Suda sorun var mı? |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Suda sorun var mı?
Share 13 Kasım 2007

Deniz kenarında kurulmamasına rağmen, aklı ve bilimi kullanarak, çağlar öncesi Roma Hamamlarına su getirenler, 2007 yılında susuzluk sorunu ile karşı karşıya kaldı. Su kesilmeleri, bidon satışları, patlayan borular, Kızılırmak suyunu Ankara’ya getirme projesi derken, susuzluğun önemli(!) bir sorun olduğu anlaşıldı ve anca dört ay önce konuşulmaya başlandı.

Bu sorun sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin, hatta dünyanın bir sorunu. Gelecek yıllarda, su yüzünden çıkacak savaşları öngören bilim adamları var. Sorun bizim bildiğimizden daha büyük ve daha küresel çözümler istiyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, yaşanan su sıkıntısıyla ilgili olarak bir çözüm getirdi tabii! Suyun tasarruflu kullanılmasını isteyen Gökçek, bunun için ‘’Vatandaşlarımız tatile çıksın. 50–60 bin kişi bir süre Ankara’dan ayrılsa biraz rahatlarız. Annelerini babalarını ziyaret etseler fena mı olur?’’ dedi.

Hemen arkasından “Kusura bakmayın, her gün su kesilecek, ama Allah bana bir dönem daha nasip ederse, haftanın 8 günü su vereceğim” demesi de beklenirdi doğrusu.

Yağışlı mevsimlerde suyu depolamak için barajlara gereken yatırımı yapmak varken, Ankara’nın dört bir yanına suni şelaleler yaptır, her kavşağı abartılı fıskiyeler, süs havuzları ile donat, doğal koşullara uymayan ithal ağaçlar dik, dağı taşı çimlendir, dünyanın suyunu harca, sonra da su bitince “Allaha dua edelim, belki yağmur yağdırır ve bizi kurtarır’’ de…

Sn. Melih Gökçek, amacının “estetik görünüş ve Ankara’nın iklimini yumuşatmak” olduğunu söylüyor, ancak, su sorununun gerçek sebebi, artan nüfus, kuraklık, küresel ısınma değil; planlama ve bilimsellikten uzaklaşmaktır kanımca.

Tarih: 2007 Kasım

Şehir: Ankara

Çeken: Bilir!

Gören: “Ankara sudan geçilmiyor” sanır!

Suyun sözü: “Taşıma suyla, değirmen dönmez.”

Bidonun sözü: “Böylesi yalnızlık, hiç çekilmez!”

M. Gökçek’in sözü: “Suda sorun yok!”

Mimarın sözü: “Gayrı diyecek sözüm yok!”

Yazı ve Fotoğraflar: Semra Sanıtürk

13 Yorum
  1. Suda sorun Ankara’nın belli başlı meslelerinden sadece biridir ve kesinlikle “SORUN VARDIR”

    Su getirme işlerini büyük proje yatırımları olayına çeviren Gökçek yönetimi, bu konularda (ki başka hiç bir konuda nerdeyse…) teknik insanların uyarısını dikkate almayan bir fizyonomiye sahip olduğundan bence asıl sorun bu yöneticinin varlığıdır.

    Su sorunun ve diğer sorunların en başında bu KENT YÖNETİMİNİN kendisi gelmektedir.

    Park bahçelerde peyzaj amaçlı sular Ankara gibi bir metropolde kanımca çok fazla değildir esasında. Bir bakıma az bile denebilir. Ama su politikası olmayan bir kent yönetiminin olduğu KESİNDİR.

    Saygılarımla

    mehtap arlı | 13 Kasım 2007

  2. Rüyamda Ankara’yı su basmış gördüm geçen gün. Bütün caddelerden gürül gürül sular akıyor. Kızılay meydanındayım ve Emek İşhanı terasından aşağıya bakıyorum, Kızılırmak akıyor saki. Şu Gökçek’in Ankara’ya getireceği Kızılırmak suyunun debisinde bir hata yapılmış ve ırmağın tümü Ankara’ya çevrilmiş ve caddelerden akıtılıyormuş.

    Kadınlar çamaşır yıkıyor, çocuklar sulu şakalar yapıyor, herkes sevinç içinde. Suda sürüklenen çer çöp içinde Sayın Gökçek de makam masası ve koltuklarıyla gürül gürül akıp Ankara’dan boşalıp gidiyorlardı.

    Uyandım, musluğu açtım, su yok…

    Necip Uslu | 13 Kasım 2007

  3. eskiden peçete koleksiyonu, pul koleksiyonu yaparken artık karaborsada tanesi 20 liradan bir bidon bulsak da, bidon koleksiyonumuza bir yenisini daha eklesek diye düşünür olduk. sayelerinde….

    Sinem Kofoglu | 13 Kasım 2007

  4. Ankara’nın en büyük sorunu Büyükşehir Belediyesi! Susuzluk,ulaşım ve diğer altyapı eksiklikleri ,yanlış uygulamalar…Çözüm diye sunulan ancak ilerde telafisi mümkün olmayacak çözümsüzlükler…Geçtiğimiz yaz sonu sudan tasarruf edeceğiz diye yapılan kesintiler esnasında Sn. Necip Uslu’nun rüyasında olduğu gibi o susuzlukta Ankara’yı seller götürüyordu neredeyse.Aylardır hastanelerin acil servislerine başvuru nedenlerinin başında şehir şebeke suyundan kaynaklanan ishal vakalarının geldiği söyleniyor . Kızılırmak suyunun getirilmesine karşı çıkan uzmanların uyarıları dikkate alınmıyor.Daha neler yaşayacağız bakalım biz Ankaralılar…
    Sn.Semra Sanıtürk bir mimar olarak “gayrı diyecek sözüm yok”diyor ama
    sorunları güldürerek-düşündürerek gündemde tutmayı başarıyor.Ellerine sağlık.

    Muteber Aslan | 14 Kasım 2007

  5. Şimdilerde yeni bir furya başladı. Alenen yalan söylemek. Eskiden yalan söyleyen insanlar karşısındakilere saygıda kusur etmezler, en azından onları aptal yerine koymamaya özen gösterirlerdi. “Suda sorun yok”muş. Sanırım kendisine birileri yalan söylemiş ve saygıda kusur etmiş. Ah keşke o sempatik gülüşünü bozmadan dönüp arkasındaki su birikintisine bir bakıverseydi de bu durumlara düşmeseydi.

    Cem Kofoğlu | 14 Kasım 2007

  6. Ankara’nın kent yönetiminin hatalarını saymakla bitiremeyiz herhalde. Fakat özellikle uzmanlıklara kapalı, onları neredeyse düşman sayan bir tavır içindeki davranışı bu belediye başkanının hem siyasal grubunun hem de kişisel özelliklerinin bir sonucu. Bilime karşı, mimarlığa karşı olarak bir kente ne yapabilirisiniz?

    Ancak unutmayalım ki bu başkan kç dönemdir Ankara’nın seçimlerini kazanıyor. Tıpkı şu andaki AKP hükümetinin %47 olması gibi… Tekrar Ankara’ya başkan adayı olsa, düşünmek bile istemiyorum ama, manzara ortada. Buradan iki sonuca varılabilir: Ankaralılar bu işe dikkat etmiyorlar, her seçimde kaza(!) oluyor. İkincisi, “her millet kendi layığı ile yönetilir” ilkesi ışığında, “başımıza bu geliyor” demektir. Demokrasiye, onun temsil ilkelerine inandığınızda ise söyleyecek bir şeyiniz kalmıyor.

    Topluma daha fazla bir çabayla çelişkileri göstermek, yeni argümanlarla griliği dağıtmak, karanlığın içine küçük delikler açıp ışık girmesini sağlamak hepimizin ödevi. Bu kuşatmayı kırmak bir zorunluluk bence. Demokratik yollarla gelmiş ama bütün mekanizmaların içini boşaltmaya azmetmiş, inatçı, arsız, hakaretçi, küfürcü, kavgacı zihniyeti def etmek şart. Tabi daha fazla emek ve çabayla.

    Semra hanımın bu çalışmalarını ben bu açıdan çok önemsiyorum. Bir kez daha elinize sağlık.

    Hasan Kıvırcık | 14 Kasım 2007

  7. Syn Semra Sanıtürk susuzluk konusunda neden telaş ediyoruzki yağmur dualarımız kabul oldu bu günlerde yağıyor. Haftanın değil 8 günü 9 günü bile sularımız akar artık. Yanlış hatırlamıyorsam bizi susuz bırakanların ağa babaları bir zamanlar 5 çocuktan sonra şehir şebekesi suyunu bedava verecek kadar plansız nufus artışını desteklemişlerdi. Sonuç ortada….

    Nevin Cansız | 14 Kasım 2007

  8. Biz suya sabuna dokunmadan yaşamaya devam edelim. Bilgi ve fikir sahibi insanları suya götürüp susuz getireceğine inanan belediye başkanımız barajların suyunu çekmesine de bir çözüm bulacaktır nasılsa.

    Bahar Öktem | 14 Kasım 2007

  9. Semra Hanım,Şehrimizin dokunduğunuz yerlerine ,dokunmamanız için Sn.gökçek’in sizi yanına müşavir alacağı kulağıma çalındı. Doğrumu?

    Mehmet Sayım Karayeğen | 16 Kasım 2007

  10. Sayın meslektaşım Sayım Bey, bana henüz, böyle bir teklif gelmedi . Ama bu gidişle ”müşavir ” mi olurum , ne olurum , onu bilemeyeceğim. :))

    Tabii sorunlar ciddi , herbirimizin de ayrı ayrı sorumlulukları var, ancak ben bu çalışmaları yaparken; ”Dertlerimize de gülemezsek, ömrümüz , gülemeden geçip gidecek” mantığı ile , kırmadan- dökmeden , biraz espri katarak yapmaya çalışıyorum.
    Konular ile ilgili , değerli yorumlarıda okuduğum zaman görüyorumki, sizinki de dahil, herbirinde zarif bir espiri anlayışı mevcut. Ümitsiz değilim, zaman içinde, tüm sorunların üstesinden gelineceğine de inanıyorum.
    Bu vesile ile , bu Site’ye ve beğenilerini ileten, yorumları ile beni yanlız bırakmayan herkese teşekkürlerimi iletirim.
    Saygılarımla…

    SEMRA SANITÜRK | 16 Kasım 2007

  11. Sudan sorunlarla uğraşmayalım, sorunları ithal mimarlar -mühendisler- doktorlar onlarda çözemezse, Avrupa Birliği “sudan sorunları” çözer.

    Saygılarımla

    salih şevket kurtbay | 16 Kasım 2007

  12. Türkiyemizi bir ağ gibi saran akarsularımızın bugünkü durumuna baktığım zaman
    orta doğuya su ithal edeceğimizi düşündüğümüz günler ,artık çok gerilerde kalmış. Geleceğimizi biz hiç görememişiz.
    Türkiye’nin kalkınması aşamasında ,
    önceliğin su ihtiyacımız olduğunu maalesef hiç düşünememişiz. Üstelik göllerimizi , sulak alanlarımızı bile bilinçsizce kurutmuşuz. Sadece Ankara değil , bir çok şehirlerimiz susuzluktan nasibini almış durumda. Yağmur duası ile bu işlerin çözüleceğine asla inanmıyorum. “Eline sağlık Semra Sanıtürk” diyorum , bu konuyu dile getirdiği için. Ders alınması dileğiyle …

    Gürbüz Kutlu | 16 Kasım 2007

  13. Bir zamanlar tarım ülkesisiniz dediler ,gölleri kurutup tarıma arazi yaptık.Sanayi ülkesi oldunuz artık dediler bu arazileri sanayi parseli yaptık.İleri de 170 milyon olduk deyip toki alanı yaparız.Arkamıza baktığımızda masallar da ki gibi bir arpa boyu değil, gerçekte bir bardak susuz kalmışız.Bize bu aklı verenler kandırmağa ve korkutmağa devam ediyor .Küresel ısınma başladı diyerek .Karadeniz sıkı dur geliyoruz.SUYA HASRET MAŞRAPALAR !.

    azmi açıkdil | 19 Kasım 2007


Yorum yazmak için


Kadim yerleşimlere ‘Şehir’ derim.. Planla yapılanlara ‘Kent’..

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu