Dam üstünde ‘Deniz Kuşları’ |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Dam üstünde ‘Deniz Kuşları’
Share 26 Mayıs 2008

Yer İstanbul Büyükçekmece ilçesi. Gözlemimizde ele aldığımız yapı, bir turistik tesis, bir otel.
Bu otelin, dikkat çekici birçok özelliği var saymamız gereken…
Uzun süredir yapımı süren bu iri bina, Beylikdüzü’nden Büyükçekmece’ye inen varyanttan hemen belli oluyor.

Büyükçekmece’nin nerdeyse kuşbakışı görüntüsünü veren bu varyant inişi, ilçenin imar durumu ve yapı nitelikleri konusunda da bilgi veriyor. Dört – beş kat apartmanlar, kiremit çatılı konutlar, sıkışık bir düzenle ilçe sınırlarını kaplıyor.

Gözlemine giriştiğimiz otel yapısı, önce hacmen büyüklüğü, diğerlerinden daha yüksek oluşu ile, sonra mimari biçimlenmesiyle hemen göze çarpıyor. Aynı alanda böyle yüksek sadece bir yapı daha var, o da, yine son zamanlarda yapılan Büyükçekmece ana yolu üzerindeki iş merkezi ile onun büro binası.

Gözlem bölümümüze başlarken, ilgili yapının bilinen bir otel grubuna ait olması hususları tamamen bakışımızın dışında kalacaktır. Bu açıdan resimlerde görünen markanın özel olarak anılması söz konusu olmayacaktır. Meramımız, bu grubun kendisi değil, mimari çevrenin nesnesidir.

BİR SORUN VAR MI?

Yapının bulunduğu Büyükçekmece yerleşkesi içinde söz konusu yerin, konut alanı (zemin ticaret, üstler konut) içinde ticari bir fonksiyon ve dahası turizm işlevli bir inşaat için ilgili belediyesinden “otel yapımı” için ruhsat almış olması kuvvetle ihtimaldir.

Büyükçekmece imar planı içinde yine muhtemelen en az birkaç parselin birleşmesiyle oluşmuş, plan değişikliği teklif edilerek ilgili belediye meclisinde, sonra Büyükşehir meclisinde kabul edilmesiyle bu yapılaşmanın bu güne geldiği aşikardır.

Turizm işlevli bu yapıya, kentsel yoğunluk, donatı alanları, ticaret zonu, ulaşım kararları yönünden sorular yöneltilebilir. Uygun mudur gerçekten, yoksa kentsel dokuya bugünkü plan mevzuatı açısından olumsuz yükler getirmekte midir? Yoksa, bu bina, kısmen olumsuz yükler getirse bile kente bir ticari canlılık, sosyal harekelilik… getirmesi yönündeki beklentileri karşılaması açısından, mahsurlara rağmen yapımcı firmanın isteklerini karşılamak yönünde bir denge mi oluşturmuştur?

Gözlemimizin yorum bölümünde Büyükçekmece’yle ilgili bilgilere hakim olanlar, görüşleriyle belki bu yazıya ekler yaparak konumuzun bu yönde zenginleşmesine de yardımcı olacaklardır.

YAPININ ÜSTÜNDEKİ CAMLI BÖLÜM

Turizm tesislerinde yapı formuna çok değişik yorumlar getirildiği, yapının ilginç kılınmasına yönelik çabaların içine girildiği hepimizin malumu. Daha ziyade tarihsel referanslara yer veren, bu öğeleri eklektik tarzda uygulayan sunumlar çokça rastladığımız yaklaşımlar. Bu işin en abartılı örneklerini Akdeniz sahillerinde, Keremlin Sarayı, Topkapı Sarayı otel komplekslerinden bilmekteyiz.

Gözlem içinde örnek olarak aldığımız yapıda “niye böyle bir mimari dil kullanıldı” sorusunu yukarıdaki genel eğilimler ve müşteri talebi anlatımımıza paralel olarak sormadan geçmek istiyoruz. Seçilen dilin mimari kaygılardan çok, ticari ve pazarlama figürünü önde tutan bir yaklaşıma sahip olacağını bilmek durumundayız.

Yapının taş gibi görünen prekast kaplaması, dış yüzündeki kolonadlar, volütler, silmeler giriş kapılarının üzerindeki ileri çıkmış konsol tonozlar yine bu dilin ayrılmazları gibi. Evet, tekrarlayalım, gözlemin eleştirisi burada değil.

Ancak; alttaki iri, ağır kütlenin üzerinde, yapının neredeyse şapkası haline gelmiş cam kaplı bölüm hakikaten oransız ve şekilsiz kalmış. Bu büyük şapka niye mavi? Yani, neden mavi reflekte camdan yapılmış? Gökyüzüyle ilişki kursun diye mi? Hemen bir yanındaki Büyükçekmece gölü veya güneyindeki Marmara denizi ile ilişkili olduğu için mi? Doğa değerleriyle bir ilişki mi aranmış demeliyiz?

Oransız, sahiden yapının siluetinde kendisi imar düzenine ‘uyan’ genel kütlesinin yüksekliğini fazlasıyla aşmış, masif etki veren otel bloğu bölümünün üzerine fazla abanmış görünüyor. Bir kış bahçesi niyetiyle yapılmış izlenimi vermek istenmiş olsa da, içinde en az üç kullanım katını taşıyan iri kütlenin üzerinde iri bir mavi-camlı bölüm sahiden sıkıntılı bir şapka oluşturmuş.

İşlevi çoğaltmaya çalışan, yeni fonksiyonları ilave oluşturulan çatı bölümünde çözmeye uğraşan ve bu bölümü cam bir kabuk altında toplamaya, bu şekilde de fazla abartmadan gözden kaçırabileceğini uman çaba açıkçası isabetsiz olmuş.

Böylece fazla gibi duran inşaat alanını hem gözden kaçıramamış hem seçtiği renk, malzeme ve geometriyle mimari bir uyum (ya da tam tersi mimari bir tezat) yaratma uğraşısından daha çok ağırlıkla yapının üstünde “inşaatı tamamlamış” görünmektedir.

Beyaz yüzeyin üzerinde mavi renk cam kaplı kabuk, masif bölümün bitiş-başlangıç kuralları, yapının birleşme çizgileri anlamında zayıf ve fazla sıradan bir ilişki kurmuştur. Aynı şekilde cam çatı örtüsünün en üstte sonlanışı bir tasarlanma duygusunu oluşturmamakta, hiçbir perspektiften olumlu izlenim vermemektedir.”

SONUÇ

Son günlerdeki güncel dille özetlersek:
Orantısız şekil kullanımı,
Orantısız şeffaflık ve doluluk
Orantısız bitiriş.

Böylesi bir sahil yerinde, İstanbul coğrafyasında göl havzasının hemen başında, Beylikdüzü yükseltisinden itibaren kolaylıkla fark edilen bölgede sadece işleve önem verip, otel yapısının sokak görüntüsünün farklılığıyla yetinmek ama onun bütününün taşıması gereken değere yeterince önem vermemek en basitinden özensiz bir yaklaşım sayılmalıdır.

Oysa bu kent doğru yaklaşımlar, özenli çalışmalar, sahiden üzerinde emek verilen mimarlık ürünleriyle biçim değiştirmeli, günümüz değerlerine taşınmalıdır.

mimdap

9 Yorum
  1. Sonuçta yazılanlara şletmeciden ziyade müellifin cevap vermesi gerekir.Kaçak çatı katı yapıldığı aşikar.Proje de böyle bir uyumsuzluğun yapıldığını zannetmiyorum.İstanbul’un imar durumları,planları,koruma kurul altında bulunan alanlar.Müteşebbis firmanın talebine göre ayarlanıyor.Otel hay hay, ticari merkez aman ne yakışır.Belediyeler hizmet üretelim,beldemizin çehresi değişsin derken imar planları çorbaya dönüyor.Çok yazık. “Rant uğruna yarab ne planlar bozuluyor.”

    azmi açıkdil | 26 Mayıs 2008

  2. bir miktar tuhaf olduğu aşikar. bu da mı olur cinsinden. camın gözü çıkmış, projenin ‘kendine uygun’ bütünlüğü (ki bu mecra da ayrıca çok tartışılır, bu mudur otel yapmanın en iyi yolu, kolonlar, üstündeki postmodern başlıklar, hiç bir tarifi olmayan silmeler… neyse) bozulmuş. sanki taş bitmiş de camla devam edilmiş gibi

    Ratip Gülensu | 26 Mayıs 2008

  3. O kadar çok ki bunlardan. Hangibirine birşey desek bilemiyorum. Köklü plancılar “ranta açılmış, kayırılmış, ayrıcalıklı imar muamaelesine tutulmuş” bina diyebilirler örneğin. Mimarla da taşla camın uyumuna, tarihsel ögelerin yerli yersiz kullanımına takılırlar. Fakat sosyal bir mesel bu, plancı mimar mevzusu değil yalnızca. Biz toplum olarak böyle seviyoruz, böylesi bize hoş geliyor, kendimizi alamıyoruz ve şatafatlı olmazsa bir eksiklik hissediyoruz. Ona göre girişimci ona göre inşaatçı ona göre de mimar ve ona göre de tabiatıyla müşteri ortaya çıkıyor.
    Saygılar

    Ahmet Necati Gülesen | 26 Mayıs 2008

  4. Büyükçekmece şimdi eklenen yeni beldelerle, Kumburgaz ve çevresiyle daha büyüdü ve o göl havzası ile dolgu alana sığacak gibi değil. Enine büyüyemeyeceğine göre dikine uzayacaktır. Dört katlıların yanına bu otel görünürde 11 kat onlar gelecektir. Çok şaırmayalım, şöyle bir on sene sonra bakarsak durum epeyce değişimiş olur. Ama biraz güzel yapılması şart. Bu cam tas yeterince etüd edilmemiş.

    necdet oran | 26 Mayıs 2008

  5. görünüm bölgelerinde çok daha fazla dikkatli olmak gerekir. bu otel hakikaten cam ve taş yüzey dengesi bakımından sorunlu ve bir de bulunduğu yere şu anda çok büyük. etrafında yıllar sonra benzerleri oluşursa belki gözden kaçar ma şimdilik tak diye görülüyor. iyi gözlem olmuş, teşekkürler

    pınar dağçeken | 29 Mayıs 2008

  6. Büyükçekmece deprem risklerinin de çok olduğu bir bölge. Buradaki mevcut yapılaşma çok sorunlu. Derhal gözden geçirilmeli. Ama yerel yönetimler başka şeyler peşindeler, onlar turistik tesisler gelsin, iş merkezleri kurulsun bir de yeterince cami olsun çevrede. Onların isteği bu. Dolayısıyla kentin görünümüne, kamusal alanın kullanımına ve kalitesine çok değer vermiyorlar. Sonuçlar da böyle çıkıyor.

    osman balcı | 29 Mayıs 2008

  7. O geniş resimde silüet içinde sahiden sorun var. Çok iri ve biçimsiz bir bitiriş, daha iyi etüd edilebilirdi. Büyükçekmece diye ne yapsak olur dememek lazım, orası da ülkenin bir parçası. Daha dikkat, daha fazla çizim ve araştırma gerekir.

    Celal Erden | 30 Mayıs 2008

  8. yapı biçimlenmesinin planlamaya dayalı olması, yüksekliklerinin genel plana uygun olması gerekir. bunun haricinde ayrıcalıklı sayılabilecek binalarda ise mutlaka daha fazla mimari çalışma icap eder. ya mal sahibinin aşırı isteği (öyle olduğunu zannediyorum, yanlışsa kusura bakılmasın) üzerindeki camlı katlı şekilsiz bölüm absürt olmuş.

    nejla desteli | 31 Mayıs 2008

  9. her yapı tasarım anında bir fikirle başlar, biçim bu fikirlerin cisimleşmiş halidir. yapının burada kullandığı “tarihsel referanslara” dayalı diline bir ölçüye kadar birşey denmese bile bu dil dahi kendi içinde bütünlüklü olmalıdır. cam çatı bence bütünlüklü değil.

    fatma gül esen | 31 Mayıs 2008


Yorum yazmak için


Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak’ta 18 yıldan bu yana atıl durumda bulunan ve giderek yıpranan 400 konutu elden geçirip yeniledi ve ihtiyaç sahibi yeni evli çiftler ile 65 yaş üstü vatandaşlara aylık 100 TL bedelle kiraya verilmesini istedi. Ankaralıların, Cumhuriyet Bayramı’nda beyaz eşyaları da takılmış 1 1 dairelerinde oturmaya başlayacakları müjdesini veren […]

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu