Renkli taşıt alt geçitleri – Ankara |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Renkli taşıt alt geçitleri – Ankara
Share 29 Ekim 2007

Belki uzaktan namını duymuşsunuzdur, belki de her gün geçtiğiniz geçitlerdir Kuğulu 1 ve 2 alt geçitleri.

Bunlar, sadece Ankara’nın değil, Türkiye’ nin en modern, en renkli ve en fantastik alt geçitleridir. Geçerken hangi yana bakacağınızı şaşırır, dev kuğu motiflerini sayayım deseniz, kaçta kaldığınızı unutup, vazgeçersiniz! Geçitlerin duvarlarının zemin rengi mavidir. “Deniz mi, gök mü, boncuk mu, yoksa çivit mavisi mi?” diye soracak olursanız, hemen herkesten, ‘‘Banyo mavisi” cevabını alırsınız. Nedense duvarların herkeste bıraktığı ilk intiba budur.

Ama fark etmez, sonuçta MAVİ SU rengi değil midir?

Sağ olsun, sayın yetkililer uzağı görüp, “Gelecekte su yüzü göremeyecek olan vatandaşa hayırlı bir hizmet yapalım da, hiç olmazsa gelip geçerken duvarlara bakıp su hasretini gidersinler.” dediler!

Mimarın tavsiyesi = Sayın sürücüler, durduk yerde başınıza bir kaza-bela gelmesini istemiyorsanız, “Şu mavisi mi?”, “Bu mavisi mi?”, “Kaç kuğu motifi var?”diye saymaya kalkmayın!
Gözünüzü asla yoldan ayırmayın!

Yeri= Atatürk BULVARI – Ankara
Yapım süresi= 7 ay
Açılış= 24 Mart 2007
Tünel sayısı= 3
Kaza sayısı= Kuğular öyle güzel ki, değil mi?
Sizin düşünceniz = Henüz?

HER ŞEY= Taşıtlar için…!

yer: Kuğulu Park (kuğular canlı)
tarih: 17 Ekim 2007

Yazı ve fotoğraflar: Semra Sanıtürk

15 Yorum
  1. Kuğulu Park süreç içinde küçüldü, küçüldü bugünkü durumuna geldi. Sonra burayı da kaldırmak istediler ama Ankaralı platformuyla buna sıkı bir tepki gösterdi. Şu alt geçitte de belediye ile çekişme yaşandı.
    Semra hanım yine kendi titizliği ile kuğuların bir seramik süse dönüştüğünü, gerçekğini ortadan kaldırmak isteyenlerin kuğu resimleriyle bizi başbaşa bırakmak istedijkerini belgelemiş.
    Elinize sağlık.

    Bahar | 29 Ekim 2007

  2. sayın semra hanım,
    Ankara’lının Kuğulu parkı kurtarma çabalarına karşı yaratılan göz boyamanın alaturka bir göstergesidir. “SEVGİLİ KUĞULAR” gökyüzüne doğru havalanmışlardır, şehri terkedercesine, yoları açık olsun , Geride kalanlara Allah sabır versin. CÜMLEMİZE

    jülide fenercioğlu | 29 Ekim 2007

  3. Ankara çocukluğumda bir incelikler ve düzey kentiydi. Bu gün ise pisliği. zevksizliği, kasabalığı ile çoğu anadolu kentinin bile gerisinde kaldı. Sağcı iktidarların hedefi olan bu düzey bugünlerde “elitist” sözleriyle akılları sıra alaya alınıyor.
    Eşlerini kötü paketlenmiş yılbaşı sepetlerine, eşlerinin başlarını enginara çeviren bu zihniyet kendisini cehaletiyle üstün zannediyor.
    Cehaletin insanları ne duruma düşürdüğünün bundan daha iyi bir gösterisi olamazdı.
    Gecekondu semtlerinin sonradan görme banyolarına yakışacak bu kuğular ile Atatürk’ün Ankara’sını bir araya getirmek gerçekten mümkün değil.
    Kendilerini istedikleri kadar gülünç duruma düşürebilirler ama Cumhuriyetin kenti bu aşağılamaları haketmiyor.

    yilmazkuyumcu | 29 Ekim 2007

  4. Sevgili meslektaşım Semra Hanım, duyarlılığı ve ince espri anlayışı ile bizleri hem gülümsetip hem de acı acı düşündürüyor…. Gerçekten de uçup giden değerlerin ardından bakakalırken girdiğimiz tünelde bir yerlere toslamamız çok muhtemel…

    Bahar Öktem | 29 Ekim 2007

  5. Acaba diyorum … gökyüzüne doğru , kanat açıp, uçan bu KUĞULAR… toz, duman, egzos, gürültü, kaza, fren, korna sesinden bunalıp gidiyor olmasınlar…giderken de geçmişimizi, değerlerimizi, anılarımızı yanlarına alarak …!
    Nasıl olsa kadir-kıymet bilen yok deyip ….!

    Murat Özkeskin | 30 Ekim 2007

  6. Semra Hanım,tenkitlerinizi ilgiyle izliyorum.Ancak;tenkitcinin sanat eserine yaklaşımlarında ,o eserin tenkide değer olması gerekir.Bu hususu göz önüne aldığımızda kuğuların yaratıcısı (duvarında takvim resimleri sergiliyen)SayınBÜÜÜYYÜK Şehir bel.Başkanına ve eserine değer vermiş olmaktasınız.Sizinle Belediye depolarını (girebilirsek) gezelim ve şehrimizin sökülen anıt, heykel vb. sanat eserlerinin durumunu gözlemliyelim.Selamlar,Sayım

    Mehmet Sayım Karayeğen | 30 Ekim 2007

  7. Semra Hanıma öncelikle teşekkürler. Bu yolla da bir konu anlatılabiliyormuş demek ki. Kuğulu Park tabi Ankara için önemli bir simge. Onun kuğuları da öğle. Ulaşım sistemleri çözülememiş kentlerde özellikle “taşıt öncelikli” kentiçi ulaşım yapıları kent silüetini, dokusunu bozuyor. İnsanları bir yerden bir yere yerin tamamen altından, GERÇEK METRO ile taşımayı beceremeyenler, alt geçitler, üst geçitler, İstanbul’da olduğu gibi METROBÜS yolları,… yaparak YAYAYI ufaltmaya ve hiçe saymayı sürüdürüyorlar.
    Bu devasa tünellerin duvarları boş kalmasın diye de kent yönetiminin beğenisi kadar bir anlayışla çeşitli süslemeler yapılıyor. Hani bir tarihi eser bir yerde çok derindedir, çıkarılamaz ya da o yerde bir eser yok olmuştur ve temsil olsun diye bir tabelada kaybolan şeyin bir tasviri yapılıp kounur ya bu duvar seramikleri de bana öyle gldi. Yok edilmekte olan ve belki kısa süre sonra yok edilecek bir tarihin şimdiden konmuş çizimleri gibi sanki.
    Saygılarımla

    Hasan Kıvırcık | 30 Ekim 2007

  8. Değerli Meslektaşım Sayım Bey,
    ….” tenkitcinin sanat eserine yaklaşımlarında , o eserin tenkide değer olması gerekir.” sözlerinize , yürekten katılıyorum. Ancak tenkitçi ,(yani benim) ,alt geçit duvarlarına nakşedilmiş olan bu ‘Karo-Seramik dev Kuğu motiflerini ‘ , bir San’at Eseri olarak , kabul etmem şartı ile.. !
    Herkesin bildiği üzre, eleştirmek; belli bir şeyi, belli bir bilgi ve hassa bir ölçüye göre ölçmek, değerlendirmektir ve oldukça güç bir sanattır.Yapmış olduğum , övmek-yermek değil ,sadece bir durum değerlendirmesidir.

    Bir diğeri , söylediğiniz gibi ”şehirlerimizin sökülen anıt, heykel vb. sanat eserlerinin ” durumudur ve gerçek yerlerini bulması için çaba göstermek zorundayız. Onun için buradayız.Bu hassas konuya da, bu vesile ile vurgu yaptığınız için çok teşekkür ederim.
    Saygılarımla

    S.Sanıtürk | 30 Ekim 2007

  9. Bana artık bu tür ESER’ler şaşırtıcı görünmüyor…Bu eserleri yaptıran zihniyetin, su tasarrufu için halkın 2 ayağını 1 kovaya sokmaya çalıştığından beri….Devletin bunun gibi dehalara sahip çıkması lazım…pardon zaten çıkıyor

    Cem Kofoğlu | 30 Ekim 2007

  10. Ankaranın “bat-çık”ları başkentimizi başarıyla başkalaşıma uğrattı.Bulvar yok edildi.Kuğulu durağından sonraki durak TUBİTAK’ın önünde ,Eskişehir yolu istikametli gidecekler için bir sonraki durak ise Karayolları Genel Müdürlüğünün önünde.Bu gidişle otobüslerin yanaşabileceği normal kaldırımlı cadde kalmayacak Ankarada.Yapılan süs-püsler de bu anlayışın bir göstergesi.Duyarlı ve tepkili Ankaralılara “çok patırtı ettiniz Kuğulu Park-Kuğulu Park diye ,alın size kuğu işte”demenin gökçekçesi.Yıllar önce “ben böyle sanatın içine tükürürüm “diye buyurmuşlardı.O gün bugündür
    tükürüyor.
    Semra Hanıma teşekkür ediyorum bir meslektaşı olarak emek verdiği , fotoğraflarıyla desteklediği yorumu için.

    Muteber Aslan | 30 Ekim 2007

  11. Semra Hanım’ın bize gösterdiği görüntüler aslında bugün durduğumuz yerin tipik bir noktasıdır. Bu fotoğraflar nedeniyle kent mimarlığının iki açmazına burada işaret etmek istiyorum. Bunlardan ilki büyük ölçekli politikanın güünlük yaşamımıza yansıyan izdüşümünü görmektir. Atatürk Bulvarı üzerine yapılan bu altgeçitlerden bir bölümü ABD Büyükelçiliği çevresini seyrekleştirme anlayışıdır. Bilindiği gibi Paris Caddesi bariyerlerle araç trafiğine ve tipi beğenilmeyen insan geçişlerine kapatılmıştır. Bulvara bakan yan ise kaldırımın demir bariyerlerle engellenmesi ve resmi görevlilerin varlığıyla caydırıcı bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu noktada başlayan altgeçitle de araç trafiğine bir tür kapama yöntemi geliştirilmiş oluyor. Trafiğin rahatlatılması vb. gibi gerekçeler, gün boyu akışa bakılırsa boşa gitmiş görünüyor. İkinci açmaz altgeçitler bahanesiyle trafiğin tek yöne dönüştürülmesinde yatıyor. Kent ulaşımında tek yön uygulaması bir tarafa aakışkanlık verirken diğer tarafı tıkamakta sakınca görmüyor. Sonuca bakılırsa sıfıra sıfır elde var sıfır. Peki bu işte kuğuların rolü nedir diye akla bir soru gelecek olursa, onlar gökteki ayı işaret eden parmağa benzetilebilir. Bilinen öyküdür, birisi size göğü işaret ediyorsa aya değil de parmağa bakanlar aptaldır. Bundan kimse alınmasın. En azından parmağa bakmayanlar. Fotoğraflar aptal olmadığımızı bize duyurmak için iyi birer örnek olmuş. Ellerine sağlık…

    A.Celal Binzet | 30 Ekim 2007

  12. Semra Hanım,
    Kanayan bir yaraya parmak bamışsınız :)
    Ben mimar değilim, mimar gözüyle bakamam ama çirkinliği görmek için buna gerek yok. Ankara’daki bu “şehirleşme” nin sonu nereye varacak acaba?

    Bir söylenti vardı. Doğru mu yanlış mı bilmem. Sarhoşlar parktaki kuğuları kesip ızgara yapmışlar diye. Heralde bu gidişle artık mezelik kuğu da kalmayacak :)
    Dediğiniz gibi “herşey taşıtlar için”…

    Ersin Kaplan | 31 Ekim 2007

  13. bu alt geçitlerdeki kuğu tasvirleri yok edilme tehtidindeki Kuğulupark’ın gerçek kuğularına hüzünlü bir şekilde çağrışım yapıyor. anca duvar resimlerinde bundan sonra görülebilecğini bize anlatıyor.

    Hakan Şenyuva | 1 Kasım 2007

  14. Syn. Semra Sanıtürk’ün tespitleri çok doğrudur.
    Kent merkezine yapılan, oto yol geçit duvar panoları bizim alışık oldugumuz hamam kültürüne katkıda bulunmuş. Ankaradaki tarihi hamamların restorasyonları yapılamaz ancak olmadık yerlerde hamamı çağrıştıran seramik süslemelerine pek meraklıyızdır.

    Nevin Cansız | 6 Kasım 2007

  15. Kuğulu Park süreç içinde küçüldü, küçüldü bugünkü durumuna geldi. Sonra burayı da kaldırmak istediler ama Ankaralı platformuyla buna sıkı bir tepki gösterdi. Şu alt geçitte de belediye ile çekişme yaşandı.
    Semra hanım yine kendi titizliği ile kuğuların bir seramik süse dönüştüğünü, gerçekğini ortadan kaldırmak isteyenlerin kuğu resimleriyle bizi başbaşa bırakmak istedijkerini belgelemiş.
    Elinize sağlık.

    Bahar | 29 Ekim 2007

    sayın semra hanım,
    Ankara’lının Kuğulu parkı kurtarma çabalarına karşı yaratılan göz boyamanın alaturka bir göstergesidir. “SEVGİLİ KUĞULAR” gökyüzüne doğru havalanmışlardır, şehri terkedercesine, yoları açık olsun , Geride kalanlara Allah sabır versin. CÜMLEMİZE

    jülide fenercioğlu | 29 Ekim 2007

    Ankara çocukluğumda bir incelikler ve düzey kentiydi. Bu gün ise pisliği. zevksizliği, kasabalığı ile çoğu anadolu kentinin bile gerisinde kaldı. Sağcı iktidarların hedefi olan bu düzey bugünlerde “elitist” sözleriyle akılları sıra alaya alınıyor.
    Eşlerini kötü paketlenmiş yılbaşı sepetlerine, eşlerinin başlarını enginara çeviren bu zihniyet kendisini cehaletiyle üstün zannediyor.
    Cehaletin insanları ne duruma düşürdüğünün bundan daha iyi bir gösterisi olamazdı.
    Gecekondu semtlerinin sonradan görme banyolarına yakışacak bu kuğular ile Atatürk’ün Ankara’sını bir araya getirmek gerçekten mümkün değil.
    Kendilerini istedikleri kadar gülünç duruma düşürebilirler ama Cumhuriyetin kenti bu aşağılamaları haketmiyor.

    yilmazkuyumcu | 29 Ekim 2007

    Sevgili meslektaşım Semra Hanım, duyarlılığı ve ince espri anlayışı ile bizleri hem gülümsetip hem de acı acı düşündürüyor…. Gerçekten de uçup giden değerlerin ardından bakakalırken girdiğimiz tünelde bir yerlere toslamamız çok muhtemel…

    Bahar Öktem | 29 Ekim 2007

    Acaba diyorum … gökyüzüne doğru , kanat açıp, uçan bu KUĞULAR… toz, duman, egzos, gürültü, kaza, fren, korna sesinden bunalıp gidiyor olmasınlar…giderken de geçmişimizi, değerlerimizi, anılarımızı yanlarına alarak …!
    Nasıl olsa kadir-kıymet bilen yok deyip ….!

    Murat Özkeskin | 30 Ekim 2007

    Semra Hanım,tenkitlerinizi ilgiyle izliyorum.Ancak;tenkitcinin sanat eserine yaklaşımlarında ,o eserin tenkide değer olması gerekir.Bu hususu göz önüne aldığımızda kuğuların yaratıcısı (duvarında takvim resimleri sergiliyen)SayınBÜÜÜYYÜK Şehir bel.Başkanına ve eserine değer vermiş olmaktasınız.Sizinle Belediye depolarını (girebilirsek) gezelim ve şehrimizin sökülen anıt, heykel vb. sanat eserlerinin durumunu gözlemliyelim.Selamlar,Sayım

    Mehmet Sayım Karayeğen | 30 Ekim 2007

    Semra Hanıma öncelikle teşekkürler. Bu yolla da bir konu anlatılabiliyormuş demek ki. Kuğulu Park tabi Ankara için önemli bir simge. Onun kuğuları da öğle. Ulaşım sistemleri çözülememiş kentlerde özellikle “taşıt öncelikli” kentiçi ulaşım yapıları kent silüetini, dokusunu bozuyor. İnsanları bir yerden bir yere yerin tamamen altından, GERÇEK METRO ile taşımayı beceremeyenler, alt geçitler, üst geçitler, İstanbul’da olduğu gibi METROBÜS yolları,… yaparak YAYAYI ufaltmaya ve hiçe saymayı sürüdürüyorlar.
    Bu devasa tünellerin duvarları boş kalmasın diye de kent yönetiminin beğenisi kadar bir anlayışla çeşitli süslemeler yapılıyor. Hani bir tarihi eser bir yerde çok derindedir, çıkarılamaz ya da o yerde bir eser yok olmuştur ve temsil olsun diye bir tabelada kaybolan şeyin bir tasviri yapılıp kounur ya bu duvar seramikleri de bana öyle gldi. Yok edilmekte olan ve belki kısa süre sonra yok edilecek bir tarihin şimdiden konmuş çizimleri gibi sanki.
    Saygılarımla

    Hasan Kıvırcık | 30 Ekim 2007

    Değerli Meslektaşım Sayım Bey,
    ….” tenkitcinin sanat eserine yaklaşımlarında , o eserin tenkide değer olması gerekir.” sözlerinize , yürekten katılıyorum. Ancak tenkitçi ,(yani benim) ,alt geçit duvarlarına nakşedilmiş olan bu ‘Karo-Seramik dev Kuğu motiflerini ‘ , bir San’at Eseri olarak , kabul etmem şartı ile.. !
    Herkesin bildiği üzre, eleştirmek; belli bir şeyi, belli bir bilgi ve hassa bir ölçüye göre ölçmek, değerlendirmektir ve oldukça güç bir sanattır.Yapmış olduğum , övmek-yermek değil ,sadece bir durum değerlendirmesidir.

    Bir diğeri , söylediğiniz gibi ”şehirlerimizin sökülen anıt, heykel vb. sanat eserlerinin ” durumudur ve gerçek yerlerini bulması için çaba göstermek zorundayız. Onun için buradayız.Bu hassas konuya da, bu vesile ile vurgu yaptığınız için çok teşekkür ederim.
    Saygılarımla

    S.Sanıtürk | 30 Ekim 2007

    Bana artık bu tür ESER’ler şaşırtıcı görünmüyor…Bu eserleri yaptıran zihniyetin, su tasarrufu için halkın 2 ayağını 1 kovaya sokmaya çalıştığından beri….Devletin bunun gibi dehalara sahip çıkması lazım…pardon zaten çıkıyor

    Cem Kofoğlu | 30 Ekim 2007

    Ankaranın “bat-çık”ları başkentimizi başarıyla başkalaşıma uğrattı.Bulvar yok edildi.Kuğulu durağından sonraki durak TUBİTAK’ın önünde ,Eskişehir yolu istikametli gidecekler için bir sonraki durak ise Karayolları Genel Müdürlüğünün önünde.Bu gidişle otobüslerin yanaşabileceği normal kaldırımlı cadde kalmayacak Ankarada.Yapılan süs-püsler de bu anlayışın bir göstergesi.Duyarlı ve tepkili Ankaralılara “çok patırtı ettiniz Kuğulu Park-Kuğulu Park diye ,alın size kuğu işte”demenin gökçekçesi.Yıllar önce “ben böyle sanatın içine tükürürüm “diye buyurmuşlardı.O gün bugündür
    tükürüyor.
    Semra Hanıma teşekkür ediyorum bir meslektaşı olarak emek verdiği , fotoğraflarıyla desteklediği yorumu için.

    Muteber Aslan | 30 Ekim 2007

    Semra Hanım’ın bize gösterdiği görüntüler aslında bugün durduğumuz yerin tipik bir noktasıdır. Bu fotoğraflar nedeniyle kent mimarlığının iki açmazına burada işaret etmek istiyorum. Bunlardan ilki büyük ölçekli politikanın güünlük yaşamımıza yansıyan izdüşümünü görmektir. Atatürk Bulvarı üzerine yapılan bu altgeçitlerden bir bölümü ABD Büyükelçiliği çevresini seyrekleştirme anlayışıdır. Bilindiği gibi Paris Caddesi bariyerlerle araç trafiğine ve tipi beğenilmeyen insan geçişlerine kapatılmıştır. Bulvara bakan yan ise kaldırımın demir bariyerlerle engellenmesi ve resmi görevlilerin varlığıyla caydırıcı bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu noktada başlayan altgeçitle de araç trafiğine bir tür kapama yöntemi geliştirilmiş oluyor. Trafiğin rahatlatılması vb. gibi gerekçeler, gün boyu akışa bakılırsa boşa gitmiş görünüyor. İkinci açmaz altgeçitler bahanesiyle trafiğin tek yöne dönüştürülmesinde yatıyor. Kent ulaşımında tek yön uygulaması bir tarafa aakışkanlık verirken diğer tarafı tıkamakta sakınca görmüyor. Sonuca bakılırsa sıfıra sıfır elde var sıfır. Peki bu işte kuğuların rolü nedir diye akla bir soru gelecek olursa, onlar gökteki ayı işaret eden parmağa benzetilebilir. Bilinen öyküdür, birisi size göğü işaret ediyorsa aya değil de parmağa bakanlar aptaldır. Bundan kimse alınmasın. En azından parmağa bakmayanlar. Fotoğraflar aptal olmadığımızı bize duyurmak için iyi birer örnek olmuş. Ellerine sağlık…

    A.Celal Binzet | 30 Ekim 2007

    Semra Hanım,
    Kanayan bir yaraya parmak bamışsınız :)
    Ben mimar değilim, mimar gözüyle bakamam ama çirkinliği görmek için buna gerek yok. Ankara’daki bu “şehirleşme” nin sonu nereye varacak acaba?

    Bir söylenti vardı. Doğru mu yanlış mı bilmem. Sarhoşlar parktaki kuğuları kesip ızgara yapmışlar diye. Heralde bu gidişle artık mezelik kuğu da kalmayacak :)
    Dediğiniz gibi “herşey taşıtlar için”…

    Ersin Kaplan | 31 Ekim 2007

    bu alt geçitlerdeki kuğu tasvirleri yok edilme tehtidindeki Kuğulupark’ın gerçek kuğularına hüzünlü bir şekilde çağrışım yapıyor. anca duvar resimlerinde bundan sonra görülebilecğini bize anlatıyor.

    Hakan Şenyuva | 1 Kasım 2007

    Syn. Semra Sanıtürk’ün tespitleri çok doğrudur.
    Kent merkezine yapılan, oto yol geçit duvar panoları bizim alışık oldugumuz hamam kültürüne katkıda bulunmuş. Ankaradaki tarihi hamamların restorasyonları yapılamaz ancak olmadık yerlerde hamamı çağrıştıran seramik süslemelerine pek meraklıyızdır.

    Anonim | 8 Mart 2008


Yorum yazmak için


Kadim yerleşimlere ‘Şehir’ derim.. Planla yapılanlara ‘Kent’..

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org




Türkiye'nin Lider Yapı Platformu