Biraz renk biraz tarihi figürlerden alıntı |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Biraz renk biraz tarihi figürlerden alıntı
Share 26 Temmuz 2008

Kentsel uyum arayışlarında bilinen yollar

Kayseri’nin merkezinde, Sivas Caddesi’ndeyiz. Arkamızda tarihi kaleyi bırakmış hafifçe doğu yönüne ilerlemişiz. Biraz sonra Kayseri’nin stadı görünüyor.

Kayseri İç kalesi hemen yanında kapalı çarşısı, Cumhuriyet meydanına bakan tam bir Selçuklu Mimarisi özelliklerini taşıyan Hunat Camii ve meydanı, Zeynel Abidin Türbesi, Bürüngüz Camisi, daha sonradan yapılmış olsa da özenle yapılmış Meydan Camisi ile adeta mimarlık müzesi karakterinde bir merkez var aslında. Bu merkeze yabancı olabilecek yapılardan biri Hilton Oteli.

Bu meydan bir projeyle düzenlenmeye devam ederken geçtiğimiz günlerde Kayseri Kalesi ile ilgili iki kademeli bir yarışma açıldı ve ikinci kademesi şimdilerde devam ediyor. Maksat Kayseri Kalesi içinde şu anda küçük dükkanlarla kaplanmış bölgede bir dönüşüm gerçekleştirmek ve kaleyi kültür sanat odaklı çağdaş bir işleve çevirmek.

Meydanın kullanım kararları, meydanın tam içinden geçen trafik ve asıl olarak trafik yollarının kavşağına önem verilmiş olması, toplu taşım treni başka bir değişle hafif metronun bu bölgede yüzeye çıkması gibi esasında meydan karakterini sürekli azaltan ögeleri küçük bir eleştiri olarak ele alabiliriz. Kayseri için tarihi bölgesinde bu ölçekte bir meydan ve onu besleyen kültür odaklı Kale bulunması sanırız eğer söz konusu proje rafta kalmaz ve hayata geçerse önemli bir kazanım olacaktır.

Renkler yeter mi?
Sivas Caddesi’nden Pervane Caddesi bir kol olarak sola ayrılıp Ahi Evran Caddesi’ne dönüşüyor ve sol tarafımızda altı işyeri olan her biri 17 katlı olan konut blokları sıralanıyor. Bunlar zamanında krem, beyaz renklere boyanmış ve ama şimdi grileşmiş apartman blokları iken şimdilerde aradan bazıları bir boya firmasının katkılarıyla olsa gerek ‘renklendirilmişler’. Üzerinde şurası sarı, burası turuncu, şu kısmı yeşil olsun gibi bir çalışma yapılmış ve sıraya girmiş bloklar bir anlamda diğerlerinden ‘farklı’ kılınmış.

 Yerleşme planlaması, imar düzenlemesi galiba iki boyutlu yapılmış olsa gerek ki, merkezi bu denli yüksek konutlarla şekillendirmek bir ölçüde kentin atfedilen tanımın dışına çıkmasına neden olmuş gibi görünüyor.

Oluşan ‘kent duvarı’ hızlı ve ucuz üretimi sonucu mimari kaliteden kısmen yoksun, birbirini tekrar eden ögeler olarak sıralanınca ister istemez bir süre sonra monotonlaşıyor. Bu caddede olduğu gibi bazen kullanıcıları bu durumdan sıkılıp renklerle çözüm arayışına girebiliyorlar.

Biraz kül biraz duman
Asıl değinmek ve gözlem yoluyla sizlerle paylaşmak istediğimiz nokta mimari mesajlar, yapıların bu mesajları kabul etme biçimleri ve onların toplumsal belleğe işlenme biçimleri.

Gözlem yaptığımız alana döndüğümüzde Sivas Caddesi devamında Atatürk Stadı yanından bağlana ana yol, Ahmet Yesevi Bulvarı üzerindeki birkaç yapının yapılış biçimi, bugünkü durum ve kullanımlarını ele almak istiyoruz.

Bir cami (altında işyerleri), işmerkezi olarak yapılmış bir bina ve konut gibi yapılmış ama katları ticari işleve dönüşmüş “ikiz kule bina”…

Altkatı işyerleri olan caminin ‘modernist bir dil’ edinmek istediği, dış cephesini klasik cami biçimlemesinden ayırmak istediği ve yine güncel gereksinimler doğrultusunda zeminde dükkanlara yer verdiği için bir miktar tabela kirliliğine maruz kaldığını gözlemleyebiliyoruz.

Ancak cami binasının üzerinde bildiğimiz bir kubbe tasarlanmış olması ve yine yapının köşelerinde bildiğimiz minarelerin minyatürlerinin konumlandırılması eskiyle yeninin çelişkisinin açığa vurması olarak mı, eskiyle yeninin “sentezi” olarak mı düşünülmüş, bunu tam olarak çıkaramıyoruz.

Caminin bizim hemen durduğumuz yerde yanında yahut arkasında yer alan iş merkezi ofis binası karakterinde. O da, çok katlı olmasına rağmen bina köşeleri belli bir kata kadar kırılmış, üstte mukarnas benzeri bir toparlamayla dik açılı köşeye geçilmiş, yine düşey cam kaplı yırtıkların en üstü daireselleştirilmiş biçimiyle buram buram Selçuklu Mimarisi kokan kentten alınan masum özellikler gibi duruyor.

Bir benzeme çabası, biçimlerle paralellik kurma düşüncesi hemen okunuyor. Eğer bu biçimleri yeni yapılarda tekrarlamak Kayseri İmar Planı notları arasında değilse bu bölgedeki tasarımcıların kentin tarihine ait “kişisel yorumlarının” mutabakat içinde uygulandığının göstergesi denebilir.

Köprülü birleştirme (köprü kurma)
Bir çok Selçuklu köprüsü halen Anadolu’nun çeşitli yerlerinde kısmen korunarak bugüne kadar taşınmıştır.

Ancak bu köprülü yapı aslında iki çok katlı apartman bloğunun üstten birleştirilmesi ile oluşan köprüyü gözlemlediğimizde yukarıda söylediğimiz tarihsel referanslara ‘uygun’ bir biçimlenin tercih edildiğini görüyoruz.

Üstünde “Dünya İş Merkezi” yazan bu ikiz yapı üstündeki köprülü geçişi ile arada kalan boşluğu bir “taç kapı” olarak yorumlamak dışında yapının diğer taraflarında fazladan bir çabaya girmiş değil. İki uzun bloğun arasındaki boşluğu sanki bir taç kapı olarak hissettirmek için köprü geçiş, yapının son üç katında kademeli olarak teşkil edilmiş. Son kat tam geçiş, bir alt kat iki blok arası uzun çıkma onun bir altında daha az bir çıkma olarak ele alınmış ve böylece ‘arzu edilen mimari etki’ ye ulaşılmış.

Bir fotoğrafımızda da belirlediğimiz gibi bu yapıların hepsini perspektife alan bir açıda aslında şimdi Necmettin Feyzioğlu Kütühanesi olan ama Atatürk’ün Kayseri’ye geldiğinde kaldığı ev kendine has taş strüktürü ile ve hemen yanında buluna yine taş çeşme başka bir ölçeği anlatmaktadırlar.

Bu tarihi yapılar kent morfolojisi içinde yalnız kalmaktan öte bütün bağlamlarından boşalmış, etrafıyla ilişkileri kalmamış görünmektedirler. Onları yan yana tutan bir peyzaj ve çevre düzeni de kalmamıştır.

Mimari tasarımın rolü
Kentsel dokuda var olan değerleri kendi bütünlüğü içinde canlandırıp günümüze taşımakta güçlük çekerken daha gündelik, daha hızlı üretilen, daha ekonomik, daha güncel ve tüketilir olanın gücü kendini hissettirmektedir.

Belki masif etkisi olan bu duygudur. Zira atmosfer bu şekilde oluşunca mimari dilin anlamı, kültürel mozaiğin tasarım girdisi olarak düşünülmesi gibi bir özen kolayca göz ardı edilebiliyor.

Ama bir yandan da tarihsel referansları bir yerlere takmak, stilize edilmiş taç kapıları, kemereleri yapıların üzerinde bulundurmak çabasından da vazgeçilemiyor. Galiba “genel geçer” kavramı bu durumlar için daha uygun. Genel geçerden vaz geçmemek ama derinlikli bir tahlile, yeniden düşünmek ve tasarlamak fikrine uzak kalmak; onun zahmetine girişmemek.

Oysa mimarlar için mimari tasarımın bir önemi hep olmalı.

mimdap

1 Yorum
  1. işte bu kayseri ve oradaki meslektaşlarımızın meslek ve ülke hasletiyle tarihimize sahip çıkmak ve illede bugün yaşatmak gayretiyle yaptıkları. zaten böyle alınıp apartmanlara eski dönem çizgileri aynen kopya edilmezse tarih bilincimiz yok olur ve şanlı geçmişimiz unutulur. kayserideki meslek erbabı yapa yapa bunları çizmiş.

    şaziye gök | 15 Nisan 2009


Yorum yazmak için


Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak’ta 18 yıldan bu yana atıl durumda bulunan ve giderek yıpranan 400 konutu elden geçirip yeniledi ve ihtiyaç sahibi yeni evli çiftler ile 65 yaş üstü vatandaşlara aylık 100 TL bedelle kiraya verilmesini istedi. Ankaralıların, Cumhuriyet Bayramı’nda beyaz eşyaları da takılmış 1 1 dairelerinde oturmaya başlayacakları müjdesini veren […]

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu