartışılması lazım. İnsanlık için doğanın sınırlarına doğru gelindikçe daha fazla tartışılması gerekir. Mimari ve kent plancılığı ayrıca ve fevkalade nispette bu meseleyle alakalı. Bu tartışmaya bir ucundan ama insanlar daha fazla enerji tüketsinler o zaman mutlu olurlar kanadından değil, doğal dengeyi koruyalım, enerji kullanımında sınırlarımız olsun kanadından bakarak dahil olsunlar.
    Saygılarımla

    Ethem Sönmez | 3 Ocak 2009

  7. çok muammalı bir alan olmaya başladı ekolojik tasarım. en belirgin özelliklerine değinmişsiniz ve belirgin çelişkilerin uçlarını açmışsınız. bakınca görünen şeyler var. düşündükçe ortaya çıkacak çelişkiler var.

    selim derecikli | 11 Ocak 2009

  8. burada gösterilen çalışmaları çok başarılı buldum

    Anonim | 4 Nisan 2009

  9. Çok katlı yeşil şehirler yerine, az-tek katlı bahçeli şehirleri tercih ederim.

    Hayati Binler | 1 Mayıs 2009

  10. çoğu kişi “çevreyle dost bina”dan az elektirk harcayan, teknolojik aletlerin hakim olduğu, “…inşaat işlerinin gerektirdiği…” tarzda binaları anlıyor. başka hayal istek ve uygulamaların olması güzel…

    Hüseyin Uçar | 17 Haziran 2009


Yorum yazmak için


Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak’ta 18 yıldan bu yana atıl durumda bulunan ve giderek yıpranan 400 konutu elden geçirip yeniledi ve ihtiyaç sahibi yeni evli çiftler ile 65 yaş üstü vatandaşlara aylık 100 TL bedelle kiraya verilmesini istedi. Ankaralıların, Cumhuriyet Bayramı’nda beyaz eşyaları da takılmış 1 1 dairelerinde oturmaya başlayacakları müjdesini veren […]

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu