‘Çağdaş’ çelik sistem cami projesi için ‘can alıcı’ bir örnek |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
‘Çağdaş’ çelik sistem cami projesi için ‘can alıcı’ bir örnek
Share 2 Ocak 2008

Yer İstanbul, dünyanın metropollerinden biri… Ülkemizin en büyük fırsatları da, sorunları da kentlerinden kaynaklanıyor. Yaklaşıyoruz, burası Büyükçekmece tarafları. Büyükçekmece ilçesine bağlı Mimar Sinan. Evet, yerleşmenin adı Mimar Sinan, buraya bağlı Yıldırım Bayezid Caddesi, Merkez Mahallesi’ne iyice yaklaştık.

Mimar Sinan daha çok toplu konut yerleşimleriyle son zamanlarda yerleşim hacmine ve nüfusuna ulaşmış bir beldemiz. İstanbul Silivri yolu üzerinde, Büyükçekmece’den sonra, Kumburgaz’dan önce… Kumburgaz’a doğru giderken sol tarafınızda yol kenarı yapıların hemen ardından yapılmakta olan, inşa halindeymiş gibi görünen bir çelik sistem dikkatinizi çekecek. Bu sistem, bir kubbe ve çelik konstrüksiyondan ibaret.

Bir an, ‘Ne iyi! Bir dini yapı betonarme kubbe ile yapılmıyor da daha ‘çağdaş’ bir sistem deneniyor.’ diye iç geçiriyorsunuz. ‘Acaba taklitlerden uzak bir yöntem mi var ediliyor?’ diye hevesleniyorsunuz. ‘Geçmiş dönemlerin izinde ve özellikle Osmanlı Klasik Camilerine öykünen, taşıyıcı sisteminden mekân kurgusuna kadar asla emsal aldığı yapı ayarına gelemeyen, ayrıntılarına kadar sadece benzemeye çalışıp, başarısız olan standart “cami mimarlığı” aşılıyor mu?’ gibi anlık düşünceler sizi meşgul ediyor.


Ne yazık ki yine aldanıyorsunuz

Ama nerede? Yine aynı yapılış mantığını görüyor, heveslenmeye gerek olmadığını bir kez daha fark ediyorsunuz.

Bu defa, çelik kutu profillerle oluşturulan dört ayağa bir tam kubbe oturtulmuş. Kubbe ve yanal yüzeylerde onu taşıyan kemerler ve kubbeden düşeye, taşıyıcı kolonlara geçerken oluşan üçgen alanların hepsi çelik sistem. Yapının ilk katı ise standart, vasat, betonarme karkas bir kapalı alan. Muhtemelen gelir getirmesi ve caminin ihtiyaçlarının karşılanması için altı dükkân, (rant tesisleri) üstü ibadet yeri olan bir cami.

Bu cami inşaatında, şerefeleri Suudi Arap modeli minaresi haricinde henüz tamamlanmamış ve bittiğinde ortaya nasıl bir tablo çıkar kestirmemiz çok zor gerçekten. Fakat aklımızda bir çok soruyu uyandırdığı açık.

Bu örnek bizim bildiğimiz kadarıyla ilklerden. Betonarmeye göre daha ‘hafif’ bir taşıyıcı sistem düşünülerek, daha hızlı, daha ekonomik bir camileşme hedeflenmiş olabilir. Yapı kabuğunu, profille, üstelik yine alışılagelmiş tarihsel formdan vazgeçmeden, gerçekleştirmek ve sonra onu çeşitli yapı malzemeleriyle giydirmek akıl edilmiş.

Yapı muhtemelen, bağışlarla ve bir “cami yaptırma, hayır derneği” vasıtasıyla gerçekleştirildiğine göre, kamusal alanda yer tutacak olması sebebiyle de kamu denetimine açık mıdır? Bulunduğu yerin tahsis edilmesinden, inşa ediliş büyüklüğünden, imar planı; üst ölçekli plan gereksinimlerinden balkıdığında “her şeye uygun mudur acaba?”

Mimari anlamda daha fazla yorum yapmaya başlamadan, sadece kamu alanındaki kaynak kullanımına ilişkin olarak bakıldığında, birçok eksiğin bulunabileceği tahmin edilebilir. Zaten Türkiye’de bir yapı yapıyorsanız, gerçekten her türlü mevzuata uygun ve tüm bürokratik işlemleri tamamlayarak uygulamaya geçmek de kolay bir maraton sayılmaz. Şimdi doğruya doğru, bu gerçekliği de teslim etmeliyiz.

Fakat bu caminin yer tahsisi, kent planındaki fonksiyonu, projeleri, teknik şartnamesi, ruhsatı, yapı denetimi tam mıdır? Varsa bu eksikliklerin takibini hangi kurum yapar, kim ilgili kurumları uyarır, meslek odaları mı, başka kurumlar mı bakar, konuyla ilgilenecek kuruluş ve ya STK bulunmadığında, vatandaş tüm bu soruları kendine sorarak, belli bir hassasiyet gösterir mi?

Herhalde asıl olarak, toplumun kendisiyle ilgili olan duyarlılığına geldiğimizde olumlu yanıtlar bulmakta zorlanıyoruz.

Gözlem bölümümüze bu örneği almamızın sebebi
“Cami mimarlığı” konusunun güncel versiyonlarının çeşitli araştırmacılar tarafından ele alındığının, geçtiğimiz günlerde elektronik ortamda yayın yapan bir mimarlık portalında yayınlandığının farkındayız. Türkiye’nin bir çok ilinden seçilmiş örnekler ve yurt dışı dâhil az sayıda olumlu örnek bu yazıyı gerçekten ilginç kılmıştı. (Türkiye’nin Tasarlanmamış Camileri, Ahmet Turan Köksal 25 Aralık 2007, Arkitera)

Bizim örneğimizdeki cami, hızla başlanan ve bitirilen bir inşaatın bugünkü hali değil. Bir yıl önce bu durumu saptadık ve ilk resimlerimizi bir yıl önce aldık. O tarihte bile bu yapı, en az bir yıldır atıl halde bekleyen inşaat görünümündeydi. Yakın zamanda ise tekrar baktığımızda, yapının o günden beri hiç değişmeden durduğunu gördük. Demek ki yapım sürecinde kaynak yaratılması yönünde bir sorun var.

Bizim burada konuya eğilmemizin sebebi, yapının bir cami olması dışında, “cami mimarlığı” gibi ulvi bir konuya doğru dönmeden, güncel bir mimarlık-inşaat süreci olarak ortaya konan davranışı yorumlamak, mimarlığa mal edilen yapılaşmaların kendi biçimsel ve inşaata dair mesajlarının yanında, onun oluşum sürecine bakılmasını sağlayacak soruları sormak.

İlk olarak “nasıl yapılıyor?”sorusunu sormakla başlıyoruz. Ardından, “Niye burada?”, “Kim karar veriyor?”, “Kamusal alana kamusal yapı yapmanın sorumluluğunu kim alıyor?”, “Kamu kaynağı kullanılıyor mu?”, “Yapım tekniği ve biçim konusunda bir karar verici var mı?”, “Bildiğimiz bir mimari proje sürecine sahip mi?”, “Değilse niye sahip değil?”, vs…


Mimar Sinan ismi taşıyan bir yerde…

Tarihimizin önemli bir figürü ve mimarlık dünyamızın önemli ismi için bu başlıktan yola çıkarak hamasi bir söyleme girişmek çok kolay elbette. Kent planından, imar durumlarına, kentleşmeden, yapıların özensizliğine kadar yüzlerce şey söyleyip, bizim örneklediğimiz ‘çağdaş cami girişimi’ dâhil olmak üzere her şey eleştirilebilir. Önce yerleşimler kendiliğinden oluşuyor, daha sonra, onların etrafındaki büyük alanlara kooperatif tahsisleri yapılıp, yeni binalar yerleştiriliyor, yolları da bu yeni sitelerin ve eski gecekonduların arasından geçirince, orası belde statüsüne kavuşturulmuş oluyor. Belli bir nüfusu aşınca da oranın belediyesi kuruluyor. Bu sürecin neresinden başlayıp eleştirsek az olur belki ama, Türkiye’nin yarıdan fazlasının bu biçimde kendiliğinden büyüyüp, ‘kentleştiğini’ unutmamalıyız.

Sinan’dan bahsedeceksek aman dikkat!

Mimar Sinan isimli bir belde de acaba yapılacak yapılara özel bir önem, özgün bir imar politikası ve bina tasarımlarında yönlendirici olarak “şu şekilde yapılsın” gibi bir mecburiyet mi getirilmeliydi? Her şey büyük ustanın şanına yakışır bir kalitede, hatta Klasik Osmanlı Mimarisi’nin bir davamı gibi mi olmalıydı? Şimdi çok geç olabilir ama daha yerleşime açıldığı andan itibaren özel bir mevzuat hazırlanıp Bakanlar Kurulu kararı mı çıkartılmalıydı? Buradaki belediyenin imar müdürlüğü proje tasdikinde bir “imar ve tasarım klavuzu” yayınlayıp projelerde kanunla belirlenmiş özellikleri mi aramalıydı?

Daha da ileri götürelim, meslek odası bu beldedeki yapılaşma için özel bir çevresel etki değerlendirmesi kurulu (ÇED) gibi “Mimar Sinan Etki Değerlendirme” kurulu (MİSED mesela…) oluştursa, ülke mimarlığımız için daha kamusal bir iş mi yapmış olurdu? Hem böylece her kişi ve kuruluş olur olmaz yerde Mimar Sinan’ı övmeye kalkmaz, ona öykünmez, olur olmaz yerde Sinan’ı referans almaz, onun adına bir şey yapılacaksa odanın denetlediği kurul aracılığıyla Mimar Sinan ile uygunluk kriterleri bulunur, böylelikle, günlük hayatımızda kınamalara neden olacak karışıklar yaşanmazdı.

Sonuçlar Ortada

Yapılaşma hızı bu ülkedeki düşünce hızından daha fazla galiba. Mimarlıkla ilgili gibi duran ve her seferinde, mimarlığın kendisini tartışarak geliştirmeyi bir tarafa bırakan, öznesini kaybetmiş cümlelere çok alışığız. Sonuçta, neredeyse ulu kavramlar üzerinde kilitlenen söylem seli, dışarıdaki dünyaya gözlerini kapamış durumda. Nasıl olsa onun hızına yetişemiyor, nasıl olsa ona karşı bir çözüm bulamıyor, nasıl olsa…

Kentlerin kendi iç devinimlerini çözümlemeden, gelişme ve mutasyon yollarını tespit etmeden, “bilimsel bir kent plancılığı, kent mimarlığı, kamu yararı, meslek faaliyeti anlayışı” savunusu gülünç olur.

İşte örnekler, siz nerdesiniz?

Yazı ve Fotoğraflar: Hasan Kıvırcık

19 Yorum
  1. hayret, bu kadarını da görmemiştim. daha hızlı yapmak içindir sadece, ben başka bir hayra yormuyorum açıkçası. ama nasıl kaplayabilirler ki bu konstrüksiyonu. çok ucube birşey çıkacak sonuçta diye düşünüyorum.

    Serap İçöz | 2 Ocak 2008

  2. Camiler üzerine bir çok çeşitlemeler ve doğrusunu ifade etmek gerekirse saçmalıklar dizi dizi bugünlerde sergileniyor. İyi de oluyor bence. Biraz bu cami işlerine soyunanlar tasarımcıdan yatırma kararını verenler beğeni diye birşey olduğunu kavramalılar. Çelik konstrüksiyonla böyle de köylülük olur mu mesela. Bu eleştiriler yaygınlaştıkça belli bir seviye daha sağlam ortaya çıkar bence.

    fevzi çıracı | 3 Ocak 2008

  3. camii çelikten olursa ne gibi faydası var maliyeti daha yüksek olmazmı ayrıca çökme esnasında daha canalıcı olmazmı

    bilal ören | 7 Ocak 2008

  4. Evet ilginç bir durum. Bir önceki çağın biçimlenmesi bu çağın malzemesiyle ve yarım yamalak da teknolojisiyle (gerçekten yarım yamalak…) taklite kalkışılıyor ve bize artık alışılmış geliyor. Niye diye sorduğumda kendime .ok açık yanıt veremiyorum. Bize bu metni hazırlayan gördüğümüz “gözlem” nesnesi üzerine fikri planda bir tuzak kurmuş. Bir çukur kazmış ve bizi önce gördüklerimizle şok eiyor. Ama şok olmazsak o çukura itiveriyor.

    Bir sorunumuz da gariplikler, olmamışlıklar, eksiklikler diyarında artık şaırıp tepki de veremiyor oluşumuz. O kadar paralize olmuşuz ki, tasarım sorunları mimarların arasındaki normal bir tartışma olamıyor bile. Meslek kendini tartışmayı, kendi üzerinden bir şey olmayı beceremiyor, “boşver” demeyi yeğliyor.

    Ne büyük kış uykusudur bu. Uyanırmıyız acaba?

    Levent Özden | 8 Ocak 2008

  5. Buna ne diyelim, kuş desek kuşa ayıp, devekuşu desek mecaza mı girer?

    Kadir Güler | 9 Ocak 2008

  6. Vakti zamanında, atalarımızın, büyük ustalarımızın, belli bir uslup, ihtiyaç, mana, gözeterek yaptığı Camiler ile, günümüzde yapılan camiler arasında ne farklar vardır? sorusuna, iyi bir cevap olmuş, bu gözlem.
    Konum, mana, işlev, taşıyıcı sistem, kamu yararı, hukuki ,v.s. gibi konularla ilgili ,yazılanları okuyunca, fotoğrafları görünce; hemen aklıma , bir -iki söz geldi.

    Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı..
    Bu ne pehriz , bu ne lahana turşusu..
    Parayı veren , düdüğü çalar..
    Abdala ”kar yağıyor” demişler, ”titremeye hazırım” demiş…
    Körler memleketinde , şaşılar padişah olur..
    Yarım hekim candan ,yarım hoca dinden eder…

    Ben demiyorum , atalarımız demiş..!

    Saygılarla :))

    semra sanıtürk | 9 Ocak 2008

  7. Bu cami bence yarı açık, halka da açık, havadar, yazlık cami olarak kullanılsın ve kendi türünde bir ilk olsun. Kamu mekanlarının ‘şeffalaştırılmasına’ bir misal teşkil etsin. Üstü örtülmesin bütün özelliği biter, çelik sistem tasarımı anlaşılamaz sonra. Bu tür ynilikleri bence mimarlar odası çok sıkı denetleyip, yapanı yaptıranı varsa mimarı tedirgin etmesin. (Hoş oda bu tarz meseleleri kendine konu edinebilecek vaziyette mi bunu bilemiyor)Zira bu nadide yapı konseptlerini soru yağmuruna tutarsan ilgilileri kırılır, gücenir memelektimiz de güzide eserlerden mahrum olur. Ricam bu yolla bu ‘eserlerin’ üstüne gitmeyelim, ‘yaratıcılıkları’ öldürmeyelim, onları bu örnekte olduğu gibi sevelim, sevdirelim, teşvik edelim. Memleketimize daha faydalı olur.

    pınar çelik | 9 Ocak 2008

  8. bu sistem fabrika üretime döndürülsün, bir vinçle kaidesine kondurulsun, yüzlerce imal edilsin, ihtiyaç olna yerlere devlet kredisiyle 20 yıl geri ödemeli verilsin…. şaka şaka

    kenan can siper | 13 Ocak 2008

  9. kardeşim b neki b.z alasını yapıyoruz
    istayen varsa http://www.elektroteknik.biz

    ismet | 20 Mayıs 2008

  10. kim yaptırdıysa allah razı olsun .mekanı cennet olsun

    musab | 25 Haziran 2008

  11. Bu çarpıklığı gündeme getirmeniz ve yansıtmanız çok iyi olmuş. Acaba ülkemizde nerelerde daha neler yapılıyordur bilinmez. Hiç bir mesleki bilgiye dayanmayan demirciyle kalığıçıyla yapılan o kadar çok iş var ki bu ülkede. Giden ulusal kaynağa acırım ben. Hepsi burada görüldüğü gibi saçma sapan düşüncelerden dolayı.

    Ali Osman Gür | 3 Şubat 2009

  12. Çirkin.
    Anlamsız.
    Ölçüsü bozuk.
    Gelenek ve görenekten uzak…
    Stili, zevki, tarzı, uslubu ne derseniz deyiniz tadı olmayan bir iş. Sadece çelik bir deneme olması belki bir arayış anlamında tartışılabilir ne var ki burada resmini gördüğümüz örnek tam bir kabus…
    Olmamış…

    mehmet bülend sağlam | 8 Aralık 2009

  13. biz bir cami yapmak istiyuruz projeya ihtiyacimiz var proje ile ilgili yardimlarınızı beklerız iletişim 0 555 278 88 88

    Mehmet Nezir Demir | 21 Eylül 2010

  14. Arkadaşlar Kırıkkale Sulakyurt ilçesine 1500 m2 oturum alanına bir dernek çelik , uzun ömürlü bir bir cami yapmak istiyor. Örnek bir proje yada xsteel modeli var ise paylaşırsanız sevinirim.

    murat | 23 Kasım 2010

  15. kardeşlerim şu an bu camii porojesini dünyaca ünlü aynı zamanda dünya üzerinde 600 cami evet yanlış okumadın 600 camisi bulunan yüksek mim. müh “mahmut sami kirazoğlu” hocam çizmiş bulunmaktadır. bir aya kalmaz temeli atılacaktır inşallah saygılarımla mustafa

    mustafa akşahin | 4 Haziran 2012

  16. Bir tarihte Şişli’de bir mühendis arkadaş vardı. Onun yaptığı (hesaplarını) cami sayısı onbinleri geçmişti. Haydi diyorlarmış “senden büyük müslüman yok bu cihanda bize bir hesap yap”. (proje bile değil) Arkadaş’da ne yapsın veriyormuş bir cami hesabı onlar da yapıyorlarmış aşağı yukarı.
    Bundan çıkacak sonuçlar:
    .İslamiyetin ülkemizdeki hali perişan,
    .Camilerin hali perişan,
    .Müslümanların hali perişan,
    .Mimarlığı hiç anlamadılar zaten mimarlar odasını da o nedenle kapatmaya çalışıyorlar. (Bu arada Osmanlı’nın mimaran ocağı olmasıydı, ser mimarları olmasaydı o taklit ettikleri camiler zor çıkardı.)
    Ne yapsınlar garipler, Fazıl Say’ı anladıklarını zannediyorlar, (gerçekten anlasalardı göklere çıkartırlardı) onu da yanlış anladılar.

    Aziz İnci | 4 Haziran 2012

  17. Gelişme nasıl olacak arkadaşlar yeniliklere açık olalım Eğer güzel olmazsa gerek teknolojik gerekse estetik zaten kendiğinden tek olarak kalır kaybolur yaratıcılıklara( yeniliklere) karşı çıkmayalım Slm ve dua ile

    Hüseyin Erdem Ak | 14 Kasım 2012

  18. allah nasib ederse çok yakında başlıyor bu proje bu gün oradaydım yıkımı belediye üslenmiş yapımı içinde belediye başkanının katkısı rolü büyük mahmut sami kirazoğlu üstadım öyle bir proje çizmişki bu ilmin önünde saygıyla hürmetle eğiliyorum.daha önce hiç uygulanmayan bir proje. emeği geçen herkesten allah razı olsun.

    mustafa | 24 Şubat 2013

  19. bu porje ferah ve sade çok güzel olmuş kablaması bitmeden yorum yazmış arkadaşlar inanıyorumki inşaatının bitmiş halini gözümde canlandırıyorumda çok hoş vede saglam olcaga benziyor ya gercekten merak ettim bitmiş halini allah cematını bol ve samimi müslümanlardan etsin rabbim ecrinizi bol versin

    camii ustası | 10 Mayıs 2013


Yorum yazmak için


Kadim yerleşimlere ‘Şehir’ derim.. Planla yapılanlara ‘Kent’..

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu