Yeni Kültür Bakanımıza bir soru: Hasankeyf’e ne olacak |
Ana Sayfa Bağlantılar Biz Kimiz İletişim Mimar İş İlanları
ANA SAYFA
Yeni Kültür Bakanımıza bir soru: Hasankeyf’e ne olacak
Share 8 Eylül 2007

Sayın Ertuğrul Günay ile gençlik yıllarımızdan yakından tanışırız, daha sonraki siyasi çizgisini ise uzaktan izledim. AK Parti’den milletvekili adayı olduğunda bu siyasi adımını çok önemsedim ve şimdi o, yeni Kültür ve Turizm Bakanımız. Ülkemizin kültür mirasına sahip çıkmak konusunda son derece titiz olacağından hiç kuşkum yok, dahası bu toprakların gizlediği tarihsel/kültürel zenginliğin farkında olduğuna da kuvvetle inanıyorum. Bu nedenle ona seslenmek gereğini duydum.

Hasankeyf ile ilgili hâlâ bir şeyler yapabilmek için zaman kaldı mı bilemiyorum, zira bir konsorsiyum oluştu, kararlar alındı, kredi için imzalar atıldı yani tren hareket etti. Buna rağmen kamuoyunda ciddi sorular var. Bu sorular açık biçimde yanıt bulmalı ve mesele kamuoyu önünde uzmanlarca tartışılmalı. Bu konuda yanlış karar alanlar tarihi yok etmekle suçlanırlar, tarih önünde hepimiz millet olarak suçlu oluruz. Soykırımı hesabı sorulurken buna bir de “tarih kırımı” eklenir. Bu nedenle konu önemli.

Hasankeyf on yılı aşkın bir süredir tartışılıyor, Ilısu Barajı’nın yapımıyla sular altında kalacak olan Hasankeyf’i kurtarabilmek için sivil toplum kuruluşları ve aydınlar yıllardır hayli çaba harcadılar. Konuyu yargı önüne ve hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar taşıdılar.

Hasankeyf geçen hafta iki olay nedeniyle yeniden kamuoyunun dikkat alanına girdi: Birincisi, Doğa Derneği ve Atlas dergisinin girişimiyle 29 Ağustos günü 370 kişi ile Hasankeyf’e gitmek üzere İstanbul Haydarpaşa Tren Garı’ndan kalkan “Hasankeyf’e Sadakat Treni”. İkincisi ise 60. cumhuriyet hükümetinin programı nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) eleştirilere yanıt veren Başbakan Tayyip Erdoğan’ın konuşması. Başbakan yanıtında Ilısu Barajı’nı yapmaya kararlı olduklarını ama Hasankeyf’i bir başka yere taşıyacaklarını açıklamıştı.

Hasankeyf ve tartışmalar

Ilısu Barajı Gölü, Türkiye’nin Batman ili, Hasankeyf ilçesi ile Şırnak ili, Cizre ilçesi arasında yer alacak, yaklaşık 170 km uzunluğunda olacaktır. Baraj rezervuarı, 11.400 milyar metreküp su depolama kapasitesine sahiptir. Sürekli olarak barajda tutulması öngörülen su, 7.4 milyar metreküptür. (Dicle ırmağının yıllık debisi, 16 milyar metreküptür.)

Ne enerji, ne su ne de çevre konusunun uzmanıyım, çok isterdim ama arkeolog da değilim fakat konunun yakın takipçilerinin ve uzmanların görüşlerini okudum, inceledim. Üç temel konuda tartışma gittiğini görüyorum:

1- Hasankeyf’in özel konumu nedeniyle bir başka yere taşınmasının mümkün olamayacağı, taşımaya kalkılırsa yok olacağı.

2- Ilısu Barajı’nın projelendirilmesinin yanlış olduğu, esasında Türkiye’de enerji, su ve çevre sorununu birlikte ele alan kapsamlı bir etüde dayalı bilimsel çalışmaların yapılmamış oluşu nedeniyle beklenen verimin alınamadığı ve hatta çevre ve su kalitesi açısından zararlı sonuçlara yol açıldığı,

3- Kurulacak barajın yalnız Hasankeyf’i yok etmekle kalmayacağı, geniş bir coğrafyadaki kültürel mirası da yok edeceği söylenmekte.

Örneğin ODTÜ Tarihsel Çevre Araştırma Merkezi (TAÇDAM) Koordinatörü Jale Velibeyoğlu şöyle diyor: “Bu baraj projeleri berdele benziyor, bir takas! Hiç bilmediğimiz güneydoğuyu bilmek zorunda kalıyoruz. Kaç tane höyük vardı, ne vardı, ne yoktu biz bilmiyorduk (…) Barajlar sayesinde zorunlu olarak bir kültür envanteri yapmış oluyoruz. Örneğin Ilısu Barajı etki alanındaki 173 yerleşim biriminden söz ediliyor. 1989-91 yıllarında yapılan yüzey araştırmalarıyla ancak bölgenin yedide biri taranmış, diğerlerine dokunulmamıştır.” ODTÜ TAÇDAM Projesi Koordinasyonu bölgede ilk elde arkeolojik olarak araştırılması gereken alanın 37 bin 750 hektar olduğunu belirtiyor.

Prof. Algaze’nin yaptığı yüzey araştırmalarına göre barajın göl alanında tarih öncesinden ortaçağa kadar yaşayan uygarlıklara ait 200 civarında yerleşme ve izler mevcuttur. Hasankeyf dışındaki SİT’lerin çoğunda bilimsel kazılar yapılmamıştır.

Mağara devrinin başkenti

Bu bilgiler eğer tersi kanıtlanamaz ise insanlık tarihinin çok önemli bir bölümünü aydınlatacak tarihsel mirasın yani bilgilerin sular altında balçığa gömülüp yok olacağı anlamına geliyor. Doğrusu insan dehşete düşüyor, olamaz, olmamalı diyor. Times dergisinde, bölgede 1999’dan beri çalışan İrlanda Üniversitesi arkeologlarından Maggie Ronayne, “Birçok tarihi eserin ve çeşitli kültürlerin bir arada bulunduğu bir bölgede inşa edilmek istenen bu baraj, kültürel bir kitle imha silahıdır” değerlendirmesini yapmış.

Uzmanlarca “mağara devrinin başkenti” olarak nitelenen Hasankeyf’i bu kısa yazıda tanıtmak olanaksız. Dileyen okurlarım Atlas dergisi ve “www. hasankeyfesadakat.com”dan geniş bilgi alabilirler. Yine de bu yazımda yararlandığım bu kaynaklardan şu kısa tanıtımı yapayım: Hasankeyf, eski dünyanın ve insanlık tarihinin beşiklerinden olan Mezopotamya’da bulunmaktadır. Helenistik çağdan Büyük Selçuklular’a kadar değişik kültürlerin etkisinin yaşandığı bir yerleşmedir. Artuklu, Eyyubi ve Akkoyunlu dönemlerini yansıtan mimari mirası, burada farklı kültürlerin karşılaşıp kaynaştığını göstermektedir. Doğudan gelen sanatkârlar, örneğin İran’dan gelen Zeynel Bey Türbesi’nin mimarı, bir taş diyarı olan Hasankeyf’e, sırlı tuğla mimari geleneğini getirmiş, Timur’un başkenti Semerkant’ta benzerleri yapılan bir mimarlık ürünü sunmuştur. Böylece 15. yüzyılda Semerkant’tan İstanbul’a kadar uzanan coğrafyada, ortak beğeniler oluşmuştur. Bu ilişkileri kurmak ve anlamak, uygarlık tarihi bakımından büyük önem taşır. Hasankeyf’in ünlü köprüsünün yüzyıllarca onu görenleri hayretler içinde bıraktığını ve bu tasarımın etkisinin, 16. yüzyıl ortasında Mostar’da mimar Hayrettin tarafından gerçekleştirilen köprüde yeniden dirildiğini hatırlamak gerekiyor. Hasankeyf’in, dışarıdan gelen sanatçıların katkılarıyla ilgi çekici bir birikim kazandığı ve burayı gören/gezenlerin, dışarı götürdükleri anılarla uzak coğrafyalara ilham verdiği, bu bakımdan etkileyici bir merkez olma niteliğini kazandığı hissedilmektedir.

Devlet niye karar değiştirdi

Başbakanlık GAP İdaresi’nin 1998 Haziranı’ndaki sonuç bildirgesi de şöyle diyor: “Birinci derecede arkeolojik ve doğal SİT alanı olan, bütünselliğini koruyabilmiş tek ortaçağ örneği Hasankeyf, bu özellikleriyle ortaçağ Anadolu kültür sentezinin, başlangıç noktasını (ilk adımlarını) temsil eder. Bu nedenle Hasankeyf’in olduğu gibi korunması birincil bir hedeftir.” Bu resmi bir belgedir ve herhalde kapsamlı bir araştırmanın ürünüdür. O halde neden bu karardan vazgeçilmiş ve Hasankeyf”i sulara gömme kararı alınmıştır?

Dahası Başbakan Tayyip Erdoğan da karar değiştirdi. 21 Temmuz 2003’te Batman’da konuşan Başbakan “Buradan dört medeniyet geçti. Bu medeniyetleri sular altında bırakamayız. DSİ’nin de Hasankeyf’i kurtarma projesi var. Yakında açıklanacak. Amacımız, Hasankeyf’i dünya turizminin hizmetine sunmak.” O tarihte böyle konuşan Başbakan sonra ne oldu da görüş değiştirdi, bunu açıklamalıdır.

Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay’a çağrımızı yineleyerek şu sözlerle bitirelim yazımızı: “Kalelerin en uçarısı, kentlerin incisiydi. Onu Dicle’in baş edilmez sırrını çözenler kurdu. İran ve İç Asya, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürleri orada buluştu. Geceleri çamsakızı kokan beş bini aşkın mağara, saraylar, yeraltı yolları, görkemli kapılar, köprüler, camiler, bahçeler, hanlar ve çarşılarla süslendi. Hasankeyf geleceğe çıkmak isteyenlerin kentiydi. Şimdi o, 60 yıl ömür biçilen bir barajın tehdidi altında.”

Nabi Yağcı
Kaynak: Referans

2 Yorum
  1. kardesim eyer bu baraj olursa bıze ve bölgemize çok ıyı olur cunku yeni bir hayata başlamaış oluruz binlerce isci calisacak ve hsan keyfi bin kati turist kazanacagiz

    serkan celebi | 18 Aralık 2007

  2. Olsa olsa Narettin Hocanın oturduğu dalı kesmesi gibi birşey olur.Barajın ömrü bittiğininde tarih de kalmayacak.Ayrıca barajların turist kazandığı nerede görülmüştür.

    Naziye Ünal | 19 Aralık 2007


Yorum yazmak için


Editör: Lizzie Crook Pullu alüminyum kaplama ve çıkıntılı cam kutular, Frank Gehry’nin Fransa’nın güneyinde tamamlanmak üzere olan Luma Arles kulesinin etrafına sarılmıştır. Atelier Vincent Hecht’in yeni fotoğraflarında ortaya çıkan Arles kentindeki büküm kulesi, ilkbaharda açılmasından önce 56 metre yüksekliğe ulaştı.

Copyright © 2020 All Rights Reserved | Mimdap.org