1 Mayıs Meydanları |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
1 Mayıs Meydanları
Share 30 Nisan 2008

Bu yazı 30 Nisan 2008 tarihinde MİMDAP’ta yayınlanmıştır. Aynı metni tekrar yayınlayarak dünyada ve ülkemizde 11 yıl öncesine göre nasıl bir değişim olduğunun değerlendirmesini siz değerli izleyenlerimize bırakıyoruz.

Mimdap

 

 

 

1 Mayıs, dünyanın çeşitli ülkelerinde, işçi bayramı, iş bayramı, işçi günü, uluslar arası işçi günü gibi farklı isimlerle anılıyor olsa da, bazı ülkelerde tatil olsa, bazılarında olmasa da, hak arama mücadelelerinin en umutlu günü olarak tarihe geçmiştir.

 

 

Dünyanın hemen her yerinde 1 Mayıs günü kutlanan İşçi Bayramı, Kuzey Amerika’da, Eylül ayının ilk pazartesi günü, Birleşik Krallık ve İrlanda’da Mayıs’ın ilk pazartesi günü, Avustralya’da ise, Mayıs ayının 1’ine yakın günlerde farklı tarihlerde kutlanır.

 

 

Bu günün İşçi Bayramı olarak ortaya çıkışı, ABD’de, işçi sendikalarının 1884 yılındaki kongrelerinde, haftanın 6 günü 12’şer saat olan çalışma saatlerini, 8’er saate indirmek için patronlara 2 yıl mühlet tanıma kararı almalarıyla başlayan bir sürecin sonundaki 340 000 kişilik grevin başladığı güne dayanır. Bu iki sene sonunda ABD’de 200 000 işçi 1 Mayıs 1886 gününe kadar çalışma saatlerini 8’e indirmeyi başarabilmiş olsa da, 340 000 işçi, bu hakkı elde edebilmek adına ülkedeki en büyük grevlerden birini başlatmak durumunda kalmıştır.

 

 

Yaşanan olaylar sonucunda, sekiz sendikacı tutuklanmış, beşi ölüm cezasına çarptırılmış, bunlardan dördünün cezası, sonradan Kara Cuma olarak anılacak, 11 Kasım 1887 günü infaz edilmiş, biri hücresinde intihar etmiş, diğer üç kişi ise, delil yetersizliği nedeniyle, ömür boyu hapse mahkûm olmuş.

 

 

Halen daha, Şikago’daki Waldheim Mezarlığı’nda, bir mezar taşı üzerinde asılan sendikacılardan August Spies’ın söylediği son söz şu şekilde yazmaktadır: “Sessizliğimizin, bugün boğduğunuz seslerimizden daha güçlü olacağı gün gelecektir.”1

 

Bu olaylardan 3 yıl sonra Paris’te toplanan 2. Enternasyonal’de, yaşananların anısına 1 Mayıs’ı İşçilerin eylem yapacağı bir gün olarak belirler. Ancak, 1891 yılı 1 Mayıs’ındaki eylemlerin sonucu da oldukça trajik olaylara sahne olur ve böylelikle 1 Mayıs’ın işçiler arasında köklenmesine tanık oluruz.

 

 

Kaynak:1 Jacques Boudet, « Les Mots de l’Histoire», Larousse, s: 674.

 

 

KUTLAMA MEYDANLARI

 

 

1891’den sonra, her ülkenin neredeyse her kentine yayılan 1 Mayıs kutlamalarında, ülkelerin en büyük kentlerinin, en büyük meydanlarının işçilere verilmesi adet haline gelmiştir. Ancak, Türkiye’de, bu konuda farklı bir konumdadır ve kendi tarihselliği içerisinde yaşanmış olan acı olayların bile anılması için Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlaması için kullanılmasını uygun görülmüyor. Biz de, dünyanın dört bir tarafından, 1 Mayıs kutlamasının yapıldığı o büyük ve tarihi meydanlara bir göz atalım dedik.

 

 


Rusya / Moskova / Kızıl Meydan

 

 

15. yy’da Kremlin’in duvarları tamamlandıktan hemen sonra yapılmış ve hem Rusya, hem de eski SSCB’nin toplumsal, siyasi tarihinde önemli bir yeri olmuştur. Kızıl Meydan’da idamlar, gösteriler, geçit törenleri ve mitingler yapılmıştır. Meydan, Kremlin’in hemen doğusunda, Moskova Irmağı’nın kuzeyinde yaklaşık 73.000 m²’lik bir alanı kaplar. Kuzeyinde Devlet Tarih Müzesi, Güney ucunda ise, Saint Basil Katedrali yer alır. Lenin’in 1930’da tamamlanan anıt mezarı ise batısında, hemen Kremlin duvarı önündedir.

 

 

 

Tarihi Kızıl Meydan

+

İsveç / Stockholm / Medborgarplatsen

 

 

Bu meydan, Stokholm’deki en büyük meydanlardan bir tanesidir. Özellikle, eylemlerin, gösteri yürüyüşlerinin ve 1 Mayıs törenlerinin yapıldığı meydan burasıdır. Genelde, solcu gruplar, yürüyüş ve gösterilerine bu meydandan başlarlar. Ayrıca, İsveç Dışişleri Bakanı’nı Anna Lindh’in öldürülmeden önce yaptığı son konuşma da burada gerçekleşmiştir.

 

 

 

 

 

Fransa / Paris / République Meydanı

 

 

Paris’te bulunan Republique Meydanı, başkentteki tüm gösterilerin, eylem ve yürüyüşlerin yapıldığı bir meydan özelliği taşır. 1968 olaylarının da başladığı mekânlardan biri olan bu meydan, coşkulu olduğu kadar da trajik olaylara sahne olmuştur.

 

 

 

 

 

Küba / Havana

 

 

Küba’da hemen her şehirde devrim meydanları var: Havana Jose Marti Devrim Meydanı, Santiago de Cuba 26 Temmuz Meydanı ve Che’nin mozolesinin bulunduğu Santa Clara Devrim meydanı gibi. Bunlar aşırı kalabalık kitleleri taşıyabilecek büyüklükteki meydanlar. Bana göre, bunlar arasındaki en önemli, en görkemli ve tarihi olanı Jose Marti Devrim Meydanı.

 

 

 

havana-da-1mayys.jpg

 

 

ABD / New York / Union Square

 

 

Tarihi, 19. yüzyılın sonuna dayanmakta olan meydan, pek çok toplumsal olaya sahne olmuş. Burada, İşçi Bayramı 5 Eylül 1882 gününden itibaren bu meydanda kutlanmış.

 

 

 

 

 

Almanya / Berlin / Oranienplatz

 

 

Berlin’in en bilinen bölgelerinden biri olan Kreuzberg’de bulunan meydan, zamanındaki Batı Almanya’nın en fakir bölgelerinden birinde yer alıyor. 1820 yıllarında Berlin’e entegre olan kırsal bölgelerin tümünden oluşan Kreuzberg, göçmenlerin yoğun yaşadığı bir bölge. 1860’lı yıllardan itibaren, hızlı sanayileşmeyle birlikte tam bir işçi kentine dönüşen Kreuzberg, 1 Mayıs kutlamalarının canlılıkla yapıldığı Oranienplatz Meydanı’na sahip.

 

 

 

Türkiye / Taksim Meydanı (ve 1977 1 Mayıs’ı)

 

 

Osmanlı döneminde işçi örgütlenmesinin en gelişmiş olduğu yer Selanikti.
• 1911 yılında Selanik’te, tütün, liman ve pamuk işçileri, 1 Mayıs gösterisi düzenleyerek bu günü kutladılar.
• 1912 yılında İstanbul`da ilk defa 1 Mayıs kutlaması gerçekleşti.
• 1923 yılında 1 Mayıs günü yasal olarak “İşçi Bayramı” ilan edildi.
• 1924`te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasakladı.
• 1925`te çıkan Takrir-i Sükun Yasası, İşçi bayramını kutlamayı yasakladı ve uzun yıllar bu yasak geçerliliğini korudu.
• 1935 yılında 1 Mayıs`a “Bahar ve Çiçek Bayramı” adı verildi ve ücretsiz tatil günü ilan edildi.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti döneminde işçi hareketleri yüzyılın ikinci yarısından itibaren ivme kazandı.
• 1976 yılında uzun yıllar sonra ilk defa geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması Taksim`de DİSK`in organizasyonu altında gerçekleşti.
• 1977 yılında İstanbul Taksim Meydanı’nda en geniş katılımlı 1 Mayıs toplantısı düzenlendi. Ancak, devlet, göstericilerin üzerine ateş açtı ve göstericilerden 34’ü, yaralanarak ve üstlerine ateş açılması sonucu çıkan izdihamda ezilerek öldü. Dolayısıyla, 1977 tarihli 1 Mayıs, tarihe Kanlı 1 Mayıs olarak geçti
• 1979`da Sıkıyönetim Komutanlığı İstanbul`da miting yapılmasına izin vermedi, sokağa çıkma yasağı ilan etti. Buna rağmen istanbul sokaklarında yüzbinlere ulaşan rakamlarla korsan 1 Mayıs kutlandı.
• 1981`de Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs`ı resmi tatil günü olmaktan çıkardı.
• 1989`da trafik polisinin açtığı ateş sonucu işçi Mehmet Akif Dalcı yaşamını yitirdi.
• 1996`da Kadıköy`de (Taksim Alanı yasaklıdır) 1 Mayıs kutlamalarına yaklaşık 150 bin kişi katıldı. Eylemin ilk dakikalarında polisin silahsız göstericilere açtığı ateş sonucu 3 kişi hayatını kaybedince, Kadıköy`de büyük bir kitlesel isyan gerçekleşti. Bu olaydan sonra Kadıköy 2005 yılına kadar 1 Mayıs kutlamalarına yasaklı kaldı. Ayrıca telsizinin sesini açık unutan bir sivil polisin göstericiler tarafından oldukça şiddetli bir şekilde dövülmesini Star televizyonu`nun naklen duyurması ve bir başka yerde polislerin eğlenerek seyrettiği bir linç girişimini de naklen yayınlamasıyla hafızalara kazınmıştır.
• 2006 yılında en geniş katılımın yaşandığı ilçe Kadıköy oldu. Çeşitli sendikalar ve gruplar saat 12.00 sularında Rıhtım Caddesi`ne yürüdü. Düzenlenen miting sonrası saat 16.00 sularında gruplar tamamen dağıldı.
• 2007 yılında 1 Mayıs’ı tekrar Taksim’de kutlayarak aynı zamanda 1977 de olan olayları anmak isteyen grupları polis silah, biber gazı, gaz bombası kullanarak durdurmaya çalıştı. 100’den fazla kişi yaralandı.Valiliğe göre 580, diğer kaynaklara göre 700’e yakın gözaltı gerçekleşti.İbrahim Sevindik adındaki bir vatandaş hayatını kaybetti.
• 2008`de önce ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras,sonra AKP’li milletvekilleri 1 Mayıs’ın resmi tatil olması için yasa teklifi verdiler.” [Wikipedia]

 

 

1 MAYISLAR, TAKSİM ve BİTMEYEN GERGİNLİK

 

 

1 Mayıs yıllardır ülkenin bir gerilim konusu olarak gündeme getiriliyor. 1960 larda “bahar bayramı” ve tatil ilan edilen ve uluslar arası camiada adı ve anlamı çok bilinen bu bayramın bahar bayramına dönüştürülmesi bile devlet yönetiminin “işçi bayramı” kelimesinden çekindiğini gösteriyor.

 

 

 

77-1mayis.jpg

O yıllarda DİSK başkanı olan Kemal Türkler kürsüden konuşuyor

1970 li yıllarda “bahar bayramı değil işçi bayramı “ kavramsal çekişmelerinin yaşandığını o yılları yaşayanlar bilir.

 

 

1976 da ilk kez kitlesel bir bayram olarak 1 Mayıs kutlanır ve İstanbul’da bu alanın adı TAKSİM dir. O günün koşullarına göre muhteşem bir kalabalık alanda yer alır. 400 bin kadar kalabalık kentin bu meydanına yepyeni anlamlar katar. Bu kamusal alanın yeni bir anılma biçimi daha vardır artık: 1 Mayıs meydanı.

 

 

Taksim 1 Mayıs Meydanında Sular İdaresi sarnıçların üzerinden kitlenin üzerine ateş açılması sonucu alandaki durum

Ne yazık ki 1977 1 Mayıs’ında bu meydanda ‘umulmadık’ bir gelişme yaşandı. Bazı grupları alana almayacağını söyleyen o dönemin DİSK yöneticileri miting öncesi bir gerginlik yaratmıştı. Bu gerginliği de fırsat bilen provakatörler tarafından binlerce insanın bulunduğu 1 Mayıs kutlamaları sırasında şimdiki su sarnıçlarının üzerinden topluluğun üzerine ateş edildi ve özellikle Kazancı Yokuşu’nda yaşanan ezilmelerden olmak üzere 37 kişi hayatını kaybetti. (31 kişi ezilmeden, 5 kişi vurulmadan, 1 kişi panzer altında kalarak ölürken 130 dan fazla kişi yaralandı)

 

 

İşçilerin kutladığı bu bayrama bir gözdağı ve kamusal alanın bu denli büyük gösterilerde kullanılmasına ilk tepki fiilen yaratılmış oluyordu.

 

 

Kazancı Yokuşu başında hayatını kaybedenler

1977 de yaşananlara rağmen 1978 de Taksim de yine çok büyük bir katılımla 1 Mayıs toplantısı yapıldı. 1979 da ise ülkenin bazı illerinde sıkıyönetim vardı ve Taksim’e ve İstanbul’a sokağa çıkma yasağı uygulandı 1 Mayıs’ta. Taksime sıkıyönetim tarafından dikilen sancak ile o günden sonra Taksim 1 Mayıs kutlamalarına yasaklandı. 1980 den sonraki Cunta yönetimi “bahar bayramını” da kaldırdı ve 1 Mayıslara karşı olduğunu ayan beyan ortaya koydu.Cunta yönetimi sona erdikten sonra da 1 Mayıs kutlamaları çeşitli engellerle karşılandı. Taksim meydanı bir türlü bu kutlamalara verilmek istenmedi. Her 1 Mayıs bu anlamda özellikle resmi görevlilerin yasakçı düşünceleriyle yarattıkları gerilim günleri oldu.

 

 

 

 

77sularidaresi.jpg

 

 

 

Bugün yaşanan ve yarınki 1 Mayıs gösterileri için gösterilen bu aşırı tepki de ne yazık ki neredeyse devlet geleneği haline gelen bu yasakçı zihniyetin bir ürünü gibi görünmektedir. Oysa bu meydanlar bütün toplumundur ve bir bayram için kullanılmayacaksa ne için kullanılacaktır?

 

 

 

BİR KAMUSAL ALAN OLARAK TAKSİM MEYDANI

 

 

İstanbul’un geleneksel yapısı ve Osmanlı dönemindeki sur içi kentleşmesi içinde “meydan” kavramına uygun mekanlar sınırlı kalmaktadır. Taksim batılı anlamda meydan kavramına daha yakın bir mekansal örgü oluşturur ve bu yüzden uzun yıllardır modern kentin meydanı olarak kabul edilir.

 

 

Aynı zamanda Taksim kendi gelişim sürecinde Cumhuriyet’ten itibaren çeperlerindeki değişiklikler ve kazandığı yoğunlukla meydanlaşmıştır.

 

 

 

 

500px-taksim_square.jpg

 

 

 

 

Bugün kamusal alanların dünyada artan bir önem taşıdığını, toplumsal gönenç ifade yerlerinin bu alanlar olduğunu, sadece kutlamalar için değil ama günlük yaşamında yoğun olarak geçtiği yerler olarak bu meydanlar öne çıkmaktadır.Kamu mekanları toplum kesimlerinin birinin ya da bir bölümünün değil neredeyse tümünün ortak kullanımına açıktır. Günümüzde gelişen sivil toplum, aktivitelerini bu meydanlarda sergilemekte, forum köşeleri, tartışma platformları içeren noktalarla zenginleşmekte, dinlenme yerleri, yeme içme noktalarıyla kamusal ihtiyaçlara yönelmektedir.

 

 

 

Kamu mekanının genel güvenliğin sağlanması elbette merkezi yönetimin görevidir. Toplum kesimlerinin bütün farklılıkları ile bu alanları ortak bir şekilde kullanılmasının sağlanması yine bu güvenlik konsepti içinde çözülmelidir. Ancak “genel güvenliğin” bir biçimde bahane edilerek bir kısım toplum kesimine kapalı tutmak ne kamusal alan tanımına ne de demokrasi standartlarına uyan bir yönetim davranışı olamaz.

 

 

 

Taksim meydanı işçi ve emekçi bayramından sürekli olarak bu denli kıskanç şekilde kaçırılırken nerdeyse diğer tüm etkinliklere açık tutulmaktadır. Yılbaşı eğlenceleri, çeşitli konularda başka mitingler, bazı kuruluşların yıldönümleri… gibi etkinlikler açık olan meydanın 1 Mayıs söz konusu olduğunda 30 yılı aşkın bir şekilde ve sabit fikirle kapalı tutulması açık söylenmesi gerekirse hiç anlaşılır değildir. Bu kompleks aşılmalı, Taksim Meydanı’nın verilip verilmemesi bir iktidar savaşı olmaktan çıkarılmalıdır. Orası tüm toplumun kamusal alanıdır.

 

 

 

 

 

 

 


Mimdap

27 Yorum
  1. Bir Mayıs demokrasinin, insan haklarının. özgürlüğün göstergesidir.
    Görüldüğü şekliyle şu anda siyasi iktidarca 1 Mayısın Taksimde kutlanmasına konulan engeller bu kavramların ülkemizdeki durumunu göstermektedir.
    Taksim toplumsal vicdanımızda artık bir simgeye dönüşmüştür. Geciken, yerine getirilmeyen, sabote edilen, alay edilen adaletin simgesine. Taksime izin vermeyi artık bazı güçler 1977 katliamı sorumlularının bulunmasının ve hesap sorulmasının başlangıcı gibi görmektedir. Bu hesap sormanın çağdaş demokrasinin ve adalet anlayışının da kapısının açılması anlamına geldiğini bilmektedir engel olmaya çalışan çevreler. Bunlardan korkmaktadırlar.
    1 Mayıs ülkemizde ikili anlama sahiptir. Birincisi faali mechüllerin aydınlatılmasının gerekliliğinin, diğeri ise emekçi sıınıfların daha iyi bir dünya için yaptıkları mücadelenin.
    1 Mayıs bu ikilinin ayrılmazlığının da sembolüdür.
    1 Mayıs, hepimizin bayramı kutlu olsun.

    Azmi İzmirli | 30 Nisan 2008

  2. 1 Mayıs için Taksim e izin vermeyen AKP mevcut iktidar geleneğinin bir uzantısı olduğunu, özgürlükçü hiç bir tarafı bulunmadığını, emek düşmanı olduğunu kanıtlamıştır. “Kendine müslüman” kendi mağdurluğundan söz eden AKP aslında bal gibi iktidar kafasında, yasakçı, zorba kimliğe sahiptir.
    Taksim yasağı şu anda kapatılmaya çalışalan AKP için turnusol niteliğinde bir olaydır.
    Bence de 1 Mayıs alanı Taksimdir. Niye böyledir, güvenliktir, provakasyondur,… bunlar büyüklere masallar gerçekten. Özgürlükten yana olanalar Taksim de her türlükutlamaya izin verip sonra emekçilerin bayramına bu şekilde engel olmazlardı.
    saygılarımla

    kemal sorgun | 30 Nisan 2008

  3. Sayın Erdoğan
    “1 Mayıs’ın Taksim’de Kutlanmasının Israrla İstenmesinde İyi Niyet Görmüyoruz” demiş ya. Biz de sayın başbakan sizin bu kadar engelleme yanlısı tavırlarınızı görünce sizde hiç iyi niyat görmüyoruz.
    Bu gün siz çalışanlara düşmanlık yapıyorsanız size de başınıza kapatma falan geldiğinde kimse dönüp bakmayacaktır. Hiç bir sempatiniz kalmadı.

    Selahattin Kara | 30 Nisan 2008

  4. Kanlı 1 Mayıs 1977 yılında güölenen emekçi kesimlerin önünü kesmek için kontrgerilla tarafından gerçekleştirilmiş, o günün basiretsiz DİSK yönetimi bazı grupları alana almayacağını baştan açıklayarak gerilim yaratmış ve provakasyon yapılmasını kolaylaştırmıştır. YAni o kanlı filan denilen durum aslında 1 Mayıs için gelenlerin kendi aralarında bir kavga değildir. Aradan 31 yıl geçtikten sonra neredeyse böyle bir hava estirilmeye çalışılması ve bugün başbakanın ağzındaki baklayı çıkarması hiç tesadüf değil.
    Kral çıplak ve AKP emekçi karşıtı. Demokrat falan da değil. Onun kapatılması hikayesi, islamcı güç odaklarıyla mevcut bürokratik-askeri güç odaklarının çatışmasının bir ürünü ve AKP bu anlamda halkın partisi değil. İşte yaptıkları.
    Saygılarımla

    Necip Uslu | 30 Nisan 2008

  5. Bütün dünyadaki barış gününü bu ülkenin yöneticileri yıllardır bir kaygı gününe dönüştürmeyi başardı. Bu gerçekten anlatılması zor bir durum. Hep gerdiler ortalığı. Geçne yıl İstanbul halkına yasakçılıkla büyük eziyet çektiren vali bu yılda aynısını yapmaya çalışyor. Bu ne korku gerçekten. Sendikalar toplumsal örgütler bir araya gelecek diye bu ne korku?
    Hükümetin ve onun valisinin yasakçı zihniyetini esefle karşılıyorum. Davranışlarının anlayışa karşılanır hiç bir tarafı yok resmen baskıcı tavır bu.

    Ali Düzkanlı | 30 Nisan 2008

  6. 1Mayısı engellemekle ne yapmış olacaklar gerçekten. İnsanları huzursuz ediyor, barış içinde normal bir gösteri ve toplantı olabilecekken bütün kentin hayatını alt üst ediyorsunuz ve bunu sanki “kamu yararını tesis etmek” için yapıyormuş gibi konuşuyorsunuz.
    O meydan herkesin, kamusal alan orası. Bazılarına var bazılarına yok. Bu ne biçim çifte standart. Başbakanın ve valinin konuşmaları çok itici. Bir diktatörlük ülkesindemizyiz ki bu denli içinde tehdit olan beyanlar veriliyor?
    Toplumsal huzur bu şekilde sağlanamaz.
    Mimdap bize bu konuyu kamu alanları perspektifinde sunarak getirmiş ve ülkenin konuştuğu bir konuyu kent ölçeğinden önümüze indirmiş.
    Kamu alanları bütün halkındır, keyfiliğe ve baskı yöntemlerine hiç gerek yok.

    kaya gül | 30 Nisan 2008

  7. yasakçılıkla hiç bir yere varılmaz, 1 Mayısta çıkacak bütün olumsuzluklar gerçekten söylüyorum bugünkü valinin ve onun iktidarının eseri olacaktır. umarım canlar yanaz, kamu idaresi sorumlu davranmayı öğrenir.

    pervin ulaş | 1 Mayıs 2008

  8. sabahın erken saatleri ve ilk toplanmaya başlayanlara su ve biber gazı… burası demokratik cumhuriyet değil mi? yanlış bilmiyoruz değil mi?

    lütfü sakin | 1 Mayıs 2008

  9. ben de saat 9 da şimdi bir yandan tv lere bakarak yazıyorum, yani nedir bu güvenlik anlayamadım. taksimi sarmalamışlar ve kuş uçurtmuyorlar. sanki işçiler düşman orduları da burası savunmaya alınmış. çok manidar buluyorum bu durumu, ülkedeki demokrasinin seviyesi bunlar efendim. bu kadar tahammül, bu kadar hazım.
    bu iktidarın demokratik getirilerini göklere çıkaranlar bu anti demokratik tutuma niye hiç birşey yazmadılar anlayamadım.

    alper ocak | 1 Mayıs 2008

  10. şu ana kadar duyduklarım biber gazı-su-cop-güç kullanımı-gaz bombası-kalp spazmı…. saat 11 aşağı yukarı ve inanılmaz vicdanları sızlatan bir durum. yukarıdaki yazıda bahsedilen “kamusal alan” nerede? kuşatma altındaki yerlere kamusal alan denebilirmi, merak ediyorum.

    candan metin | 1 Mayıs 2008

  11. 1 mayıs EMEKÇİNİ VE İŞÇİLERİN BAYRAMI

    ali | 1 Mayıs 2008

  12. YAŞASIN 1 MAYIS

    ali | 1 Mayıs 2008

  13. Gerilimi halen sürdüren yaklaşımı kınıyorum. Sebdika yöneticileri ve milletvekillerini bile yürütmeyen o güç hakikaten dehşet verici. Bunlar bayram yaptırmamaya and içmişler herhalde. Halbuki barış içinde bir kutlama olurdu ve bu ülkeye böylesi bir tören yakışırdı. Sorumlular istifa etmelidir.

    mehmetterzi | 1 Mayıs 2008

  14. Bu ülkede 31 yıl önce yaşanan karanlığın izleri, kökleri bitmemiş, bugüne kadar gelmiş. Taksim korkusu sarmış heryanı. Toplumda emeği ile var olanlara kapatılan meydan devlet açısından bir rövanş yeri haline getirilmiş. Uygulanan şiddet ise uzun yıllar unutulmayacak.
    Oysa herkes, hepimiz daha fazla özgürleşebilirdik.

    Ahmet Eryüksel | 1 Mayıs 2008

  15. Kamusal alan belki de sorunun turnusol’ü.
    Gayet tabi nasılki bir evin salonu vardır orada toplanılır, konuşulur, anlaşılır; meydanlar da kamunun yani toplumun toplanacağı yerlerdir.
    Bir alanın kamuya kapatılmasının yolları vardır. Beyazıtta olduğu gibi önce havuz yaparsınız kesmez, sonra kademeler, kafeler… ortada meydan kalmaz.
    Eminönünde olduğu gibi meydanı dev bir yol kavşağına dönüştürürsünüz meydan kalmaz.
    Örnekleri çoğaltmak mümkün.
    Diğer taraftan da meydanlar demokrasinin hem göstergesi hem de doğal yuvalarıdır. Meydanları halka kapatmak, hele hele 1 Mayıs gibi çok önemli bir bayramda kapatmak sadece bir cinnet bir ruh hastalığı belirtisi olabilir.
    Herşeye rağmen yeni kamusal alanlar için 1 Mayıs Ruhuyla.
    Yaşasın 1 Mayıs işçinin, emekçinin ve artık bir de aklın bayramı.

    Mustafa Mutlu | 1 Mayıs 2008

  16. Bugün 1 Mayıs’ta Taksim alanını kullanılmaz hale getirenler ölçüsüz bir şiddeti naklen televizyon ekranlarından bizlerin hafızasına çıkmamak üzere girdiler.
    Demokrasi tamammülsüz idarelerle zaten gerçekleşemez.
    Orantısız diktatörlüktür bu.

    selim uşaklıgil | 1 Mayıs 2008

  17. dün Taksim de yaşananlar bu ülke tarihinde unutulmayacak türden bir zorbalığın ve kanun dışılığın, insan ve emek düşmanlığının tarihi olacak.

    candan metin | 2 Mayıs 2008

  18. Kamusal alanların toplumsal etkinliklerde kullanılmaları bizdeki gibi önemli meydanları KAVŞAK olmaktan kurtaracak onların kimliklerine katkı getirecktir.
    Ancak yöneticiler işin hiç bu tarafında değiller. O yüzden demokrasi gelişmiyor. Yasakçı bir zihniyetten gelenler bayramları bile suç sayabiliyor.

    selma çine | 3 Mayıs 2008

  19. Umberto Eco’nun romanı Gülün Adı’nda başrahip “gülmenin insanları maymunlaştırdığını inaçlarını zayıflattığını” söyler ve var gücüyle “gülmenin düşünceyi özgür bıraktığını, eleştirisel bakışı içerdiğini” anlatan Platona karşı çıkar. Platonun bu konuyu işleyen çok değerli kitabını da yok etmeye çalışır.
    1 Mayıs’ta tıpkı 1977 de ateş açılmasındaki gibi emeğin tanınması, özgürlük. demokrasi, insan hakları kavramları etrafında “meydanda gülen oynayan halay çeken” insanların üzerine saldırılması bana bu başrahibi hatırlattı.
    Ortaçağda başrahip, şimdiki zamanlarda başimam. Çok fazla değişiklik yok.

    Akın İnan | 3 Mayıs 2008

  20. O meydan yani Taksim Meydanı “1 MAYIS MEYDANI” dır. Yasak da konsa, su da sıkılsa, biber gazı da verilse. Konu vicanlarda bitmiştir artık. Gönüllerde çözülmüştür sorun. Yasakları da bu cunta kalıntıları topyekün temizlendiğinde ortadan kalkacaktır.

    pınar çelik | 3 Mayıs 2008

  21. 1 MAYIS’da AKP hükümeti tarafından ortaya konan tavır, algılamayacak ölçüdeki şiddet beni gerçekten korkuttu. Korkum, neden olduğu kin, nefret ve sorular düşüncelerimden çıkmıyor? Bunun sonu ne olacak? Daha ne yapabilirler? Nereye kadar gidebilirler?
    Bunları iktidara çıkaran halkın gerçekleri görmesi bir şekilde sağlanmalı. Birşeyler olmalı. Ama nasıl?

    Okşan Tandoğan | 6 Mayıs 2008

  22. Meydanlar bir bakıma demokrasinin simgesidir. Türkiye’de gerçek anlamda yani işlevsel ve mekansal açıdan bir meydan var mı?
    Türkiye’de demokrasi, fikir özgürlüğü var mı? Yok. Türkiye’de gerçek anlamda meydanların olmamasının nedeni gerçek demokrasinin olmaması mı? Yoksa meydanların olmaması mı demokrasinin olmamasına sebep?

    Okşan Tandoğan | 7 Mayıs 2008

  23. Özgürlükleri tanımayan, emekçilere değer vermeyen, “ayaklar baş olmaz” diyebilen zihniyetlerin yönetimi Taksim’i bugün de kapatıyor.

    necmi yazgan | 28 Nisan 2019

  24. Bu fütursuzlukları onlara artık kazandırmıyor. Bakın İstanbul, Ankara gitti, yıllarca hep çoğunluk olduklarını söylüyorlardı. Taksim meydanı bir gün işçilere kalacaktır mutlaka.

    muharrem yiğit | 29 Nisan 2019

  25. Özgürlüğe bir kapı aralandı diyorum ben. Bu kadar baskıdan sonra bir umut belirdi. 1 Mayıs emekçiler kutlu olsun.

    Recep Ünsan | 30 Nisan 2019

  26. Bugün İstanbul’da ve yurdun her tarafında çok iyi bir 1 Mayıs geçti. Gereksiz müdahaleler yapılmadan da oluyormuş ve halk bayram gibi geçirebiliyormuş demek ki.

    Levent Oruçkaptan | 1 Mayıs 2019

  27. Tek istediğimiz özgür bir ülkedir. Başka bir şey değil.

    Cemal Kozlu | 4 Mayıs 2019


Yorum yazmak için


Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak’ta 18 yıldan bu yana atıl durumda bulunan ve giderek yıpranan 400 konutu elden geçirip yeniledi ve ihtiyaç sahibi yeni evli çiftler ile 65 yaş üstü vatandaşlara aylık 100 TL bedelle kiraya verilmesini istedi. Ankaralıların, Cumhuriyet Bayramı’nda beyaz eşyaları da takılmış 1 1 dairelerinde oturmaya başlayacakları müjdesini veren […]

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu