Çatı katında bahçeli bir ev |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Çatı katında bahçeli bir ev
Share 25 Ekim 2008
Bu konuyu Mimdap forumlarında tartışmak için TIKLAYIN

Mimar: Matthew Blesso, Joel Sanders, Diana Balmori

Manhattan’daki bir çatı katında yaşayan herkesin yapraklarla bezenmiş bir banyo lavabosu hayali yoktur. Ama yarısını ev yarısını da doğa ile mimarinin birlikte nasıl çalışacağını test etmek için bir laboratuar olarak kullandığınız bir çatı katınız varsa, her şey mümkündür.

Gayrimenkul geliştirme işiyle meşgul olan 35 yaşındaki Matthew Blesso, 2 yıl önce Aşağı Manhattan’da 290 metrekarelik evini aldığında, birlikte Interface (Arayüz) adı verdikleri ve mimarlıkla peyzaj tasarımını bütünleştirmeyi hedefleyen bir ders veren mimar Joel Sanders ve peyzaj mimarı Diana Balmori’ye gitti. Onlar da Blesso’nun 4 milyon $’lık dairesini geniş bir sınıfa dönüştürdüler.

Amaçları, yalnızca çatı terasında göz alıcı bir dizi bahçe yaratmak değil, aynı zamanda da doğayı evin içine sokmaktı.

Sanders, “peyzaj genellikle en son düşünülür ama biz bu durumu değiştirmek istiyoruz.” Diyor. Orta Amerika’da sosyal konutlar yapmaya hazırlanan Blesso da bu işi, doğa ile mimarinin birlikte nasıl çalıştığını anlamak için bir fırsat olarak gördü. Ve 1 milyon $’ı aşan bir maliyetiyle gerçekleşen yenilemenin ardından evi, hem içinde hem de dışında yaşayan, büyüyen bir organizmaya dönüştü.

Örneğin ana banyoda, boruları gizleyen, dikey paneller şeklinde 4,65 metrekarelik yapraklı bitkiler büyüyor. Ayrıca çatıya çıkan, Sanders tarafından tasarlanan, çelik ve tajibo ahşabından merdivenler kalın bir bitki yatağının üzerine yerleştirilmiş.

Blesso ile farklı projelerde de çalışan Westchester’lı bir mimar olan Andrea Steele’nin de daha sonra katıldığı tasarım ekibi, yeşil özellikleri ayarlayabilmek için deneme yanılma yöntemiyle bir dizi araştırma yaptılar.

Örneğin banyo duvarı için seçilen ilk bitki çok küçük yapraklıydı ve lavabonun içine düştüğünde boruları tıkıyordu. Ardından daha büyük yapraklı olan zambak, peperomiya ve dua çiçeğiyle değiştirdiler.

Terasta bir de ilginç biçimde özel bir duş var. Çünkü 12 katlı bina, çevresindeki binaların en yükseği…

Evin ana banyosu camla kaplı ve diğer yerlerden görülebilir bir konumda. Ancak tek bir düğmeyle cam yarı saydam hale geliyor. Ayrıca yatak odasını oturma odasından ayıran duvar da, kayan cam panellerden oluşuyor. Ama Blesso, geniş, opak bir gölgeliği indirerek mahremiyet yaratabiliyor.

Yatak odasının hemen yanında geniş bir salon yer alıyor, burada zeminde, çevresindeki mobilyalarda da kullanılan kaplama malzemesinden bir şilte bulunuyor. Blesso, “yerde uzanabileceğim bir oda istedim” diyor. Evin diğer yerlerinde döşeme malzemesi olarak Güney Afrika ahşabından parke kullanılmış.

Blesso’nun yemek masası 7 metre uzunluğunda ve ceviz ağacından yapılmış. Masanın bir kenarı mutfakla birleşiyor. Ceviz ağacının kalan kısmıyla da tabure yapılmış.

Belli mobilyaların yanında Blesso birkaç özel sanat eseri de kullanmış. Bunlardan en ilgi çekeni, holden başlayıp oturma odasına kadar uzanan, grafiti tarzı sanatçı Doze Green’in cesur ve oyuncu bir duvar resmi.

Bu dairenin tasarımı sırasında Blesso’nun tek amacı mimari ve doğanın duvarlarını yıkmak değil, aynı zamanda da biraz eğlence katmakmış ve görünüşe bakılırsa bunu da gerçekleştirmiş…

Kaynak: NewYork Times
Çeviri: mimdap

Bu konuyu Mimdap forumlarında tartışmak için TIKLAYIN
4 Yorum
  1. çatı katlarının mimariye dahil edilmesi, yeşil hale dönüştürülmesi bence en büyük kentsel kazanımdır. bu gibi önemli konulara eğilen hiç bir kurum göremiyorum. örnek projeniz harika.

    sevgi toker | 29 Ekim 2008

  2. şehirlerimizin çatıları ne gibi bir görüntüdedir? bir düşünün demiyeceğim bulunduğunuz yer üçüncü beşinci kattaysa şöyle bir pencereden bakın. bayındırlık bakanlığı %33 eğimli kiremit çatıyı zorunlu tutmuştu ve halen o çatı sistemi vardır çoğunlukla. çatı arası da kullanılmaz çoğunlukla. eğim az çünkü. geriye bir de anten gibi görüntü kirliliklerinin çatıya eklendiğini düşünün. feci bir görüntüdür yani. oysa çatı katını bir teras ve bahçe gibi ele almak hem kentin görünümüne çok şey katmak anlamına gelir hem de yeni ve büyük ölçüde bir apartmanda filan kamusal alan yaratır. bu projedeki örnek olumlu hakikaten.

    deniz orhanlı | 1 Kasım 2008

  3. yaratıcılığın bu kadarı.çok beğendim

    su | 27 Mayıs 2009

  4. çatıkatları genelde bir evin kullanılmayan kısımlarıdır.türkiyede bakıldığı zaman çatıların sadece görüntü kirliliği yarattığını görürüz.burada yer alan proje yaratıcılık yönünden mükemmel.görüntü açısından ise eşsiz.geri kazanım ve estetik açısından çatıların değerlendirilmesi gerekir.

    naz | 27 Mayıs 2009


Yorum yazmak için


1992 senesinde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Binası için açılan yarışmayı kazanan Semra ve Özcan Uygur’un projelerine başlanması ve bitirilmesi 28 yıl sürdü.

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu